Hukuki Yazılar

Kartal Avukat

Yazar Yayın: 12 Aralık 2022Güncelleme: 18 Eylül 2026No Comments12 dakikalık okuma
Kartal Avukat

Kartal avukat arayışında AEY Legal, şirketler, sözleşmeler, fikrî mülkiyet, e-ticaret, bilişim, veri koruma ve tüketici hukukuyla bağlantılı meseleleri değerlendirir. Aynı olay birden çok hukuk alanına girebildiği için tarafların sıfatı, işlem belgeleri ve istenen hukuki sonuç birlikte incelenir. Görüşme ve konum bilgileri iletişim sayfasında yer alır.

Kartal’da Avukat Desteği Hangi Hukuki Meselelerde Gündeme Gelir?

Kartal’da avukat desteğinin kapsamı, uyuşmazlığın adından çok altında yatan hukuki ilişkiye bağlıdır. AEY Legal’in uzmanlık alanları fikrî mülkiyet, e-ticaret ve bilişim, veri koruma ve siber güvenlik, ticaret ve şirketler, sözleşmeler, freelancer, tüketici, start-up, reklam ve medya hukukunu kapsar. Bu alanlarda danışmanlık, sözleşme ve uyum çalışması ile uyuşmazlık değerlendirmesi farklı aşamalarda gündeme gelebilir.

Çevrim içi satışta müşteri bedel iadesi istediğinde siparişin kimin adına alındığı ilk bakılacak kayıtlardandır. Satış sözleşmesinin tarafı, platformun hangi aşamada bilgi sunduğu, reklam görselinin hak sahibi ve müşteri verisinin işlenme amacı da hukuki soruları değiştirir. Ortaklık anlaşmazlığında ise şirket kararı, imza yetkisi ve geliştirilen yazılımın hak sahipliği başka belgelere dayanır.

Hukuki değerlendirmede sözleşme metni kadar işlemin nasıl yürütüldüğü de önem taşır. Sipariş ekranı ile faturadaki satıcı farklıysa, fiilî marka kullanımı tescil belgesindeki mal ve hizmetlerden ayrılıyorsa veya şirket adına imza atan kişinin yetkisi tartışılıyorsa ilk bakışta aynı görünen talepler farklı sonuçlara ulaşabilir. AEY Legal’in Kartal hukuk bürosu sayfasında büroya ilişkin genel bilgiler yer alır.

Kartal’da Şirketler Hukuku ve Ortaklık Uyuşmazlıkları

Şirketler hukuku bakımından ilk soru, işlemin şirketi mi yoksa ortağı mı bağladığıdır. Pay devrinin şirkette kimin söz sahibi olacağını değiştirmesi mümkündür; yönetim kararı, temsil yetkisi ve ayrılma koşulları ise kendi belgelerinde karşılık bulur. Ortaklar arasında varılan mutabakatın şirket organlarınca alınması gereken bir kararın yerini tutup tutmadığı; ticaret sicilindeki görünümün üçüncü kişiler için ne ifade ettiği ayrıca değerlendirilir.

Ortaklık Sözleşmesi ile Şirket Kararı Arasındaki Fark

Ortaklar arasındaki sözleşme, payların devri veya gelecekteki yatırım koşullarını belirleyebilir. Buna karşılık şirketin bir organ kararı alması gereken işlemde yalnız özel mutabakatın bulunması yeterli olmayabilir. Bir kurucu, belli bir yatırım karşılığında pay devrini taahhüt etmiş olabilir; payın gerçekten devredilip devredilmediği, şirket türüne uygun şekil ve kayıtlarla incelenir. Uyuşmazlık çıktığında sözleşme, toplantı kararı, sicil kaydı ve ödeme hareketinin birlikte okunması gerekir.

Şirket adına verilen taahhütlerde imza atan kişinin işlem tarihindeki temsil yetkisi de önemlidir. Bir yönetici ticaret sicilinde yetkili görünebilir, fakat şirket içindeki onay veya menfaat çatışması ayrıca tartışılabilir. Tersinden, ortakların kendi aralarındaki sınırın üçüncü kişiye karşı ne ölçüde ileri sürülebileceği de otomatik biçimde yanıtlanmaz. Sözleşmede borçlu olarak yazılan ad ile imza sahibinin sıfatı, şirketten mi ortaktan mı talepte bulunulacağını aydınlatır.

