
İnternet dolandırıcılığı suçu, bilişim sistemi üzerinden kurulan hileyle kişinin malvarlığı zararına menfaat sağlanmasıdır. İnternetten alışverişte dolandırıldığını düşünen kişinin olayı Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa bildirmesi mümkündür; yeni CMK 128/A belirli hesapların 48 saate kadar askıya alınmasına imkân tanır. Ancak suç vasfı, parayı kimin ve hangi iradeyle transfer ettiğine göre değişir. Suçu vasıflandıracak olan Cumhuriyet Savcısı olacağı için Savcılık makamının olayı hukuki olarak görmesi halinde bu durum KYOK yani eski adıyla takipsizlik kararı verilmesine sebep olmaktadır. Bu nedenle hak kaybına uğramamak adına “internetten alışverişte dolandırıldım” diyen mağdurların olayı ceza avukatı aracılığıyla yetkili makamlara intikal ettirmesi tavsiye edilmektedir.
İnternet Dolandırıcılığı Suçu Nedir?
İnternet dolandırıcılığı, Türk Ceza Kanunu’nda bu adla kurulmuş bağımsız bir suç değildir. İnternet sitesi, sosyal medya hesabı, mesajlaşma uygulaması, çevrim içi ilan veya sahte ödeme sayfası hileli düzenin aracı olduğunda, olay çoğunlukla bilişim sistemi kullanılarak dolandırıcılık kapsamında incelenir. İnternetin olayda bulunması tek başına yeterli değildir; hile, aldanma, mağdurun malvarlığına ilişkin tasarrufu, zarar ve failin menfaati arasında bağlantı kurulmalıdır.
Basit dolandırıcılığın çekirdek unsurları 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.157 içinde düzenlenmiştir:
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.157/1: “Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.”
Hile, sıradan bir gerçeğe aykırı beyandan daha yoğun bir aldatma düzeni ifade eder. Her zaman her fiil, hileli davranış sayılmamaktadır. Hileli davranışın ne olduğunu ise Yargıtay içtihatlarında ve diğer yargı kararlarında görebilmekteyiz. Böylece somut olayda hilenin yargı nezdinde suça konu fiilde sayılan “hile” olup olmadığı anlaşılabilmektedir.
Sahte şirket adı, başkasına ait ürün fotoğrafları, güvenli ödeme görünümü taşıyan bağlantı, gerçeğe aykırı kullanıcı yorumları, farklı kişiler adına açılmış hesaplar ve sürekli yeni ödeme talebi bir arada bulunabilir. Bununla birlikte, mağdurun yeterince dikkatli davranıp davranmadığına odaklanmak suçun bütün unsurlarının ve şüpheli bağlantılarının araştırılmasını gereksiz kılmaz.
TCK m.158/1-f, bilişim sistemleri ile banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılmasını nitelikli hâl sayar. Düzenlemenin amacı, internetin aynı anda çok sayıda kişiye ulaşma, kimliği gizleme ve hileli görünümü ölçeklendirme kolaylığını dikkate almaktır. Fakat sistemin kendisi aldatılmaz; aldatılan bir insandır. Bu ayrım, internet dolandırıcılığı ile bilişim yoluyla hırsızlık veya doğrudan bilişim suçları arasındaki sınırı belirler.
Kaynak Ceza Genel Kurulu kararı, internet ilanı ile telefon görüşmesini tek hileli süreç içinde değerlendirirken bu sınırı şöyle kurmuştur:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2012/15-1293, K. 2013/111, T. 02.04.2013: “Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması, yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde, yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp, sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması sözkonusu olacaktır.“
Karardaki olayda internet sitesine gerçek olmayan şirket bilgileriyle dizüstü bilgisayar ilanı verilmiş, mağdur ilandaki numarayı aramış, şirket yetkilisi görünümü altında belirtilen hesaba 1.100 TL göndermiş ve ürün teslim edilmemiştir. Çoğunluk, internet ilanını sonradan yapılan telefon konuşmasından koparmamış; geniş kitleye ulaşan ilanı, sahte ticari görünümü ve para transferini bütünleşik hile olarak görmüştür.
Karşı oy ise ilanı sıradan satış ilanı, telefon görüşmesini asıl aldatma davranışı olarak değerlendirmiştir. Bu ayrışma önemlidir: İnternetin olayda yalnız temas kurulmasını sağlaması ile hileli düzenin güven veren ve mağduru yönlendiren bir parçası olması aynı değildir. Bugün sosyal medya ilanı, sahte pazar yeri sayfası ve güvenli ödeme bağlantısı değerlendirilirken de ekranın nasıl kullanıldığı somut olarak açıklanmalıdır.
İnternetten Alışverişte Dolandırıldım: Suç Hangi Anda Oluşur?
