Bilişim Hukukuİnternet Hukuku

Yer Sağlayıcı Nedir? Yükümlülükleri ve Sorumluluğu

Yazar Yayın: 26 Temmuz 2022Güncelleme: 6 Eylül 2026No Comments12 dakikalık okuma
yer sağlayıcı nedir - yükümlülükleri nedir

Yer sağlayıcı, internet ortamındaki hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten gerçek ya da tüzel kişidir. Hosting şirketleri tipik örnektir; pazar yerleri, forumlar ve sosyal ağlar da işlevlerine göre bu sıfatı taşıyabilir. Temel yükümlülükler bildirim, tanıtıcı bilgi, trafik verisi güvenliği ve hukuka aykırı içerikten haberdar olunduğunda işlem yapılmasıdır.

Yer sağlayıcının sorumluluğu, internette görülen her içerikten otomatik olarak sorumlu tutulması anlamına gelmez. Önce tartışmalı içeriği kimin oluşturduğu belirlenir. Ardından hizmet sağlayıcının içeriği değiştirip değiştirmediğine, onu kaldırma yetkisine ve bildirimden sonra ne yaptığına bakılır. Bu ayrım klasik hosting hizmetlerinin yanı sıra kullanıcı ilanı, yorum, görsel veya video barındıran platformlarda da önemlidir.

Yer Sağlayıcı Nedir?

5651 sayılı Kanun, yer sağlayıcıyı hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten kişi olarak tanımlar. Tanım teknoloji veya sözleşme adından çok fiilî işleve odaklanır. Bir şirket kendisini yalnız “yazılım hizmeti”, “pazar yeri” ya da “platform” olarak adlandırsa bile üçüncü kişilerin içeriğini kendi sistemlerinde erişilebilir tutuyorsa yer sağlayıcı sıfatı gündeme gelebilir.

Kanundaki tanım şöyledir:

5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkında Kanun, m. 2/1-m: “Yer sağlayıcı: Hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten gerçek veya tüzel kişileri,”

Barındırma, yalnız bir web sitesinin dosyalarını fiziksel sunucuda tutmaktan ibaret değildir. Bulut altyapısı, sanal sunucu, kullanıcı hesabı altında ilan veya yorum saklama, görüntü ya da video barındırma ve belirli yazılım hizmetlerinde müşterinin verisini internetten erişilebilir kılma da somut yapıya göre bu kapsama girebilir. Buna karşılık yalnız alan adı tescil etmek, internet erişimi vermek veya başkasının içeriğine bağlantı sağlamak aynı teknik işlev değildir.

Kimler Yer Sağlayıcı Sayılır?

Üçüncü kişilere sunucu veya hosting hizmeti veren işletmeler yer sağlayıcının en açık örneğidir. Kullanıcıların içerik yüklediği ilan ve pazar yeri siteleri, forumlar, yorum platformları, dosya paylaşım hizmetleri ve bazı bulut yazılımları da barındırdıkları içerik bakımından yer sağlayıcı olabilir.

Yazılım hizmetlerinde sonuç ürün adına bakılarak verilemez. Müşterinin kendi kayıtlarını yalnız kapalı bir çalışma alanında tutan hizmet ile kullanıcıların ilanlarını herkese açık yayımlayan hizmet aynı işlevi görmez. Sunucunun başka bir bulut şirketinden kiralanması da müşteri karşısındaki hizmet modelini tek başına değiştirmez. Hangi verinin kim adına, nerede ve hangi yetkiyle tutulduğu sözleşme ile fiilî çalışma düzeni birlikte okunarak belirlenir.

Bir internet sitesinin kendi kurumsal metnini, ürün açıklamasını veya haberini yayımlaması ise o içerik yönünden içerik sağlayıcı sıfatını doğurur. Aynı işletme, kendi hazırladığı içerik bakımından içerik sağlayıcı; kullanıcının yüklediği içerik bakımından yer sağlayıcı olabilir. Bu nedenle bir şirketin tek ve değişmez sıfatı bulunduğu varsayılmamalıdır.

Sosyal ağ sağlayıcılar da kullanıcı içeriğini barındırdıkları ölçüde yer sağlayıcı niteliği taşıyabilir. Ancak 5651 sayılı Kanun’un ek 4. maddesi ve ilgili usul ve esaslar, belirli sosyal ağlara temsilci, başvuru, raporlama ve reklam gibi ek yükümlülükler getirir. Bu özel rejim hakkında ayrıntı için sosyal ağ sağlayıcının sorumlulukları ayrıca değerlendirilmelidir.

