
İçindekiler
Bir kişi öldüğü zaman geride kalan akrabaları akrabalık derecesine o kişinin mirasçısı sıfatını elde eder. Mirasçılık sıfatı kanunla açıkça belli olup kişilerin aksine anlaşma yapmaları mümkün değildir. Yalnızca belirli durumlarda miras bırakanın mirasçıları mirasçılıktan çıkarması ya da mirasçının mirası reddi söz konusu olur. Bu hallerde o mirasçının payı, sanki o ölmüş gibi kendi mirasçılarına geçer. Ancak, bazen mirasçılar bir mirasçıyı sanki hiç yokmuş gibi düşünerek malları paylaşıp intikal yapabilirler. Bu durum, genelde mirasçılar arasında anlaşmazlık olduğu zaman söz konusu olur. Bu hallerde paylaşımda yer almayan mirasçı gizli mirasçı veya uygulamadaki adıyla ketmi veresedir.
Hukukumuzda miras işleriyle ilgili yasal düzenlemeler Türk Medeni Kanunu’nun Miras Hukuku adlı dördüncü kitabında yer almaktadır. Ketmi verese müessesesi hakkında esasen Kanun’da bir düzenleme yoktur. Ancak yıllar içinde uygulamada ve doktrinde kendisine yer bulmuştur. Şimdi bu kavramı yakından görelim.
Ketmi Verese Kavramı
Ketmi verese kavramını incelemek için öncelikle miras kurallarını özet bir şekilde incelemekte fayda vardır. Şöyle ki; bir kişi öldüğü zaman geride kalan akrabaları, yakınlık derecesine göre belirli oranlarda mirasçılık hakkı elde ederler. Bu yakınlık dereceleri akrabalık konumuna göre tespit edilir. Kanun’un burada öngördüğü derece sistemi şöyledir:
- 1. Derece: Kişinin çocukları. Çocuklardan ölen varsa, bu çocuğun mirasçıları kendi payları oranında mirasa dahil olur.
- 2. Derece: Kişinin anne-babası. Anne veya baba veyahut ikisi de ölmüşse anne babanın mirasçıları kendi payları oranında mirasa dahil olur.
- 3. Derece: Kişinin büyükanne ve büyükbabaları. Bunlardan ölen var ise kendi mirasçıları kendi payları oranında mirasa dahil olur.
Kişi evliyse ve ölüm anında eşi sağ ise eş de belli bir oranda mirasa dahil olur. Eş kendi payını aldıktan sonra kalan miktarı diğer mirasçılar bölüşür.
İşte ketmi verese, ölen kişiyle olan akrabalık bağı uyarınca belirli bir oranda miras hakkı olan kişidir. Ancak diğer mirasçılar, bir şekilde kendisinin dahil olmadığı bir bölüşüm ile kişinin mallarını paylaşırlar. Mirasçılar, haklarını mirasçılık belgesi ile elde ederler. Bu belgede olmayan mirasçının mirastan pay alma hakkı da yoktur. Böylece mirasçı, yasal hakkı olan mirası elde edememiş olur. Bu durumda, bu mirasçının hakkını elde etmesi gerekir. Bununla ilgili Kanun’da açık düzenlemeler yer almadığından, birtakım hukuki süreçlerin işlemesi gerekecektir.
Ketmi Veresenin Hakları
Ketmi verese kavramı hakkında açık hukuki düzenlemeler olmadığı için esasen herhangi bir hakları da yoktur. Ancak uygulama ve doktrine göre ketmi veresenin mirasçılıktan doğan haklarını elde etmesi mümkündür. Bunun için öncelikle mirasçıların bölüşümü yaptıkları mirasçılık belgesinin geçersiz olduğunun ortaya çıkması gerekir. Bu nedenle mirasçının, mevcut mirasçılık belgesinin iptali için dava açması şarttır. Mahkeme, bu davanın kabulü ile mirasçılık belgesinin iptaline karar verdikten sonra, yeni bir mirasçılık belgesi gerekecektir. Bu yeni mirasçılık belgesi ile mirasçı, haklarını elde etme hakkına sahip olur.
Kural olarak mirasçıların miras üzerindeki tüm haklarını birlikte kullanması gerekir. Terekenin paylaşımı ve miras ortaklığının sona ermesi gibi tüm durumlar ve paylaşımlar, tüm mirasçıların oybirliği ile söz konusu olur. Veyahut mahkemenin bu durumda karar vermesi gerekir. Ketmi veresenin varlığı halinde, tüm mirasçıların katılımı söz konusu olmayacaktır. Bu da diğer mirasçıların önceden yaptığı tüm işlemlerin geçersiz olacağı anlamına gelir. Burada önemli olan husus, ilgili işlemlerin “yok hükmünde” olacağıdır. Yani o işlemler hiç olmamış olacaktır.
