Borçlar Hukuku

Kefalet Sözleşmesi

Yazar 25 Ekim 2022Ekim 3rd, 2023No Comments11 dakikalık okuma
Kefalet Sözleşmesi

Kefalet sözleşmesi ve sözleşmeye bağlı kefalet ilişkisi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 581 vd. maddelerinde belirtilmiştir. Kanun’un 581’inci maddesi uyarınca kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmelere kefalet sözleşmesi denir.

Kefalet ilişkisi alacaklı ile kefil arasında kurulmakta olup alacaklıya kişisel güvence temin etmektedir. Buradaki borç ilişkisi alacaklı ile borçlu arasındaki borç ilişkisinden bağımsızdır. Kefil borçlunun borcunu ödememe tehlikesini üstlenerek borçlunun yükümlülüklerini yüklenmektedir.

Kefalet ilişkisi türlerine göre üçe ayrılmaktadır. Bunlardan ilki adi kefalettir. Adi kefalette alacaklı borçluya başvurmadıkça, kefili kural olarak takip edemeyecektir. Ancak borçlu aleyhine takip yapılması sonucunda borçlu hakkında alacaklı tarafından kesin aciz belgesi alınmışsa, borçlu aleyhine Türkiye’de takip yapılması imkânsız hale gelmiş veya önemli derecede güçleşmişse, borçlunun iflasına karar verilmesi hali mevcutsa, borçluya konkordato için mühlet verilmişse artık alacaklı tarafından borçluya başvurulması hukuken hatalı olacaktır. Yukarıda sayılan ihtimallerin varlığı dahilinde alacaklı doğrudan doğruya kefile başvurabilecektir.

İkinci kefalet ilişkisi türü ise müteselsil kefalettir. Müteselsil kefalette kişi tıpkı bir borçlu gibi borcun ödenmesi sorumluluğunu üstüne almaktadır. Türk Borçlar Kanunu’nun 586’ncı maddesi uyarınca kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul ediyorsa, alacaklı borçluyu takip etmesine gerek olmaksızın veya taşınmaz rehinini paraya çevirmeksizin müteselsil kefili takip edebilecektir. Müteselsil kefilin takip edilebilmesi için borçlunun ifada gecikmesi ve kendisine karşı çekilen ihtarın sonuçsuz kalması veya alenen ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.

Üçüncü kefalet ilişkisi türü ise birlikte kefalettir. Birden çok kişi aynı borca birlikte kefil oluyorsa her bir kefil kendi payı için adi kefil gibi, diğerlerinin payı için de kefile kefil gibi sorumlu olacaktır.

Kefalet Sözleşmesinin Geçerlilik Şartları

Kefalet sözleşmesinin geçerli olması için birtakım şartları ihtiva etmesi gerekir. Bunlardan birincisi asıl borcun varlığıdır. Asıl borç mevcut ve geçerli olmalıdır. Gelecekte doğacak veya koşula bağlı bir borç için de bu borç doğduğunda veya koşul gerçekleştiğinde hüküm ifade etmek üzere kefalet akdi kurulabilecektir. Kişi eğer yanılma veya ehliyetsizlik sebebiyle borçlunun sorumlu olmadığı bir borç adına kişisel güvence veriyorsa, yükümlülük altına girdiği sırada sözleşmeyi sakatlayan eksikliği biliyorsa kefaletle ilgili kanun hükümlerine göre sorumlu olacaktır. Kefil ayrıca kefalet ilişkisini önceden ağırlaştıracak biçimde kendisine tanınan haklardan önceden feragat ederek sözleşme kuramayacaktır.

Kefalet sözleşmesi ilişkisinin geçerliliğini sağlayacak şartlardan ikincisi şekil şartıdır. Türk Borçlar Kanunu’nun 583’üncü maddesinde kefalet akdinin yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihinin belirtilmesinin geçerlilik şartı olduğu kabul edilmiştir. Kefil burada sorumlu olduğu azami miktarı kefalet ilişkisinin kurulduğu tarihi, müteselsil kefil olması halinde bu sıfatını veya bu şekilde yükümlülük altına girdiğini sözleşmede kendi el yazısıyla belirtmelidir. Kefalet sorumluluğunu arttırmaya yönelik değişiklikler, yukarıda bahsedilen şekle uyulmadıkça sonuç doğurmaz.

