İş Hukuku

Taşeron İşçi

Yazar 16 Kasım 2022Ekim 3rd, 2023No Comments12 dakikalık okuma
Taşeron İşçi

İş hayatında kişilerin ve şirketlerin yaptıkları işler, işlerin türü ve niteliğine göre geniş ya da dar kapsamlı olabilmektedir. Özellikle geniş kapsamlı işler yapan kişi ve şirketler oldukça fazla sayıda işçiye ihtiyaç duyabilmektedir. Bu durumda işverenler, işçilerin hepsini kendi bünyesinde çalıştırabileceği gibi başka işverenlerle anlaşıp onların işçilerini de o işverenlerin bünyesinde kalmaya devam edecekleri şekilde çalıştırabilirler. Kendi işini yaptırmak için başka bir işverenin işçilerini kullanan işverene asıl işveren, asıl işverenin işini görmesi için kendi işçilerini asıl işverene sağlayan işverene ise alt işveren (taşeron) denir. Alt işverene bağlı olarak asıl işverenin işini gören işçiye ise taşeron işçi denilmektedir.

Asıl İşveren ve Alt İşveren (Taşeron) Kavramı

Mesela bir hastane inşaatını üstlenen iş sahibinin o şantiyede yapması gereken birçok iş vardır. Hastane binasının kaba inşaatı, kaba inşaatın ardından yapılacak ince işçilikler, dış cephe işçilikleri ve boya işleri, hastane binasının elektrik altyapısının oluşturulması, hastanede yer alacak ekipmanların alınması ve kurulması ve sair olmak üzere, yapılacak bütün işleri iş sahibi bizzat kendi işçileriyle yapabileceği gibi, her iş kalemini o alanda tecrübeli ve uzman başka işverenlere de verebilir.

Mesela elektrik işleri için elektrik alanında uzman başka bir işverene verdiğini düşünelim. Bu durumda elektrik şirketi, o şantiyede kendi işçileriyle birlikte yalnızca elektrik işlerini kendi işçileriyle yapacaktır. Bu elektrik şirketinin işçileri, yine elektrik şirketinin işçisidirler. Ancak hastane inşaatını yapacak olan işverenin işini yapmaktadır. Elektrik işlerinin tamamlanmasıyla, elektrik şirketinin ve bu şirketin işçilerinin işleri de sona erecektir.

Bu örnekteki hastane inşaatını yapacak olan işveren asıl işveren, elektrik işleri için anlaşılan işveren ise alt işveren, yani taşerondur. Elektrik şirketinin işçisi olup hastane şantiyesinde elektrik işlerini yapan işçiler ise taşeron işçidir.

Asıl İşveren – Alt İşveren (Taşeron) İlişkisinin Kurulması

Asıl işveren ve alt işveren ilişkisinin kurulabilmesi için İş Kanunu ve kanunun göndermesiyle Alt İşverenlik Yönetmeliği‘nde aranan şartların sağlanmış olması gerekir. Bu hükümlere yakından bakalım.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. Maddesinin 6. fıkrasında, alt işverenlik şöyle tanımlanmıştır:

Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir.

Yönetmelik’te ise taşeronluk ilişkisinin şartları şu şekilde tanımlanmıştır (madde 4):

Asıl işveren alt işveren ilişkisinin kurulabilmesi için;

a) Asıl işverenin işyerinde mal veya hizmet üretimi işlerinde çalışan kendi işçileri de bulunmalıdır.

b) Alt işverene verilen iş, işyerinde mal veya hizmet üretiminin yardımcı işlerinden olmalıdır. Asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi durumunda ise, verilen iş işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olmalıdır.

c) Alt işveren, üstlendiği iş için görevlendirdiği işçilerini sadece o işyerinde aldığı işte çalıştırmalıdır.

ç) Alt işverene verilen iş, işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin bir iş olmalı, asıl işe bağımlı ve asıl iş sürdüğü müddetçe devam eden bir iş olmalıdır.

d) Alt işveren, daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kimse olmamalıdır. Ancak daha önce o işyerinde çalıştırılan işçinin bilahare tüzel kişi şirketin ya da adi ortaklığın hissedarı olması, alt işveren ilişkisi kurmasına engel teşkil etmez.

