Medeni Hukuk

Zilyetlik Kavramı ve Zilyetliğin Korunması

Yazar 30 Eylül 2022Ekim 3rd, 2023No Comments9 dakikalık okuma
zilyelik-nedir-zilyetliğin-korunması

Zilyetlik kavramı ve zilyetliğin korunması Türk Medeni Kanunu’nun 973 ve devamı maddeleri ile ikincil mevzuatlarda belirtilmiştir.

Zilyetlik Nedir?

Türk Medeni Kanunu’nun 973’üncü maddesi uyarınca bir şey üzerinde fiili hakimiyeti bulunan kimse onun zilyedi sayılmaktadır. Bir eşya üzerinde hakimiyet kuran kişi iradesi veya iradesi dışı zamana dek elinde tuttuğu sürece eşyanın zilyedi sayılacaktır. Kanun zilyet olma biçimlerini sayı, konu, amaç ve nitelik ile bir hakka dayanıp dayanmamasına göre çeşitli ayrımlara tabi tutmuştur. Bu ayrımlar uyarınca bir şeyde fiili hakimiyetini dolaysız doğrudan doğruya sürdürecek kişi dolaysız zilyet sayılacaktır. Aynı zilyet kişi bu hali bir başka kişinin vasıtasıyla sürdürüyorsa bu kişi dolaylı zilyet sayılacaktır. Kiracı – kiraya veren ilişkisi buna örnek gösterilebilir. Bir kira sözleşmesiyle kiralananı elde eden kiracı vasıtasız bir biçimde bu kiralananı kullanacağından dolaysız zilyet, kiraya veren ise kiracı eliyle zilyet olma halini sürdüreceğinden dolaylı zilyet sayılacaktır.

Zilyet Kimdir?

Kanuni tanımdan da anlaşılacağı üzere bir şey üzerinde hakimiyeti bulunan kişiye zilyet denmektedir. Burada fiili hakimiyet, zilyedin elinde bulunan eşya ile kendisi arasındaki bağı belirtmektedir. Kişi Türk Medeni Kanunu’nun 974’üncü maddesi uyarınca zilyedi bulunduğu şeyi bir sınırlı ayni hak veya bir kişisel hakkın kurulmasını ya da kullanılmasını sağlamak için bir başkasına teslim ederse devredilen ve devreden kişilerin ikisi de zilyet olacaktır. Zilyetlik için fiziki bir bağın bulunması zorunlu değildir. Fiili hakimiyet belirlenirken ölçütlerden bazıları kişi ile eşyanın yakınlığı, eşya arasında bulunan yakınlığın belirli bir süre devam etmesi ve bu yakınlığın üçüncü kişiler tarafından da görülebilir nitelikte olmasıdır. Kişi ile eşyası arasındaki yakınlık somut olayın koşullarına, günlük hayata ve değer yargılarına göre takdir edilmektedir. Kişi kol saatini tamirciye tamirat amacıyla belirli bir süreliğine bıraksa da kol saatinin zilyedi olmaya devam edecektir.

Zilyetlik Davaları

Türk Medeni Kanunu’nun 981 ve devamı maddelerinde yer alan zilyetliğin korunmasın hükümleri uyarınca zilyet her türlü gasp veya saldırıyı kuvvet kullanarak defedebilecektir. Bu taşınmazlarda kendisinden alınan şeyi el koyanı kovarak, taşınırlarda ise eylem sırasında veya kaçarken yakalananın elinde alarak zilyet olma vasfını koruyabilecektir. Zilyet durum haklı gösterdiği derecede kuvvet uygulamalıdır. Haklı göstermediği derecede kuvvet uygulamaktan kaçınmak zorundadır.

Zilyetlik davaları Türk Medeni Kanunu’nda ve yukarıda da belirtilmiş olan zilyetliğin gaspı veya saldırıya uğraması halinde zor kullanma hakkını kullanamamış veya kullanmak istememiş kişiler tarafından açılabilecektir.