Bir ortağın şirket hesabından yaptığı ödeme veya kendi adına verdiği güvence, işlemin niteliğine göre farklı borç ilişkileri doğurabilir. Değerlendirme yalnız paranın kimin hesabından çıktığına indirgenmez; sözleşmede kimin taraf olduğu, şirket adına temsilin nasıl kurulduğu ve ödemenin hangi borca mahsup edildiği de önem taşır. Özellikle pay devri ile şirket finansmanı aynı görüşmede konuşulduysa, belgelerin zaman sırası sonuç üzerinde etkili olabilir.

Ortaklık ilişkisinde kararların hangi tarihte alındığı da yalnız kronolojik ayrıntı değildir. Yönetim yetkisinin değiştiği gün ile yeni temsil kaydının üçüncü kişilere görünür hale geldiği gün ayrılabilir. Bu arada yapılan sözleşmede karşı tarafın ne bildiği ve hangi kayda güvenebildiği önem kazanır. Karar, imza ve sicil tarihlerinin yan yana konması, üçüncü kişinin hangi yetki görünümüne güvenebildiğini açıklamaya yardımcı olur.

Ticari Alacak ve Sözleşmenin Yerine Getirilmesi

Bir hizmet ya da mal tedarikinde ödeme yapılmaması, yalnız fatura tutarından ibaret değildir. Sözleşmenin tarafları, teslimin gerçekleşip gerçekleşmediği, ayıp veya eksik ifa iddiası, kabul kayıtları ve ödemenin hangi şartta muaccel olduğu belirleyicidir. Özellikle uzun süreli tedarik ilişkilerinde sonraki e-postalar veya değişiklik protokolleri ilk sözleşmedeki takvimi değiştirmiş olabilir.

Kartal’da ticari sözleşme uyuşmazlığında hukuki yol, alacağın niteliği ve istenen sonuç belirlendikten sonra değerlendirilebilir. İfa, bedel, fesih veya tazminat birbirinin yerine geçen talepler değildir. Ticari ilişkiye uygulanacak dava şartı ve görev kuralları da somut talebin hukuki niteliğine bağlıdır. Bir sözleşmenin başlığında “danışmanlık” yazması, fiilen geliştirilen bir yazılım veya devredilmesi beklenen fikrî hakkı görünmez kılmaz.

Sözleşmeye aykırılık tartışmasında ihtar, kabul, ek süre ve fesih kayıtları da olayın sırasını gösterir. Örneğin teslimden sonra yapılan değişiklik talebi ilk iş kapsamına giriyor olabilir veya ayrıca ücretlendirilmiş yeni bir edim olabilir. Bu ayrım yapılmadan her gecikme aynı tarafa yüklenemez. Uyuşmazlığın odağı, önce üstlenilen işin ve karşı edimin hangi tarihte, hangi şartla yerine getirileceğini belirlemektir.

Kartal’da Marka Hakkı ve Telif Uyuşmazlıkları

Marka ihtilafında iki adın benzerliği ilk işarettir; kullanımın kapsadığı ürün ve hizmetler sonuca yön verir. Tescilin kapsadığı mal ve hizmetler, işaretin ticaret alanında nasıl kullanıldığı ve karıştırılma ihtimali birlikte değerlendirilir. Kartal’da marka konusunda daha ayrıntılı çalışma için Kartal marka avukatı sayfası da incelenebilir.

Markanın Kullanımı ve Haksız Rekabet Ayrımı

Bir işletme adının, internet ilanının veya reklam anahtar sözcüğünün tescilli işarete yaklaşması farklı kullanım biçimleridir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 7/2-b, benzer işaretlerin aynı veya benzer mal ve hizmetlerde kullanımını belirli şartlarda marka sahibinin önleyebileceği alana dahil eder. Sonucu belirleyen ibare şöyledir:

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 7/2-b: “[…] bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.”

