
İçindekiler
Tanıma tenfiz sürecinden geçirilen kararlar yabancı devlet mahkemesi tarafınca verilen mahkeme kararlarının bir başka ülkede kati yargı ve kati kanıt etkisine haiz olmasıyla gerçekleşir. Yurtdışındaki mahkemelerce hükmedilen kararın tanıma ve tenfiz sürecindeki hukuki sınıflandırılması çok önemlidir. Zira tanıma ve tenfiz davalarında meydana getirilen yargılama faaliyetinde yargılamanın usulü, talebin çekişmeli yoksa çekişmesiz olarak mı ileri sürüleceği, tarafların mahkemeye katılımı, tanıma ve tenfiz isteminin kimler tarafınca isteneceği, kanıtlama ve delillerin ne halde mahkemede ileri sürüleceği ve nihayet verilen kararın kanun yolu bakımından değerlendirilmesi tanıma ve tenfiz taleplerinin niteliği ile direkt ilişkilidir.
Yabancı mahkeme kararının bu ülke haricindeki ülkelerde sonuç doğurması, kararın tanınmasına ya da tenfizine bağlıdır. Tanıma ve tenfiz, kural olarak ayrı davaların konusudur. Bu davalar (tanıma ya da tenfiz davası) kararı tanıma ve tenfiz sonucu verilmesiyle beraber yabancı mahkeme sonucu, yerel mahkeme sonucu gibi güç ve niteliğini kazanır. Tanıma ve tenfiz davalarından hangisinin açılacağı ise tesir doğurması istenen kararın içeriğine bakılmak suretiyle belirlenir. Yabancı mahkeme kararının icrasının gerektiği hallerde ise tenfiz davası gündeme gelecektir. Ancak kararın bu şekilde bir özelliği yoksa açılması ihtiyaç duyulan dava tanıma davasıdır.
Tanımlar
Tanıma davası, yabancı bir ülkede verilen mahkeme kararının kati yargı ya da kati kanıt olarak kabul edilmesini sağlamaya yönelik oluşturulan dava türüdür. İcra gerektirmeyen hükümler barındıran kararlarda tanıma davası açılması gereklidir. Örneğin Almanya’da sadece boşanma kararı verilen bir dava mevcut olsun. Boşanmanın yanında velayet, nafaka, tazminat gibi icrai bir karar bulunmuyor ise tanıma davası açmak yeterlidir.
Tenfiz davası, yabancı mahkemelerin icrai anlamda hükümler içeren kararlarının Türkiye’de de geçerli olmasını sağlayan bir davadır. Bu kararların Türkiye’de de uygulanabilmesini sağlar. Tenfiz davasında, tanıma davasından değişik olarak kararda icrai bir hüküm bulunmaktadır. Bu icrai hükmün Türkiye’de de geçerli olmasını sağlamak için tenfiz davası açılmalıdır.
Yukarıdaki örnekte, boşanma sonucunda velayet ve/veya nafakaya ilişkin hükümler de varsa kararın tanınması yetmez. İcra edilebilirlik açısından tenfiz kararının da verilmesi gerekir.
Tanıma ve Tenfiz Davası Şartları
Tanıma ve tenfiz davası şartları, ön koşullar ve esasa ilişik koşullar olmak suretiyle ikiye ayrılmaktadır. MÖHUK m. 50’ye bakılırsa tanıma ve tenfiz kararının verilebilmesi için lüzumlu olan ön koşullar şunlardır:
- Yabancı bir mahkemenin kararı
- Bu kararın hukuk davalarına ilişik olması
- Kararın kesinleşmiş olması.
Tanıma ve tenfiz talebinin kabul edilebilmesi için ihtiyaç duyulan esasa ilişik şartlar ise MÖHUK m. 58’de düzenlenmiştir. Bunlar:
- Hükmün verildiği yer ile Türkiye içinde karşılıklılık-mütekabiliyetin bulunması (Bu koşul tanımada aranmamaktadır)
- İlamın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir mevzuda verilmiş olması ya da davalının itiraz etmesi şartıyla; ilamın, dava mevzusu ya da taraflarla reel bir ilişkisi bulunmadığı tamamen yetkisiz bir mahkemece verilmesi
- Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı olmaması
- Kararın davalının savunma hakkına uygun hareket edilerek verilmiş olmasıdır.
