Ticaret Hukuku

Haksız Rekabet Maddi Tazminat Davası

Yazar 12 Ağustos 2022Ekim 3rd, 2023No Comments8 dakikalık okuma
haksız rekabet maddi tazminat davası

Günümüz ekonomilerinin büyük bir bölümünü liberal sistemler oluşturmaktadır. Bilindiği üzere liberal ekonomi tüketicinin ve satıcının pazarda özgürce anlaşmasına dayalı bir sistemdir. Ancak bazı durumlarda fiyat belirlemek amacıyla satıcılar birleşebilir, tekelleşmeye gidebilir ya da haksız rekabet koşulları oluşturabilir. Bu durumda tüketicilerin ve diğer satıcıların korunması önem taşır. Kanun koyucu bu sebeple haksız rekabet ve haksız rekabet maddi tazminat davası kurallarını düzenlemiştir.

Haksız Rekabet Nedir?

Haksız rekabet ticari hayatın korunmasına yönelik olduğundan Türk Ticaret Kanunu hükümlerince düzenlenmiştir. Kanun koyucu haksız rekabet fiillerini sınırlı şekilde saymamış aksine bir tanım yaparak bu çerçeveye giren fiillerin tamamını bu kapsamda saymıştır. Buna göre haksız rekabet nedir sorusunun cevabı:

  • ticari hayat içerisinde,
  • dürüstlük kurallarına ve hukuka aykırı davranışlarda bulunularak,
  • üretim veya satış yapan gerçek ve tüzel kişilerin yahut müşterilerin
  • ekonomik zarara veya ekonomik zarar tehlikesine uğramış olması olarak verilebilir.

Sayılan haksız rekabet şartları ve unsurları kapsamına giren birkaç örnek şu şekilde sıralanabilir:

  • Gerçeğe aykırı reklam yapmak
  • Diğer firmalara yönelik karalayıcı, itibar zedeleyici reklamlar
  • Ürünlerin işleviyle ilgili yanıltıcı ya da abartılı bilgiler vermek
  • Serbest piyasa ekonomisine uygun olmayan ve süreklilik arz eden indirimler yapmak
  • Dürüstlük kuralına ve hukuka aykırı işlemler yapmak
  • Rakip firmaların sırlarını öğrenmeye çalışmak ve bu sırları ifşa etmek

Haksız Rekabet Şartları ve Unsurları

Haksız rekabet şartları ve unsurları şu şekilde açıklanabilir:

  • Davacı olabilme şartı: Kanun koyucu davacı olabilmek için “ekonomik zarar” şartını aramaktadır. Buna göre rakip firma, müşteriler, meslek kuruluşları, dernekler, tüketiciyi korumayı amaçlayan yardım kuruluşları hatta kamu kurumları dahi ekonomik zarar söz konusu ise davacı olabilmektedir. Ayrıca ekonomik zararın ille de doğmuş olması gerekmez, bu zarara maruz kalma tehlikesi de yine dava açabilmek için yeterlidir.
  • Zamanaşımı: Davacı olabilecek kişiler fiili öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl içinde bu davayı açmalıdırlar. Her halde fiilin gerçekleşmesinin üzerinden 3 yıl geçmesiyle de artık bu fiile dayanarak dava açılamayacaktır.
  • Bu alanda unutulmaması gereken bir diğer husus ise arabuluculuk dava şartıdır. 2019’da getirilen düzenleme ile bazı uyuşmazlıklara ilişkin dava açmadan önce arabuluculuğa gidilmeli, anlaşılamazsa dava açılmalıdır. Ticari davalar da zorunlu arabuluculuk kapsamında değerlendirildiğinden haksız rekabet davalarında da doğrudan dava açılması davanın reddini gerektirir.

Haksız Rekabet Davaları Nelerdir?

Haksız rekabet fiili sonucunda zarara ya da zarar tehlikesine uğrayan kişiler bazı davalar açabilir. Bu davalar şu şekilde sıralanabilir:

  • Tespit Davası: Tespit davası, anılan fiilin gerçekten haksız rekabet teşkil edip etmediğinin mahkemece tespit edilmesidir. Bu yalnızca bir tespit davası olup durdurma, tazminat gibi istemleri içermez.
  • Men Davası: Men davası, haksız rekabet fiilinin durdurulmasına yöneliktir. Fiil halen devam etmekteyse ya da bitmiş ancak tekrarlanabilir durumda ise açılır.
  • Haksız rekabet sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması davası: Bu dava ile amaçlanan ekonomik bir düzeltmeden çok yanıltıcı içeriğin kaldırılması, imha edilmesi gibi dışa yansıyan fiilin düzeltilmesidir.
  • Haksız rekabet maddi tazminat davası

