
Şikayet sitesinden şikayet kaldırma, Şikayetvar gibi platformlarda yayınlanan ve kişilik haklarını, ticari itibarı veya özel hayatın gizliliğini hukuka aykırı şekilde zedeleyen içeriklerin yayından çıkarılması ya da erişiminin engellenmesi sürecidir. Bu, platforma bildirim, ihtarname veya dava yoluyla yapılır. Süreç, 2024’ün Ekim ayında yürürlüğe giren bir Anayasa Mahkemesi kararıyla önemli ölçüde değişmiştir. Şikayetvar’da şikayet sildirme amacıyla hukuki yollara başvurmak isteyenlerin uzman bilişim avukatı desteği alması tavsiye edilmektedir.
Bu değişiklikle beraber, Şikayetvar şikayet kaldırmak için yasal yollara başvurmak isteyen markaların ve şirketlerin, 5651 sayılı Kanun haricinde kalan genel mahkemelerde dava açma, şikayette bulunma veya yasal yollara başvuru yapılmasından önce ihtarname gönderilmesi işlemlerini öncelemesi gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca; 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesinin (kişilik hakkı ihlali nedeniyle Sulh Ceza Hakimliğine doğrudan başvuru ve 24 saat içinde erişim engeli/içerik kaldırma mekanizması) (1) ve (3) numaralı fıkraları dahil tamamı, ifade ve basın özgürlüğüne yeterli usuli güvence içermeyen ölçüsüz bir müdahale oluşturduğu gerekçesiyle iptal edildi.
İptal, Resmî Gazete yayımından 9 ay sonra (10.10.2024) yürürlüğe girdi; bu süre içinde yasa koyucu yeni düzenleme yapmadı. Mahkeme, “önce kaldır, itiraz sonra” mantığıyla çalışan hızlı yolu, savunma hakkını yeterince korumadığı için iptal etti.
Meclis tarafından yeni bir düzenleme yapılmadığı için bu madde artık yürürlükte değildir. Bu maddenin yürürlükte kalkması, Şikayetvar şikayet kaldırma başvuruları başta olmak üzere şikayet sitesinden şikayet kaldırma süreçlerini doğrudan etkilemiştir. Artık 5651 sayılı Kanun m.9 yerine alternatif hukuki yollara başvurulmaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki “özel hayatın gizliliğini ihlal” sebebiyle 5651 sayılı Kanun m.9/A hala yürürlüktedir. Şartların oluşması halinde yürürlükte olan kanun maddesi uyarınca önce BTK ardından mahkemeye başvurular yapılabilmektedir.
Anayasa Mahkemesi, E. 2020/76, K. 2023/172, T. 11.10.2023, R.G. 10.01.2024-32425: “…kurallar ifade ve basın özgürlüklerine ağır bir müdahale teşkil etmektedir. […] kurallar, kamusal makamların takdir yetkisini daraltarak keyfî davranışların önüne geçebilmek için yargılama hukukunun usule ilişkin güvencelerinin yanında demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve orantılı karar verilmesini sağlayacak güvenceleri de barındırmamaktadır.”
Şikayet Sitelerindeki Şikayetlerin Hukuki Durumu
Şikâyetvar benzeri şikâyet platformları, tüketicilerin satın aldıkları mal veya hizmetlere ilişkin memnuniyetsizliklerini kamuya açık biçimde dile getirebildikleri mecralardır. Bu platformlarda yayımlanan şikâyetler, şikâyetin muhatabı olan tarafların, özellikle iktisadi teşebbüslerin, ticari işletmelerin ve şirketlerin ticari faaliyetleri ile itibarı üzerinde önemli etkiler doğurabilmektedir.
Bu nedenle, bir mal veya hizmet alımından kaynaklanan memnuniyetsizliğin şikâyet yoluyla kamuya açık şekilde ifade edilmesi, hizmet sağlayıcı ile tüketici arasında ciddi uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.
Şikâyetin muhatabı olan şirketler, ticari itibarlarının ve müşteri ilişkilerinin olumsuz etkilenmesini önlemek amacıyla söz konusu şikâyetlerin mümkün olan en kısa sürede çözüme kavuşturulmasını ve kaldırılmasını hedeflerken; tüketiciler ise yaşadıkları mağduriyeti dile getirerek haklarını aramayı ve taleplerinin karşılanmasını amaçlamaktadır. Nitekim tüketiciler, çoğu durumda şikâyetlerini yalnızca memnuniyetsizliklerini ifade etmek amacıyla değil, yaşadıkları mağduriyetin giderilmesini sağlamak ve bu suretle şikâyetin kaldırılmasına imkân verecek bir çözüme ulaşmak amacıyla kaleme almaktadır.
