
İçindekiler
Marka kullanılması zorunluluğu Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında marka hakkı sahibine yüklenen bir yükümlülük olarak karşımıza çıkmaktadır. Sınai Mülkiyet Kanunu m. 26’da markanın iptaline karar verilebilmesi için ihtiyaç duyulan hâller dört başlıkta toplanmaktadır. Bunlar, tescilli bir markanın beş sene süresince haklı bir sebep olmadan kullanılmaması; teknik şartnameye aykırı olarak kullanılmış garanti markası ve ortak marka olması; markanın yaygın kullanımının niteleyici bir isim hâline gelmesi ve markanın yanıltıcı hâle gelmesidir. İptal sebeplerinden ilk ikisini “markanın kullanılması nedeniyle iptal nedenleri”, son ikisini ise “karışıklığa neden olma sebebiyle iptal nedenleri” başlığı altında sınıflandırmaya tabi tutulmaktadır. Bu hâllerden birinin gerçekleşmesi halinde markaya tanınan korumanın devam ettirilmesi gerekliliği ortadan kalkmaktadır.
Markanın Kullanmama Nedeniyle İptalini Düzenleyen Kuralın Amacı
Marka kullanılması zorunluluğu ve markanın kullanılmaması nedeniyle iptalini düzenleyen kuralın en temel amacı kullanılmayan markalara ilişkin olarak meydana gelebilecek olan hukuki uyuşmazlıkları en aza indirmektir. Düşünülenin aksine marka kullanma zorunluluğu getirmekteki amaç markaların ticari başarısını önlemek yahut hukuki korumayı yalnızca büyük markalara ve ticari gelişimini tamamlamış markalara vermek değildir. Kullanılmayan markanın iptali sonucunda sicilde kullanılmayan markalara ayrılan alan azaltılmakta, bu şekilde ise tescilli markalar ile aralarında çıkabilmesi olası uyuşmazlıklar en aza indirgenmektedir.
Markanın tescili ile amaçlanan mal ve hizmetlerin birbirinden ayrı tutulması durumudur. Marka kullanılması zorunluluğu ise bu amacın işlevselleştirilmesi için gerekli olan bir düzenlemedir. Kullanılmayan bir markanın diğer markalardan ayırt edilmesi gibi bir işleve zaten gerek kalmamakta, dolayısıyla kullanılmayan bir marka ile ilgili olarak tescil işlemi amacına hizmet edememektedir. Bu durumda marka sahibinin markayı kullanmayarak piyasada ayırt edilmesi istenen bir hizmet sürmediği ya da bu hizmeti vermek için tamamen farklı bir marka kullandığı sonucuna varılmaktadır. Bu durumun da markanın tescil edilmesindeki amaçla örtüşmediği açıktır.
Markayı Kullanma Kavramı
Marka kullanma zorunluluğu SMK ile düzenlenmiş bir hukuki durumdur. Markanın kullanılmış sayılabilmesi için tüketicilerin gözünde, verilecek olan mal ya da sunulacak hizmetle bağdaşan nitelikte bir kullanmadan bahsedilmelidir. Kullanım amacıyla bağlantılı olarak sunulacak hizmetin varlığı halinde markayı kullanma durumunun mevcut olduğundan bahsedilebilir. Burada temel ölçüt kullanılan markanın işlevine ve amacına uygun kullanılması halinin varlığıdır. Zira marka kullanılmasında ve tescil sisteminin geliştirilmesinde amaçlanan asıl hedef ayırt ediciliktir. Aynı amaca hizmet eden onlarca markanın arasından seçilen bir veya birkaçı diğerlerinden farklı olarak daha geniş kesimlere hitap eder ve nitelikleri sayesinde öne geçerler. Markanın bu şekilde ayırt edicilik işlevini sağlayabilmesi ve piyasada bununla birlikte fark ve pazar alanı yaratabilmesi için ticari hayatta kullanılıyor olması şartı aranmıştır. Marka kullanma zorunluluğu bu bakımdan kullanıldığı yer ve kullanım amacına hizmet ediyor olmalıdır.
Markaların ticaret ünvanı, işaret veya işletme adı gibi yerlerde kullanımı doktrinde ve kanunda markanın kullanılması anlamına gelmemektedir. Marka kullanma zorunluluğu kapsamında bu şekilde yalnızca işaret vs. şeklinde kullanılan marka gerçek anlamda markanın kullanılması olarak kabul edilmemektedir. Bunun da nedeni, bu tür işaret ve unvanların markanın temsil etmiş olduğu mal ya da hizmete değil ticari hayattaki tacir ve işletmelere ait olduğunun kabul edilmesidir. Aynı şekilde işaretlerin internet alan adları içerisinde ya da bunların bir kısmında doğrudan kullanılması da markanın kullanılması anlamına gelmemektedir. Bu konuda istisnai olarak kabul edilen tek durum, alan adında kullanılan ya da internet sitesinde kullanılan markanın hizmetle bağdaştırılıp artık o adla akla gelmesi durumlarında markanın kullanıldığı anlamına gelmesidir.
Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 9. maddesine göre marka kullanma hali “ciddi bir kullanım” ile mümkündür. Ciddi kullanım kavramı ile kastedilen marka kullanıcısının markayı tescili ve kullanımında güttüğü amaç ve niyeti olarak kabul görmüştür. Marka sahibi markayı ticari faaliyetlerinde kullanmayı amaçlamış olsa dahi bunu fiili olarak gösterememiş, bu kullanımı amaçladığı gibi gerçekleştirememiş, yeterli bir zaman geçtiği halde tüketici nezdinde yeterli ilgiyi görememiş ise ciddi bir kullanımdan bahsetmek mümkün olmayacaktır. Ciddi kullanımın objektif kriterleri bulunmakla birlikte bu kriterler değerlendirilirken somut olay baz alınarak bir yorumda bulunulmaktadır. Bu objektif kriterler ise fatura ve broşürlerde kullanım, satış miktarı, kullanım süresi ve devamlılığı, müşteri çevresi gibi kriterler olarak karşımıza çıkmaktadır.
Marka Kullanma Zorunluluğunda Hoşgörü Süresi
Marka kullanma zorunluluğu ve markanın iptali durumları Sınai Mülkiyet Kanunu ile bazı sürelere bağlanmıştır. Sınai Mülkiyet Kanunu 9. maddesinde, markanın iptali ile ilgili olarak beş yıl boyunca aralıksız olarak ciddi kullanıma tabi tutulmayan markanın iptali mümkün kılınmıştır. Buradan da anlaşılacağı üzere bir markanın iptal edilebilmesi için aralıksız olmak kaydıyla beş yıllık bir süre zarfında ciddi biçimde kullanılmaması gerekmektedir. Dikkat edilecek olursa bu madde uyarınca markanın sürekli kullanılması gibi bir şart getirilmemiş, yalnızca kullanılmama halinin beş yıl boyunca devamı halinde bir yaptırım öngörülmüştür.
Marka kullanma zorunluluğu kapsamında karşımıza çıkan hoşgörü süresi beş yıl olup bu süre mal ya da hizmetin cinsine göre değişmemekte, her marka için sabit tutulmaktadır. SMK m. 9’da yer edinen beş senelik hoşgörü süresi ile alakalı iki ihtimâl bulunmaktadır: İlk olarak tescil tarihinden itibaren geçirilecek beş sene içerisinde markanın ciddî şekilde kullanılmaya başlanması gerekmektedir. Kullanma yükümlülüğünün tescille beraber derhâl başlamaması halinde marka sahibine, markayı kullanmak için hazırlık yapacağı bir tolerans sürenin bırakılması gerekliliği ile açıklanmaktadır. İkinci olarak ise marka kullanılmaya başlandıktan sonrasında, bu kullanıma asla kesintisiz olarak beş sene ara verilmemesi gerekmektedir. Buradaki beş senelik vakit markanın kullanılması ile elde etmiş olduğu veya edeceği maddi manevi kıymet ve satın alan müşteri çevresinin (good-will) kullanıma ara verildikten sonrasında belli bir müddet daha devam edeceği düşünülerek getirilmektedir. SMK m. 9’da markanın beş sene süresince, aralıksız olarak kullanılmaması düzenlendiğinden; markanın ciddî şekilde kullanıldığı her durumda, beş senelik ara verme hakkının tekrar başladığını kabul etmek gerektiği yorumu yerinde olacaktır.
Kullanılmayan Markanın İptali
Marka kullanma zorunluluğu haline aykırılık durumunda ilgili kişiler markanın iptalini Türk Patent ve Marka Kurumu’ndan talep edebilmektedirler. Marka iptal talepleri, bu talebin yapıldığı tarihte sicilde kayıtlı olan marka sahibi kişilere karşı ileri sürülür. Şu hallerde markanın iptaline karar verilmesi mümkündür:
- Tescil tarihinden itibaren beş sene arasında haklı bir sebep olmaksızın kullanılmayan ya da kullanımına beş sene kesintisiz ara verilen markalar.
- Marka sahibinin eylemleri ya da lüzumlu önlemleri almaması neticesinde markanın, kullanım amacına uygun madde ya da hizmetlerde yaygın isim olarak kullanılır hale gelmesi.
- Marka sahibi tarafınca ya da marka sahibinin izniyle meydana gelen kullanım cevabında markanın, tescilli olduğu mal ya da hizmetlerin bilhassa niteliği, kalitesi yada coğrafi deposu mevzusunda halkı yanıltıyor olması.
- Garanti markasının ya da ortak markanın Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 32. maddesine aykırı halde kullanılması.
Markanın iptaline karar verilmesi hâlinde ise bu karar, iptal talebinin Kuruma sunulmuş olduğu tarihten itibaren etkili olmak üzere geleceğe etkili olacaktır. Ancak istek üzerine, iptal hâllerinin daha önceki bir tarihte meydana gelmiş olması hâlinde iptal kararının bu tarihten itibaren etkili olacağına karar verilebilir.