Aracı hizmet sağlayıcı, elektronik ticaret hizmet sağlayıcı veya sosyal ağ sağlayıcı gibi başka bir kanuni sıfatın bulunması, yer sağlayıcılık incelemesini gereksiz kılmaz. Aynı dijital hizmet farklı mevzuatlarda farklı yükümlülüklerle karşılaşabilir. Örneğin pazar yerindeki satıcı ilanının barındırılması 5651 yönünden ele alınırken tüketici, elektronik ticaret veya fikrî mülkiyet hükümleri başka sorulara cevap verir. Bu sıfatlar birbirinin yerine değil, yan yana uygulanabilir.

Yer Sağlayıcı, İçerik ve Erişim Sağlayıcıdan Nasıl Ayrılır?

Sağlayıcı sıfatları internet zincirindeki farklı işlevleri ifade eder. İçerik sağlayıcı veriyi üretir veya değiştirir; yer sağlayıcı onu barındırır; erişim sağlayıcı ise kullanıcının internete bağlanmasına imkân verir. Bir uyuşmazlıkta doğru muhatap ve yükümlülük, ticaret unvanından değil bu teknik ve editoryal işlevlerden çıkarılır.

Sıfat Temel işlev Tipik örnek İçerikle ilişkisi
İçerik sağlayıcı Bilgi veya veriyi üretmek, değiştirmek ve sunmak Site sahibi, haber yazarı, ilanı yükleyen satıcı Kendi sunduğu içerikten kural olarak sorumludur
Yer sağlayıcı Hizmet ve içeriği barındıran sistemi sağlamak veya işletmek Hosting şirketi, kullanıcı içeriği barındıran platform Genel ön kontrol yükümlülüğü yoktur; haberdar olma ve işlem kapasitesi önemlidir
Erişim sağlayıcı Kullanıcıya internete erişim olanağı sağlamak İnternet servis sağlayıcısı İçeriği üretmez veya barındırma işlevi üstlenmez
Sosyal ağ sağlayıcı Sosyal etkileşim için içerik oluşturma, görüntüleme veya paylaşma ortamı sunmak Sosyal medya platformu Yer sağlayıcılık yanında özel ek yükümlülükler taşıyabilir

Bir alan adı kayıt kuruluşu ile hosting şirketinin aynı grup içinde bulunması rolleri birleştirmez. Alan adını kaydeden kişi sunucuyu işletmeyebilir; sunucuyu işleten kişi de içeriği yönetmeyebilir. Uyuşmazlıkta sözleşme ile teknik kayıtların gösterdiği fiilî iş bölümü esas alınır. İçerik sağlayıcının sorumluluğu ile erişim sağlayıcının yükümlülükleri bu ayrımın diğer iki tarafını oluşturur.

Ücretli hosting açık bir örnektir; ücretsiz kullanıcı hesabı sunan bir platform da aynı işlevi görebilir. Reklam geliri ise kendi başına yer sağlayıcılık ölçütü değildir. Asıl soru, tartışmalı içeriğin hangi sistemde tutulduğu ve üzerinde kimin teknik veya editoryal tasarruf kullandığıdır.

Sözleşmedeki “müşteri bütün içerikten sorumludur” hükmü taraflar arasındaki risk dağılımını etkileyebilir; kanundan doğan yükümlülükleri ortadan kaldırmaz. Yönetim panelinin müşteride olması da sunucu işletmecisinin etkisiz kaldığını kanıtlamaz. Bazen belirli bir dosya kaldırılabilir, bazen yalnız hesap askıya alınabilir. Teknik mimari hangi müdahalenin mümkün olduğunu gösterir.

Yer Sağlayıcılık Bildirimi Nasıl Değerlendirilmelidir?

Güncel 5651 sayılı Kanun, “yer sağlayıcılık bildiriminde bulunmayan” yer sağlayıcı hakkında yaptırım öngörür. Uygulamada erişilebilir resmî kanal, e-Devlet girişine yönlendiren Yer Sağlayıcılığı Bildirim Arayüzüdür. Bildirim, işletmenin yer sağlayıcı sıfatını doğuran faaliyeti hakkında idareye güncel bilgi verilmesini sağlar; hukuka aykırı içerik için genel bir onay veya sorumsuzluk belgesi değildir.

24 Temmuz 2026 tarihli kanun değişikliği, 5651 sayılı Kanun’daki “Başkan” ve “Başkanlık” tanımlarını sırasıyla Siber Güvenlik Başkanı ve Siber Güvenlik Başkanlığı olarak değiştirmiştir. Buna karşılık BTK markalı bildirim arayüzü 6 Eylül 2026 itibarıyla erişilebilirdir. Kurumsal geçiş döneminde işlem kanalı, güncel form ve yetkili merci bilgisi başvuru anındaki resmî ekran ve mevzuatla birlikte kontrol edilmelidir.

İlk bildirimden sonra ticaret unvanı, iletişim adresi veya teknik bilgiler değişebilir. Bunların idareye otomatik olarak ulaştığı varsayılmamalıdır. Gönderim tarihi ile sistem onayının saklanması, kaydın ne zaman ve hangi bilgilerle yapıldığını göstermeye yarar.