Genel olarak değerlendirildiğinde, şikâyet platformlarının tüketicilere mal veya hizmetlere ilişkin memnuniyetsizliklerini kamuya açık biçimde dile getirme imkânı sağlaması, tüketicilerin hak arama özgürlüğü bakımından önemli ve lehe bir işlev görmektedir. Bununla birlikte, söz konusu platformlar tüketiciler açısından etkili bir başvuru ve ifade aracı teşkil etse de yayımlanan şikâyetlerin içeriği, niteliği, kullanılan ifadeler ve somut olayın özellikleri; şikâyette bulunan kişilerin hukuki sorumluluğunun doğmasına ve kimi hâllerde ceza hukuku bakımından yaptırımlarla karşı karşıya kalmalarına neden olabilmektedir.
Her şikâyet, doğası gereği, şikâyetin muhatabı olan işletme, hizmet sağlayıcı, satıcı, şirket veya marka bakımından olumsuz birtakım sonuçlar doğurma potansiyeline sahiptir. Tüketicinin hak ve menfaatlerinin korunmasına hizmet eden bir şikâyet, diğer taraftan ilgili işletmenin ticari itibarı, marka değeri veya müşteri ilişkileri üzerinde olumsuz etkiler meydana getirebilir. Bu yönüyle, taraflardan birinin menfaatine hizmet ederken diğer tarafın hukuken korunan menfaatlerini etkileyebilen pek çok uyuşmazlıkta olduğu gibi, Şikâyetvar ve benzeri platformlarda yayımlanan şikâyetler de çeşitli hukuki ihtilaflara gebe olabilmektedir.
Yargı uygulamasında da bu tür uyuşmazlıklara ilişkin çok sayıda karara rastlanmaktadır. Şikâyetvarda şikayet kaldırma veya içerik kaldırma amacıyla yargısal yollara başvurulan uyuşmazlıklarda, çoğunlukla şikâyetin muhatabı olan marka, şirket veya ticari işletmeler talepte bulunan ya da davacı tarafı oluştururken; şikâyeti kaleme alan kişiler ise genellikle tüketici veya hizmet alıcısı sıfatıyla karşı tarafta yer almaktadır. Bu uyuşmazlıkların temelinde ise çoğu zaman bir tarafta tüketicinin ifade ve hak arama özgürlüğü, diğer tarafta ise işletmenin ticari itibarı, kişilik hakları ve ekonomik menfaatlerinin korunması arasındaki dengenin nasıl kurulacağı meselesi bulunmaktadır.
Tüketicinin Şikayet Hakkının Sınırı Nedir?
Tüketicinin şikayet hakkının sınırı, Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün başkasının kişilik haklarına, ticari itibarına veya özel hayatının gizliliğine zarar vermeyecek şekilde kullanılmasıdır. Şikayet siteleri, tüketicilerin satın aldığı mal veya hizmete ilişkin deneyimlerini paylaştığı platformlardır ve bu paylaşım anayasal bir haktır. Ancak karşı tarafın da hukuken korunan bir itibarı vardır; şikayet gerçek dışıysa veya hakaret, iftira ya da kötüleme, karalama boyutuna ulaşıyorsa artık ifade özgürlüğü kapsamında sayılmaz.
Anayasa m. 26: “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.”
Tüketici, mağduriyetini bu şikayet siteleri üzerinden ifade özgürlüğünü kullanarak paylaşabilir. Bunun önünde hukuki engel yoktur ancak elbette ki birtakım sınırlamalara tabidir. Aynı zamanda tüketicinin karşısında yer alan satıcı da hukuken koruma görmektedir. Tüketicinin karşısında hakları vardır. İtibarını gerçek dışı beyanlarla zedeleme gibi durumlarla karşı karşıya kaldığında başvurabileceği hukuki yollar bulunmaktadır.