Şartları

Bu hükümlerden yola çıkarak, şartları şu şekilde özetleyebiliriz:

  • Asıl işverenin, işyerinde kendi işçileri de olmalıdır.
  • Taşerona verilen iş, işyerinde mal veya hizmet üretiminin yardımcı işlerinden olmalıdır. Bu iş, asıl işe bağımlı ve asıl iş sürdüğü sürece devam eden bir iş olmalıdır.
  • Asıl işin bölünerek taşerona verilmesi mümkündür. Ancak bu durumda verilecek işin, işletmenin ya da işin niteliği gereği ve teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olması gerekir.
  • Taşeronun bu iş için görevlendirdiği işçiler sadece bu işyerinde çalıştırılmalıdır.
  • Taşeronun daha önceden işyerinde çalışmamış olması gerekir. Ancak bu kişi sonradan bir şirketin ya da adi ortaklığın hissedarı olursa taşeronluk yapabilir.

Taşeron Sözleşmesi ve Kurulması

Yönetmelik’in 9. maddesine göre, taşeron sözleşmesinin yazılı yapılması gerekmektedir. Yazılı olmayan sözleşmeler geçersizdir. Bu sözleşmede, Yönetmelik’in 10. maddesinde yer alan hususların da yer alması gerekmektedir. Bu hususlar özetle şunlardır:

  • Tarafların ticari unvanları ile temsilcilerinin/vekillerinin ad-soyadları ve adresleri,
  • İşyerinde yürütülen iş ile taşerona verilen işin ne olduğu,
  • Taşerona asıl işin bir bölümü veriliyor ise; verilen işin işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirme koşuluna ilişkin teknik açıklama,
  • Belirlenmiş ise işin başlama ve bitiş tarihleri,
  • Taşeronun işinin işyerinin hangi bölümünde gerçekleştireceği,
  • Asıl işverenin, taşeronun işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden, taşeron ile birlikte sorumlu olacağı,
  • Taşeron sözleşmesinin yapılmasından önce asıl işveren tarafından çalıştırılan işçilerin taşeron tarafından işe alınması hâlinde, bu işçilerin haklarının kısıtlanamayacağı,
  • Taşerona verilen işin taraflar açısından yürütülme esasları,
  • Asıl işveren veya vekili ile taşeronun veya vekilinin imzası.

Taşeron İşçinin Hakları

Asıl işveren ile taşeron arasında imzalanan taşeronluk sözleşmesinin en önemli sonuçlarından biri, taşeron işçilerinin asıl işveren arasında çalıştığı dönemden kaynaklı her türlü alacağından asıl işverenin de taşeron ile birlikte sorumlu olmasıdır. İşçi, esasen taşeron işverene karşı kullanabileceği hakları asıl işverene karşı da kullanabilmektedir. Yani taşeron işçi haklarını hem asıl işverene hem de taşerona karşı ileri sürebilecektir. Dolayısıyla, işçi açısından iki işvereninin olduğunu söylemek mümkündür.

Yukarıdaki örneğimiz üzerinden gidersek, elektrik şirketinin hastane şantiyesinde çalıştırdığı işçisi işten çıkarıldığında haklarını almak istiyorsa, başvurabileceği hukuki haklarını kullanırken asıl işvereni de muhatap olarak göstermesi gerekir. Asıl işveren, işçinin taşeronun işçisi olması nedeniyle herhangi bir sorumluluğu olmadığı şeklinde bir savunma yapamaz. Zira aradaki taşeron sözleşmesi nedeniyle, bu savunmanın hukuki bir karşılığı yoktur.

İşçilik Alacakları Yönünden

İş sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle işinden ayrılan işçinin, işten ayrılma sebebine ve yöntemine bağlı olarak işçilik alacaklarına hak kazanır. Bu alacaklar; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, UBGT ücreti, AGİ ücreti ve yıllık izin ücretidir. Bu ücretlerden bazılarının normalde iş sözleşmesi devam ederken ödenmesi gerekmektedir. Fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, UBGT ücreti, yıllık izin ücreti ve AGİ ücreti, iş sözleşmesi devam ederken ödenmesi gereken ücretlerdir. Bu ücretlere hak kazanılması halinde işverenin bunları derhal ödemesi gerekmektedir. Kıdem ve ihbar tazminatları ise sözleşmenin sona erdirilmesi ile muaccel hale gelen alacaklardır.