Faaliyet Belgesi Hâlâ Gerekli Midir?

Mevcut yazının önceki sürümündeki beş yıl geçerli faaliyet belgesi, kâğıt başvuru ve bir aylık iade anlatımı, 2007 tarihli faaliyet belgesi yönetmeliğine dayanıyordu. Güncel kanun metni ise faaliyet belgesi değil “yer sağlayıcılık bildirimi” ifadesini kullanır; resmî çevrim içi işlem kanalı da bildirim arayüzü olarak adlandırılır. Bu nedenle eski belge usulü bugün genel ve bağımsız bir faaliyet izni şartı gibi uygulanmamalıdır.

“Yer sağlayıcı belgesi” ifadesi aramalarda sık kullanılsa da işletmenin ihtiyacı çoğunlukla güncel bildirimin yapılması ve kaydın doğrulanmasıdır. Bununla birlikte elektronik haberleşme, veri merkezi, bulut, ödeme, oyun veya başka bir düzenlenmiş faaliyetin ayrıca izin ya da yetkilendirmeye tabi olması mümkündür. Yer sağlayıcılık bildirimi, başka mevzuattan doğan sektörel izinlerin yerine geçmez.

Yer Sağlayıcının Tanıtıcı Bilgi Yükümlülüğü Nedir?

Ticari veya ekonomik amaçlı yer sağlayıcı, kullanıcıların ana sayfadan doğrudan ulaşabileceği bir iletişim alanında tanıtıcı bilgilerini doğru, eksiksiz ve güncel tutmalıdır. Yönetmelik; gerçek kişide ad ve soyadı, tüzel kişide unvan ve sorumlu kişiler, vergi ya da ticaret sicil numarası, yerleşim veya merkez adresi, elektronik iletişim adresi ve telefon numarasını sayar. Faaliyet ayrıca bir merciin izni veya denetimine tabi ise ilgili merci bilgisi de gösterilir.

Bu yükümlülük, yalnız hukuki metin sayfası eklemekle tamamlanmaz. İletişim alanının erişilebilir olması, güncel kişiye yönelmesi ve ihlal bildirimlerinin gerçekten izlenmesi gerekir. Eski e-posta adresi, çalışmayan form veya sorumlusu bulunmayan posta kutusu hem bilgilendirme hem de haberdar olma tartışmasını ağırlaştırabilir.

Bir işletme birden fazla marka veya alan adı kullanıyorsa tanıtıcı bilgilerin yalnız kurumsal ana sitede bulunması yeterli görünmeyebilir. Kullanıcının hizmeti aldığı arayüzden bu bilgilere doğrudan ulaşabilmesi beklenir. Unvan değişikliği ya da adres taşınması sonrasında eski bilgilerin farklı sayfalarda kalması da çelişki yaratır. Bu alanın pazarlama metninden ayrılması, ihlal bildirimlerinin doğru tüzel kişiye yönelmesini kolaylaştırır.

Yer Sağlayıcı Trafik Bilgilerini Ne Kadar Saklar?

Güncel 5651 sayılı Kanun’a göre yer sağlayıcı, sunduğu hizmetlere ilişkin trafik bilgilerini bir yıldan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere yönetmelikte belirlenecek süre kadar saklamalıdır. Kanun ayrıca bilgilerin doğruluğunu, bütünlüğünü ve gizliliğini sağlama yükümlülüğü getirir. Trafik bilgisi; taraflara ilişkin IP adresi, kaynak ve hedef port, hizmetin başlama ve bitiş zamanı, hizmet türü, aktarılan veri miktarı ve varsa abone kimlik bilgilerini kapsar.

2007 tarihli uygulama yönetmeliğinde hâlen “altı ay” ibaresi görülür. Ancak kanuna 2014’te eklenen sonraki ve üstün norm, bir yıldan az saklamaya izin vermemektedir. Bu nedenle altı aylık süre güncel asgari yükümlülük olarak esas alınamaz. İkincil düzenleme kanundaki aralıkla bütünüyle uyumlu hâle gelene kadar, saklama planının kanuni bir–iki yıllık sınır içinde ve somut hizmete göre belirlenmesi gerekir.

Kanunun verdiği bir–iki yıllık aralık, bütün işletmeler için rastgele bir süre seçilebileceği anlamına gelmez. Tercih edilen sürenin hizmet türü, oluşan trafik kaydı ve hukuki ihtiyaçla açıklanabilmesi gerekir. Bir yıllık süre dolduğunda bütün kayıtları kontrolsüzce tutmaya devam etmek de güvenli bir varsayım değildir. Sürenin sonunda imha, devam eden bir uyuşmazlık veya yetkili makam talebi bulunup bulunmadığı gözetilerek yönetilir.