Tüm bireyler, ifade özgürlüğü ile eleştiri ve şikâyet hakkına sahip olup yaşadıkları uyuşmazlıkları, memnuniyetsizlikleri veya hukuka aykırı olduğunu düşündükleri durumları ilgili kişi, kurum ve mercilere bildirebilirler. Nitekim Anayasa’nın 26. maddesi ile güvence altına alınan düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü uyarınca herkes, düşünce ve kanaatlerini serbestçe açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hak, bireylerin düşüncelerini söz, yazı, resim, elektronik iletişim araçları veya sair yöntemlerle dış dünyaya aktarmalarına imkân tanıyan anayasal bir güvencedir.
Bununla birlikte, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü mutlak ve sınırsız bir hak niteliğinde değildir. İfade ve eleştiri hakkının kullanılması sırasında başkalarının kişilik hakları, şeref ve itibarı ile hukuken korunan diğer hak ve menfaatlerinin de gözetilmesi gerekmektedir. Bu nedenle şikâyette bulunurken kullanılan ifadelerin içeriği, amacı, ifade ediliş biçimi ve somut olayın koşulları önem taşımaktadır. İfade özgürlüğünün hukuken kabul edilen sınırlarının aşılması hâlinde, şikâyet kapsamında ileri sürülen düşünce, kanaat veya beyanlar hukuk düzeninin sağladığı korumadan yararlanamayabilecek ve somut olayın özelliklerine göre hukuki veya cezai sorumluluğun doğmasına neden olabilecektir.
Şikayetvar’daki Hangi Yorumlar Hukuka Aykırı Sayılır?
Bir yorumun ve/veya şikayetin hukuka aykırı sayılması için gerçek dışı bir isnat içermesi, hakaret boyutuna ulaşması, haksız veya gerçeğe aykırı yorum niteliğini taşıması, haksız rekabet veya marka ihlali teşkil etmesi, özel hayatın gizliliğini ihlal etmesi ya da güncelliğini yitirmiş olmasına rağmen erişilebilir kalması gerekir. En sık karşılaşılan hukuka aykırılık türlerini ve dayanaklarını aşağıdaki tabloda gösterebiliriz:
| Hukuka aykırılık türü | Somut örnek | Yasal dayanak |
|---|---|---|
| Kişilik hakkı ihlali | Gerçek dışı isnat, aşağılayıcı ifade | TMK m.24-25 |
| Hakaret | Onur ve saygınlığı hedef alan sövme | TCK m.125 |
| Özel hayatın gizliliği ihlali | Rıza dışı özel bilgi/görüntü paylaşımı | 5651 sayılı Kanun m.9/A |
| Ticari itibara saldırı / kötüleme | Marka adı kullanılarak asılsız, kötüleyici iddia | TTK m.54-56 (haksız rekabet) |
| Marka adının/logosunun kullanımı | Genellikle tecavüz SAYILMAZ – markasal kullanım yok | SMK m.7 ve m.29 |
| Unutulma hakkı ihlali | Sonuçlanmış, güncelliğini yitirmiş bir olaya süresiz erişim | Yargıtay HGK, E.2014/4-56, K.2015/1679 |
Yargıtay 19. Ceza Dairesi, bir kararında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun unutulma hakkına ilişkin tanımını şöyle aktarmıştır:
Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2019/30287, K. 2020/13553, T. 02.11.2020: “Unutulma hakkı; üstün bir kamu yararı olmadığı sürece, dijital hafızada yer alan geçmişte yaşanılan olumsuz olayların bir süre sonra unutulmasını, başkalarının bilmesini istemediği kişisel verilerin silinmesini ve yayılmasının önlemesini isteme hakkı olarak ifade edilebilir.”
Kısacası mahkeme, bir şikayetin yayınlandığı tarihte hukuka uygun olmasının, aradan uzun süre geçip güncelliğini yitirmesinden sonra da süresiz erişilebilir kalmasını haklı kılmayacağını söylemektedir.
Bir markaya ait adın veya logonun Şikâyetvar gibi şikâyet platformlarında marka sahibinin izni olmaksızın kullanılması, tek başına marka hakkına tecavüz teşkil etmez. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında marka hakkına tecavüzden söz edilebilmesi için, kural olarak işaretin ticari faaliyet kapsamında ve markasal nitelikte kullanılması gerekir. Başka bir ifadeyle, söz konusu kullanımın mal veya hizmetlerin kaynağını göstermeye, bunları diğer teşebbüslere ait mal veya hizmetlerden ayırt etmeye yahut ticari süreç içerisinde marka fonksiyonlarından yararlanmaya yönelik olması aranır.
