Ceza HukukuFikri Mülkiyet HukukuMarka Hukuku

Taklit Ürün Satmanın Cezası

Yazar 9 Ağustos 2022Ekim 3rd, 2023No Comments10 dakikalık okuma
Taklit Ürün Satmanın Cezası

Taklit Ürün Satmanın Cezası 2022

Gelişen teknoloji ile birlikte farklı alışveriş yöntemleri gelişmiştir. Bu çeşitliliğin tüketicilerin hayatını kolaylaştırdığı ve işlerini hızlandırdığı kuşkusuzdur. Ancak zamanla bazı olumsuz sonuçlarda gündeme gelmeye başlamıştır. Özellikle günümüzde internet yoluyla yapılan elektronik ticaret alanında taklit ürünlerin sanal ortamda satılmasıyla marka hakları sık sık ihlal edilmektedir. Taklit ürün satmanın cezası 2022 yılında en çok merak uyandıran fikri ve sınai haklardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kanun koyucu SMK dönemi öncesinde markalı ürünleri satın alan tüketicileri ve gerçek hak sahibi olan marka sahiplerini, Mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK ile koruma altına almıştır. KHK dönemi sonrasında ise 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile daha ayrıntılı düzenlemeleri, SMK 29 ve 30. maddeleri kapsamında yürürlüğe koymuştur. Kanun’un ilgili maddesi olan 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller teker teker sayılmıştır. Bu bağlamda marka sahibinin izni olmadan markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanarak markayı taklit etmek marka hakkına tecavüz sayılıp yaptırıma bağlanmıştır. Taklit ürün satmanın cezası kanun koyucu tarafından marka hakkına tecavüze ilişkin cezai hükümler bahsinde yaptırıma bağlanmıştır. Buna göre taklit ürün satmanın cezası 2022 yılında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezasıdır. Burada hem hapis cezası hem de adli para cezası birlikte verilmektedir. Suçu işleyen gerçek bir kişi değil de şirketler gibi tüzel kişi ise bu durumda tüzel kişilere özgü güvenlik tedbiri uygulanması gerekecektir. Taklit ürün satmanın cezasıyla ilgili dikkat edilmesi gereken bir diğer husus ise bu suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Yani şikâyet edilmediği takdirde re’sen araştırılıp soruşturulmaz.

Bilmeden Taklit Ürün Satmak

Marka sahiplerinin marka haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle açtığı davalarda bilmeden taklit ürün satıldığına dair yapılan savunmalara oldukça sık rastlanılmaktadır. Marka hakkına tecavüzde bulunan faillerin çoğu somut olaylarda genellikle sattıkları ürünün taklit olduğunu bilmediklerini ve bilmeden taklit ürün sattıklarını ifade etmektedirler. Ancak bu savunma ile failler cezai ve hukuki sorumluluktan kurtulamazlar. Çünkü Sınai Mülkiyet Kanunu’nda yer alan hükme göre marka hakkına tecavüz eden kişinin muhakkak sattığı ürünün taklit olduğunu bilmesini zorunlu kılmaz. Hükme göre markanın veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit eden kişiler bu ürünün taklit edildiğini bilmeleri gerekiyor ise bu suçun faili konumuna gelirler. Bu bağlamda ise her tacirin, yaptığı ticarete ilişkin tüm faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı (basiretli tacir) gibi hareket etmesi gerektiği kanun koyucu tarafından belirtildiğine göre bilmeden taklit ürün satmak savunması etkisizleşir. Somut olay incelenip taklit ürün satan kişinin sattığı bu ürünün taklit olduğunu bilebilecek durumda olduğu ve bilmesi gerektiği kanaatine varılırsa cezai ve hukuki sorumluluğu devam eder. Bilmeden taklit ürün satmak suretiyle hakkında soruşturma açılan kişilerin mutlaka en iyi marka avukatı veya en iyi taklit marka avukatları ile çalışması önerilmektedir.

Taklit Ürün Davaları

Taklit ürün davaları oldukça sık görülen dava çeşitleri arasında yer alır. Taklit edilen ürünün marka sahibi mahkemeye başvurarak birtakım taleplerde bulunabilir. Taklit ürün davalarını açmaya yetkili kişiler kural olarak marka sahipleridir. Marka sahibi gerçek veya tüzel kişi olabilir. Davalı taraf ise ürünü taklit eden, taklit ürünleri satan dağıtan, ticaretini yapan, bu amaçla ithal eden veya elinde bulunduran şahıslardır. Bu kişilerin söz konusu ürünlerin taklit edildiğini bilmeleri veya bilmelerinin gerekli olması taklit ürün davasında davalı konumuna girmeleri için yeterlidir. 

Belirtilmesi gereken bir diğer husus, marka hakkı ihlali durumunda taklit ürün davası açmadan önce eğer bir tazminat talebi söz konusu ise davacının arabulucuya başvurma şartının olmasıdır. Kural olarak marka sahibi zorunlu olarak tazminat talepli taklit ürün davası açmadan önce arabulucuya başvurmalıdır. Tespit, ref, men ve tazminat taleplerinin bir arada bulunduğu uyuşmazlıklarda Yargıtay’ın baskın görüşü davaların yığılması gerekçesiyle arabuluculuğa başvuru şartının zorunlu olmayışıdır. Ancak Yargıtay’ın bu görüşlerine katılmak mümkün değildir. Keza tazminat taleplerine ilişkin fikri ve sınai uyuşmazlıklarda arabuluculuk bir dava şartıdır. Uyuşmazlık arabuluculuk kapsamında çözülemediği zaman, anlaşamama tutanağını dava dilekçesine eklemek suretiyle tazminat talepli taklit ürün davası açmaya hak kazanılacaktır. Aksi takdirde davanız usulden reddedilecektir. Olası hak kayıplarının önüne geçebilmeniz için taklit ürün davaları hususunda uzmanlaşmış bir avukattan hukuki destek almanızı öneririz. 