Bu hüküm, ses veya yazım benzerliğini tek başına yeterli saymaz. İşaretin hangi ticari bağlamda kullanıldığı ve ilgili ürün veya hizmetlerin ilişkisi önem taşır. Markanın bir platformda üçüncü kişi tarafından kullanılması halinde içerik sahibi, platformun rolü ve şikâyetin dayanağı ayrıca ayrıştırılır. 6563 sayılı Kanun’un değişmiş hükümleri ve ilgili yönetmelik, elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcısı bakımından ayrıca değerlendirilir; bütün platformlar için tek sorumluluk sonucu kurulamaz.

Tescilli marka ihlali ile haksız rekabetin aynı kullanım sebebiyle otomatik olarak birlikte kabul edilip edilmeyeceği de ayrı sorudur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, aynı ilçe sınırlarında işletme adı ve tabela olarak kullanılan tescilli işaretin konu edildiği bir uyuşmazlıkta özel marka koruması ile genel haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını değerlendirmiştir:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4998, K. 2026/2065, T. 15.04.2026: “[…] somut olay bakımından, SMK ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı gözetilerek talebin, haksız rekabetin tespiti ve men’ine dair kısmı yönünden ret kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.”

Bu kararda tescilli markanın özel koruma alanıyla aynı fiile dayalı haksız rekabet talebi arasındaki ilişki ele alınmıştır. Marka hakkının koruması ortadan kalkmamış; aynı olguya ikinci bir koruma rejiminin hangi koşulla ekleneceği tartışılmıştır. Karardaki karşı oy ve uyuşmazlığın kendi olguları nedeniyle sonuç, her haksız rekabet iddiasının marka hakkı yanında reddedileceği biçiminde genellenemez. Ayrı bir aldatıcı ticari davranış veya tescilsiz menfaat ileri sürülüyorsa bunun maddi temeli ayrıca incelenir.

Bir marka ihtilafında tescil tarihi ile kullanım tarihi arasındaki ilişki de önemlidir. Önceki kullanım, lisans veya işletme adı iddiası olayın kapsamını değiştirebilir; bunların varlığı ise salt ticaret sicili ya da alan adı kaydıyla kesinleşmez. Markanın fiilen hangi ürün üzerinde, hangi müşteriye dönük kullanıldığına ilişkin veriler hukuki nitelendirmeyi destekler. Bu nedenle hem hak sahibinin dayandığı tescil hem karşı tarafın kullanım gerekçesi somut olayla ilişkilendirilir.

Bir ilanda markanın yalnız ürünü tanıtmak için anılması ile aynı işaretin satıcının kendi ticari kimliği gibi kullanılması da farklıdır. İnternet alan adında, mağaza tabelasında ve ürün etiketinde görünen aynı kelime farklı işlevler görebilir. Hukuki değerlendirme, yalnız ekran görüntüsündeki kelimeyi değil ilanı kimin verdiğini, ürünün gerçek kaynağını ve tüketicinin bağlantıyı nasıl algılayabileceğini inceler. Talep edilen durdurma veya tazminat sonucu da bu somut kullanımla ilişkilendirilir.

Telif Hakkında Eserin Teslimi ile Mali Hak Devri

Logo, yazılım, metin, fotoğraf veya reklam müziği bir projede kullanılmış olabilir. İçeriğin sipariş edilmesi ya da dosyanın teslim alınması, mali hakların tümünün devredildiği anlamına kendiliğinden gelmez. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m. 52 mali haklara ilişkin sözleşmede biçim ve kapsam şartı koyar:

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m. 52: “Mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır.”

Tasarımcıya ücretin ödenmiş olması devrin kapsamını çözmez. Sözleşmede hangi mali hakların, hangi kullanım alanları için bırakıldığına bakılır. Teknik hizmetin her çıktısı da eser niteliğinde değildir. Reklam ajansı, müşteri ve bağımsız tasarımcı arasında ayrı sözleşmeler varsa kullanım izninin bu zincirde nerede verildiği araştırılır.

