
Tüketici Hukuku son yıllarda alışverişin ve mesafeli satış sözleşmesinin yaygınlaştığı durumlarda daha gelişerek hukuk sistemimiz içerisinde yerleşti. Tüketici Hukukunda esas olarak bu ilişkinin zayıf tarafı olan tüketicilerin hak ve menfaatlerinin korunması ve herhangi bir haksızlığa uğramamaları amaçlanmıştır. Özellikle satıcı tarafından tüketiciye ayıplı malın verilmesi aralarında sözleşme ilişkisine ters bir hukuki durum yaratır. Çünkü bir satış sözleşmesinde satıcı malı en iyi şekliyle ve haliyle alıcıya yani tüketiciye vermekle yükümlüyken tüketici de bedelini ödemekle yükümlüdür. Ancak satıcı ayıplı mal teslim ederek sözleşmeye aykırı davranırsa bu durumda tüketicinin seçimlik hakları mevcuttur.
Satıcı ve tüketicinin arasındaki hukuki ilişkilerin sınırı ve ölçüsü 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve maddelerinde detaylıca belirlenmiştir. Bu kanun kapsamında satıcı ve tüketici arasında yapılacak bazı sözleşmelerin hukuki statüleri belirlenmiştir. Aynı şekilde ayıplı mal tanımı ve devamındaki hükümler yine bu kanunun 8. maddesi ve devamında detaylıca açıklanmıştır.
Ayıplı malı kısaca ifade etmek gerekirse satıcının alıcıya teslim ile yüklendiği malın teslim sırasında tarafların belirlediği modele uygun olmaması yahut sahip olması gereken özellikleri taşımayan maldır. Tüketici ayıplı malı kabul etmek zorunda değildir. Çünkü o sözleşmede belirledikleri modele ve örneğe uygun kendisinden beklenen özellikleri yerine getirebilecek bir malı satın almak üzere bu satış ilişkisine girmiştir.
Tüketicinin Seçimlik Hakları
Bir satış ilişkisi içerisinde kendisine ayıplı mal teslim edilen tüketicinin, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında belirtilen seçimlik haklardan birini kullanabilmesi mümkündür.
Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda kanun tüketiciye dört tane seçimlik hak tanımıştır. Tüketici bu haklardan herhangi birisini seçebilir ve alıcı da bu seçilen hakka katlanmak ve tüketicinin talebini yerine getirmek zorundadır. Ancak tüketici bu seçimlik haklarını iyi niyet ve dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanmak zorundadır. Aksi halde Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere tüketicinin bu hakkı koruma kapsamında tutulmaz.
Tüketicinin ilk hakkı satılan ayıplı malı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönmedir. Bu durumda tüketici ayıplı malı satıcıya geri iade edecek ve karşılığında ödediği bedeli geri talep edecektir. Tüketici ayıplı malı o haliyle kullanmak zorunda değildir ve satıcı bu talebin gereklerini yerine getirmek zorundadır. Artık o maldan beklenen menfaate gerek kalmamışsa yahut herhangi bir sebebe gerek olmadan tüketici sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir.
Tüketicinin ikinci hakkı satılan malı geri vermeyip yalnızca ayıp oranında satıcıdan uygun bir indirim talep etmektir. Bu halde tüketici malı o haliyle kabul etmekte yalnızca ödediği bedelde ayıp oranında indirim istemektedir. Çünkü tüketici malı o ayıplı haliyle satın alma ilişkisine girmemişti.
Tüketiciye kanun tarafından tanınan üçüncü hak ise, ayıplı malın tamiri aşırı bir masraf gerektirmezse, onarım masrafları satıcıya ait olmak üzere ayıplı malda ücretsiz onarım talep etmektir. Bu durumda malı sözleşmede anlaştıkları gibi teslim alma hakkını kullanan tüketici malın ayıplı olmasından dolayı bir ekonomik zarara uğramayacaktır. Burada hakkaniyet ölçüsünde ortaya çıkacak ekonomik masraflara satıcı katlanmakla yükümlüdür.
Tüketiciye tanınan dördüncü ve son hak ise eğer malın üretilmiş başka modelleri de varsa imkân varsa satılan malın ayıpsız bir haliyle değiştirilmesini talep etmektir. Burada da tüketici sözleşmeye konu olmuş maldan vazgeçmemekte ve ayıpsız bir başka örneği ile değişimini talep etmektedir. Ancak bu seçeneğin gerçekleşebilmesi için o maldan dünya üzerinde birden fazla üretilmiş ve mala ulaşılabilir olması gerekmektedir. Örnek vermek gerekirse satış sözleşmesinin konusunu bir parça borcu oluşturuyor ve dünyada bir başka eşi benzeri bulunmuyorsa bu durumda satıcının bu seçimlik hakkı uygulaması imkânsız olacaktır.