İnternetten alışverişte dolandırıldım ifadesi, çoğu zaman ürün bedelinin veya kaporanın gönderilmesine rağmen ürünün teslim edilmemesini anlatır. Ceza hukuku bakımından belirleyici nokta yalnız teslimin gerçekleşmemesi değildir. Satıcının daha ilişki kurulurken gerçeğe aykırı bir satış görünümü yaratması, hiç sahip olmadığı ürünü varmış gibi sunması veya bedeli aldıktan sonra baştan planlanan biçimde iletişimi kesmesi, başlangıçtaki dolandırıcılık kastını gösterebilir.
Sahte satış kurgusunda ilan metni, ürün fotoğrafı, kullanıcı hesabı, telefon hattı, ödeme bağlantısı ve para hesabı birlikte değerlendirilir. İlan gerçek bir platformun taklidiyle desteklenmişse veya mağdura platform içi güvenli ödeme yaptığı izlenimi verilmişse, hile yalnız telefonda söylenen cümlelerden ibaret olmayabilir. TCK m.158/1-f için bilişim sisteminin mağdura ulaşma ve hileli güven oluşturma işlevi görünür hâle gelir.
Yargıtay’ın 2026 tarihli bir kararında, sosyal medya soba ilanının ardından mağdura gerçek bir satış platformuna aitmiş gibi bağlantı gönderilmiştir. Soruşturma, mağdurun ilanı kontrol edebileceği gerekçesiyle sonuçlandırılmış; Daire bu yaklaşımı yeterli bulmamıştır:
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2025/3272, K. 2026/1378, T. 09.02.2026: “[…] şikâyetçi ile iletişime geçen GSM hattı ile paranın gönderildiği banka hesap sahibi ve Instagram’daki […] hesap sahibinin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespit edilmesi suretiyle şüpheli sıfatıyla ifadelerine başvurulması, paranın gönderildiği banka hesabına ait suç tarihini de kapsayacak şekildeki hesap hareketlerinin ilgili bankadan temin edilmesi […] gerekirken […] hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı […]”
Bu karar mahkûmiyet kararı değildir. Daire, belirli kişilerin suçu işlediğini kesinleştirmemiş; hesap, hat, sosyal medya hesabı ve sahte bağlantı araştırılmadan suçun bulunmadığı sonucuna varılmasını hukuka aykırı görmüştür.
Kararın pratik katkısı, mağdurun ayrıca araştırma yapabilme ihtimalinin soruşturma makamının maddi gerçeği araştırma yükümlülüğünü ortadan kaldırmamasıdır.
Benzer yaklaşım, sosyal medyada evde sabun paketleme işi vaadiyle çok sayıda ödeme alınan dosyada da görülür. Satış ilanından farklı olsa da güven kurma, parça parça ödeme isteme ve birden fazla hesap kullanma örüntüsü aynıdır:
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2025/5311, K. 2026/2739, T. 09.03.2026: “Müştekinin para gönderdiğini ve geri alamadığını belirttiği para gönderim dökümlerinin olay tarihini kapsayacak şekilde temin edilmesi ile […] olayın şüphelilerinin araştırılarak kimlik bilgilerinin tespit edilerek ve ifadesi alınarak durumun ortaya konulması, sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği cihetle, eksik soruşturma ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi[…]”
Bu dosyada da bozma, mağdur anlatısının otomatik doğru sayılması anlamına gelmez. Ödeme kayıtları ve şüpheli bağlantıları araştırıldıktan sonra suçun unsurları yeniden değerlendirilecektir. Dolandırıcılık nitelemesi, anlatılan yöntemin kuşku uyandırıcı olmasına değil, delillerin hile, tasarruf, zarar, menfaat ve kişisel iştirak ilişkisini göstermesine dayanır.
Her Teslim Edilmeyen Ürün Dolandırıcılık Mıdır?
Her teslim edilmeyen ürün veya iade edilmeyen ödeme ceza hukuku anlamında dolandırıcılık oluşturmaz. Gerçek bir satıcının stok, kargo, ayıp, cayma veya ödeme iadesi sorunu, başlangıçta hileli kast yoksa sözleşmenin ifası ve tüketici hukuku çerçevesinde kalabilir. Bu nedenle satıcının sonradan borcunu yerine getirmemesi ile baştan beri yerine getirilmeyecek bir satış görünümü kurması ayrılmalıdır.
Başlangıçtaki kastın araştırılmasında ürünün gerçekten var olup olmadığı, ilandaki görsel ve açıklamaların kaynağı, satıcının ürün üzerinde tasarruf yetkisi, benzer ilanlar, ödeme sonrası davranış, iade girişimi ve para hareketleri önem kazanır. Bir tacirin gerçek ticari faaliyeti sırasında yaşadığı teslim gecikmesi ile başkasının ürününü kendisininmiş gibi gösterip bedel alması aynı hukuki sonuca götürülemez.