Zilyetliğin İadesi Davası

Zilyetliğin iadesi davasında zilyet gasp edilen malının kendisine iadesini talep etmektedir. Davacının haklı veya haksız zilyet olması bu davayı açmasına engel değildir.* Gasp eylemini gerçekleştiren kişi haklı olsa dahi kendisine bu dava yöneltilebilecektir. Zilyetliğin iadesi davasında tartışılan husus hak sahipliği değil, o mala zilyet olma halidir. Türk Medeni Kanunu’nun 982’nci maddesi uyarınca başkasının zilyet bulunduğu bir şeyi gasbeden kimse, o şey üzerinde üstün bir hakkı olduğunu iddia etse bile bu eşyayı geri vermekle yükümlü olacaktır. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca davalı gasbeden kişi kendi üstün hakkını derhal ispat ettiği takdirde dava konusu eşyayı vermekten kaçınabilecektir. 

Zilyetliğin iadesi davasında davalının kusuru olup olmadığı irdelenmemektedir. Bu dava gasbeden kişinin mirasçılarına karşı da yöneltilebilecektir. 

Türk Medeni Kanunu’nun 984’üncü maddesi uyarınca gasptan doğan dava hakkı, zilyedin fiili ve failini öğrenmesinden itibaren iki ay ve herhalde fiilin üzerinden bir yıl geçmekle düşecektir. 

Zilyet olma hali gasp edilen kişi kendisine iadesi için tazminat talep edebileceği gibi ayrı bir dava ikame ederek tazminat talebinde bulunabilecektir. Bu dava nezdinde gasbeden kişinin kusuru aranmakta ve Türk Borçlar Kanunu’nda yer alan haksız fiil hükümlerine göre davacı lehine gasbeden kişi tazminata hükmedilecektir.

Saldırıya Son Verilmesi Davası

Saldırıya son verilmesi davası zilyetlik davalarının bir diğer görünümüdür. Zilyet olma hali saldırıya uğrayan kişi saldırıyı gerçekleştiren kişi tarafından saldırının sona erdirilmesi için dava ikame edebilecektir. Türk Medeni Kanunu’nun 983’üncü maddesi uyarınca saldırıda bulunan kişi, o şey üzerinde bir hak iddia etse bile; zilyetliği saldırıya uğrayan o kişiye karşı dava açma hakkını haiz olacaktır. Bu dava nezdinde saldırıya geçen kişinin kusuru aranmamaktadır. Zilyetliğin gaspı davasında yer alan üstün hak bulunması halinde davanın reddi hali saldırıya son verilmesi davasında yoktur. Üstün hak iddiasında bulunan taraf bu dava nezdinde dinlenmeyecektir.

Saldırıya son verilmesi davası saldırının sona erdirilmesine, sebebinin önlenmesine ve zararın giderilmesine yönelik olacaktır. Zilyetlik haline gerçekleştirilen saldırı sona ermiş olsa dahi bu saldırı yenilenebilecek ise davacı saldırının sebebinin önlenmesini de mahkemeden talep edebilecektir. Bu talep yakın bir saldırı olacağına dair emarelerin var olması halinde de geçerli olacaktır. Sebebin önlenmesine ilişkin talep ve davada saldırıda bulunan kişinin kusuru aranmayacaktır. Zilyetliği saldırıya uğrayan kişi bu saldırı nedeniyle meydana gelen zararını karşı taraftan tazmin yoluyla talep edebilecektir. Tazminat talep edilebilmesi için Türk Borçlar Kanunu’nda yer alan haksız fiil hükümlerince kişinin kusurlu olması gerekmektedir. 

Türk Medeni Kanunu’nun 984’üncü maddesi uyarınca saldırıdan doğan dava hakkı, zilyedin fiili ve failini öğrenmesinden itibaren iki ay ve herhalde fiilin üzerinden bir yıl geçmekle düşecektir. 

