Marka Hukuku

SMK Kapsamında Sessiz Kalma Yoluyla Hak Kaybı

Yazar 10 Ocak 2023Ekim 3rd, 2023No Comments9 dakikalık okuma
SMK Kapsamında Sessiz Kalma Yoluyla Hak Kaybı

Marka hukukunda sessiz kalmak adından belli olduğu üzere hak kaybının hak sahibinin sessiz kalması nedeniyle meydana geldiği bir durumdur. Dürüstlük kuralı kapsamında, makul denilebilecek olan bir süreden çok daha fazla süreyle kullanılmayan bir hakkın tekrar kullanılmasının yürürlükteki hukuk tarafından korunmamasını ele alan sessiz kalma yoluyla hak kaybı marka hukukunda karşımıza çıkan bir durumdur. Bu tarzda bir hak kaybı, yani marka hukukunda sessiz kalmak yoluyla yaşanacak hukuki korumadan yoksun bırakılma hali bir takım özel şartların varlığı ile birlikte ortaya çıkabilmektedir. Sınai Mülkiyet Kanunu bu anlamda düzenleme yapmıştır ve sessiz kalma yoluyla yaşanacak hak kaybının şartlarını Türk Marka Hukuku alanına adapte etmiştir. Kanunla bu durumun pozitifleştirilmesindeki amaç iyiniyetli üçüncü kişilerin çok uzun süreden beri aynı şekilde devam eden bir durumun gelecekte de bu şekilde devam edeceğine olan inancının korunması amaçlanmıştır. Bir diğer amaç olarak ise hukuki işlem güvenliğini tesis etmek olmuştur. Marka hukukunda sessiz kalmak marka hakkı sahibi ve kullanıcı arasında menfaat dengesinin sağlanmasında önemli bi konudur.

Marka Hukukunda Sessiz Kalma Yoluyla Hak Kaybı

Marka hukukunda sessiz kalmak hakkında ayrıntılı açıklamalarımıza geçmeden önce Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında bu konuyu ele alan maddenin incelenmesi daha yerinde olacaktır. Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 25. maddesinin 6. fıkrasında düzenlenmiş olan marka hukukunda sessiz kalmak ve buna bağlı hak kaybı yeni bir düzenlemedir. Sınai Mülkiyet Kanunu 25. maddesi hükümsüzlük halleri ve hükümsüzlük talebi başlığını taşımaktadır. Hükümsüzlüğün hangi durumlarda ortaya çıkacağının açıkça belirtildiği maddenin 6. fıkrası marka hukukunda sessiz kalmak ile ilgili olup hangi hallerde marka kullanıcısının ve marka sahibinin hak çatışması olduğuna değinmektedir.

Marka hukukunda sessiz kalmak yoluyla hak kaybı aslen gerçek anlamda bir hak kaybı durumu olmamakla birlikte susma halinin kişiye bağladığı bir sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır. Madde hükmü uyarınca marka sahibinin bildiği ya da bilmesi gerektiği bir kullanım durumunu beş yıl boyunca marka kullanıcısına karşı ileri sürmemesi halinde markasının hükümsüzlüğünü ileri süremeyecek oluşu düzenlenmiştir. Durumun tek istisnası ileri tarihte yapılan marka tescilinin kötüniyetli olmasıdır. Kısacası kötüniyetli bir tescil halinde beş yıl boyunca sessiz kalmasına rağmen hükümsüzlük iddiasında bulunabilecek olan marka sahibi, iyiniyetli üçüncü kişiye karşı bu iddiada bulunamayacaktır.

Hukuk sistemimizde marka hukukunda sessiz kalmak yoluyla hak kaybı hali Sınai Mülkiyet Kanunu yürürlüğe girene dek ayrıca ve açıkça düzenlenen bir kural değildi. Bu düzenleme yapılana dek Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca bu durum Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi olan “dürüstlük kuralı” ile bağdaşmadığı ve hakkın kötüye kullanılmasının engellenmesi amacıyla korunmuştur. Sınai Mülkiyet Kanunu ile düzenlenen sessiz kalma yoluyla hak kaybı marka iptal ve hükümsüzlük davaları bakımından açıkça bir kural durumuna gelmiştir. Bu kural, markasının kullanıldığını bildiği halde beş yıl boyunca sessiz kalan marka sahibinin bu süreden sonra kullanıcının kötüniyetli olması hali istisna edilmek üzere markasının hükümsüzlüğünü ileri süremeyeceğini öngörmektedir. Bu beş yıllık sürenin aralıksız olması şarttır. 

Sessiz kalma yoluyla hak kaybı marka hukukuna ilişkin bir durumdur. Öğretide marka hukukunda sessiz kalmak marka haklarına ilişkin ihlal durumlarında uygulaması mümkün bir durum olmasına rağmen Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında bu durum markanın hükümsüzlüğüne ilişkin davalarla ilgili bir durumdur. Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca beş yıl olarak belirlenmiş olan sessiz kalma yoluyla hak kaybı durumunun ortaya çıkması hali doktrinde tartışmalı olup somut olayın niteliğine göre değişen bir süreye tabi tutulması gerekliliği kabul edilmektedir. Bu durumda her halde beş yıl kuralının uygulanmaması gerektiği, somut olayın niteliğine ve özelliklerine göre daha fazla ya da daha az bir sürede kullanılması mümkün kabul edilmiştir. Bir diğer görüşe göre ise bu beş yıllık sürenin azaltılamayacağı ancak daha fazla öngörülebileceği kabul görmüştür.