Mülkiyeti kendisine ait olmayan bir aracı satışa koyan, bedeli aldıktan sonra teslim yapmayan ve mağduru ödeme vaadiyle oyalayan sanığa ilişkin karar, “hukuki uyuşmazlık” savunmasının hangi durumda yeterli olmadığını gösterir:
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2019/8228, K. 2020/1927, T. 12.02.2020: “[…] olayı hukuki ihtilaf gibi gösterdiği ancak herhangi bir ödeme yapmadığı ve aracı teslim etmediği anlaşılmakla, sanığın baştan itibaren dolandırıcılık kastı ile hareket edip haksız menfaat temin etmek suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine hükmedilmesi gerektiği […]”
Kararın sonucu, her başarısız satışın suç sayılması değildir. Araç üzerinde sahiplik bulunmaması ve ilişkinin başından beri kurulan yanıltıcı görünüm, sonradan ortaya çıkan sıradan ifa güçlüğünden farklıdır. Buna karşılık gerçek satıcı, gerçek ürün ve sonradan doğan teslim/ayıp anlaşmazlığı varsa, mesafeli satışta tüketici hakları kapsamında ceza soruşturmasından ayrı bir düzlemde değerlendirilebilir.
Bir olayda ceza ve özel hukuk yolları birbirini mutlaka dışlamaz. Sahte satış nedeniyle ceza soruşturması yürütülürken paranın iadesi veya zararın giderilmesi için farklı hukuki dayanaklar gündeme gelebilir. Ancak gerçek satıcıyla yaşanan tüketici uyuşmazlığını yalnız “ürün gelmedi” cümlesiyle dolandırıcılık olarak nitelendirmek de, sahte satış kurgusunu yalnız “sözleşme ihlali” saymak da eksik olabilir.
Oltalama Sonrası Para Transferi Dolandırıcılık Mıdır?
Oltalama dolandırıcılığı olarak gündelik dilde adlandırılan her olay TCK m.158/1-f kapsamında dolandırıcılık sayılmaz. Mağdur sahte bağlantıya inanıp faile bizzat para gönderirse dolandırıcılık yapısı gündeme gelebilir. Buna karşılık bağlantı üzerinden ele geçirilen bankacılık bilgileriyle mağdurun iradesi dışında hesabından para çekilirse, haksız menfaat mağdurun malvarlığı tasarrufundan doğmaz.
Bu ayrım, suç adından çok olayın gerçekleşme biçimine dayanır. Dolandırıcılıkta mağdur, hile nedeniyle yanılarak malvarlığı üzerinde bir işlem yapar. Bilişim yoluyla hırsızlıkta ise fail, bilişim sistemini kullanarak mağdurun iradesi dışında malvarlığını eksiltir. Verilerin ele geçirilmesi ve sisteme müdahale ayrıca TCK m.136, 142/2-e, 244 veya 245 yönünden değerlendirme gerektirebilir.
Sahte banka reklamı üzerinden internet bankacılığı bilgileri alınan ve mağdurun bilgisi dışında transfer yapılan dosyada Yargıtay, bu farkı açıkça uygulamıştır:
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/22347, K. 2026/5707, T. 01.04.2026: “Bilişim sisteminin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması, kandırılması hâlinde dolandırıcılık suçu oluşur. Herhangi bir aldatma olmadan bilişim sisteminden yararlanılarak menfaat temin edilmişse dolandırıcılık olarak suç vasfını tayin etmek mümkün değildir.“
Mağdur bu olayda bağlantıya tıklayarak bankacılık bilgilerini açıklamış, fakat faile para gönderme iradesi göstermemiştir. Transferi failin ele geçirilen bilgilerle yaptığı kabul edildiğinden Daire, eylemi bilişim sistemi kullanılarak nitelikli hırsızlık olarak değerlendiren hükmü onamıştır. Hile bağlantının açılması ve bilgilerin elde edilmesi aşamasında bulunsa da para transferini gerçekleştiren irade mağdura ait değildir.
Bu sınır, hem mağduriyetin anlatılması hem soruşturmanın yönü bakımından önemlidir. “Linke tıkladım ve param çekildi” ile “linkteki hesaba güvenip parayı ben gönderdim” aynı olay değildir. İşlem onayı, SMS, oturum kaydı, cihaz bilgisi ve bankacılık kayıtları hangi suç tipinin araştırılacağını etkileyebilir. İlgili teknik davranışların ayrıca bilişim sistemine müdahale kapsamında kalıp kalmadığı da somut fiile göre belirlenir.
İnternet Dolandırıcılığı Nereye Şikâyet Edilir?
İnternet dolandırıcılığı şikâyeti, suç isnadının ve eldeki olay bilgilerinin Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluk makamına bildirilmesiyle yapılabilir. Ceza Muhakemesi Kanunu, ihbar ve şikâyet merciini açıkça düzenler:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.158/1 ve 5: “Suça ilişkin ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir. […] İhbar veya şikâyet yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılabilir.”
Siber Suçlarla Mücadele birimleri kolluk teşkilatı içinde uzmanlaşmış birimlerdir; ayrı bir yargı mercii değildir. CİMER, e-Devlet üzerindeki çeşitli bildirim kanalları, BTK başvuruları, platform raporu veya bankaya itiraz da her olayda Cumhuriyet başsavcılığına ya da kolluğa yapılan suç bildirimini ikame etmez. Bir içeriğin kaldırılması, bir işlemin bankaca incelenmesi ve suçun soruşturulması farklı amaçlara sahiptir.
