
İçindekiler
Tanınmış Marka Nedir?
Tanınmış markalara dair uluslararası korumanın sağlanmasına ilişkin ilk düzenlemeler, 20 Mart 1883 tarihli Sınai Hakların Korunmasına Dair Paris Sözleşmesi’ne 1925 yılında eklenerek yayımlanmıştır.
Tanınmış Marka Kavramı
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun Marka Olabilecek İşaretler başlıklı 4. maddesinde markanın tanımı yapılmıştır. İlgili madde uyarınca bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dahil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her türlü işaret marka sayılacaktır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, Paris Sözleşmesi’ne paralel olarak tanınmış markanın tanımı hakkında tanımlamada bulunmasa da Marka Tescilinde Nispi Ret Nedenleri başlıklı 6. maddenin (4) numaralı fıkrasında Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6. maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvurularının aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz edilmesi üzerine reddedileceğini düzenlemiştir. Buradan hareketle belirtilmelidir ki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz edildiği takdirde reddedilecektir.
Yine 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun Marka Tescilinde Nispi Ret Nedenleri başlıklı 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasında tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedileceği açıklanmıştır. Burada 6. maddenin (4) numaralı fıkrasının aksine daha önce tescil edilmiş ya da başvurusu yapılmış bir markanın varlığı önkoşul olarak düzenlenmiştir. Bir diğer fark ise aynı ya da benzer mal ve hizmet sınıflarının yanısıra farklı mal ve hizmet sınıflarında da koruma sağlanmasına ilişkindir.
Yargıtay ise tanınmış markayı “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayrımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks olarak ortaya çıkan bir çağrışım” olarak tanımlamaktadır.
Paris Sözleşmesinin Kapsamında Tanınmış Markaların Korunması
Paris Sözleşmesi, sınai mülkiyet hakkının anayasası olarak nitelendirilmekte olup milli muamele ve rüçhan hakkını temel ilke olarak benimsemiştir. Türkiye ise Lozan Antlaşması’nda taahhüt ettiği üzere 1925 yılında, Paris Sözleşmesi’ne taraf olan ülkelerden biri haline gelmiştir.
Yukarıda da belirtildiği üzere tanınmış marka kavramı Paris Sözleşmesi’nde belirtilmiş olsa da buna ilişkin bir tanımlama yapılmamıştır. Sözleşme’nin 6. maddesinde tanınmış marka kavramına değinilmiş ve tanınmış markalar hakkında belirlemelerde bulunulmuştur. Tanınmış marka, diğer bir adıyla “well-known marks” Paris Sözleşmesi’nin 6. maddesi uyarınca şu şekilde açıklanmıştır:
“(1) Birlik ülkeleri, tescilin talep edildiği veya markanın kullanıldığı ülkenin yetkili makamı tarafından söz konusu ülkede bu Anlaşma’dan yararlanacağı kabul olunan bir kişiye ait olduğunun ve aynı veya benzeri ürünlerde kullanıldığının herkesçe bilindiği mütalaa edilen bir markanın karışıklığa yol açabilecek şekilde özdeşini, taklidini veya tercümesini içeren bir markanın tescilini gerek ülke mevzuatı uygun olduğu takdirde resen gerekse ilgilinin isteği üzerine ret veya hükümsüz kılmayı ve kullanımını yasaklamayı taahhüt eder. Markanın önemli bir bölümünün tanınmış bir markanın özdeşinden oluşması veya bu tanınmış markayla karıştırılabilecek bir taklitten ibaret olması durumunda da bu hükümler geçerli olacaktır.
(2) Böyle bir markanın iptalinin istenmesi için tescil tarihinden itibaren en az beş yıllık bir sürenin tanınması gerekmektedir. Birlik ülkeleri kullanmanın yasaklanması talebinin yapılması için gerekli süreye tanıyabilir.
(3) Kötü niyetli tescil edilen veya kullanılan markaların kullanımının yasaklanmasını veya iptalini istemek için herhangi bir süre tespit edilmeyecektir.”
Yukarıda açıkladığımız hükümlerde de görülebileceği üzere Paris Sözleşmesi ile, bu sözleşmeye taraf olacak tüm ülkeler için tanınmış markaların korunmasına ilişkin genel koşullar düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeler uyarınca tanınmış markaların korunması için şu koşulların varlığı aranmaktadır:
-Markanın koruma talep edilen ülkede tanınmış/iyi biliniyor olması gerekmektedir. Markanın tanınmış olup olmadığına ilişkin kararı, koruma talep edilen ülke makamları verecektir.
-Markanın ilgili ülkede tanınması yeterli olup o ülkede kullanılmasa da o kişiye koruma sağlanacaktır.
-Koruma talep edilen ülkede tescil edilmemiş ancak tanınmış markalara da koruma sağlanacaktır.
-Tanınmış markanın, Paris Anlaşması’nın 2. ve 3. maddelerinde belirtilen sözleşmeden yararlanan kişilere ait olması durumunda koruma kesinlikle sağlanacaktır. Paris Sözleşmesi’nin 2. maddesinde Avrupa Birliği üyesi ülke vatandaşlarının tüm ülkelerde korumadan yararlanacağı, 3. maddesinde ise Avrupa Birliği üyesi dışındaki ülke vatandaşı olup üye ülkede yerleşik olan ticari veya sınai işletmeye sahip kişilerin de aynı korumadan yararlanacağı düzenlenmiştir.
-Yine aynı veya benzer mallar için tescil kapsamında koruma sağlanmaktadır. Ancak farklı mallar için tescilde korumaya ilişkin düzenleme yapılmamıştır. Üye ülkeler, tanınmış markanın farklı mallarda tesciline ilişkin koruma sağlanması konusunda serbest olacaktır.
-Paris Sözleşmesi yalnızca ticari markalara ilişkin koruma sağlamaktadır. Bu sözleşme kapsamına hizmet markaları dahil edilmemiştir. Hizmet markalarına ilişkin hukuki koruma sağlanması hakkında ülkeler kuralları kendileri belirleyecektir.
-Tescil talep edilen veya kullanılan markanın, tanınmış markayla karışıklığa yol açacak şekilde özdeşini, taklidini veya tercümesini içermesi durumunda da tanınmış marka koruması sağlanacaktır.
-Marka hakkında kötü niyetli tescil veya kullanım olduğu takdirde, iptal davası için süre sınırlaması belirlenemeyecektir. Markanın kötü niyetli tescil veya kullanımı olup olmadığına koruma talep edilen ülke makamları karar verecektir.
Aktardığımız Paris Sözleşmesi’nin sağladığı hukuki korumaya ilişkin bilgilerde de görülmektedir ki Paris Sözleşmesi ile yalnızca temel hukuki çerçeve belirlenmiş olup diğer birçok konunun akıbeti üye ülkelerin yerel mevzuatlarına bırakılmıştır. Türkiye yerel mevzuatı olan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu aracılığıyla tanınmış markaya dair tüm hukuki iş ve işlemlere ilişkin kurallar oluşturmuştur.
Yukarıda hukuki açıdan önem ihtiva eden Paris Sözleşmesinin Kapsamında Tanınmış Markaların Korunması konusu genel bir çerçeveyle açıklanmıştır. Paris Sözleşmesinin Kapsamında Tanınmış Markaların Korunması konusu oldukça önemli ve hukuki danışmanlık alınması gereken başlıca konulardan biridir. Daha fazla bilgi ve danışmanlık için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.