Türk mahkemeleri, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ya da tenfizi davasında ancak tanıma ve tenfiz şartlarının bulunup bulunmadığı hususunda incelemede bulunabilir. Türk mahkemelerinde yabancı mahkemede uygulanan usulün veya karardaki maddi ve hukuki tespitlerin doğruluğu incelenemez. Buna gözden geçirme yasağı denir.
Tanıma ve Tenfiz Davası İçin Gerekli Olan Belgeler
Yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi için aşağıdaki belgeler temini gerekmektedir:
- Yabancı mahkemece verilen kararın aslı (kaygan imzalı, mühürlü)
- Yabancı mahkemenin kararının kesinleşmiş bulunduğunu gösterir şerh ya da belge (kaygan imzalı, mühürlü)
Apostil, bir ülkede resmi makamlarca düzenlenen resmi belgelerin, başka bir ülkede geçerli sayılması için meydana getirilen resmi bir onay işlemidir. Belgeyi düzenleyen ülke tarafınca, belgelenmek istenen konu resmi evrak üzerine “Apostil Şerhi” verilmek üzere, başkaca bir onaya gerek kalmaksızın başka bir ülkede geçerli sayılması amaçlanmaktadır. Bu itibarla; tanıma ve tenfiz davası açısından, davaya mevzu edilen bir yabancı mahkeme kararının gerçekte bir mahkeme sonucu olup olmadığı, hangi ülke ve hangi mahkemeden verildiği, hangi tarihte karar vermiş olduğu kim tarafınca onaylama edildiği, evrak üstünde mühür olup olmadığı hususlarının tespiti; sonucu veren mahkemeye sormadan ve teyit ettirmeye ihtiyaç duymadan apostil şerhi verilmek üzere sağlanabilmektedir. Bu nedenle tanıma ve tenfiz davasında apostil şerhi mecbur bir unsurdur.
- Yabancı mahkemenin vermiş olduğu kararın Türkçeye yeminli tercüman tarafınca çeviri edilmesi ve bu tercümenin Noter ya da Konsolosluktan onaylatılması
- Pasaport ve nüfus cüzdanı fotokopisi
- Vekaletname (Vekaletnamede vesikalık resim olması gerekmektedir. Aynı şekilde vekaletname içerisinde “yurt haricinde verilmiş boşanma sonucuna ilişik tanıma ve tenfiz davası açmaya, oluşturulan davayı kabule” yetkilerinin yer alması gerekmektedir.)
Yargılama Usulü
Tanıma ve tenfiz davalarının görülme usulü basit yargılama usulü olarak belirlenmiştir (MÖHUK m. 55/1). Yabancı mahkeme kararının tanınması talebi, Türk mahkemelerinde derdest olan bir davada da ileri sürülebilir ve bu ihtimalde aslolan yargılamanın tabi tutulduğu usule göre paralel olarak tanıma işlemi de yapılacaktır (MÖHUK m. 58). Ancak burada önemli olan husus her ne kadar tanıma talebi Türk mahkemelerinde derdest olan bir davada istenebilse bile, tenfiz talebi kesinlikle açılacak ayrı bir dava ile yapılmalıdır. Yargıtay 2002 senesinde verdiği bir sonucunda tanıma talebinin karşı dava açmak üzere de istenebileceğini hükmetmiştir.
Türk hukukunda basit yargılama usulü HMK m. 316 vd. yer edinen hükümlerle düzenlenmiştir. Bu yargılama usulüne bakılırsa davanın tarafları dilekçeleri ile beraber, bütün delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili bulunduğunu belirtmeli; ellerinde bulunan bu delilleri dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayacak gerekli açıklamalara dilekçelerinde yer vermek zorundadır (HMK m. 318).