Bu nedenle, bir tüketicinin şikâyetinin hangi marka veya şirkete ilişkin olduğunu açıklamak amacıyla marka adını belirtmesi ya da markaya ait görsele yer vermesi, her somut olay bakımından doğrudan marka hakkına tecavüz olarak değerlendirilemez. Böyle bir kullanımda belirleyici olan; markanın ticari amaçla kullanılıp kullanılmadığı, kullanımın tüketiciler nezdinde mal veya hizmetlerin kaynağı konusunda bir bağlantı veya karışıklık ihtimali yaratıp yaratmadığı ve markanın ayırt edici işlevinden ticari anlamda yararlanılıp yararlanılmadığıdır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/2560, K. 2023/6460, T. 06.11.2023: “…6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7 ve 29 uncu maddeleri kapsamında marka hakkına tecavüz fiilinden söz edebilmek için dava konusu kullanımın ticari süreçte ve markasal kullanım niteliğinde olması gerektiği, markasal kullanımın, ayırt edici fonksiyona sahip bir işaretin, işareti taşıyan mal ve/veya hizmetleri piyasada benzer nitelikteki diğer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlayacak şekilde kullanım olduğu…”
Söz konusu Yargıtay kararında her ne kadar Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamındaki talepler reddedilmiş olsa da “davacı şirkete yönelik şikayet ve eleştirilere karşı davacı şirkete savunma yapabilmesi için ücret karşılığı kurumsal üyelik teklif edilmesi ve kurumsal üye olan firmalara üye olmayan firmalardan avantajlı imkanlar sunulmasının 6102 sayılı Kanun’un 54 ve 55 inci maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil edeceği, Mahkemece davalının www…..com adlı internet sitesinde davacıya ait “…” ait markanın kullanımının durdurulmasına ilişkin kararının haksız rekabete teşmil ettirilmiş olduğu gerekçesiyle” şeklinde belirtilmek suretiyle özellikle şirketlerin ücret karşılığı şikayetlere cevap vermesine ilişkin olarak durum değerlendirilerek haksız rekabet koşullarının oluştuğuna ilişkin hüküm vermiştir.
Söz konusu karar doğrudan tüketiciye yönelik açılan bir davadan ziyade; Şikayetvar şikayet kaldırma talebi için hakkında şikayet yazılan bir şirketin doğrudan şikayet sitesine yönelik açtığı bir davadır.
Kısacası mahkeme, bir markayı yalnızca “bu şikayet hangi firmayla ilgili” diye tanımlamak için kullanmanın, o markayı piyasada ürün/hizmet ayırt etmek için kullanmakla aynı şey olmadığını söylüyor. Bu yüzden SMK’ya dayalı marka tecavüzü iddiaları Şikayetvar davalarında neredeyse hiç kabul görmüyor; aynı olay, üye/üye olmayan ayrımı üzerinden TTK m.54-55 kapsamında haksız rekabet olarak kabul edilebiliyor.
Şikayet Sitesi (Yer Sağlayıcı) Ne Zaman Sorumlu Tutulur?
Şikâyetvar ve benzeri çevrim içi şikâyet platformları, sundukları hizmetin niteliğine ve somut olayın özelliklerine göre 5651 sayılı Kanun kapsamında çoğunlukla “yer sağlayıcı“ sıfatıyla değerlendirilmektedir. Yer sağlayıcılar, kural olarak kullanıcılar tarafından oluşturularak platformda yayımlanan içerikleri önceden denetlemek veya bu içeriklerin hukuka uygunluğunu kendiliğinden araştırmakla yükümlü değildir.
Bununla birlikte, hukuka aykırı olduğu ileri sürülen bir içerikten usulüne uygun şekilde haberdar edilmeleri hâlinde, 5651 sayılı Kanun’da öngörülen yükümlülükler çerçevesinde hareket etmeleri gerekebilir. Dolayısıyla bu platformların hukuki sorumluluğu, içeriğin niteliği kadar hukuka aykırılıktan ne şekilde haberdar olduklarına ve sonrasında yerine getirmeleri gereken yükümlülüklere uygun davranıp davranmadıklarına göre değerlendirilir.