Örneğin bir şirket, kampanya için hazırlanan kısa filmi kendi sitesinde yayımlama izni almış olabilir. Aynı filmi üçüncü bir platformun reklam arşivine aktarması veya görüntülerini başka bir üründe kullanması sözleşmenin izin verdiği alanın dışında kalabilir. Kullanım izninin genişliği sözleşmedeki hak ve mecra kayıtlarından anlaşılır. Eser sahibinin adının belirtilmesi ise mali hak devrinden ayrı bir manevi hak meselesidir.

Kartal’da E-Ticaret ve Tüketici İşlemlerinde Hukuki Ayrım

Çevrim içi alışveriş uyuşmazlığında öncelikle satıcı, platform ve alıcının sıfatı belirlenir. Ürün ayıbı, siparişin hiç yerine getirilmemesi, yanıltıcı bilgi veya hesap erişimi sorunu aynı hukuki kurala dayanmaz. Alıcının ticari faaliyet amacıyla hareket edip etmediği de tüketici hukukunun uygulanmasında belirleyicidir. Aynı ürün bir gerçek kişi tarafından kişisel ihtiyaç için, bir şirket tarafından yeniden satış için edinilmişse işlem farklı nitelendirilebilir.

Mesafeli Satışta Ön Bilgilendirme ve İspat

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 48/2, mesafeli sözleşme öncesi açık bilgilendirmeyi düzenler. İspat bakımından kısa kural şöyledir:

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 48/2: “Tüketicinin bilgilendirildiğine ilişkin ispat yükü satıcı veya sağlayıcıya aittir.”

Bir ürün sayfasında bilgilerin bulunması, belirli sipariş sırasında hangi metnin tüketiciye gösterildiğini tek başına kanıtlamayabilir. Sipariş akışı, ön bilgilendirme içeriği ve işlemin tarihi bu yüzden önemlidir. Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği m. 5 bilgilendirmenin kapsamını, m. 12 ise cayma sonrasındaki ilgili yükümlülükleri ayrıntılandırır. Cayma hakkının istisnaları Yönetmelik m. 15’te yer alır; kişiye özel hazırlanan mal ve anında teslim edilen gayrimaddi mal bunlara örnektir.

Mesafeli satışta satıcının kimliği, toplam bedel, teslim koşulu ve cayma bilgisi aynı anda anlaşılır biçimde sunulmalıdır. Siparişin onaylanmasıyla ödeme borcu doğacağına ilişkin bilgilendirme de kanuni çerçevenin bir parçasıdır. Bir kampanyada ürün sayfası sık değişiyorsa tüketiciye gösterilen sürüm ile şirketin daha sonra yayımladığı sürüm farklılaşabilir. Bu nedenle hukuki inceleme, şikâyetin yapıldığı ekrana değil işlemin kurulduğu andaki bilgi akışına bakar.

Fiziksel ürün, kişiye özel hazırlanan mal ve dijital içerik aynı cayma rejimine tabi olmayabilir. Hizmetin ifasına başlanması veya ürünün teslim biçimi de istisna değerlendirmesinde önem taşıyabilir. Bu ayrımlar nedeniyle “internet alışverişinde her zaman on dört gün içinde iade” şeklindeki genelleme yanıltıcıdır. Kanundaki genel süre, yönetmelikteki ayrıntılar ve somut sözleşmenin niteliği birlikte okunur. Satıcının kendi politikasında daha geniş bir hak tanıması ise kanuni asgari korumadan ayrı sözleşmesel bir mesele olabilir.

Satıcı ile Platformun Farklı Yükümlülükleri

Bir pazaryeri ekranında görülen marka, satıcı ve aracı platform farklı kişiler olabilir. 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun m. 9, aracı hizmet sağlayıcının başkasının sunduğu içerikle ilişkisinde genel sınırı ve hukuka aykırılık öğrenildiğinde belirli görevleri düzenler. Fikrî ve sınaî mülkiyet şikâyetleri için belgeli başvuruya ilişkin ayrı bir yol da vardır. Elektronik Ticaret Aracı Hizmet Sağlayıcıları Yönetmeliği m. 10 bu sürecin ayrıntılarına yer verir.

