
İçindekiler
Kripto paraların ardından son yıllarda ortaya çıkan Non-Fungible Token’lar (“NFT”) diğer bir adıyla nitelikli fikri tapular, blokzincir teknolojisi kullanılarak kriptografik yöntemlerle üretilen, benzersiz ve özel bir kripto jeton türü olarak tanımlanmaktadır. Bu yazımızda sizlere Fikri Mülkiyet Hukuku kapsamında NFT, NFT’lerin içeriği ve bunların yer aldığı eserlerin hukuki açıdan korunmaları ve bu NFT’ler üzerinde doğan uyuşmazlıkların çözümü konularını açıklayacağız.
NFT Nedir?
Kripto sanat ile dijital ortamda üretilen eserler fiziksel bir esermişçesine satın alınabilmekte veya satılabilmektedir. Bu alım veya satım işlemleri blokzincir platformu aracılığıyla yürütülmektedir. Blokzincir platformunda gerçekleştirilen tüm işlemler bir çevrim içi (online) deftere kaydedilmekte olup bu varlıkların izleme sürecini kolaylaştırmaktadır. Blokzincirinde “blok” olarak adlandırılan dijital her bir bilgi ve işlem değiştirilmeden gruplandırılmaktadır. Blok, veri ile doldurulduktan sonra bir dizi işlemden geçirilerek değiştirilemez bir kayıt haline getirilmektedir. Burada artık her blok bir kodla bir sonraki bloğa bağlanmaktadır. Bu kodlar da zincir olarak adlandırılır.
NFT’ler blokzinciri teknolojisi kullanan, kendisine ait kimliği olan ve kripto varlıklar sayesinde satışı yapılabilen kripto sanatın sanal bir ürünü olarak gösterilmektedir. Yani, NFT’ler herkes tarafından kolaylıkla oluşturulabilen ve satılabilen dijital sanat varlıklarıdır. Örneğin; bir sanat eseri, müzik parçası, video klibi veya oyun karakteri gibi tüm dijital içerikler NFT olarak temsil edilebilmekte ve bu içeriklerin NFT sahipleri olabilmektedir.
NFT ile oluşturulan dijital eserler, orijinalliğin, şeffaflığın ve değiştirilemezliğin bir yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır. Geleneksel görsel sanatlarda, sanat eserleri sahipler tarafından sergi ve müzayedelere verilerek, alıcılar tarafından verilen teklifin kabul edilmesi sonucu satılmaktadır. Ancak kripto sanat ile geleneksel sanatın aksine eser sahipleri oluşturdukları NFT’leri, galeri veya müzayede gibi aracılar olmadan doğrudan sanat severlerle buluşturabilmekte ve bu eserleri sanatseverlere satabilmektedir. Sanatçılar, oluşturdukları sanat eserlerini, aracısız ve hızlı bir biçimde doğrudan alıcılara pazarlayabilmektedir. Bu satış sonrasında oluşturulan kripto sanat eseri satıldığında satım karşılığı token yani bu NFT’nin diğer bir anlamıyla tapusunun bir kısmı veya tamamı doğrudan alıcının cüzdanına transfer edilmektedir.
NFT’ler somut bir biçimde ilk olarak 2017 yılında Ethereum üzerinden oynanan CryptoKitties adlı oyunla karşımıza çıkmıştır. Bu oyunda birbirinden farklı birçok sanal kedi alınıp satılmış bu da NFT’lerin temelini oluşturmuştur. CyrptoKitties oyununda oluşturulan her kedi tamamen satın alan kişiye ait olmakta olup bu kediler kopyalanmaz, alınamaz ve yok edilemezdir. Dünyada Nifty Gateway, Enjin, Rarible, Decentraland yaygın olarak kullanılan NFT platformları olarak gösterilmektedir. Yine NFT’lerde sahteciliğin önlenmesi için dünyada ilk NFT teyit mekanizması olan NFT Stüdyo Türkiye’de kurulmuştur. Burada sahte NFT ürünler yetkililerce tespit edilmektedir. Türkiye kapsamında ise NFT alanında Refik Anadol ve Murat Yıldırım’ın dünya çapında yakından takip edilen çalışmaları bulunmaktadır.
NFT Üzerinde Yer Alan Eserlerin Hukuki Korumaları
NFT üzerinde yer alan eserlerin Türkiye’de hukuki açıdan korunabilmesi için ilk olarak 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu nezdinde eser niteliğine sahip olup olmadığı değerlendirmesi yapılmalıdır. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun Tanımlar başlıklı 1/B maddesinde yer alan eser tanımı uyarınca eser sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri eseri kapsamaktadır.