Olay bildiriminde kullanılan ilan veya profil adresi, kullanıcı adı, telefon numarası, ödeme hesabı, işlem tarihi, tutar, dekont, yazışma ve gönderilen bağlantı gibi unsurlar şüpheli bağlantılarının kurulmasına yardımcı olabilir. Bununla birlikte mağdurun failin gerçek kimliğini bilmesi şart değildir. Bilinen ve bilinmeyen hususların ayrılması, tahminin kesin olgu gibi sunulmaması ve dijital kayıtların bütünlüğünün korunması gerekir.
Savcı, bir suç işlendiği izlenimini veren hâli öğrendiğinde CMK m.160 uyarınca gerçeği araştırır; şüphelinin hem lehine hem aleyhine delilleri toplatıp muhafaza etmekle yükümlüdür. Bu nedenle şikâyet, anlatılan herkes hakkında otomatik kamu davası açılması veya mahkûmiyet kurulması sonucunu doğurmaz. Hesap sahibi, hat kullanıcısı, sosyal medya hesabı ve para akışı arasındaki ilişki araştırıldıktan sonra yeterli şüphe bulunup bulunmadığı değerlendirilir.
Dolandırıcılıkta Hesap Nasıl Askıya Alınır ve Para İade Edilir?
24 Aralık 2025 tarihinde CMK’ya eklenen m.128/A, bilişim bağlantılı belirli suçlarda finansal hesaba ilişkin özel ve hızlı bir mekanizma getirmiştir. Kapsama nitelikli hırsızlık, TCK m.158/1-f ve l kapsamındaki nitelikli dolandırıcılık ile banka veya kredi kartının kötüye kullanılması girer.
Makul şüphe varsa banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı işlemde kullanılan hesabı 48 saate kadar askıya alabilir.
Kanun, bu yetkiyi mağdurun tek taraflı talebiyle kendiliğinden doğan bir bloke hakkı olarak düzenlemez. Finansal kuruluşun makul şüphe değerlendirmesi, hesap hareketleri ve savcılığa bildirim süreci vardır.
Askıya alma işlemi ve hesap hareketleri bütün bilgi ve belgelerle derhâl Cumhuriyet başsavcılığına; işlem ayrıca hesap sahibine bildirilir.
Hesap sahibi kaldırma talebini savcılığa iletebilir ve savcı bu talep hakkında 24 saat içinde karar verir.
Yeni düzenlemenin kapsamı şöyledir:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.128/A/1: “[…] suçlarının işlendiği hususunda makul şüphe bulunması halinde banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdinde veya bunlar aracılığıyla yapılan ya da yapılmaya teşebbüs edilen işlemlere konu suçta kullanılan her türlü hesabın kırksekiz saate kadar askıya alınmasına ilgili banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı tarafından karar verilebilir.”
Para başka bir finansal kuruluşa aktarılmışsa ilk kuruluşun durumu gecikmeksizin diğer kuruluşa bildirmesi öngörülür. Askı süresi içinde hâkim kararıyla veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcının yazılı emriyle suça konu menfaate elkonulabilir.
Savcı emriyle yapılan elkoyma 24 saat içinde hâkim onayına sunulur; hâkim elkoymadan itibaren 48 saat içinde karar vermezse tedbir kendiliğinden kalkar.
Elkonulan menfaatin mağdura ait olduğu anlaşılırsa soruşturma veya kovuşturma aşamasında sahibine iade edilmesi mümkündür. Bu hüküm, internet dolandırıcılığında para iadesi bakımından önemli bir imkândır; fakat her ödeme için otomatik geri dönüş garantisi değildir.
Paranın hesapta bulunması, başka yere transfer edilip edilmediği, suçtan gelen menfaatle eşleşmesi, hak sahipliği ve tedbir kararının süresi sonucu etkiler.
Ödeme sonrasında bankaya yapılan hızlı bildirim, finansal kuruluşun kendi güvenlik ve itiraz süreçlerini değerlendirmesine yardımcı olabilir. Kart işlemlerindeki ters ibraz, yetkisiz işlem incelemesi, havale/EFT’nin geri çağrılması ve CMK m.128/A tedbiri birbirinin aynısı değildir.
İşlem türü, kullanılan ödeme aracı ve mağdurun transfer iradesi hangi mekanizmanın uygulanabileceğini belirler.
İnternet Dolandırıcılığında Hangi Deliller Belirleyicidir?
İnternet dolandırıcılığı delilleri, yalnız ekran görüntüsünden veya yalnız banka dekontundan ibaret değildir. İlanın ve hesabın olay tarihindeki içeriği, kullanıcı adı, URL ve mesajların zaman sırası ilk grubu oluşturur. Telefon hattı, ödeme hesabı, işlem açıklaması, IP ve oturum bilgileri ile ürün ve kargo kayıtları da para hareketlerini anlamlandırır. Her kayıt, hukuka uygun elde edilmesi ve olayla bağlantısı ölçüsünde anlam taşır.