Yukarıda sayılan işbu işçilik alacaklarının, iş sözleşmesinin bitmesinin ardından hesaplanması ve işveren tarafından işçiye eksiksiz bir şekilde banka yoluyla ödenmesi gerekmektedir. Hesaplanan rakamın, tarafların anlaşması ile tespit edilecek rakam olması bu noktada önem arz etmektedir. Önemli olan husus, işçinin gerçek çalışma şartları doğrultusunda hak ettiği gerçek alacaklarının belirlenmesidir. Bu tutarların altındaki rakamlarla anlaşılması halinde, işverenin sorumluluğu gerçek miktarla anlaşılan miktar arasındaki fark yönünden devam eder. Burada esas sorumlu olan taraf aslında taşeron olmakla birlikte, asıl işveren ile taşeron arasında imzalanan taşeron sözleşmesi nedeniyle asıl işveren de bu alacaklardan sorumlu olur. Taşeronun sorumluluğu, işçinin yanında çalıştığı bütün dönemi kapsarken, asıl işveren ise işçinin taşeron bünyesinde kendi işyerinde çalıştığı süreyle sınırlıdır.

Mesela taşeronun yanında 5 yıl, asıl işverenin yanında ise 2 yıl çalışan işçinin alacaklarının, asıl işverenin yanında çalıştığı döneme denk gelen miktarından asıl işveren de taşeronla birlikte sorumlu olur. Asıl işverenin yanında çalışmadığı dönemden ise yalnızca taşeron sorumlu olur.

Feshin Geçersizliği (İşe İade) Davası Yönünden

İşçinin iş sözleşmesi, kendi isteği ya da kendisinden kaynaklı bir sebepten dolayı değil de işverenin iradesiyle sonlandırılıyorsa ve işçi, bu feshin hukuka aykırı olduğunu düşünüyorsa feshin geçersizliği için işe iade davası açabilmektedir. Mahkemece feshin geçersizliğine karar verilirse bu durumda fesih hiç yapılmamış gibi işçinin iş sözleşmesi devam edeceğinden işçi işçilik alacaklarını talep edemez. Ancak feshin geçersizliğine rağmen işverence işçi işe başlatılmazsa, bu durumda işçi hem işçilik alacaklarını hem de işe başlatılmama nedeniyle hak kazanacağı tazminatlarını talep edebilir. 

Bu durumda da işçinin işverenden alacakları söz konusu olduğundan, işverence bu alacakların ödenmesi gerekmektedir. Yine esasen sorumlu olan taraf taşeron olmakla birlikte, asıl işveren de işçinin alacaklarından sorumlu olur. Ancak burada, işçilik alacaklarından farklı olarak, işçinin dava sonucu kazanacağı tüm haklarından asıl işveren taşeron ile birlikte sorumlu olacaktır.

Gerek işçilik alacaklarında, gerekse işe iadede, işverenler işçinin haklarından beraber sorumludurlar. Dolayısıyla işçi açısından bu haklarının ne kadarının kim tarafından ödendiği önemli değildir. İşverenler, işçinin haklarını ifa etmekle yükümlüdür. İşverenlerden biri kendi payına düşenden fazlasını ödediğini iddia ediyorsa bu durumda diğer işveren(ler)e rücu edebilir.

Günümüzde iş hayatının oldukça geniş bir alana sahip olması ve yapılan işlerin niteliği itibarıyla uzmanlaşma söz konusu olduğundan, işverenler işlerinin bir kısmı için o alanda uzmanlaşmış ve deneyimli kişilerin/şirketlerin desteğine ihtiyaç duyabilmektedir. Bu durumda da bir taşeron sözleşmesinin kurulması gerekebilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, bu sözleşmenin eksiksiz bir şekilde kurulması ve yürütülmesi ve işçilerin haklarının eksiksiz bir şekilde ödenmesidir. Bu hususlardan kaynaklı hukuki uyuşmazlıklar yaşanması halinde, uzman bir İş Hukuku avukatından profesyonel destek alınmasını tavsiye ederiz.

AEY Legal

AEY Legal, faaliyet göstermekte olduğu Fikri Mülkiyet Hukuku, E-Ticaret ve Bilişim Hukuku, Veri Koruma ve Siber Güvenlik Hukuku, Ticaret ve Şirketler Hukuku, Sözleşmeler Hukuku, Freelancer Hukuku, Tüketici Hukuku, Start-up Hukuku, Reklam ve Medya Hukuku başta olmak üzere birçok hukuk dalında ulusal ve uluslararası düzeydeki uyuşmazlık ve ihtilaflarla ilgili olarak Hukuki Danışmanlık, Uyum Yönetimi & Regülasyon, Dava Takibi & Uyuşmazlık Çözümü hizmetlerini müvekkillerine sunmaktadır.

Scan the code