Ürün ayıbında satıcının, platformun kendi işleminde ise aracı sağlayıcının rolü öne çıkar. Fikrî hak ihlalinin sürdürülmesi de başka bir talep doğurabilir. Bir işletmenin kendi satış sitesindeki konumu, bağımsız satıcıların yer aldığı pazaryerindeki konumundan farklıdır. Faturada satıcının adı, platform koşullarında aracı sıfatı ve sipariş akışında tüketiciye sunulan bilgiler görülebilir.

Bir pazaryerinde satıcı hesabının kapatılması ise tüketici işlemi olmayabilir; platform ile satıcı arasındaki ticari sözleşmenin uygulanması söz konusudur. Askıya alma gerekçesi, bildirim usulü, platform kuralları ve önceki ihlal kayıtları burada önem kazanır. Satıcının tüketiciye düzenlediği fatura ile platformla imzaladığı üyelik sözleşmesi, iki ilişkinin taraflarını ve ileri sürülebilecek talepleri gösterir.

Kartal’da Bilişim Hukuku, Kişisel Veri ve Siber Güvenlik

Dijital hizmet uyuşmazlığında teknik aksaklığın nedeni ile tarafın üstlendiği hukuki borç ayrı incelenir. Yazılımın çalışmaması; teslim edilmeyen bir işlevden, müşteri altyapısından, üçüncü taraf servisten veya sonradan yapılan değişiklikten kaynaklanabilir. Sözleşmede kabul ölçütü, bakım kapsamı, erişim yetkisi ve veri taşıma yükümlülüğü açık değilse teknik kaydın hangi borcu gösterdiği tartışmalı kalır. Bilişim odaklı uyuşmazlıklar için Kartal bilişim avukatı sayfası ayrıca açıklama sunar.

Yazılım Teslimi, Kaynak Kod ve Kullanım Yetkisi

Yazılım kurulmuş olsa da kaynak kodun teslimi ile çoğaltma ve değiştirme yetkisi sözleşmede ayrı belirlenir. Geliştiriciye ödeme yapan işletme, üzerinde anlaşılan ürünü kullanma hakkını edinmiş olabilir; buna karşılık kodun üçüncü kişilere devri ayrı sözleşme hükümlerine bağlı olabilir. Projenin aşamalı kabul edildiği işlerde test tutanakları, hata kayıtları, değişiklik talepleri ve ödeme takvimi birlikte değerlendirilir.

Hizmet ilişkisi sona erdiğinde alan adı, barındırma hesabı, müşteri verileri ve yazılımın fikrî hakları tek bir “site sahipliği” iddiasına indirgenemez. Alan adının kimin adına kayıtlı olduğu teknik erişimi gösterebilir; görsellerin veya yazılımın eser sahipliğini kendiliğinden belirlemez. Tersine bir içerik üzerindeki hak sahipliği de kişisel verilerin koşulsuz alınmasını sağlamaz. Kartal’da dijital hizmetle ilgili hukuki değerlendirme, bu katmanların her birini kendi kaynağına bağlar.

Bir uygulama başka sağlayıcıya taşınırken aktarılacak verinin biçimi, teslim takvimi ve eski sağlayıcının erişiminin ne zaman kesileceği sözleşmede karşılık bulmalıdır. Üçüncü kişiye lisanslı bir bileşenin yeni sağlayıcıya geçirilmesi ise ayrı izin gerektirebilir. Müşteri verisi ve başkasına ait içerik de transferin sınırını etkiler. Teslim tutanağındaki kısa bir ifade, bu hakların tümünü devretmeye yetmeyebilir.

Kişisel Verinin İşlenme Amacı ve Güvenliği

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu m. 4/2-c, işleme amacına ilişkin temel sınırı belirler:

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu m. 4/2-c: “Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme.”

Bir e-ticaret formunda müşteri verisinin teknik olarak toplanabilmesi, her verinin aynı amaç için gerekli olduğunu göstermez. Teslimat, ödeme, destek ve pazarlama süreçleri farklı veri kullanımı doğurabilir. Bir hizmet sağlayıcının sisteme erişmesi de işletmenin veri sorumluluğu ve sözleşmesel denetimi açısından ayrıca değerlendirilir. Aynı Kanun’un m. 12 hükmündeki güvenlik yükümlülüğü somut teknik ve idari tedbirlerle ilişkilidir; her sistem hatası aynı tür kişisel veri ihlali sayılmaz.