Ekran görüntüsü, görülen içeriği gösterebilir; fakat hesabı belirli bir kişinin kullandığını tek başına ispatlamayabilir. Dekont, paranın hangi hesaba gittiğini gösterir; hesap sahibinin hileyi bildiğini veya yönettiğini kendiliğinden kanıtlamaz. Hat aboneliği ile hattın fiilî kullanıcısı, banka hesabının sahibi ile mobil bankacılığı yöneten kişi de farklı olabilir.
Sosyal medya üzerinden günlük görevlerle kazanç vaat edilen bir dosyada, soruşturmanın hilenin basit olduğu gerekçesiyle kapatılması yeterli görülmemiştir:
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2024/2995, K. 2024/7352, T. 03.06.2024: “[…] paraların gönderildiği hesapların kimlerin kullanımında olduğuna dair ilgili banka ya da bankalar ile yazışmaların yapılması, hesabına para gönderilen kişilerin tespitini müteakip ifadelerine başvurulması, […] telefon hattının kullanıcısının tespiti […] gerektiği anlaşılmakla, belirtilen hususların temin edilerek sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumlarının takdir ve tayin edilerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği […]”
Karar, belirli bir delil listesinin her dosyada eksiksiz bulunacağına dair güvence vermez.
Platformların saklama süreleri, yurt dışı bağlantısı, anonimleştirme ve hesabın kapanması veri erişimini etkileyebilir.
Bununla birlikte ulaşılabilir hesap ve hat bağlantıları araştırılmadan “mağdur daha dikkatli olabilirdi” sonucuna dayanılması, maddi olayın kişilere bağlanmasını engelleyebilir.
Kapora alınan sahte araç ilanına ilişkin bir başka dosyada mahkûmiyet; ikrar, mağdur beyanı, iletişim tespiti ve hesap hareketlerinin birlikte değerlendirilmesiyle korunmuştur:
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2017/30437, K. 2020/12432, T. 16.12.2020: “[…] sanığın tevil yollu ikrarı, müşteki beyanı, iletişim tespiti, hesap hareketleri ile dosya kapsamından, sanığın bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik mahkemece verilen mahkumiyet hükmünde bir isabetsizlik görülmemiştir.”
Bu iki karar birlikte okunduğunda, soruşturma ile hüküm aşamasının ölçütleri ayrılır.
İlkinde yeterli araştırma yapılması gereği, ikincisinde toplanmış delillerin birlikte mahkûmiyeti desteklemesi vardır.
Aynı tür dekont veya ekran görüntüsü, başka bir dosyada farklı kişi ve olay bağlantıları nedeniyle aynı sonucu vermeyebilir.
Başkasına IBAN veya Hesap Kullandırmak Ne Sonuç Doğurur?
Bir banka hesabının dolandırıcılık parasında kullanılması, hesap sahibini otomatik olarak hilenin kurucusu yapmaz; fakat “hesabımı yalnız kullandırdım” açıklaması da her durumda sorumluluğu kaldırmaz.
Hesabın hangi amaçla verildiği, menfaat alınıp alınmadığı, şifre ve doğrulama araçlarının kimde olduğu, para girişinden sonraki transferler, nakit çekim ve iletişim kayıtları birlikte incelenir.
Sosyal medyada kolay kazanç vaadiyle mağdurdan alınan paranın farklı hesaplara, nakit çekime ve kripto hizmetine dağıtıldığı dosyada Yargıtay, kişilerin hesap hareketlerini ve eylem bağlantılarını ayrı ayrı değerlendirmiştir:
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2024/2576, K. 2024/7696, T. 05.06.2024: “Hesap hareketlerinin incelenmesi neticesinde; […] hesabına gelen paranın bir kısmı ile kredi kartı borcu ödeyip bir kısmı ile de alış veriş yaptığı, […] bir kısmını parça parça olacak şekilde kendi adına kayıtlı başka bir banka hesabına gönderdiği, 3.000,00 TL’lik kısmı ise ATM’den nakit olarak çektiği […]”
Kararın ayrıntılı para akışı, yalnız hesabın adına kayıtlı olmasının ötesinde fiilî kullanım ve menfaat bağlantısının araştırıldığını gösterir. Bazı sanıklar yönünden mahkûmiyetler korunurken bazı eylemler yönünden doğrudan mağdur transferi, iletişim veya suçla bağlantılı materyal bulunmaması ayrıca değerlendirilmiştir. Bu nedenle hesap sahibi, hesap kullanıcısı ve dolandırıcılık organizasyonundaki rol aynı kavram değildir.
31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren TCK m.158/4, bu alana yeni bir özel indirim eklemiştir:
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.158/4: “Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla […] hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir.”
Hüküm, hesap kullandırmayı suç olmaktan çıkarmaz ve her hesap sahibi için otomatik beraat oluşturmaz. İştirakin yalnız maddede tarif edilen hesap/ödeme aracı bilgisini verme fiiliyle sınırlı olması gerekir.
Hileyi kurma, mağdurla iletişim, parayı yönlendirme, çekme, dağıtma veya başka icra hareketleri varsa bu özel indirimin koşulları ayrıca değerlendirilir.