Saklanan kaydın kullanılabilir olması gerekir. Saatleri uyuşmayan sunucular veya eksik NAT ve port bilgileri, bir olayın kullanıcıyla ilişkilendirilmesini güçleştirir. Bütünlük kontrolü, erişim yetkisi ve güvenilir zaman kaynağı bu yüzden depolama süresinden bağımsız değildir.

Trafik verileri kişisel veri içerebilir. 5651’deki saklama yükümlülüğü, verilerin başka amaçlarla sınırsız kullanılmasına izin vermez. Erişim, aktarım, güvenlik, saklama süresi sonunda silme ve yetkili makam talepleri ayrıca kişisel verilerin korunması ve ceza muhakemesi kurallarıyla birlikte değerlendirilir.

Bir hizmet bulut altyapısı, içerik dağıtım ağı ve uygulama sunucusu arasında bölünmüşse kayıtlar da farklı yerlerde oluşur. Yalnız uygulama logunu saklamak kaynak, hedef veya port bilgisindeki boşluğu açıklamayabilir. Basit bir veri akış şeması, hangi kaydın hangi sağlayıcıda bulunduğunu ve ne zaman silineceğini görünür kılar.

Bu şemanın ürün ve altyapı değişikliklerinden sonra yenilenmesi, saklama politikasının fiilî sistemle bağlantısını korur ve unutulan kayıt kaynaklarını ortaya çıkarır.

Yer Sağlayıcı İçeriği Önceden Denetlemek Zorunda Mıdır?

Hayır. 5651 sayılı Kanun m.5/1, yer sağlayıcının barındırdığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı faaliyet bulunup bulunmadığını araştırmakla yükümlü olmadığını açıkça düzenler. Kural, milyonlarca kullanıcı içeriğinin yayımlanmadan önce hukuk denetiminden geçirilmesi gibi genel bir gözetim yükümlülüğünü önler.

Bu muafiyet sınırsız değildir. Yer sağlayıcının içeriği kendisinin üretmesi, değiştirmesi, öne çıkarma biçimiyle benimsemesi veya ihlale aktif katkı sağlaması hâlinde içerik sağlayıcı ya da genel hükümler kapsamındaki sorumluluk ayrıca gündeme gelebilir. Aynı şekilde belirli bir hukuka aykırılıktan usulüne uygun ve yeterince somut biçimde haberdar olan işletmenin hiçbir işlem yapmaması, ön kontrol yasağının korumasıyla aynı şey değildir.

Otomatik sıralama veya öneri sistemi kullanılması da tek başına her içeriğin benimsendiğini göstermez. Ancak platformun belirli içeriği hazırlaması, başlığını değiştirmesi ya da hukuka aykırı sunuma doğrudan katılması pasif barındırma savunmasını zayıflatabilir. Burada reklam gösterilmesinden çok, işletmenin tartışmalı içeriğin oluşumuna ne yaptığı önemlidir. Teknik aracılık ile editoryal katılım arasındaki çizgi, ürünün gerçek çalışma biçiminde aranır.

Yargıtay, yer sağlayıcının sıfatını yalnız site üzerindeki etikete göre değil, olayın teknik ve editoryal gerçeklerine göre değerlendirir. İçeriği kimin yüklediği, platformun onu değiştirip değiştirmediği, bildirim mekanizması ve kaldırma yetkisi bu nedenle delillendirilmelidir.

Hukuka Aykırı İçerikten Haberdar Edilme Ne Sonuç Doğurur?

Genel bir “sitenizde ihlal var” mesajı, binlerce ilan barındıran platformda hangi içeriğin inceleneceğini göstermez. URL veya ilan numarası bu nedenle başlangıç noktasıdır. Fikrî hak iddiasında, bildirimi yapanın üstün hakkını gösteren tescil veya sahiplik belgesinin eklenmesi de beklenir.

Başvurunun alınması, içeriğin her durumda derhâl kaldırılacağı anlamına gelmez. Mahkeme veya yetkili makam kararı kanundaki süresinde uygulanır. Özel kişiler arasındaki tartışmalı iddiada eksik bilgi istenebilir; açık ve acil bir ihlalde geçici tedbir söz konusu olabilir. Verilen cevap ve yapılan teknik işlem kayıtta ayrı görünmelidir.

Bildirim formu URL ve belge eklemeye izin vermiyorsa uyuşmazlık daha en başta belirsizleşir. Başvuru sahibine kayıt numarası verilmesi, yer sağlayıcının da ne zaman haberdar olduğunu ve ne kadar sürede cevap verdiğini kanıtlamasını kolaylaştırır.