5651 sayılı Kanun’da yer sağlayıcıların sorumluluğu ve yükümlülükleri bu kapsamda şu şekilde düzenlenmiştir:
5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Kanunu, madde 5/1-2:“Yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir. Yer sağlayıcı, yer sağladığı hukuka aykırı içeriği bu Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddelerine göre haberdar edilmesi hâlinde yayından çıkarmakla yükümlüdür.”
Kısacası kanun, “önce uyar, kaldırmazsa sorumlu tut” ilkesini benimsemiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu ilkeyi yerleşik kararlarında “uyar kaldır” olarak adlandırır. Bu, her şikayetin otomatik olarak kaldırılacağı anlamına gelmez; aşağıdaki iki Yargıtay kararı bunu somut olarak gösterir.
Yargıtay, Şikayetvar Davalarında Nasıl Karar Veriyor? İki Farklı Sonuç
Her şikayet otomatik olarak haksız rekabet veya hukuka aykırılık oluşturmaz; sonuç, şikayetin içeriğine ve platformun davranışına göre değişir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin iki kararı bu ayrımı net gösterir.
Sıradan tüketici şikayeti ve şikayetin bir saldırı içermeksizin -bu kısmın altını özellikle çiziyoruz, keza eğer saldırı içerse veya hukuk aykırılık olsa aksi yönde karar çıkabilecektir- haksız rekabet oluşturmaması:
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/1013, K. 2023/4109, T. 04.07.2023: “…şikayet, eleştiri ve ifade özgürlüğü hakkının Anayasal bir hak olduğu, Türk Medeni Kanunu ile korunan kişilik hakkına saldırı olmaksızın, bu hakkın kullanılmasının engellenemeyeceği dikkate alındığında, davalı tarafça ‘www.şikayetvar.com’ sitesinde tüketicilerce bildirilen muhtelif şikayetlerin yayınlanmasının haksız rekabet olarak nitelendirilmesinin mümkün bulunmadığı…”
Kötüleyici içerik ve eşitsiz muamele ise haksız rekabet oluşturmaktadır:
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/7451, K. 2024/3328, T. 29.04.2024: “…üye olan işletmeler hakkındaki şikayetlerin doğrudan yayımlanması suretiyle, müşteriler nezdinde hemen o anda olumsuz kanaatin oluşmasına neden olunduğu halde, üye iş yerleri için şikayete cevap verme zamanı konusunda bir eşitsizliğin yaratıldığı […] bu durumun da TTK’nın 54 üncü maddesi uyarınca […] haksız rekabet teşkil edeceği…
İşbu karar da tüketiciye karşı değil; şikayet edilen tarafın doğrudan yer sağlayıcı platform olarak Şikayetvar internet sitesine açtığı bir davaya ilişkin olup özellikle SMK kapsamından ziyade TTK kapsamında haksız rekabete “davalı eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin önlenmesine, www.sikayetvar.com adlı internet sitesinde davacıya ait “…” ait markanın kullanımının durdurulmasına, davacı tarafın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle beraber davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine” şeklinde belirterek vurgu yapılmıştır
Mahkeme, bu davada şikayetin içeriğinden çok, platformun ücretli üyelere ayrıcalık tanıyıp üye olmayan firmaları dezavantajlı konuma düşürmesini haksız rekabet olarak değerlendirmiş ve manevi tazminata hükmetmiştir.
Bir şikayetin kaldırılıp kaldırılamayacağı, içeriğin gerçekliğine, üslubuna ve platformun somut davranışına bağlıdır; genel bir kural bulunmamaktadır. Somut olayın şartlarına göre değerlendirme yapılmakta ve sayılan kanun maddelerine aykırılık teşkil etmesi halinde şikayet sitesinden şikayetin kaldırılması için başvuru yapılmaktadır.
Şikayetvar’ın Ücretli Üyelik Sistemi Neden Sürekli Dava Konusu Oluyor?