Haksız Rekabet Maddi Tazminat Davası

Tazminat davası kişilerin haksız bir fiilinden dolayı bir başkasında zarar meydana geldiği durumlarda oluşan bu zararın tazmin edilmesi amacını taşır. Maddi tazminat dışa yansıyan zararları konu alır. Buna göre kişi bir ekonomik zarara uğramış, kazanacağı miktarda kayıp yaşamış veya bir hakkını yitirmişse buna ilişkin zararlar giderilir. Manevi tazminat ise daha çok kişinin şahsında yer alan zararları konu almaktadır. Haksız fiil sonucu mağdur üzüntü duymuş, itibar kaybı vb. gibi durumlar yaşamışsa bu dava türünde de anılan zararların tazmini amaçlanır. Bir fiilin haksız fiil olduğunun ve tazminatı gerektirdiğinin kabulü için kanun koyucu bazı şartlar taşımasını öngörmüştür. Bu şartlar şu şekildedir:

  • Maddi zarara sebep olacak bir fiilin varlığı
  • Maddi zararı oluşturan fiilin hukuk kurallarına aykırı olması
  • Yapılan bu hukuka aykırı fiilin kişinin malvarlığında bir zarar oluşturması ya da gelecek olan kazançta bir kayba sebep olması
  • Hukuka aykırı olarak gerçekleştirilen fiili gerçekleştiren kişinin kusurlu olması
  • Hukuka aykırı fiil ile doğan zarar arasında illiyet bağının varlığı

Haksız rekabet maddi tazminat davası ise rekabet ortamının hukuka veya dürüstlük kuralına aykırı olması sonucu ekonomik olarak zarar görmüş veya zarar görme tehlikesine maruz kişiler tarafından açılır. Bu kişiler genellikle aynı pazarda benzer ürünleri satan kişilerdir ancak bu bir kural değildir. Böyle olmasa da bu kimseler zarar görmüş veya tehlike ihtimali doğmuşsa dava açabilir. Örneğin bir ürüne ait firmaların tamamı bir şirket çevresinde toplanmış ve tekelleşme olmuşsa müşteriler belirlenecek fiyat sebebiyle zarar görür. Bu durumda müşterilerin her biri dava açarak oluşmuş veya oluşması muhtemel zararın tazminini mahkemeden talep edebilecektir.

Haksız Rekabet Maddi Tazminat Davası Yargıtay Kararları

Karar 1:

Davacı, 1967 yılından beri Alanya’da turizm sektöründe hizmet vermekte olduğunu ve son 46 yıldır da “Panorama Hotel” markası adı altında bunu yaptığını belirtmiştir. Davalı taraf ise yine turizm sektöründe hizmet vermek üzere “The Panorama Hill” adlı bir kuruluş kurmuştur. Bunun üzerine davacı haksız rekabet koşulları oluştuğundan hareketle “The Panorama Hill” markasına ait tescilin iptalini talep etmiştir. Yerel mahkemenin haksız rekabet fiilinin gerçekleştiğini kabul etmemesi üzerine olay Yargıtay’a intikal etmiştir. Ancak Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi de benzer şekilde karar vermiştir.[1]

Karar 2:

Davacı taraf, 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası maçlarının yayın hakkını UEFA’dan satın almıştır. Bu satın alma işlemi sonucu Avrupa Futbol Müsabakalarının Türkiye’de televizyondan yayın hakları hususunda münhasıran yetkili kılınmıştır. Ancak şampiyona esnasında davalı taraf münhasıran yetkili tek bir şirket olmasına rağmen şampiyona maçlarından biri olan Türkiye- Hırvatistan çeyrek final maçından görüntüler yayınlamıştır. Bunun üzerine davacı taraf haksız rekabet fiilinin gerçekleştiğinden ve kendisini zarara soktuğundan hareketle haksız rekabet maddi tazminat davası açmıştır. Yapılan yargılama sonucu yerel mahkemenin hükmettiği miktar davalı tarafından fazla bulunmuş bunun üzerine olay Yargıtay’a intikal etmiştir. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi de haksız rekabet oluştuğunu ve buna ilişkin temerrüt faizi de dahil olmak üzere 45.000 USD tazminatın yerinde olduğuna hükmetmiştir. [2]

 

[1] Yargıtay 11. Hukuk D. 2018/987 E. 2019/5645 K.

[2] Yargıtay 11. Hukuk D. 2018/530 E. 2019/5084 K.

AEY Legal

AEY Legal, faaliyet göstermekte olduğu Fikri Mülkiyet Hukuku, E-Ticaret ve Bilişim Hukuku, Veri Koruma ve Siber Güvenlik Hukuku, Ticaret ve Şirketler Hukuku, Sözleşmeler Hukuku, Freelancer Hukuku, Tüketici Hukuku, Start-up Hukuku, Reklam ve Medya Hukuku başta olmak üzere birçok hukuk dalında ulusal ve uluslararası düzeydeki uyuşmazlık ve ihtilaflarla ilgili olarak Hukuki Danışmanlık, Uyum Yönetimi & Regülasyon, Dava Takibi & Uyuşmazlık Çözümü hizmetlerini müvekkillerine sunmaktadır.

Scan the code