Yargıtay, marka hakkına ilişkin bir uyuşmazlıkta dava açılmadan önce bildirim yapılmamasını ve yalnız dava dilekçesinin aynı dava için ihtar sayılmasını yeterli görmemiştir:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6838, K. 2024/8636, T. 04.12.2024: “Bunun için de önceden hak sahipleri tarafından uyarılıp hukuka aykırı içeriğin kaldırılmasının yer sağlayıcı kuruluşlardan talep etmeleri gerektiği gibi, ayrıca hak sahipleri içeriğin kaldırılmasını talep ederken kendilerinin içeriğin yayımından önce üstün hak sahibi olduklarını yaklaşık ispata yeterli delillerini yer sağlayıcıya sunmuş olmaları gerekir.”

Kararın odağında iki eksiklik vardır: ihlal edildiği ileri sürülen hakkın ve kaldırılması istenen içeriğin önceden belirlenmemesi. Dava dilekçesi aynı davadaki bu eksikliği geriye dönük tamamlamamıştır. Başka bir hak türünde gerekli belgeler değişebilir; burada aranan, yer sağlayıcının bildirimi gerçekten inceleyebilecek açıklığa kavuşmasıdır.

Başka bir uyuşmazlıkta ise noter ihtarlarının yer sağlayıcıya ulaştığı, içeriklerin buna rağmen yayında kaldığı ve daha sonra mahkeme yoluyla kaldırıldığı tespit edilmiştir. Yargıtay, şekilci bir sıralama yerine gerçek haberdar olmayı esas almıştır:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/5303, K. 2020/629, T. 21.01.2020: “Özetle, yer sağlayıcının tazminat sorumluluğu için sıralı bir ihtar prosedürü gerekmeyip haberdar edilmiş olması yeterlidir.”

Bu kararda haberdar olmanın yanında, bildirilen ifadelerin verilen sürenin bitimi ile kaldırılma tarihi arasında ne kadar yayında kaldığının araştırılması istenmiştir. Dolayısıyla yalnız bildirimin ulaşması değil, teknik imkân ve ihlalin niteliğine göre verilen tepkinin zamanı da sorumluluğu etkiler.

5651 Sayılı Kanun’un 9. Maddesinin İptali Yer Sağlayıcıyı Nasıl Etkiler?

5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi, kişilik hakkı ihlallerinde içerik veya yer sağlayıcıya başvuru ile sulh ceza hâkiminden içerik çıkarma ya da erişim engelleme istemini düzenliyordu. Maddenin tamamına ilişkin iptal kararı 10 Ocak 2024’te yayımlanmış ve dokuz aylık erteleme sonunda 10 Ekim 2024’te yürürlüğe girmiştir.

Anayasa Mahkemesi, müdahalenin ağırlığı ile yargılama güvenceleri arasındaki dengeyi şu şekilde değerlendirmiştir:

Anayasa Mahkemesi, E. 2020/76, K. 2023/172, T. 11.10.2023: “Kurallar ifade ve basın özgürlüklerine ağır bir müdahale teşkil etmektedir. […] kurallar […] demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve orantılı karar verilmesini sağlayacak güvenceleri de barındırmamaktadır.”

İptal yürürlüğe girdikten sonra eski m.9’daki 24 saatlik cevap süresi ve doğrudan sulh ceza hâkimliği yolu genel kişilik hakkı usulü olarak uygulanamaz. 5651 m.5/2 metninde m.9’a atfın kalması, iptal edilen mekanizmayı yeniden yürürlüğe sokmaz.

Yer sağlayıcıya gönderilen bildirimin hukuki önemi ise sona ermemiştir. Fikrî mülkiyet ve tazminat uyuşmazlıklarında haberdar olma hâlâ tartışılabilir; m.8 ve özel hayatın gizliliğine ilişkin m.9/A da yürürlüktedir. Bunların hiçbiri eski m.9 usulünün devam ettiği biçiminde okunamaz.

Genel kişilik hakkı ihlallerinde Türk Medeni Kanunu m.24–25 ile ihtiyati tedbir hükümleri değerlendirilebilir. Özel hayatın gizliliği ihlali için 5651 m.9/A ayrı bir yoldur.

Resmî İçerik Çıkarma ve Erişim Engelleme Kararları Nasıl Uygulanır?

5651 m.8, maddede sayılan belirli suçlar bakımından içerik çıkarma ve erişim engelleme kararlarını düzenler. m.8/A ise yaşam hakkı, can ve mal güvenliği, millî güvenlik, kamu düzeni, suçun önlenmesi veya genel sağlık gibi sebeplerle gecikmesinde sakınca bulunan hâllere ilişkindir. Bu kararların muhatabı ve uygulanma süresi, genel kullanıcı şikâyetinden farklıdır.

m.8 kapsamındaki kararın gereği bildirimden itibaren derhâl ve en geç dört saat içinde yerine getirilmelidir. Koruma tedbiri niteliğindeki kararı süresinde yerine getirmeyen içerik, yer veya erişim sağlayıcı sorumluları hakkında, daha ağır başka suç bulunmadıkça 500 günden 3.000 güne kadar adli para cezası düzenlenmiştir. Bu yaptırım, yer sağlayıcının bütün yükümlülüklerine uygulanan genel ceza değildir; yalnız ilgili kararın yerine getirilmemesi bağlamında değerlendirilir.