Kefalet ilişkisi için üçüncü ve son geçerlilik şartı ise eşin rızasıdır. Bu husus Türk Borçlar Kanunu’nun 584’üncü maddesinde eşin rızası şeklinde hüküm altına alınmıştır. Bu madde uyarınca eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızası alınarak kefil olabilecektir. Bu rıza en geç sözleşmenin kurulması anında verilmiş olmalıdır. Eşin rızası yalnızca bu aşamada gerekli olup sözleşmede sonradan yapılacak ve kefilin sorumlu olduğu borç miktarının artmasına veya adi kefaletten müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olacak güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayacak değişiklikler eşin rızasını gerektirmeyecektir.

Kefalet Sözleşmesinin Sonuçları

Türk Borçlar Kanunu’nun 589’uncu maddesinde kefilin kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktarla sorumlu olduğu açıklanmıştır. Azami miktarla sınırlı haller şöyledir:

  1. Asıl borç ile borçlunun kusur veya temerrüdünün yasal sonuçları.
  2. Alacaklının, kefile, onun borcu ödeyerek yapılmalarını önleyebileceği uygun bir zaman önce bildirmesi koşuluyla, borçluya karşı yönelttiği takip ve davaların masrafları ile gerektiğinde rehinlerin kefile tesliminin ve rehin haklarının devrinin sebep olduğu masraflar.
  3. İşlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait akdi faizler ile gerektiğinde tahvil karşılığında ödünç verilen anaparanın işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait faizleri.

Sözleşmede açıkça kararlaştırılmadığı takdirde kefil, borçlunun yalnızca kefalet ilişkisi kurulmasından sonraki borçlarından sorumlu olacaktır. Taraflar kanun hükmünde belirtildiği üzere aksini kararlaştırarak kefalet ilişkisinden önceki borçlar için de kefili sorumlu tutabilecektir. Asıl borç ilişkisinin hükümsüz hale gelmesi sebebiyle ortaya çıkan zarardan ve ceza koşulundan kefilin sorumlu olacağına dair anlaşmalar kesin olarak hükümsüz sayılacaktır.

Alacaklının kefile başvuru hali en erken borcun muaccel olduğu tarihtir. Borçluyu daha erken takip edebilme olanağı oluşsa dahi bu kefil için geçerli sayılamayacaktır. Türk Borçlar Kanunu’nun 590’ıncı maddesi uyarınca borçlunun iflası sebebiyle asıl borç muaccel olsa dahi alacaklı tarafından belirlenen vadeden önce kefile karşı takipte bulunulamayacaktır. Kefil, bütün kefalet türleri dahil edilerek ayni güvence karşılığında hâkimden, mevcut rehinler paraya çevrilinceye ve borçlu aleyhine yapılan takip sonucunda kesin aciz belgesi alınıncaya veya konkordato kararına kadar kendisine karşı yöneltilen takibin durdurulmasına isteyebilecektir. Asıl borcun muaccel hale gelmesi, alacaklı veya borçlunun önceden süre içeren bildirimde bulunmasına bağlıysa, kefalet borcu için bu süre, bildirim şeklinde ihtarın kefile yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır. 

Kefilin Hakları

Kefil, kefalet sözleşmesinde asıl borçluya veya onun mirasçılarına ait olan ve asıl borçlunun ödeme güçsüzlüğünden doğmayan bütün defileri aynı borçlu ve mirasçıları gibi alacaklı kişiye karşı ileri sürebilecektir. Asıl borçlu bu defiden vazgeçmiş olsa dahi, def’i kefilin alacaklıya karşı ileri sürülmesi halinde geçerli sayılacaktır. Kefil, yanılma veya sözleşme yapma ehliyetsizliği ya da zamanaşımına uğramış bir borç sebebiyle borçlunun yükümlü olmadığı bir borca bilerek kefil oluyorsa artık bu hükmün dışında kalacaktır.  Kefil, asıl borçluya ait defilerden habersiz ve bu defilerin varlığından habersiz bir biçimde ödemede bulunuyor ise artık borçluya karşı rücu hakkına sahip olur. Ancak asıl borçlu kefilin bu defileri bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse, ileri sürdüğü ölçüde rücu hakkını kaybedecektir.