Siber olaylarda etkilenen bilgi kişisel veri, ticari sır veya yalnız teknik günlük kaydı olabilir. Kayıtların hangi gerçek kişiye bağlanabildiği, kimlerin eriştiği, olayın ne zaman öğrenildiği ve üçüncü taraf sağlayıcının rolü hukuki sonucu etkiler. Tüzel kişiye ilişkin her bilginin kendiliğinden KVKK kapsamında kişisel veri olduğunu varsaymak da doğru değildir. Kişisel verilerin korunması ile ticari gizlilik sözleşmeleri farklı menfaatleri koruyabilir.

Veri güvenliğinde sözleşme hükümlerinin yanı sıra fiilî erişim düzeni incelenir. Hangi çalışanın hangi kayda ulaşabildiği, dış sağlayıcı hesabının nasıl yönetildiği ve iş ilişkisi bittiğinde erişimin kapatılıp kapatılmadığı olayın kapsamını gösterebilir. Tek bir sızma belirtisi zararın boyutunu veya yükümlülük ihlalini kesinleştirmez. Erişim günlükleri, bu soruları aydınlatabilecek başlıca kayıtlardandır.

Bir olayda verinin gerçekten dışarı çıktığı, yalnız yetkisiz kişinin sisteme giriş yaptığı veya yanlış alıcıya bir e-posta gönderildiği iddiaları farklıdır. Hangi verinin kim tarafından görülebildiği ve erişimin ne kadar sürdüğü hukuki sonuç bakımından belirleyici olabilir. Şirketin hizmet kesintisi nedeniyle ileri sürdüğü zarar ile ilgili kişinin veri hakkı farklı hukuki dayanaklara sahip olabilir. Olay kaydı ve erişim günlükleri, bu taleplerin hangi olguya dayandığını gösterebilir.

Kartal’da Bağımsız Çalışanlar, Girişimler, Reklam ve Medya Hukuku

Bağımsız çalışan, yeni girişim ve reklam ilişkilerindeki uyuşmazlıklar çoğu kez sözleşme, fikrî hak ve ticari davranış katmanlarından oluşur. Bir tasarımcı kampanya görseli üretir, girişim bunu sosyal ağda kullanır, ajans metni değiştirir ve platform müşteri verisi toplar. Her tarafın işi, ürettiği çıktı ve kullanım izni ayrı olduğu için tek bir hizmet bedeli kaydı bütün hukuki soruları çözmez.

Bağımsız Çalışanın Ürettiği İçeriğin Kullanımı

Freelancer sözleşmesinde teslim edilecek iş, revizyon sınırı, ödeme aşaması ve fikrî hakların kullanımı açıkça ayrıştırılmalıdır. Bir markanın görsel kimliği, yazılım arayüzü veya video müziği eser niteliği taşıyorsa mali haklara ilişkin yazılılık ve hakların ayrı ayrı gösterilmesi şartı önem kazanır. Teknik destek kaydı veya kısa danışmanlık çıktısı ise eser ve hak devri sorusunu her zaman doğurmaz. Teslim edilen çalışmanın niteliği ile sözleşmedeki kullanım hükmü incelenir.

Start-up ortaklığında kurucunun daha önce geliştirdiği yazılımı şirkete kullandırması, yazılım üzerindeki bütün hakların şirkete geçtiği anlamına gelmeyebilir. Pay anlaşması, yatırım belgeleri, iş sözleşmesi ve lisans hükümleri farklı zamanlarda düzenlenmişse birbirleriyle uyumları incelenir. Yatırımcıya verilen beyanın, gerçekte üçüncü kişiye ait bir içerik veya kodu kapsayıp kapsamadığı da ayrı hukuki risk yaratır.