Hükmün 2026’da eklenmiş olması, suç tarihi ve lehe kanun değerlendirmesini de önemli kılar.
Ceza hukukunda zaman bakımından uygulama, fiil tarihi ile sonradan yürürlüğe giren düzenlemelerin karşılaştırılmasını gerektirir. Somut dosyada hükmün gerçekten lehe olup olmadığı, iştirak rolü ve diğer artırım/indirimlerle birlikte belirlenir.
İnternet Dolandırıcılığı Suçunun Cezası Ne Kadardır?
TCK m.158/1-f kapsamındaki internet dolandırıcılığı cezası, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezasıdır.
Bilişim sistemleri ile banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığı (f) bendinde hapis cezasının alt sınırı dört yıldır; adlî para cezası suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.
Bu aralık, her dosyada doğrudan dört yıl veya on yıl ceza verileceği anlamına gelmez.
Hilenin özellikleri, zarar ve menfaat, failin kastı ile iştirak biçimi somut hükümde değerlendirilir.
Zincirleme suç, birlikte işleme, örgüt faaliyeti ve etkin pişmanlık da sonucu etkileyebilir.
Aynı eylemin kaç mağdura veya kaç farklı zamanda yöneldiği suç sayısını ve artırım rejimini değiştirebilir.
TCK m.158/3 uyarınca dolandırıcılık üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenirse ceza yarı oranında, suç işlemek için kurulmuş örgütün faaliyeti içinde işlenirse bir kat artırılır. Buradaki kişi sayısı ile birden fazla banka hesabının bulunması aynı değildir. Hesabı kullanılan herkesin ortak suç işleme iradesiyle hareket edip etmediği delillerle belirlenmelidir.
Zararın giderilmesi mahkûmiyetin bütün sonuçlarını kendiliğinden kaldırmaz. TCK m.168, fail veya iştirakçinin pişmanlık göstererek zararı tamamen gidermesi hâlinde, kovuşturma başlamadan önce üçte ikiye kadar; kovuşturma başladıktan sonra hüküm verilmeden önce yarıya kadar indirim öngörür.
Kısmi geri verme veya tazminde mağdurun rızası aranır. Ödeme zamanı ve kimin tarafından yapıldığı bu nedenle önemlidir.
Basit dolandırıcılık TCK m.157 kapsamında bir yıldan beş yıla kadar hapis ve adlî para cezası taşır. İnternet veya banka bağlantısı otomatik olarak m.158/1-f sonucu doğurmadığından suç vasfı önce doğru kurulmalıdır. Daha ağır görünen maddeyi yalnız olay çevrim içi gerçekleşti diye uygulamak da, internetin hile içindeki belirleyici işlevini görmezden gelmek de hukuki nitelendirme hatasına yol açabilir.
Şikâyet Süresi, Zamanaşımı ve Uzlaştırma Nasıl Uygulanır?
TCK m.157’deki basit dolandırıcılık ve m.158’deki nitelikli dolandırıcılık genel olarak şikâyete bağlı değildir; savcılık tarafından re’sen soruşturulur.
TCK m.159’daki, dolandırıcılığın bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi özel hâli ise şikâyete bağlıdır.
Bu özel hükümden hareketle bütün dolandırıcılık suçları için altı aylık şikâyet süresi bulunduğu söylenemez.
Nitelikli internet dolandırıcılığında şikâyetten vazgeçilmesi kamu davasını kendiliğinden sona erdirmez. Bununla birlikte mağdurun beyanı, zararın giderilmesi ve davaya katılma gibi konular dosyanın farklı yönlerini etkileyebilir.
Suçun re’sen soruşturulması, olayın gecikmeden bildirilmesinin önemsiz olduğu anlamına da gelmez; dijital kayıtların saklama süresi ve paranın hızlı aktarılması delil ile tedbir imkânlarını zayıflatabilir.
TCK m.158’in üst sınırı on yıl olduğundan genel dava zamanaşımı TCK m.66 uyarınca on beş yıldır. Sürenin başlangıcı, kesilmesi, durması, zincirleme suç ve failin yaşı gibi etkenler hesabı değiştirebilir. Kesinleşmiş cezanın infazına ilişkin ceza zamanaşımı ise ayrı bir kavramdır; beş yıldan fazla hapis cezalarında genel süre yirmi yıldır.
CMK m.253, TCK m.157’deki basit dolandırıcılığı uzlaştırma kapsamına açıkça alır.
TCK m.158 bu listede bulunmadığından nitelikli internet dolandırıcılığı uzlaştırma kapsamında değildir.
Olayın doğru vasfı bu nedenle yalnız ceza aralığını değil, uzlaştırma usulünün uygulanıp uygulanmayacağını da etkiler.
Şikâyet, zamanaşımı ve uzlaştırma birbirinden farklı kurumlardır. Şikâyete bağlı olmama, zamanaşımının bulunmadığı anlamına gelmez. Uzlaştırma kapsamı da suçtan zarar görenin sonradan şikâyetçi olmamasıyla aynı değildir. Somut olayın tarihi, suç vasfı ve usul aşaması birlikte incelenmeden tek bir süre üzerinden sonuç kurulamaz.
