
İçindekiler
Fikri Mülkiyet Hukuku’nda arabuluculuk kavramı 19 Aralık 2018 tarihli Resmi Gazete’de “Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun” ile hayatımıza girmiştir. Bu Kanun ile Fikri Mülkiyet Hukuku’ndan doğan uyuşmazlıklarda arabuluculuk zorunlu dava şartı haline getirilmiş ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na “Dava Şartı Olarak Arabuluculuk” başlıklı 5/A maddesi eklenmiştir.
Fikri Mülkiyet Hukuku’ndan kaynaklanan hukuki uyuşmazlıklar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Ticari Davalar, Çekişmesiz Yargı İşleri ve Delilleri” başlıklı 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendinde “ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi” olarak hüküm altına alınmıştır.
Fikri Mülkiyet Hukukunda Zorunlu ve İhtiyari Arabuluculuk
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak açıklanmıştır. Bu kapsamda 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren Fikri Mülkiyet Hukuku’ndan doğan hukuki uyuşmazlıklarda da zorunlu arabuluculuk sürecinin tüketilmesi gerekmektedir.
Fikri Mülkiyet Hukuku mevzuatı fikir ve sanat eserlerine, markalara, patentlere, faydalı modellere, endüstriyel tasarımlara, coğrafi ad ve işaretlere, bitki çeşitleri ve ıslah haklarına, elektronik devrelerin topografyalarına ve açıklanmamış bilgilere ilişkin mevzuat olarak belirtilmiştir. Bu mevzuattan doğan uyuşmazlıkların tümü 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesinde belirtilen zorunlu arabuluculuk sürecinin tüketilmesine tabi olacaktır.
Fikri Mülkiyet Hukuku alanında doğacak hukuki uyuşmazlıklar arabuluculuğa en yatkın hukuki uyuşmazlık türleri arasında gösterilmektedir. Davanın ikamesinde hukuki uyuşmazlıklar kişilerarası olmanın yanı sıra ülkelerarası da olarak da kendisini gösterebilmektedir. Fikri Mülkiyet Hukuku’ndan doğan bu tarz uyuşmazlıkların dava yoluyla çözümlenmesi tüm yönleriyle göz önüne alındığında taraflara zaman ve masraflar yönünden ağır bir külfet oluşturmaktadır. Buna karşın alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden biri olan arabuluculuk yönteminin kullanılması taraflara zaman ve masraflar yönünden olumlu etki sağlayacaktır. Örneğin Fikri Mülkiyet Hukuku’ndan doğan ülkelerarası bir hukuki uyuşmazlık için dava süreci, yapılacak incelemeler doğrultusunda uzun yıllar boyu sürebilecekken dava şartı olan arabuluculuk kurumu sayesinde taraflar yapılacak ilk görüşmede anlaşabilecektir.
Ancak belirtilmelidir ki; 6102 sayılı Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasının son cümlesinde herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar istisna tutulmuştur. Buradan hareketle bir kısım Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’ndan doğan uyuşmazlıklar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili maddesinde yer alan atıfla mutlak ticari dava olarak görülecek ve dava şartı zorunlu arabuluculuk kapsamına girecektir, diğer Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’ndan doğan uyuşmazlıklar ise ihtiyari arabuluculuk kapsamında değerlendirilecektir. İhtiyari arabuluculuk, dava şartı arabuluculuktan farklı olarak yalnızca iki tarafın da bu konuda anlaşmaya varmış olması halinde başvurulabilecek alternatif uyuşmazlık çözüm yollarındandır.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’ndan doğan bir hukuki uyuşmazlığın mutlak ticari dava olarak değerlendirilebilmesi için uyuşmazlık, uyuşmazlık taraflarından birinin işletmesini ilgilendirmelidir. Ayrıca bu uyuşmazlığın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi uyarınca bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında olması şartını da karşılaması gerekmektedir:
- Uyuşmazlık taraflarından birinin işletmesini ilgilendirmeli.
- Uyuşmazlığın konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında olmalıdır.
Arabuluculuk Süreci Nasıl İşleyecek?