Basit yargılama usulünde hakim ön inceleme aşamasında ilk itirazları ve dava şartlarını inceleyerek karara bağlar. Ön inceleme aşamasında tanıma ve tenfiz davaları açısından önemli olabilecek husus, MÖHUK m. 50 ve 54’te yer edinen koşulların HMK m. 138 anlamında bir dava şartı ya da ilk itiraz olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğidir. Kanunun lafzı buna imkan tanımamaktadır. Süratli bir halde yargılamayı sonuçlandırma gayesiyle hareket edilmiştir. Bu sayede şartları sağlamayan yabancı mahkeme kararlarının tanınması ya da tenfizi, öteki tanıma ve tenfiz şartlarını incelemeye ihtiyaç duymadan reddedilecektir ve yargılamanın boş yere uzaması engellenecektir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Tanıma ve tenfiz davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir (MÖHUK m. 51). MÖHUK’ta tanıma ve tenfiz talepleri için sorumlu mahkemenin açıkça asliye mahkemesi olduğu belirtilmiştir. Ancak aile hukukuna ilişik yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfiz taleplerinin Aile Mahkemelerinde yapılacağına ilişik Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine dair 4787 sayılı kanunda açık hüküm bulunmaktadır.
Yetkili mahkeme ise MÖHUK m. 51’de düzenlenmiştir. Davacının hakkında tanıma-tenfiz istediği kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa sakini olduğu yer mahkemesi, Türkiye’de yerleşim yeri ya da sakin olduğu bir yer mevcut değilse de Ankara, İstanbul yada İzmir mahkemelerinden biri yetkilidir.
Tanıma ve Tenfiz Kararlarının Etkisi
Yabancı mahkeme kararının tanınması onun tanındığı ülkenin yargısında tesir doğurması anlamına gelir. Bu kararlar Türk hukukunda kati yargı ve kati kanıt olarak iki ayrı etkiye haiz olur. Türk hukuku tanımış olduğu mahkeme kararının maddi anlamda kati yargı tesirini kabul etmiş olur. Yani Türk mahkemelerince verilen kararlarla aynı özelliği gösterir. Yabancı ilâmın kati yargı ve kanıt etkisi yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm doğurur.
Tanıma sonucu Türk hukukunda tanınan karar açısından iki ayrı tesir doğurur. Bunlardan ilki kati yargı tesiri ikincisi ise kati kanıt etkisidir. Tenfiz sonucu ise bu iki etkiye ek olarak bünyesinde bir tesir daha barındırır. Bu da icra kabiliyetidir. Eda davası sonucunda eda hükmü içeren bir yabancı mahkeme kararının tanınması ona icra yeteneği kazandırmaz. Yabancı mahkeme kararının Türk hukukuna göre icra kabiliyetinin de olması isteniyorsa tenfizi gerekir. Bu karar bir Türk mahkemesinin verdiği karar gibi sonuç doğuracaktır. Yani artık bu kararın Türkiye’de icrası mümkün hale gelir. Tenfiz kararı verildiği anda geçmişe etkili olarak yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren tesir eder.
Duruşmalara Tarafların Gelmesi Gerekli Midir?
Tanıma ve tenfiz davaları Hukuk Muhakemeleri Kanunu esas alınarak görülen davalar olduğu için kendisini bir avukat ile temsil etmeyen davacının dava ve duruşmaları takip etmesi zorunludur. Duruşmalara kendisinin veya avukatının katılmaması halinde hakim dosyayı işlemden kaldırır. Kaldırma kararı üzerine ise zamanı içerisinde yenilenmemesi durumunda ise davanın açılmamış sayılmasına karar verir.
Davalının ise duruşmalara katılmasına gerek yoktur. Davaya katılmayan davalıya yalnızca tebligatların yapılması zorunluluktur. Yine davalıya mahkeme kararının da tebliğ edilmesi zorunludur.
Tanıma ve tenfiz davaları ile ilgili işbu yazımız genel bilgilendirme amaçlı olup hukuki tavsiye içermemektedir. Hukuki bir sorununuz mevcut olduğunda uzman bir avukattan profesyonel destek almanızı öneririz.