Şikayetvar’ın kurumsal/ücretli üyelik sistemi, 2020’den 2026’ya kadar aynı iddiayla tekrar tekrar Yargıtay’a taşınan yerleşik bir dava konusudur. İddia hep aynı: üye olmayan firmalar, üye firmalara tanınan “şikayet yayınlanmadan önce haberdar olma” ayrıcalığından mahrum bırakılıyor. Sonuç, davadan davaya iddianın ispatlanıp ispatlanamamasına göre değişiyor.
| Tarih | Karar | Sonuç |
|---|---|---|
| 02.03.2020 | Yargıtay 11. HD, E. 2019/3986, K. 2020/2200 | Üye firmalara tanınan öncelik hakkı HAKSIZ REKABET SAYILMIŞTIR. |
| 29.04.2024 | Yargıtay 11. HD, E. 2022/7451, K. 2024/3328 | Eşitsiz muamele HAKSIZ REKABET SAYILMIŞTIR. Manevi tazminata hükmedilmiştir. |
| 01.07.2024 | Yargıtay 11. HD, E. 2023/1143, K. 2024/5415 | Öncelik hakkı verilmesi HAKSIZ REKABET SAYILMIŞTIR. |
| 05.03.2025 | Yargıtay 11. HD, E. 2024/3145, K. 2025/1543 | Üye olan ve olmayan firmalar arasında eşitsizlik HAKSIZ REKABET SAYILMIŞYIR. |
| 13.01.2026 | Yargıtay 11. HD, E. 2025/3577, K. 2026/92 | İddia bu karar özelinde ispatlanamamış ve dava reddedilmiştir. |
Şikayet sitelerine karşı kazanılan davalarda mahkemenin dayandığı gerekçe şu şekilde belirtilmiştir:
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1143, K. 2024/5415, T. 01.07.2024: “…davalının kendi sitesine üye olanlar yararına haksız rekabet ortamı oluşturduğu ve diğer şirketleri üye olmaya zorladığı […] davalının yer sağlayıcısı olduğu savunmasına yaptığı yorum içeriklerinin değil üye olmayan şirketlere yaptığı farklı uygulamanın haksız rekabet eylemi olması nedeniyle itibar edilmediği…”
En güncel tarihli bir kararda ise aynı iddia, ücret istendiğinin kanıtlamaması sebebiyle reddedilmiştir:
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/3577, K. 2026/92, T. 13.01.2026: “…dava dosyasında davacının cevap hakkının kullandırılmadığının ve davacıdan bunun için bir ücret talep edildiğinin somut bir delille ispatlanamadığı, davalının yer sağlayıcı konumunda olması nedeniyle dava konusu taleplerden sorumluluğunun bulunmadığı…”
Özetle mahkeme, üye/üye olmayan ayrımının varlığını değil, bu ayrımın somut delille ispatlanıp ispatlanamadığını esas alıyor. Sadece “ücret istediler” demek yetmiyor; ücret talebini gösteren yazışma, ekran görüntüsü veya tanık beyanı gerekiyor.
Şikayetvar’dan İçerik Kaldırma İçin Hangi Yola Başvurulmalı? (2024’te Değişen Durum)
İşbu yazıda bahsetmiş olduğumuz Anayasa Mahkemesi kararı gereği, bugün itibarıyla, itibarı zedeleyen bir şikayet için doğrudan Sulh Ceza Hakimliğine başvurup hızlı erişim engeli almak artık mümkün değildir.
Bunun yerine genel mahkemelerde (Asliye Hukuk/Ticaret Mahkemeleri) ve/veya şartların oluşması halinde Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri nezdinde dava açmak ve ihtiyati tedbir istemek gerekmektedir.
Yalnızca özel hayatın gizliliği ihlal edildiyse Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ve sulh ceza hakimi yolu hâlâ açıktır. (5651 sayılı Kanun m.9/A uyarınca)
| Dönem | Başvuru yolu | Bugünkü durum |
|---|---|---|
| 2014 – 10.10.2024 | 5651 m.9: doğrudan Sulh Ceza Hakimliğine başvuru, 24 saat içinde duruşmasız karar | Yürürlükte değil (iptal edildi) |
| 10.10.2024 sonrası | Genel mahkemelerde (Asliye Hukuk/Ticaret Mahkemeleri) ve/veya şartların oluşması hâlinde Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde dava + HMK m.389 vd. ihtiyati tedbir talebi | Yürürlükte |
| Değişmedi (her zaman) | Özel hayatın gizliliği ihlali varsa 5651 m.9/A: BTK’ya doğrudan başvuru, sulh ceza hakiminin 48 saat içinde onayı | Yürürlükte |
| Değişmedi (her zaman) | Platforma/yer sağlayıcıya doğrudan bildirim (5651 m.5/2) | Yürürlükte |
Şikayet sitesinden şikayet kaldırmak için bu alanda uzman bilişim avukatı ile çalışılmalıdır. Keza şikayeti kaldırmak için tek bir yöntem bulunmamaktadır. Bazı durumlarda husumet şikayet sitesine yöneltilirken; somut şartlar ve şikayetin içeriğine göre husumet tüketiciye karşı yöneltilebilmekte ve dava açılabilmektedir. Dava açılmadan önce delil tespiti yapılması ve/veya ihtarname yoluna başvurulması gibi hukuki süreçler de bulunmaktadır.