Kararın yalnız belirli bir URL’yi mi yoksa içeriğin çıkarılmasını mı istediği teknik uygulamayı değiştirir. Alan adının tamamını erişilmez kılan bir işlem, kararda gösterilen içerikten daha geniş bir sonuç doğurabilir. Öte yandan yalnız önbelleği temizlemek, kaynak içerik hâlâ erişilebiliyorsa kararın gereğini karşılamayabilir. Uygulamanın kapsamı karar metniyle eşleştirilmeli; hata veya gecikme yaşanırsa zaman çizelgesi sonradan görülebilmelidir.

m.8/A kapsamındaki kararın yerine getirilmemesi özel idari yaptırıma bağlanmıştır. Faile ulaşmak için gerekli bilgilerin hâkim kararı üzerine adli mercilere verilmemesi de ayrı bir ceza hükmüne tabidir. Yer sağlayıcı, olağan şikâyet ile resmî kararı aynı kuyruğa koymamalı; kararın ulaştığı ve uygulandığı saati kaydetmelidir.

Yer Sağlayıcının Tazminat Sorumluluğu Ne Zaman Doğar?

Yer sağlayıcının tazminat sorumluluğu otomatik değildir. Haksız fiil veya fikrî hak uyuşmazlığında hukuka aykırılık, zarar, nedensellik ve kusur; yer sağlayıcının rolüne uygun biçimde incelenir. Bildirimden önce genel izleme yükümlülüğü bulunmaması, bildirimden sonra ise somut talebin açıklığı, kaldırma imkânı ve tepki süresi önem kazanır.

Yargıtay’ın 2025 tarihli kararına konu pazar yerinde, bildirilen marka ihlali içerikleri ile tespit raporundaki içeriklerin makul sürede kaldırıldığı kabul edilmiştir:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/3952, K. 2025/3386, T. 14.05.2025: “Davalının kendisine […] ihtarnamesi ile bildirilen hukuka aykırı içerikleri […] ve delil tespiti raporu ile belirlenen ihlalleri ise makul sürede sitesinden kaldırdığı […] davalının bu yönde kusurunun varlığı ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesinin yerinde görüldüğü…”

Kararda bildirim ulaşmış, fakat içerikler makul sürede kaldırılmıştır. Bu yüzden tazminat bakımından kusur ispatlanamamıştır. Makul süre sabit bir gün sayısı değildir: Tek bir açık ihlal ile çok sayıda tartışmalı ilan aynı inceleme süresini gerektirmeyebilir.

Marka hakkına ilişkin başka bir kararda Yargıtay, tazminat ile ihlalin durdurulması taleplerinin farklı koşullara bağlanabileceğini; bildirimin üstün hakkı yaklaşık ispata yeterli delille desteklenmesi gerektiğini belirtmiştir:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/618, K. 2019/8167, T. 16.12.2019: “İçerik sağlayıcı sıfatı bulunmayan internet yer ve hizmet sağlayıcı kuruluşların tazminat sorumluluğundan bahsedebilmek için, imkân sağladıkları içeriğin hukuka aykırı ve marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunu bilmeleri gerekir. Bunun için de önceden hak sahipleri tarafından uyarılmaları ve hukuka aykırı içeriği makul süre içerisinde kaldırmalarını […] talep etmeleri gerekir.”

Karar, ihlalin tespiti veya durdurulması ile tazminatı aynı koşula bağlamamıştır. Tazminat için kusurun ispatı gerekir. Dolayısıyla bildirim, içeriğin kaldırılması talebi bakımından sonuç doğururken para talebini kendiliğinden haklı kılmayabilir.

Ceza sorumluluğu da sırf sunucu sağlanmasından doğmaz. Yer sağlayıcının içeriği üretmesi, suça iştirak etmesi veya belirli bir mahkeme/idari kararını yerine getirmemesi gibi kanunda karşılığı bulunan somut fiiller gerekir. Tüzel kişinin çalışanı ya da yöneticisi bakımından görev, bilgi, yetki ve kast ayrıca belirlenmeden otomatik sorumluluk kurulamaz.

Bu çerçeve, teknik aracılık ile hukuka aykırı içeriğe bilinçli ve kusurlu katkının aynı kategoriye konulmasını önler.

Yer Sağlayıcı İçin Uyum Sistemi Nasıl Kurulur?