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda kaynaklanacak mutlak ticari davalar için yürütülecek zorunlu arabuluculuk süreçlerinde alacak veya tazminat talebiyle yargı yoluna başvuracak kişi ilk olarak karşı tarafın yerleşim yerinde veya işin yapıldığı yerde bulunan adliyede arabuluculuk bürosuna ya da arabuluculuk bürosu kurulmamış olması halinde bu süreçle görevlendirilmiş olan sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne başvurmalıdır.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca başkaca bir usul kararlaştırılmadıkça arabulucu veya arabulucular hukuki uyuşmazlığın taraflarınca seçilecektir. Uygulamada genellikle taraflar arabulucular hakkında fikir birliği sağlayamamaktadır. Bu sebeple arabuluculuk büroları Fikri Mülkiyet Hukuku’ndan doğan hukuki uyuşmazlıkların çözümünde görev yapacak arabulucu/arabulucuları sistem aracılığıyla otomatik olarak atamaktadır. Atamanın yapılmasının ardından taraflar görevlendirme hakkında bilgilendirilmekte ve ilk toplantıya davet edilmektedir. Arabulucu görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını bu aşamada kendiliğinden dikkate alamamaktadır. Ancak karşı taraf en geç yapılacak ilk toplantıda yetkiye ilişkin belgeleri sunmak suretiyle arabuluculuk bürosunun yetkisine itirazda bulunabilecektir. Bu durumda yetkisine itirazda bulunulan arabulucu dosyayı derhal ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere ilgili büroya teslim edecektir.
Görevlendirilen arabulucu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca görevlendirildikleri tarihten itibaren altı hafta içerisinde uyuşmazlığı sonuçlandıracaktır. Bu süre zorunlu hallerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilecektir. Fikri Mülkiyet Hukuku’ndan doğan hukuki uyuşmazlık üzerinde zorunlu arabuluculuk sürecini tamamlamaları sonunda tarafların anlaşması halinde anlaşmaya ilişkin tutanak mahkeme ilamı hükmünde sayılacaktır. Bu sebeple taraflar bu hukuki uyuşmazlığın çözümlenmesi adına yeniden yargı mercilerine başvuramayacaktır.
Zorunlu arabuluculuk faaliyeti sonucunda tarafların anlaşamaması halinde son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde davacı taraf anlaşamama tutanağını da hazırlayacağı dava dilekçesi ekine koyarak Asliye Ticaret Mahkemeleri’nde dava ikame edebilecektir. Zorunlu arabuluculuğa başvurulmadan açılacak olan Fikri Mülkiyet Hukuku’ndan kaynaklı hukuki uyuşmazlıklar için zorunlu arabuluculuk dava şartı olarak kabul edildiğinden dava şartı yokluğundan bu davanın usulden reddine karar verilecektir.
Fikri Mülkiyet Hukuku’nu ilgilendiren özellikle Marka Hukuku, patent ve fikir ve sanat eserlerinden doğan uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk yolunun tercih edilmesi uyuşmazlık taraflarına hem zaman hem de masraf yönünden olumlu sonuçlar doğuracaktır. Marka Hukuku’na markaların iltibasında arabuluculuk alternatif uyuşmazlık çözüm yolu uygulanması örnek olarak gösterilebilecektir. Marka Hukuku’na dair hukuki uyuşmazlıklarda yoğun teknolojik bilgi sahibi olunması gerekmemektedir. Bu sebeple markaların benzerliklerine ilişkin hukuki uyuşmazlıklar arabuluculuk yolu kullanılarak kolaylıkla çözümlenebilecektir.
Patent uyuşmazlıkları ise karmaşık teknolojilerin ürünü olduğundan alternatif uyuşmazlık çözüm yollarından arabuluculuk taraflara zaman ve masraf bakımından olumlu etki sağlayacaktır. Özellikle patent hakkının biyoteknoloji, kimyasallar, ilaçlar ve bilgisayar donanımı gibi ileri teknolojik ürünler üzerinde doğduğu göz önüne alındığında bu teknolojik gelişmeleri takip eden arabulucuların seçilmesi yargı merciinde uyuşmazlığın çözülme süresini oldukça kısaltacaktır. Patente dair hukuki bir uyuşmazlığın direkt mahkemelere götürmesi süreçleri bilirkişi incelemesi vb. yönlerden uzatabilecektir.
Fikir ve sanat eserlerinden doğan uyuşmazlıklar ise çoğunlukla telif hakkına ilişkindir. Bu uyuşmazlıklarda bir taraf diğer tarafın eserini hukuka aykırı bir biçimde kopyalamakta veya o eserden esinlenerek yeni bir eser yaratmaktadır. Telif hakkından doğabilecek hukuki uyuşmazlıkta eserin tamamen kopyalandığına dair açık bir delil bulunmadığı takdirde iki eser arasındaki ifade benzerlikleri incelenmektedir. Bu benzerlikler sıradan bir kimsenin incelemesi sonucu da belirlenebileceğinden yargı yükünü hafifletmek adına zorunlu arabuluculuk yolunun tercih edilmesi elverişli olarak değerlendirmektedir.
Yukarıda hukuki açıdan önem ihtiva eden Fikri Mülkiyet Hukukunda Arabuluculuk konusu genel bir çerçeveyle açıklanmıştır. Fikri Mülkiyet Hukukunda Arabuluculuk konusu oldukça önemli ve hukuki danışmanlık alınması gereken başlıca konulardan biridir. Daha fazla bilgi ve danışmanlık için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.