Bu tabloda görülen ayrım önemlidir. Çoğu şikayetvar yorumu “özel hayatın gizliliği” değil, haksız rekabet, marka ihlali ve/veya itibar ihlali niteliğinde olabilmektedir. Dolayısıyla bugün özel hayatın gizliliğini ihlal kapsamı dışında kalan bir şikayet için m.9/A’nın hızlı BTK yolu değil, genel mahkemelerde (Asliye Hukuk/Ticaret) veya şartlara göre FSHHM’de açılacak dava işletilir.
Firma, Şikayeti Yazan Kişiye Karşı Dava Açarak Ne Kazanabilir?
Bir firma, yalnızca Şikayetvar’a karşı değil, şikayeti bizzat yazan kişiye karşı da dava açabilir; talep edilebilecekler haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, içeriğin yayından kaldırılması ve tazminattır. Mahkemeler, ticaret unvanının dürüstlük kuralına aykırı biçimde kullanıldığı ispatlandığında firma lehine karar veriyor. Ancak maddi tazminat için zararın somut delille ispatı ayrı bir şart.
Bir firmanın, unvanını haksız kullanan ve sikayetvar.com‘da kendisi hakkında “dolandırıcı” ithamı içeren şikayetler yayınlanmasına neden olan kişiye karşı açtığı davada mahkeme, söz konusu şikayetin haksız rekabet teşkil ettiğine karar vermiştir:
İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/654, K. 2022/691, T. 23.11.2022: “Davacı tarafça açılan davanın KISMEN KABULÜ ile; Davalının Haksız rekabette bulunduğunun tespitine, haksız rekabet fiillerinin önlenmesine ve giderilmesine, haksız yayınlanan şikayetlerin yayından kaldırılmasına;
Mahkemenin bu kararı ile anlaşılmaktadır ki bir firmanın unvanının dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanılması tespit ediliyorsa, ilgili şikayetin yayından kaldırılmasına karar verilebilmektedir.
| Kime karşı dava açılabilir? | Talep edilebilecekler | Örnek sonuç |
|---|---|---|
| Şikayeti yazan kişi | Haksız rekabetin tespiti, men’i, içeriğin kaldırılması, şartları varsa maddi/manevi tazminat | İstanbul 20. ATM E. 2021/654, K. 2022/691, T. 2311.2022: ŞİKAYETİN YAYINDAN KALDIRILMASINA KARAR VERİLMİŞTİR. |
| Platform (Şikayetvar) | Eşitsiz muamele ispatlanırsa haksız rekabet + manevi tazminat | Yargıtay 11. HD E. 2022/7451, K. T. 2024/3328 : Manevi tazminat kabul edilmiştir. [Her ne kadar marka hakkına tecavüz olmadığı belirtilse de, platformun haksız rekabet oluşturan mevcut işleyişi (ücretli/ücretsiz üye ayrımı) nedeniyle, haksız rekabetin önlenmesi tedbiri olarak davacı firmanın (kararda adı geçen Swatch markasının) ilgili internet sitesindeki kullanımının durdurulmasına karar verilmiştir.] |
Şikayetinizi Kaldırmak İçin Hangi Adımları İzlemelisiniz?
Bir şikayeti kaldırtmak için izlenecek yol, önce platforma bildirimle ve/veya tespit edilecek ihlal teşkil eden şikayet sahibi muhataba ihtarname gönderilmesiyle başlar ve sonuç alınamazsa dava yoluna geçilir.
- Delil tespiti: İçeriğin URL’sini ve ekran görüntüsünü zaman damgasıyla saklanması gerekmektedir. TNB E-Tespit işlemleri bu noktada önem arz etmektedir.
- Platforma bildirim: Şikayet sitesin ve/veya Şikayetvar’a içeriğin hukuka aykırılığını somut gerekçeyle bildirilebilir (5651 m.5/2 gereği platform bu bildirimden sonra sorumlu hale gelebilir).