Kurucuların pay oranını belirlemesi de yönetim hakkını, ayrılma koşulunu ve yeni yatırımda payın seyrelmesini tek başına çözmez. Sözleşmelerin hangi taraflarca imzalandığı ve şirket kurulduktan sonra hangi işlemlerin ayrıca yapıldığı belirlenmelidir. İleride çıkabilecek bir anlaşmazlıkta ürünün hak sahibinin kim olduğu kadar şirketin ürünü kullanmayı sürdürüp sürdüremeyeceği de önem kazanabilir. Şirketin ürünü kullanma yetkisi, pay tablosundan çok kurucu ile şirket arasındaki hak ve lisans belgelerinde açıklık kazanır.

Reklam İçeriği ve Ticari Dürüstlük

Reklamda kullanılan işaret, görsel veya karşılaştırma farklı hak sahiplerini etkileyebilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 54/2, aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı ticari davranışların haksız rekabet oluşturabileceği çerçeveyi belirler:

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 54/2: “[…] ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.”

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, bir şikâyet platformunda ücretli üyelere yayın öncesi çözüm olanağı tanınıp diğer şirketlere bu olanağın ancak yayından sonra verilmesini değerlendirmiştir:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/6592, K. 2025/4126, T. 16.06.2025: “Davalının, kendisine ücret ödeyerek üye olan şirketlere verilen öncelik hakkı ile şikayetin yayınlanmadan çözülmesi imkanını tanıması, buna karşılık üye olmayan şirketlerin ise ancak haklarındaki şikayetler internet sitesinde yayınlandıktan sonra bu imkâna sahip olmaları haksız rekabet teşkil etmektedir.”

Kararın merkezinde yorumların olumsuzluğu değil, ücretli ve ücretsiz şirketlere sunulan fırsatın farklılığı vardır. Şirketlere yönelik ticari davranışın rekabeti nasıl etkilediği incelenmiştir. Bu nedenle sonuç, her şikâyet platformuna veya her olumsuz yoruma genişletilemez. Reklam ve medya ilişkisinde incelenmesi gereken husus, somut paylaşımın içeriği kadar platformun kurduğu ticari mekanizma ve taraflara sağladığı imkândır.

Kartal’da Avukat Değerlendirmesi: Arabuluculuk, Dava ve Mahkeme Yetkisi

Uyuşmazlığın hukuki yolu, başlığındaki kelimeyle değil talebin niteliğiyle belirlenir. Aynı fikrî hak olayında ihlalin durdurulması ile para tazminatı farklı koşullara bağlanabilir. Ticari alacak, tüketici işlemi ve şirket içi karar da aynı mahkeme veya ön başvuru rejimine otomatik girmez. Talebin kime yöneltildiği ve hangi sonucun istendiği, uygulanacak dava şartı ile görev kuralının belirlenmesinde başlangıç noktasıdır.

Para Talebinde Dava Şartının Sınırı

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A/1, ticari davalardaki dava şartı arabuluculuğun hangi parasal taleplere bağlandığını düzenler. Ticari nitelik ve talebin konusu birlikte aranır. İlgili kısmı şöyledir:

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A/1: “Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.”

Bu hüküm bütün fikrî mülkiyet taleplerinin veya her tespit ve durdurma talebinin aynı ön koşula tabi olduğu anlamına gelmez. Parasal istemin dayanağı, davanın ticari niteliği ve yürürlükteki özel dava şartı birlikte incelenir. Örneğin bir ihlalin durdurulması ile aynı olaydan doğan tazminat talebi farklı usul soruları yaratabilir. Aynı parasal istemin başka başlıkla sunulması, dava şartına ilişkin soruyu ortadan kaldırmaz.

Taraflar bir ticari ilişkide gönüllü arabuluculuğa gidebilir. Dava şartı ise yalnız kanunun kapsadığı istemlerde usulî sonuç doğurur. Bir uyuşmazlıkta hem para talebi hem davranışın durdurulması isteniyorsa bunların her birinin niteliği ayrı incelenir. Hak kaybı riski bulunan süre ve geçici koruma ihtiyacı da somut olayın usulî çerçevesine göre değerlendirilir.

Büronun Kartal’da Olması Mahkeme Yetkisini Belirler Mi?