Etkili uyum, bildirim ekranındaki kayıttan ibaret değildir. Başlangıçta kısa bir hizmet envanteri gerekir: Hangi müşteri hesabında üçüncü kişi içeriği tutuluyor, içeriği kim yönetiyor ve gerektiğinde kim müdahale edebiliyor? Bu tablo, işletmenin bir üründe yer sağlayıcıyken başka bir üründe içerik veya sosyal ağ sağlayıcı olabildiğini ortaya koyar.

İhlal bildirimleri için çalışan bir kanal kurulmalı ve her başvuru iz bırakmalıdır. Kayıtta başvurunun geliş zamanı, ilgili URL, ileri sürülen hak, ekler ve verilen cevap yer alır. Eksik talep bekletilmek yerine eksik olan bilgi belirtilerek cevaplanır. Mahkeme, savcılık veya yetkili idari makam kararları ise olağan kullanıcı şikâyetinden ayrılır; kısa kanuni süreler nedeniyle ayrı bir iş akışında ele alınır.

Trafik verisinin nerede oluştuğu, kim tarafından görülebildiği ve ne zaman imha edildiği yazılı olmalıdır. Hukuk ekibinin kapsamı belirlediği, teknik ekibin uygulanabilir müdahaleyi seçtiği ve bilgi güvenliği ekibinin log bütünlüğünü koruduğu iş bölümü pratikte gecikmeyi azaltır. Tek bir kişinin takip ettiği posta kutusu, izin veya personel değişiminde süreci durdurabilir.

Yeni ürün ya da bulut sağlayıcı devreye girdiğinde eski envanter geçerliliğini yitirebilir. Dönemsel kontrol yalnız kaç başvuru geldiğini saymaz; yanlış içeriğin kaldırılması, karar kapsamının aşılması, eksik trafik kaydı ve süresi geçen işlemler gibi hataları da gösterir. Böylece süreç hem hak ihlaline müdahale hem ifade özgürlüğü ve veri güvenliği bakımından sınanır.

Yer Sağlayıcı Yükümlülüğünün İhlali Hangi Sonuçları Doğurur?

5651 m.5/6’nın kanun metninde, yer sağlayıcılık bildiriminde bulunmayan veya Kanun’daki yükümlülüklerini yerine getirmeyen yer sağlayıcı için 100.000 TL’den 1.000.000 TL’ye kadar idari para cezası öngörülür. Bu rakamlar kanundaki çıplak alt ve üst sınırlardır. Kabahatler Kanunu m.17 gereğince maktu idari para cezaları yıllık yeniden değerleme oranında artırıldığından, uygulama tarihindeki tutar ayrıca hesaplanmalıdır.

Bu sebeple eski bir internet yazısındaki para tutarını güncel yaptırım gibi aktarmak yanıltıcı olabilir. Kanun değişikliği kadar, cezanın uygulandığı yıl ve yeniden değerleme de sonucu etkiler. Kararda yazılı tutarın hangi bent ve yükümlülüğe dayandığı görülmeden yalnız genel alt–üst sınıra bakılarak kesin hesap yapılamaz. Tebliğ edilen idari yaptırım belgesi, hesaplamanın ve başvuru yolunun başlangıç kaynağıdır.

Alt ve üst sınır arasında ceza belirlenirken kabahatin haksızlık içeriği, failin kusuru ve ekonomik durumu birlikte gözetilir. Tanıtıcı bilgi yükümlülüğü, resmî kararların uygulanması ve m.8/A gibi özel hükümler için ayrıca farklı yaptırımlar bulunabilir. Bu nedenle eski yazıdaki bütün ihlalleri tek bir para cezası veya 500–3.000 günlük adli para cezasıyla eşleştiren yaklaşım doğru değildir.

İdari yaptırım dışında, bildirim sonrasında içeriğin gereksiz biçimde yayında kalması tazminat ve ihlalin durdurulması taleplerini gündeme getirebilir. Trafik verisinin eksik veya bütünlüğü bozulmuş olması soruşturma ve davalarda delil sorununa, kişisel veri güvenliği ihlali ise ayrı idari ve hukuki sonuçlara yol açabilir. Sözleşmesel hizmet seviyesi, müşteri sorumluluğu ve tazmin hükümleri de kamu hukuku yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.

Yaptırım kararına karşı başvuru yolu, kararı veren makam ve özel hükme göre belirlenir. 5651 m.8/12, Kanunda tanımlanan kabahatler nedeniyle Başkanlıkça verilen idari para cezaları için idari yargı yolunu gösterir. Tebliğ tarihi, görevli mahkeme, dava süresi ve yürütmenin durdurulması koşulları somut kararla birlikte incelenir; başka bir kurumun aynı olay nedeniyle uyguladığı yaptırım farklı usule tabi olabilir.