Zilyetliğin gaspı ve saldırıya son verilmesi davalarında görevli mahkeme sulh hukuk mahkemeleridir. Basit yargılama usulü uygulanmaktadır. 

Zilyetliğin İdari Yoldan Korunması

Zilyetliğin korunması yukarıda belirtilmiş olan yollar haricinde idari yoldan da korunabilmektedir. Bu korumanın idari yoldan sağlanabilmesi için Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun 15 Aralık 1984 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Kanun tecavüz veya müdahalelerin idari makamlar tarafından önlenmesi amacıyla tasarrufa ilişkin güvenliği ve kamu güvenliğini sağlamak için yürürlüğe girmiştir.

Taşınmazlara karşı tecavüz veya müdahalede bulunulması halinde malın zilyedi (birden fazla zilyedi olması halinde içlerinden biri) idari yoldan korumanın sağlanması için başvuruda bulunabilecektir. Başvuru saldırı veya müdahalenin yapıldığı tarihten itibaren altmış gün içinde gerçekleştirilmelidir. İlgili Kanun’un 4’üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca saldırı veya müdahalenin gerçekleştiği tarihten itibaren bir yıl geçtikten sonra başvuruda bulunulamayacaktır. 

Soruşturma valilikler ve kaymakamlıklar aracılığıyla gerçekleştirildikten sonra en geç 15 gün içerisinde karara bağlanacaktır. Taşınmaz mal merkez ilçe sınırları içinde ise il valisi veya bu hususta görevlendireceği vali yardımcısı, diğer ilçelerde olması halinde kaymakamlar saldırı ve müdahalenin önlenmesine karar verecektir. 

Taşınmazın kamu hukukuna tabi olması veya Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunması halinde valiler ve kaymakamlar müdahaleyi öğrendiğinden itibaren soruşturmayı re’sen gerçekleştirerek karara bağlayacaktır. Burada soruşturmanın yürütülmesine dair hak düşürücü süre bulunmamaktadır.

 Verilen kararlar idari yargı yolu açık olmak üzere kesindir. Kanun’un 7’nci maddesi uyarınca taşınmaz mal üzerinde üstün bir hakkı bulunduğunu iddia eden kişilerin adli yargı yoluna başvuru hakkı saklıdır.

Anlaşmazlıkla ilgili bir ihtiyati tedbir kararı varsa veya dava açılmışsa 3091 sayılı Kanun hükümleri uygulanmayacaktır. Aynı şekilde idari makam tarafından verilen bir önleme kararı varsa anlaşmazlığa ilişkin dava açılmadan adli mercilerce ihtiyati tedbir kararı verilemeyecektir.

Yukarıda hukuki açıdan önem ihtiva eden zilyetlik kavramı ve zilyetliğin korunması konusu genel bir çerçeveyle açıklanmıştır. Zilyetlik kavramı ile zilyetliğin şekli, şartları ve buna ilişkin davalar hususu oldukça önemli ve hukuki danışmanlık alınması gereken başlıca konulardan biridir. Daha fazla bilgi ve danışmanlık için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

*Yarg. HGK 30.10.2013 E.2013/8-1363 K. 2013/1507

AEY Legal

AEY Legal, faaliyet göstermekte olduğu Fikri Mülkiyet Hukuku, E-Ticaret ve Bilişim Hukuku, Veri Koruma ve Siber Güvenlik Hukuku, Ticaret ve Şirketler Hukuku, Sözleşmeler Hukuku, Freelancer Hukuku, Tüketici Hukuku, Start-up Hukuku, Reklam ve Medya Hukuku başta olmak üzere birçok hukuk dalında ulusal ve uluslararası düzeydeki uyuşmazlık ve ihtilaflarla ilgili olarak Hukuki Danışmanlık, Uyum Yönetimi & Regülasyon, Dava Takibi & Uyuşmazlık Çözümü hizmetlerini müvekkillerine sunmaktadır.

Scan the code