Bu tanımdan anlaşıldığı üzere eser onu meydana getiren eser sahibinin özelliklerini barındırmalı, eser sahibinin hususiyetini taşımalı ve maddi bir varlığı olmalıdır. Eser sahibinin özelliklerini taşıması ve tek olması sebebiyle NFT’ler eser vasfını haiz sayılabilecektir. Bu da Türk fikir ve sanat eserleri mevzuatı açısından NFT’lerin eser olarak kabul edilmesini ve hukuki korumadan yararlanmasını sağlamaktadır.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda eser sahibinin hakları mali haklar, manevi haklar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Manevi haklar eserin umuma arz edilmesi, adın belirtilmesi, eserde değişiklik yapılmasının menedilmesi ve bilgi verilmesi hakları iken mali haklar ise; işleme, temsil çoğaltma, yayma, pay ve takip hakları olarak gösterilmektedir. Eser sahibi eser üzerindeki mali ve manevi hakları ihlal edildiğinde ise tecavüzün men’i, tecavüzün önlenmesi ve buna ilişkin maddi ve manevi tazminat davası açarak bu haklarının ihlalini önleyebilecektir.
Eserden doğan bu haklar münhasıran eser sahibine ait olup eser sahibi mali haklarını 5846 sayılı Fikir ve Sanat eserleri Kanunu’nun 52. maddesindeki gibi sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şartıyla devredebilecektir. Bu devir yer, süre ve kapsam açısından sınırsız veya sınırlı olarak da gerçekleştirilebilir. Ancak unutulmamalıdır ki gerçekleştirilecek devir sözleşmesiyle devralan kişi eseri NFT oluşturmakta kullanabilmelidir. Bunun aksi fikri hakların ihlalini gündeme getirecektir.
NFT’ler Üzerinde Doğan Uyuşmazlıkların Çözümü
Türkiye’de NFT’ler üzerinde doğan uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin olarak henüz yargıya intikal etmiş bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu konuda Türkiye kapsamında üzerinde durulması gereken örnek, Cem Karaca’nın portresinin mirasçılarının izni alınmadan NFT’ye çevrilmesidir. Bu portre NFT’ye çevrildikten sonra Opensea isimli bir pazar yerinde satılması için alıcılara sunulmuştur. İstanbul 3. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’ne intikal eden dava sonucu davacının talebiyle Opensea adlı pazar yerinde satışının engellenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmiştir.
Henüz Türkiye’de NFT’ler hakkında hukuki uyuşmazlıkların çözülmesi için sonuçlanan bir dava bulunmadığından bu ihlalin hangi kapsamda değerlendirilebileceği bu yargılamanın sonucunda anlaşılacaktır. Ancak NFT’ler üzerinde doğan uyuşmazlıkların çözümü için tavsiye edilen diğer bir uyuşmazlık çözüm yöntemi tahkim anlaşmalarıdır. NFT’ler blokzincir sebebiyle merkeziyetsiz bir yapı neticesinde oluşturulduğundan burada ülkesel sınırların belirlenmesinde birtakım yetki problemlerine ortaya çıkabilecektir. Bu yetki merciinin belirlenmesi ve ülkesellik problemi, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarıyla çözümlenebilmektedir. Taraflar, NFT’ler kapsamında gerçekleştirecekleri faaliyetler adına doğabilecek uyuşmazlıkların çözümü bakımından tahkim anlaşması yaparak, bu anlaşmayla uyuşmazlık çözüm yolunu, uyuşmazlığa uygulanacak hukuku, tahkim yerini, uyuşmazlığın çözümünde gerekli olması halinde başvurulacak devlet mahkemelerini ve hakem kararlarının iptali için hangi merciin yetkili olacağı konularını konsensusla belirleyebilmektedir. Bu sayede taraflar arasında NFT hakkında ortaya çıkabilecek olası hukuki uyuşmazlıklar tahkim kurumları ve hakem heyetlerinin desteği neticesinde daha hızlı ve basit bir biçimde çözümlenebilmektedir.
Yukarıda belirtildiği üzere NFT’ler 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca “eser” niteliğini haiz olacaktır. Eser olarak değerlendirilmesi neticesinde de eser sahibinin yine bu kanundan ve ilgili mevzuattan doğan birtakım mali ve manevi hakları bulunmaktadır. Böylelikle eser sahibi, NFT üzerinde mali veya manevi haklarının ihlal edilmesi halinde bu hakların ihlalini öne sürebilecektir. Ancak burada yine belirtilmelidir ki henüz Türkiye’de NFT’ler hakkında verilmiş emsal bir karar yoktur. NFT’lerin kullanımı kapsamında yargı mercilerinin vereceği kararlar hukuki korumadan yararlanmanın sınırını belirleyecektir.
Yukarıda hukuki açıdan önem ihtiva eden “Fikri Mülkiyet Hukuku Kapsamında NFT” konusu genel bir çerçeveyle açıklanmıştır. “Fikri Mülkiyet Hukuku Kapsamında NFT” konusu oldukça önemli ve hukuki danışmanlık alınması gereken başlıca konulardan biridir. Daha fazla bilgi ve danışmanlık için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.