Ketmi Verese Nedeniyle Tapu İptali ve Tescili
Temel kural, ketmi verese olan mirasçının yeni mirasçılık belgesi ile mirastan doğan haklarını elde etmesidir. Yani bu mirasçı, mirastan doğan haklarını elde etme hakkına sahip olur. Örneğin bir taşınmaz var ise bu taşınmazda miras payı oranında hisse elde eder. Yine aynı şekilde mirastaki diğer malvarlıkları üzerinde de miras payı oranında hak sahibi olur.
Ancak taşınmazlar konusunu biraz daha detaylı incelemekte yarar vardır. Zira taşınmazların mülkiyeti, diğer malvarlıklarına oranla resmi ve usuli süreçler neticesinde el değiştirmektedir. Yalnızca zilyet olmak mülkiyet için yeterli değildir. Mirasçılar, taşınmazın mülkiyetini alırken öncelikle varsa mevcut vergi, harç ve benzeri borçlarını ödemek zorundadır. Bunun ardından ilgili tapu müdürlüğünde mülkiyet yeni maliklere geçer. Mülkiyetin yeni maliklere geçmesi, bu durumun tapu siciline tescili ile söz konusu olur.
Tapu sicilinde gerçekleşecek her türlü işlemin tescili zorunludur. Bu tescil işlemlerinin hukuki bir dayanağının olması gerekir. Eğer tescilin hukuki dayanağı yoksa ya da dayanak işlem hukuka aykırıysa yolsuz tescil söz konusu olur. Yolsuz tescile dayanan haklar için de koruma söz konusu olmaz.
Bu nedenlerle ketmi veresenin öncelikle tapu sicilindeki işlemin yolsuz tescil olduğunu ortaya çıkarması gerekir. Bunun için önceki mirasçılık belgesinin geçersiz olduğunu ispatlayarak yeni bir belge çıkartması yeterlidir. Bu belgeye istinaden mirasçı taşınmaz üzerinde tescil için dava açma hakkı elde eder.
Ketmi Verese Nedeniyle Tapu İptali ve Tescili Davası
Yeni mirasçılık belgesiyle mirasa konu taşınmazdaki tescilin iptali davası, mirasçıya taşınmazdaki hissesini elde etme imkanı sağlar. Bu dava daha önceki tescilin yolsuz olduğunun tespiti gerekir. Eğer tescil yolsuz ise, bu durumda mahkeme tescilin iptali ile yeni durumun tesciline karar verir. Böylece mirasçı da taşınmazdaki hakkını elde etmiş ve miras payı oranında hisse sahibi olmuş olur.
Ancak bazen ketmi verese ortaya çıkana kadar ilgili taşınmazı iyi niyetli bir üçüncü kişi satın almış olabilir. Bu kişi, taşınmaz üzerinde böyle bir durumun varlığından haberdar değilse iyi niyetlidir demek mümkündür. Ancak bu durumu biliyorsa ya da bilebilecek durumdaysa iyi niyetten söz etmek mümkün değildir.
Taşınmazın tapu kayıtlarına güvenerek iyi niyetle bir hak iktisap eden kişinin bu kazanımına bir halel gelmez. Kanun burada iyi niyetli üçüncü kişileri korur. Dolayısıyla yeni malik olan üçüncü kişiye karşı mirasçının tapu iptali ve tescili için dava açma hakkı yoktur. Ancak üçüncü kişinin iyi niyetli olmadığı hallerde mirasçı üçüncü kişiye karşı da dava açma hakkına sahiptir.
Üçüncü kişinin iyi niyetli olduğu durumlarda ise mirasçının diğer mirasçılara karşı kaybettiği hakkını tazmin için dava açma hakkı olur. Bu durumda mahkeme, taşınmazın değerinin mirasçıya düşen kısmını diğer mirasçıların ödemesine karar verir.
Ketmi Verese İddiasına Dayanan Hak Taleplerinde Zamanaşımı
Kendisinin ketmi verese olduğunu iddia eden kişinin bu hakkını ileri sürmesi hususunda herhangi bir zamanaşımı konusu söz konusu değildir. Zira bu noktada bu kişinin öncelikle eski mirasçılık belgesinin iptalini sağlaması gerekir. Buna ilişkin davalarda da herhangi bir hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi yoktur. Bu nedenle ketmi verese olduğunu iddia eden kişi davasını her zaman açma hakkına sahiptir. Keza yeni mirasçılık belgesiyle haklarını talep etme sürecine girmek isteyen mirasçının bu süreçte de herhangi bir zamanaşımı engeli yoktur. Hatta tam tersine, eski mirasçılık belgesine istinaden iyi niyetle hak elde eden mirasçıların kazandırıcı zamanaşımından yararlanması da mümkün değildir.
Ketmi verese (gizli mirasçı) ile ilgili yazdığımız bu yazı bilgilendirme amaçlı olup hukuki görüş veya tavsiye içermemektedir. Herhangi bir sorununuz olduğunda uzman bir avukattan destek almanızı öneririz.