Yetkili Savcılık ve Görevli Mahkeme Hangisidir?
Bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumları ya da banka/kredi kartları araç olarak kullanılarak işlenen suçlarda CMK m.12/6, mağdurun yerleşim yeri mahkemesini de yetkili kabul eder. Bu düzenleme, internet dolandırıcılığında yalnız failin bulunduğu veya banka hesabının açıldığı yerle sınırlı bir yetki anlayışını önler.
Yetki uyuşmazlığına ilişkin 2024 tarihli karar, mağdurun yerleşim yeri bağlantısının nasıl uygulandığını göstermiştir:
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2023/4778, K. 2024/3026, T. 11.03.2024: “[…] bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının ya da banka veya kredi kartlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen suçlarda mağdurun yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir.”
Kararda “de” bağlacı önemlidir. Mağdurun yerleşim yeri, her olayda tek yetkili yer değildir; genel yetki bağlantılarına ek bir seçenektir.
Suçun işlendiği yer, hareket ve neticenin gerçekleştiği yer ile özel yetki hükümleri somut olayda birlikte değerlendirilebilir. Savcılıklar arasında yetki uyuşmazlığı çıkması hâlinde bunun çözümü de ceza muhakemesi kurallarına tabidir.
TCK m.158’in üst sınırı on yıldır ve maddede ayrıca sayılmamıştır. Bu nedenle nitelikli dolandırıcılık davasında görev kural olarak asliye ceza mahkemesine aittir.
Bazı eski içtihatların üst bilgisinde ağır ceza mahkemesi görülmesi, bugünkü her dosya için görev kuralı oluşturmaz. Suç ve usul kanunlarındaki değişiklikler, suç tarihi ve geçiş hükümleri eski dosyanın görüldüğü mahkemeyi açıklayabilir.
Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararına (KYOK) İtiraz Edilebilir Mi?
Savcı, soruşturma sonunda kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilmemesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâlinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verebilir. Kararın suçtan zarar görene bildirilmesi ve itiraz hakkı, süresi ile merciinin gösterilmesi gerekir.
CMK m.173’ün güncel metnine göre suçtan zarar gören, kararın kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
Yetkili sulh ceza hâkimliği, kararı veren savcının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdedir.
İtirazda kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olay ve deliller gösterilir. Sulh ceza hâkimliği soruşturmanın genişletilmesine gerek görürse bunu açıkça belirterek başsavcılıktan araştırma yapılmasını isteyebilir; yeterli neden görmezse istemi gerekçeli olarak reddeder. İtirazın kabulü her zaman doğrudan mahkûmiyet veya suçun sabit olduğu anlamına gelmez.
Sahte ilan ve evde iş vaadi kararlarında Yargıtay’ın vurgusu, hesap, hat, platform ve ödeme dökümleri araştırılmadan verilen erken kapatma kararlarına yöneliktir.
Bu kararların işlevi, her internet mağduriyetinde kamu davası açılması gerektiğini söylemek değil; hukuken anlamlı ve erişilebilir deliller değerlendirilmeden “basit yalan” veya “mağdur kontrol edebilirdi” gerekçesiyle soruşturmanın bitirilemeyeceğini göstermektir.
KYOK kararına itiraz, ayrı süre ve merciye bağlı bir kanun yoludur. İlk suç bildirimi, finansal kuruluşa yapılan işlem itirazı, platform raporu ve KYOK itirazı birbirinin yerine geçmez. Uygun hukuki yol ve dile getirilecek maddi noktalar, kararın gerekçesi ile somut dosyadaki eksik araştırma alanlarına göre belirlenir.
İnternet Dolandırıcılığında Para Geri Alınabilir Mi?
İnternet dolandırıcılığında para geri alınır mı sorusuna kesin ve tek aşamalı bir cevap verilemez. Paranın hâlen işlem hesabında bulunması, başka hesaplara veya kripto varlık hizmetine aktarılması, nakit çekilmesi, finansal kuruluşun işlemi askıya alması, savcılık ve hâkim tedbirinin zamanlaması sonucu değiştirir.
CMK m.128/A, suçtan gelen menfaatin mağdura ait olduğu anlaşıldığında soruşturma veya kovuşturma aşamasında iade imkânı tanır.
Ceza soruşturmasındaki elkoyma ve iade, zararın giderilmesinin tek yolu değildir.
Gerçek satıcı, ödeme hizmeti, banka güvenliği, yetkisiz kart işlemi, sözleşme ilişkisi veya haksız fiil koşullarına göre özel hukuk ve tüketici hukuku talepleri de gündeme gelebilir. Fakat şüpheli hesabın sahibine karşı her durumda doğrudan aynı talebin yöneltilebileceği veya ceza mahkûmiyetinin otomatik tahsil sağlayacağı söylenemez.
Failin zararı gidermesi TCK m.168 kapsamındaki etkin pişmanlığı etkileyebilir.