Kefil kefalet sırasında var olan veya daha sonra asıl borçludan alacağın özel güvencesi olmak üzere elde ettiği rehin haklarını, güvenceyi ve rüçhan haklarını biliyor, alacaklı ise bunları kefilin zararına olacak şekilde azaltıyorsa, zararın daha az olduğu karşı tarafça ispat edilmedikçe kefilin sorumluluğuna uygun düşecek miktarda azalacaktır. Kefil bu aşamada ödediği fazla miktarın geri verilmesini talep edebilecektir. Ayrıca kefil borcu ödedikten sonra alacaklı kefile haklarını kullanmasına yarayabilecek borç senetlerini teslim etmeli ve gerekli bilgileri kefile sağlamalıdır. Kefalet sırasında var olan veya asıl borçlu tarafından alacak için sonradan sağlanmış olan rehinler ve diğer güvenceler kefile teslim edilmeli veya bunların devri için gerekli işlemler yapılmalıdır. Ancak alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın yükümlülüklerini yerine getirmiyor, ağır kusuruyla mevcut belgeleri veya rehinleri ya da sorumlu olduğu diğer güvenceleri elinden çıkarıyorsa kefil artık borcundan kurtulacaktır. Kefil bu riskin gerçekleşmesi halinde ödediği her neyse geri verilmesi ve varsa ek zararının karşılanmasını talep edebilecektir.

Kefilin Borçluya Rücu Hakkı

Borcun tamamen veya kısmen ödenmesi halinde kefil bu durumu borçluya bildirmek zorundadır. Kefil bu bildirimde bulunmazda ve ödemeyi bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen borçlu da alacaklıya ifada bulunursa rücu hakkını kaybedecektir. 

Asıl borcun sona erdiği durumlarda kefilin de sorumluluğu sona erer. Kefalette zamanaşımı on yıldır. Sözleşme ilişkisinin kurulmasından itibaren on yıl geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Bu sözleşmede on yıldan fazla süreyle kararlaştırılmış, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil ancak on yıllık süre doluncaya dek takip edilebilecektir. Uzatmanın kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılması gerekir. Kefilin sözleşmenin şekline uygun yazılı açıklamasıyla uzatma süresi azami on yıldır.

Kefil, alacaklıya ifada bulunduğu kadarıyla onun haklarına halef olacaktır. Rücuya ilişkin haklarını ancak asıl borç muaccel olunca kullanabilecektir. Kefil, rehin hakları ile aynı alacak için mevcut diğer güvencelerden yalnızca kefalet anında var olanlara halef olur. Ya da bizzat asıl borçlu tarafından, bu alacak için sonradan verilen haklara halef olacaktır. 

Kefil ile asıl borçlu arasındaki hukuki ilişkiden doğan istem ve defiler saklı olacaktır. 

Rücuya ilişkin zamanaşımı ancak kefilin borçlu yerine alacaklıya ifada bulunduğu süreden itibaren başlayacaktır. Kefil burada kendisine dava hakkı vermeyen veya yanılma ya da ehliyetsizlik sebebiyle asıl borçlu kişi adına ödemede bulunup bulunmadığına dikkat etmelidir. Bu şekilde bir ödemede bulunduğunda asıl borçluya karşı rücu hakkını kaybedecektir. 

Kefalet akdinden dönme gelecekte doğacak bir borç için, borçlunun borcun doğumundan önceki mali durumu, kefalet akdinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulmuşsa veya mali durum, kefilin kefalet sırasında iyi niyetli bir biçimde varsaydığından çok daha kötüyse, alacaklıya yazılı bir biçimde, borç doğmadığı sürece gerçekleştirilebilecektir.

Yukarıda hukuki açıdan önem ihtiva eden kefalet sözleşmesi konusu genel bir çerçeveyle açıklanmıştır. Kefalet sözleşmesi hususu oldukça önemli ve hukuki danışmanlık alınması gereken başlıca konulardan biridir. Daha fazla bilgi ve danışmanlık için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

AEY Legal

AEY Legal, faaliyet göstermekte olduğu Fikri Mülkiyet Hukuku, E-Ticaret ve Bilişim Hukuku, Veri Koruma ve Siber Güvenlik Hukuku, Ticaret ve Şirketler Hukuku, Sözleşmeler Hukuku, Freelancer Hukuku, Tüketici Hukuku, Start-up Hukuku, Reklam ve Medya Hukuku başta olmak üzere birçok hukuk dalında ulusal ve uluslararası düzeydeki uyuşmazlık ve ihtilaflarla ilgili olarak Hukuki Danışmanlık, Uyum Yönetimi & Regülasyon, Dava Takibi & Uyuşmazlık Çözümü hizmetlerini müvekkillerine sunmaktadır.

Scan the code