Tüketici Hakları
Tüketiciler satış sözleşmesinin alıcı tarafında bulunan kişilerdir. Satış sözleşmesi yaptıkları satıcı ile bir hukuki ilişki içerisine girerler. Aralarındaki satış sözleşmesi yazılı olabileceği gibi sözlü olarak da kurulmuş olabilir. Ancak bu sözleşme tam iki tarafa da borç yükleyen sözleşme niteliğindedir. Çünkü bu sözleşme hem tüketiciye malın teslimini talep etme hakkı ve bedeli ödeme yükümlülüğü getirmiştir. Satıcıya ise malı ayıpsız olarak teslim etme borcu ve malın bedelini talep etme hakkı tanımıştır.
Satış sözleşmesi ile devamında yaşanabilecek uyuşmazlık durumlarında tüketici hakları gündeme gelebilir. Tüketicilerin ayıplı malın iadesi noktasında belli seçimlik tüketici hakları bulunmaktadır. Tüketiciler iyi niyet ve hakkaniyet noktasında tüketici haklarını kullanmalıdır. Satıcı kendi üzerinde düşen gerekleri yerine getirmediği takdirde ise tüketiciler bu durumda dava açma yoluna gidebilirler. Tüketici haklarının korunması kapsamında açacakları davalarda herhangi bir harç alınmaz. Tüketici haklarının korunması ve uyuşmazlıklarının çözülmesi kapsamında kanunen görevli mahkeme Tüketici Mahkemeleridir. Ancak tüketici mahkemelerine başvurabilmek için o yıl belirlenmiş bedelin üzerinde bir uyuşmazlık bedeli olmalıdır. Aksi halde her uyuşmazlık için tüketici mahkemesinde dava açılamayacaktır. Belirlenen bedelin altında kalan uyuşmazlıklar içinse Tüketici Hakem Heyetleri görev yapmaktadırlar.
Tüketici Hakem Heyetine Başvuru
Tüketici Hakem Heyetleri uyuşmazlığın tutarına göre Tüketici Mahkemelerinde görülmeyecek uyuşmazlıklara bakmakla görevlidir. Her ilde bulunan Tüketici Hakem Heyetlerine vatandaşlar şahsen giderek başvuruda bulunabilirler. Başvuru yapabilmek için uyuşmazlık konusunu içeren bir dilekçe yazılmış olmalıdır. Bu dilekçede ayıplı malın veya yaşanan diğer sorunlar dile getirilmelidir. Varsa dilekçenin ekine delil niteliği oluşturabilecek belgeler eklenmelidir.
Dilekçeye malın ne zaman satın alındığını özelliklerinin neler olduğunu ödediğiniz bedeli ayıplı malda ayıbın nerede olduğunu vs. anlatan açıklayıcı ve detaylı hükümler yazın. Ancak Tüketici Hakem Heyetine veya Tüketici Mahkemesine başvururken izlenecek olan yasal süreçle ilgili uzman bir avukattan yardım almanızda fayda vardır. Teknik olarak herhangi bir hak kaybına uğramamanız adına mutlaka Tüketici Hukuku alanında uzmanlaşmış bir avukatın hukuki desteğine başvurmalısınız.
Tüketici Hakem Heyetlerine online olarak e-devlet portalı üzerinden de başvuru yapabilmek mümkündür. Şehirde veya ilçede bulunan hakem heyetine gitmeyi tercih etmiyorsanız sorununuza ilişkin bilgileri e-devlet üzerinden heyete gönderebilirsiniz.
Tüketici Hakem Heyetlerinde uyuşmazlıkların görüşülme ve çözüme bağlanma süresi başvurudan itibaren 3 aydır. En geç 3 ay içerisinde uyuşmazlık ve talep karar bağlanır. Karar çıktıktan sonra ise taraflara 5 gün içerisinde bildirimi yapılır.
Tüketici mahkemelerinde tüketiciler tarafından dava açıldığı takdirde ise tüketiciler yargılama giderlerinden ve harçlardan muaf tutulurlar. Burada tüketicinin ekonomik olarak bir zorluk yaşamaması kanun tarafından amaçlanmıştır. Bu sebepten dolayı Tüketici Hakem Heyetlerinde bilirkişiler görevlendirilirse bu ücretler tüketici tarafından karşılanmaz. Bilirkişi ücretleri Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından karşılanmaktadır.
Tüketiciler olarak herhangi bir mağduriyete ve haksızlığa uğradığınızda haksızlığınızı kanun önünde mahkemelerde ve hakem heyetlerinde aramanız doğru olacaktır. Tüketici Hukukunda ilişkinin güçlü tarafı olan satıcının haksız kazanç elde etmemesi yahut ekonomik koşullar gereği tüketicilerden aşırı ölçüde yararlanmaması için gerekli her türlü hukuki mücadele verilmelidir. Tüketici Hukuku uyuşmazlıklarında verilen hukuki mücadelede uzman bir avukattan hukuki hizmet almak ise tüketicilerin hakkını doğru bir şekilde korumasına imkân tanıyacaktır.