- İhtarname: Sonuç alınamazsa hem platforma hem varsa şikayeti yazan kişiye noter ihtarnamesi gönderilebilir. (Dikkat! İhtarnamenin içeriği oldukça önem arz etmekte olup tüm süreçler için mutlaka şikayetvar şikayet kaldırma ve/veya şikayet sitelerinden içerik kaldırma konularında uzman bir bilişim avukatı aracılığıyla işlemlerin yapılması tavsiye edilmektedir.)
- Dava: İhtiyati tedbir talepli dava açılması şartların oluşması halinde mümkündür.
- Savcılık şikayeti: İçerik Türk Ceza Kanunu ve/veya Sınai Mülkiyet Kanunu ve/veya Türk Ticaret Kanunu ve mer’i mevzuat uyarınca suç teşkil ediyorsa, savcılık şikayet yoluna da başvurulabilmektedir.
Bilişim Avukatından Ne Zaman Destek Almalısınız?
Bilişim avukatı, internet ortamında işlenen hukuka aykırı fiiller ile bilişim sistemlerinin taraf olduğu uyuşmazlıklarda çalışır. İçerik sağlayıcı ve yer sağlayıcı sorumluluğu, marka ve itibar ihlalleri, ihtarname süreçleri ve erişim engeli taleplerinde uygulama deneyimine sahiptir. Şikayetvar veya benzeri bir platformdaki içerik ticari itibarınızı zedeliyorsa ya da platform bildiriminize rağmen kaldırma yapmıyorsa, doğru yolu (Asliye Hukuk/Ticaret Mahkemesi veya FSHHM’de dava, BTK başvurusu, ceza şikayeti veya uyuşmazlığın niteliğine göre somut çözümler) seçmek somut olaya bağlı teknik bir değerlendirme gerektirir.
Firma olarak platforma değil doğrudan şikayeti yazan kişiye karşı dava açmayı düşünüyorsanız, dava öncesi yollara başvurulması ve alternatif çözümler üretilmesi de önerilebilmektedir. Dava açılmadan önce ciddi bir hazırlık yapılması gerekmektedir.
Şikayetvar şikayetleri yayınlamadan önce onaylıyor mu?
Yargıtay kararlarına göre platform, üyelik ve içerik girişinde teknik bir doğrulama (SMS onayı) uyguluyor ancak şikayetin doğruluğunu araştırma yükümlülüğü taşımıyor. Bu nedenle hukuken “yer sağlayıcı” konumunda değerlendiriliyor.
Sulh Ceza Hakimliğine artık başvuramıyor muyum?
İtibar veya şeref ihlali iddiasıyla artık doğrudan başvuramazsınız; bu yol 10 Ekim 2024’te yürürlükten kalktı. Özel hayatın gizliliği ihlal edildiyse BTK üzerinden sulh ceza hakimine başvuru hâlâ mümkündür.
Asılsız bir şikayet nedeniyle şikayeti yazan kişiden tazminat alabilir miyim?
İddianın gerçek dışı olduğununun ispatlanması halinde çeşitli hukuki dayanaklarla maddi ve manevi tazminat talep edilebilmektedir.
Şikayetteki yorum hakaret içeriyorsa ne yapmalıyım?
Hakaret unsuru varsa TCK m. 125 kapsamında suç duyurusunda bulunulması ve şartları varsa tazminat davası açılması da mümkün olabilmektedir.
İhtarname göndermek zorunlu mu?
Zorunlu değildir ama platformu ve şikayeti yazan kişiyi resmî olarak haberdar ettiğinizi ispatlamanız açısından güçlü bir delildir; dava öncesi tercih edilir. Bununla birlikte dava yoluna gitmeden uyuşmazlığın çözülmesini sağlayabilmektedir.
Şikayetvar’a karşı açılan davada kazanma ihtimalim nedir?
Yargıtay kararları, sonucun şikayetin içeriğine ve platformun somut davranışına göre değiştiğini göstermektedir. Gerçek dışı bir iddia veya platformun eşitsiz muamelesi ispatlanabiliyorsa avantajlı bir pozisyon elde edilmektedir.
Firma olarak şikayeti yazan kişiye dava açabilir miyim?
Evet, platforma değil doğrudan şikayeti yazan kişiye karşı, somut şartların oluşması kaydıyla, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, içeriğin kaldırılması ve tazminat talebiyle dava açılabilir.