Taklit ürün davası açan hak sahibinin mahkemeye başvurarak talepte bulunabileceği hususlar aşağıda yer almaktadır.

  • Söz konusu fiilin marka hakkına tecavüz niteliğinde olup olmadığının tespiti,
  • Muhtemel tecavüzlerin önlenmesi talebi,
  • Mevcut tecavüz fiillerine son verilmesi talebi,
  • Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararının tazminini isteme hakkı,
  • Marka hakkına tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz ve makine gibi araçlara el konulmasını talep etme,
  • El konulan ürün cihaz ve makineler üzerinde marka sahibine mülkiyet hakkı tanınması,
  • Tecavüzün tekrarını önlemek için tedbirler alma,
  • El konulanlar üzerindeki markaların silinmesi veya imhası,
  • Haklı sebep var ise kesinleşmiş mahkeme kararının ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi.

Taklit Ürün Satmanın Tazminat Davası Boyutu

Cezai boyutunun yanı sıra taklit ürün satmanın tazminat davası boyutu da mevcuttur. Yukarıda bahsettiğimiz üzere, marka hakkı taklit ürün sebebiyle ihlal edilen hak sahibinin ileri sürülebileceği birtakım talepler mevcuttur. Taklit ürün satmanın tazminat davası boyutu bağlamında hak sahibi marka hakkına yapılan tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararının tazminini mahkemeden talep edebilir. Kural olarak, taklit ürün satarak hak sahibinin marka hakkını ihlal eden kişiler hak sahibinin zararını tazmin etmekle mükellef kılınmıştır. Bu bağlamda hak sahibi hem fiili kaybını hem de yoksun kaldığı kazancı taklit ürün satmanın tazminat davası boyutu bakımından talep edebilir. 

Taklit ürün satmanın tazminat davası boyutu bakımından hak sahibinin tazminat isteminde bulunabileceği hususlar aşağıda yer almaktadır.

  • Hak sahibinin fiili zararı
  • Bu ihlal olmasaydı hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir
  • Taklit ürün satanın bu fiille elde ettiği net kazanç
  • Ödenmemiş lisans bedeli

Bu durum aynı zamanda hak sahibinin itibarını da zarara uğratmış ise diğer tazminat isteminden farklı başka bir tazminat da istenebilir. İtibar tazminatı olarak bilinen bu davada marka itibarının zedelenmesi nedeniyle meydana gelen zarar giderilir.  

Marka Hakkının İhlali

Teknolojinin globalleşmesiyle birlikte taklit ürünler hızla yayılmaya başlamıştır. Bu durum ise marka haklarının sahiplerini pek çok yönden olumsuz etkilemiştir. Hem itibarlarını zedeleyici sonuçlar doğurmuş hem de ekonomik bakımdan olumuz etkilemiştir. Marka hakkının ihlali uygulamada sık karşılaşılan haksız fiillerden biridir. Markalaşma özellikle ticari hayatta paha biçilemez bir öneme sahiptir. Uygulamada haksız kazanç elde etmek isteyenlerin kendilerine ait olmayan markalar üzerinden çeşitli yollarla gelir elde etmeye çalıştığı görülmektedir. Kural olarak marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahipleri, marka hakları ihlal edildiğinde bazı fiillerin önlenmesi talep etme haklarına sahiptir. Tüm bu nedenlerden ötürü marka hakkı sahipleri hukuken güvence altına alınmıştır. Hem hukuk davaları ile hem de ceza davaları ile marka hakkının ihlallerinin önüne geçilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda kanunda marka hakkını ihlal eden hususlar teker teker sayılmıştır. Hükme göre, bir markanın marka sahibinin izni olmadan başkaca kişiler tarafından kullanılması, marka üzerinde tasarrufta bulunulması marka hakkının ihlaline sebebiyet verir. 

Marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemler şunlardır;

  • Marka sahibinin izni olmadan haksız kullanmak,
  • Markayı taklit etmek,
  • Taklit edilen ürünleri satmak, dağıtmak, ticaretini yapmak, ithal etmek, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak,
  • Marka sahibinin lisans yoluyla vermiş olduğu hakları ondan izin almadan genişletmek veya bu hakları başkalarına izinsizce devretmek.

Taklit Marka Avukatları

Taklit marka avukatları 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında düzenlenen sınai mülkiyet haklarının hukuki yollara başvurulmak suretiyle yargıya taşınmasına müvekkillerinin vekaletnameleri ile vesile olan avukatlardır. Marka hakkınızın ihlal edilmesi durumunda bu tecavüze son vermek için taklit marka avukatlarından hukuki destek talep edebilirsiniz. Olası hak kayıplarının önüne geçerek taklit marka avukatları aracılığıyla hızlı ve etkili bir hukuki süreç yürütebilirsiniz. 

AEY Legal

AEY Legal, faaliyet göstermekte olduğu Fikri Mülkiyet Hukuku, E-Ticaret ve Bilişim Hukuku, Veri Koruma ve Siber Güvenlik Hukuku, Ticaret ve Şirketler Hukuku, Sözleşmeler Hukuku, Freelancer Hukuku, Tüketici Hukuku, Start-up Hukuku, Reklam ve Medya Hukuku başta olmak üzere birçok hukuk dalında ulusal ve uluslararası düzeydeki uyuşmazlık ve ihtilaflarla ilgili olarak Hukuki Danışmanlık, Uyum Yönetimi & Regülasyon, Dava Takibi & Uyuşmazlık Çözümü hizmetlerini müvekkillerine sunmaktadır.

Scan the code