Bu ödeme, mağdurun parasını fiilen geri almasını sağlayabilir; buna rağmen suçun oluşmadığı anlamına gelmez. Zararın tam veya kısmi giderilmesi, ödeme zamanı ve mağdur rızası ceza indiriminin koşullarını belirler. Ceza indirimi ile mağdurun bütün maddi ve hukuki zararlarının karşılanması aynı konu değildir.
Paranın kripto varlığa dönüştürülmesi veya yurt dışı hesaba aktarılması soruşturmayı imkânsız kılmaz, fakat tespit ve iade sürecini zorlaştırabilir. İşlem kimliği, hizmet sağlayıcı, transfer zamanı ve hesap zinciri önem kazanır. Kripto para hukuku çerçevesindeki hizmet sağlayıcı ve varlık niteliği, ceza soruşturmasındaki para izinden ayrı fakat bağlantılı sorular doğurabilir.
Sonuç; suç vasfı, delillerin korunması, finansal tedbir, doğru merci, süre ve zararın giderilmesi yollarının birlikte değerlendirilmesine bağlıdır. İnternet dolandırıcılığı dosyasında hukuki destek, belirli bir sonucun vaat edilmesine değil; işlemin teknik akışının, hesap bağlantılarının, uygulanacak suç tipinin ve mevcut tedbir imkânlarının dosyaya özgü olarak ayrılmasına hizmet eder.
Sahte İlanla Alınan Kapora Nitelikli Dolandırıcılık Mıdır?
İnternet ilanı gerçekte bulunmayan araç veya ürüne dayanıyor, satıcı görünümü baştan hileli biçimde kuruluyor ve kapora bu görünüm nedeniyle gönderiliyorsa TCK m.158/1-f gündeme gelebilir. Sonuç yalnız kaporanın geri verilmemesine değil; ilan, sahiplik, iletişim, hesap hareketi ve başlangıçtaki kasta bağlıdır.
Banka Dolandırıcılık Hesabını Hemen Dondurur Mu?
CMK m.128/A, belirli bilişim bağlantılı suçlarda makul şüphe varsa banka, ödeme hizmeti veya kripto varlık hizmeti sağlayıcısına hesabı 48 saate kadar askıya alma imkânı verir. Bu otomatik bir mağdur talep hakkı değildir. Kuruluşun değerlendirmesi, savcılık bildirimi ve gerekiyorsa elkoyma kararı ayrı aşamalardır.
İnternet Dolandırıcılığında Altı Aylık Şikâyet Süresi Var Mıdır?
TCK m.157 ve 158 genel olarak şikâyete bağlı değildir; bu nedenle bütün internet dolandırıcılığı olaylarına altı aylık süre uygulanmaz. TCK m.159’daki hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla dolandırıcılık özel olarak şikâyete bağlıdır. Dava zamanaşımı ve dijital delillerin kaybolma riski ayrıca değerlendirilir.
CİMER veya E-Devlet Başvurusu Savcılık Şikâyeti Yerine Geçer Mi?
Her dijital bildirim kanalı ceza muhakemesinde aynı işleve sahip değildir. CMK m.158 uyarınca suç bildirimi Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa yazılı ya da tutanağa geçirilmek üzere sözlü yapılabilir. CİMER, platform raporu, BTK kanalı veya banka itirazı farklı idari ve teknik amaçlar taşıyabilir.
Hesabına Para Gelen Kişi Otomatik Olarak Dolandırıcı Sayılır Mı?
Hayır. Hesap sahipliği önemli bir bağlantıdır; fakat hileyi bilme, hesaba fiilî hâkimiyet, menfaat, para aktarımı ve diğer şüphelilerle iletişim ayrıca araştırılır. TCK m.158/4, iştirak yalnız haksız menfaat amacıyla hesap veya ödeme aracını kullandırmayla sınırlıysa cezanın yarı indirilmesini düzenler; otomatik beraat sağlamaz.
Ürün Gelmediyse Hem Tüketici Uyuşmazlığı Hem Suç Olabilir Mi?
Gerçek satıcının sonradan ortaya çıkan teslim veya ayıp sorunu tüketici uyuşmazlığı olabilir. Baştan beri sahte kimlik, olmayan ürün veya yanıltıcı ödeme düzeni kurulmuşsa dolandırıcılık da gündeme gelebilir. İki alan aynı olayda bağlantılı olabilir; başlangıçtaki kast ve hilenin niteliği ceza hukuku ayrımını belirler.
Yurt Dışındaki Hesaba Gönderilen Para İçin Soruşturma Yapılabilir Mi?
Yurt dışı hesap veya platform bağlantısı soruşturmayı kendiliğinden engellemez. Türkiye’deki hareket, netice, mağdurun yerleşim yeri, uluslararası adli yardımlaşma ve hizmet sağlayıcının kayıtları ayrı ayrı değerlendirilir. Kayıt erişimi ile paranın izlenmesi daha güç olabilir; görev, yetki ve iade olanağı somut işlem zincirine bağlıdır.