Yer sağlayıcının somut yükümlülüğü; hizmetin teknik mimarisi, içerik üzerindeki yetki, bildirimin niteliği ve uygulanacak özel mevzuata göre belirlenir. İnternet hukuku yayınları konuya ilişkin diğer sağlayıcı ve içerik uyuşmazlıklarını; bilişim hukuku değerlendirmesi ise somut olayda rol, delil ve hukuki yol ayrımını tamamlar.

Yer sağlayıcılık sıfatı ile uygun talep, merci, süre ve delil yaklaşımının belirlenmesi somut olaya özgü profesyonel hukuki değerlendirme gerektirir. Hukuki nitelendirme, hizmetin teknik kayıtları ve uyuşmazlığın belgeleri birlikte görüldükten sonra yapılmalıdır.

Kendi İnternet Sitesini Barındıran İşletme Yer Sağlayıcı Mıdır?

Yalnız kendi metnini yayımlayan işletme o içerik bakımından içerik sağlayıcıdır. Kullanıcı veya müşteri içeriğini de barındırıyorsa bu bölüm için yer sağlayıcı sıfatı doğabilir.

Her Hosting Şirketi Yer Sağlayıcılık Bildirimi Yapmalı Mıdır?

5651 sayılı Kanun yer sağlayıcılık bildirimini yükümlülük olarak düzenler. Önce sunulan hizmetin kanundaki barındırma işlevini taşıyıp taşımadığı belirlenir; işlem kanalı ve güncel merci resmî arayüzden doğrulanır.

Yer Sağlayıcı Faaliyet Belgesi Kaç Yıl Geçerlidir?

Güncel genel rejim beş yıllık faaliyet belgesine değil yer sağlayıcılık bildirimine dayanır. Eski yönetmelikteki beş yıllık süre bugünkü zorunluluğu göstermez.

Yer Sağlayıcı Logları Altı Ay Saklayabilir Mi?

Hayır. Eski yönetmelikte altı ay yazsa da güncel 5651 sayılı Kanun bir yıldan az ve iki yıldan fazla olmayacak bir saklama aralığı öngörür. Altı ay bugünkü asgari süreyi karşılamaz.

Yer Sağlayıcı Her Şikâyet Edilen İçeriği Kaldırmak Zorunda Mıdır?

Hayır. Bildirim, incelenecek içeriği ve hukuka aykırılık iddiasını açıkça göstermelidir. Resmî bir kararın uygulanması ile taraflar arasındaki tartışmalı özel hukuk iddiası aynı usule tabi değildir.

İçerik Kaldırma Bildiriminde URL Bulunması Neden Önemlidir?

URL veya ilan numarası, hangi yayının inceleneceğini gösterir. Çok sayıda kullanıcı içeriği bulunan platformlarda yalnız marka, kişi veya konu adı çoğu zaman yeterli değildir.

Yer Sağlayıcı İçeriği Kaldırınca Tazminat Sorumluluğu Biter Mi?

Her zaman değil. Kaldırma, bildirime verilen tepkinin makul olduğunu gösterebilir. Geçmiş dönem bakımından ise bildirimin zamanı, yayında kalma süresi, zarar ve kusur önemini korur.

Yurt Dışındaki Hosting Şirketi 5651 Kapsamında Mıdır?

Türkiye’ye yönelen hizmetlerde 5651 hükümleri gündeme gelebilir. Kanun, yurt dışından faaliyet yürütenlere elektronik bildirim yapılmasını da düzenler; uygulanacak yetki ve yaptırım hizmetin Türkiye bağlantısına göre belirlenir.

Av. Erkam Yılmaz

Avukat Abdullah Erkam Yılmaz, 10 yılı aşkın süredir iş hayatının içinde yer almakta, çeşitli girişimlere öncülük etmekte ve müvekkillerine iş dünyasının içinden gelen bir avukat olarak hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmetleri sağlamaktadır. İstanbul 1 No'lu Barosu'na (Sicil No: 77061) bağlı olarak avukatlık faaliyetlerini yürütmekte olan Yılmaz, başta KVKK, Bilişim Hukuku, Fikri Mülkiyet Hukuku, Ticaret Hukuku, Marka Hukuku, Patent Hukuku, Telif Hukuku, Alan Adları Hukuku, Yabancılar Hukuku, Ceza Hukuku, İdare Hukuku, Sözleşmeler Hukuku olmak üzere hukukun tüm alanlarında etkin uyuşmazlık çözümü gerçekleştirmekte, müvekkillerinin hak ve menfaatlerini etkin bir şekilde korumak adına önleyici hukuki danışmanlık yapmakta, dava takibi ve uyum yönetimi işlemlerini gerçekleştirmektedir. İçerikler genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık, öneri veya teklif yerine geçmez. LinkedIn YouTube WhatsApp E-posta

Scan the code