Sessiz Kalma Yoluyla Hak Kaybının Şartları

Marka hukukunda sessiz kalmak Sınai Mülkiyet Kanunu m. 25/6 uyarınca düzenlenmiş bir hukuki durumdur. Tescilli markalarda SMK uyarınca hukuki koruma süresi tescil başvurusundan itibaren 10 yıllık bir süreye tabi tutulmuştur. Bu hukuki korumaya tabi iken marka sahibi tescile dayanarak 10 yıl boyunca korunacaktır. Bu süreç içerisinde markaya yönelik yeni bir tescil başvurusu hükümsüzlük nedeniyle marka hakkı sahibine hak arama yetkisi vermektedir. Sınai Mülkiyet Kanunu bu hukuki koruma halinin devamını bazı şartların varlığı halinde sürdürmeye izin vermektedir. Ancak bazı durumlarda ise bu hukuki koruma sona ermektedir. Bunların başında ise sessiz kalma yoluyla hak kaybı gelmektedir.

Sessiz kalma yoluyla hak kaybı marka hukukunda sessiz kalmak sonucunda ortaya çıkan bir özel haldir. Bu durum marka sahibinin sessiz kalması nedeniyle uğradığı bir hak kaybıdır. Şöyle ki, markasının kullanılmasına müdahalede bulunmayan marka sahibinin belirli bir süre geçtikten sonra artık bu hakkı ileri sürebilmesi ve bu duruma dayanarak hükümsüzlük iddiasında bulunabilmesinin önüne geçilmiştir. Beş yıl süreyle susan bir marka sahibi, aynı duruma dayanarak beş yıldan sonra hükümsüzlük iddiasında bulunamamaktadır. Böylece hem marka kullanıcısının haklı beklentisi korunmuş olmakta hem de menfaat çatışması önlenmiş olmaktadır.

Sessiz kalma yoluyla hak kaybının gerçekleşmesi bakımından aranan ilk şart dava hakkının bulunmasıdır. Marka hakkı sahibinin dava açmada sahip olacağı menfaat SMK kapsamında sessiz kalma yoluyla hak kaybı halinin gerçekleşebilmesi için gerekli ve şarttır. Markanın hükümsüzlüğüne yol açan durumlar sınai Mülkiyet Kanunu’nun 5. ve 6. maddelerinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Maddelerde bahsi geçen durumların varlığına rağmen tescillenmiş olan markalar hükümsüzlük davası açılmak suretiyle hükümsüz hale getirilebilmektedir. Bu durumda tescillenen markanın eski sahibine menfaati bulunması haline dava hakkının var olduğu söylenebilecektir.

Aranan bir diğer şart ise sonraki markanın kullanılması halidir. Kullanılmayan markanın sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğraması da mümkün değildir. Dava konusu markanın işlevine ve kullanım amacına uygun olarak kullanılması yani bir diğer deyişle ciddi bir kullanım gerekli görülmüştür. Önceki kullanım sahibinin bu duruma beş yıl boyunca aralıksız olarak sessiz kalmış olması gerekmektedir.

Marka Hukukunda sessiz kalmak ve bu yolla hak kaybına uğramanın son şartı olarak ise kötü niyetin varlığıdır. Bu anlamda konuyu açmak gerekirse SMK kapsamında sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramak hakkın kötüye kullanılması yasağı ile bağdaşan bir niteliğe sahiptir. Yeni marka sahibi ya da marka kullanıcısı kötüniyetli olduğu durumda eski marka sahibinin hakkı korunmaya değer görülmüştür. Böyle bir durumda beş yıl sessiz kalınmasının herhangi bir avantajı ya da dezavantajı söz konusu olmayacaktır.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca sessiz kalma yolu ile hak kaybının hukuki niteliği itiraz olarak değerlendirilmektedir. İtiraz ise niteliği uyarınca def’i den farklı olarak hakimin kendiliğinden gözetmesi gereken bir durumdur. Ayrıca ve açıkça ileri sürülmesi gereken bir şey değildir. Taraf, ileri sürmese dahi hakimin resen göz önünde bulundurması gereken sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin durumun varlığı Yargıtay kararlarında da bu şekilde kabul edilmektedir.

AEY Legal

AEY Legal, faaliyet göstermekte olduğu Fikri Mülkiyet Hukuku, E-Ticaret ve Bilişim Hukuku, Veri Koruma ve Siber Güvenlik Hukuku, Ticaret ve Şirketler Hukuku, Sözleşmeler Hukuku, Freelancer Hukuku, Tüketici Hukuku, Start-up Hukuku, Reklam ve Medya Hukuku başta olmak üzere birçok hukuk dalında ulusal ve uluslararası düzeydeki uyuşmazlık ve ihtilaflarla ilgili olarak Hukuki Danışmanlık, Uyum Yönetimi & Regülasyon, Dava Takibi & Uyuşmazlık Çözümü hizmetlerini müvekkillerine sunmaktadır.

Scan the code