Büronun Kartal’da bulunması, her uyuşmazlığın Kartal’daki bir mahkemede görüleceği anlamına gelmez. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 6/1 genel yetkiyi davalının yerleşim yerine bağlar; m. 7 çoklu davalıyı, m. 10 sözleşmenin ifa yerini ayrıca düzenler. Kesin yetki öngören özel kurallar varsa bunlar ayrıca uygulanır.

Birden fazla davalının farklı yerlerde olduğu alacak uyuşmazlığında Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, kanunun tanıdığı yetkili mahkemelerden birinin seçilebileceğini değerlendirmiştir:

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/10636, K. 2025/2734, T. 03.03.2025: “Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir.”

Kararda İzmir ve İstanbul bağlantılı davalıların bulunduğu, kesin yetki kuralının uygulanmadığı somut alacak uyuşmazlığı incelenmiştir. Bu yüzden söz konusu seçim, hukuk düzeninin yetkili saydığı mahkemeler arasındadır; kişinin rastgele bir şehir seçmesi anlamına gelmez. Kartal ile ilgili konum bilgisinin hukuki işlevi, erişim ve görüşme düzenidir. Görev ve yetki sorusu, uyuşmazlığın tarafları ile ilgili kanun hükümlerine göre ayrıca çözülür.

Yetkiyle görev de birbirine karıştırılmamalıdır. Bir davaya hangi tür mahkemenin bakacağı görev, o tür mahkemelerin hangi yerdeki biriminin bakacağı yetki sorusudur. Örneğin tüketici işlemiyle ticari işlem ayrımı hem uygulanacak hukuk hem görev tartışmasını etkileyebilir. Sözleşmenin ifa yeri veya tarafların yerleşim yeri de yetki bakımından önem taşıyabilir. Bu meseleler, avukatın Kartal’da çalışmasına bakılarak çözümlenmez.

Kartal’da Hukuki Görüşme ve İletişim

Kartal avukat görüşmesinde ilk amaç, işlem sırasını ve tarafların konumunu açıklığa kavuşturmaktır. Şirket uyuşmazlığında karar ve sözleşmeler; e-ticarette sipariş akışı ile satıcı bilgisi; markada tescil kapsamı ve fiilî kullanım; veri meselesinde işleme amacı ile erişim kayıtları farklı hukuki sorulara yanıt verir. Özellikle iki farklı şirket adının geçtiği sözleşme ve faturada, hangi şirketin borç altına girdiği bu kayıtlardan anlaşılır.

AEY Legal’in doğrulanmış çalışma alanlarının tamamı uzmanlık sayfasında görülebilir. Kartal’daki konum, görüşme ve güncel iletişim bilgileri iletişim sayfasındadır. Bir meselenin bu alanlardan hangisine girdiği veya birden fazlasına bağlanıp bağlanmadığı, yalnız ilk anlatıma dayanarak değil ilgili hukuki ilişki üzerinden değerlendirilir.

Kartal’da Avukat Hangi Şirket Uyuşmazlığını Değerlendirir?

Pay devri, ortaklar arasındaki anlaşma, temsil yetkisi, ticari sözleşme ve alacak gibi meselelerde şirket ile ortakların hak ve borçları ayrıştırılır. Aynı işlem için şirket kararı, sözleşme ve sicil kaydının farklı işlevleri olabilir.

Kartal’da Marka Benzerliği Her Zaman Hak İhlali Midir?

Hayır. Tescil kapsamı, işaretin kullanım şekli, ilgili mal veya hizmetler ve karıştırılma ihtimali birlikte değerlendirilir. Yalnız yazılış benzerliği otomatik ihlal sonucu doğurmaz.

Çevrim İçi Satışta Talep Kime Yönelir?

Talebin ürünün satıcısına mı, hizmet sağlayıcıya mı yoksa platformun kendi işlemine mi ilişkin olduğu belirleyicidir. Ayıp, eksik bilgilendirme ve fikrî hak şikâyeti aynı muhataba bağlanmayabilir.

Yazılımın Bedeli Ödendiğinde Bütün Haklar Geçer Mi?

Ödeme ve teslim, mali hakların kapsamını tek başına belirlemez. Yazılımın eser niteliği, kullanım izni, yazılı hak devri, kaynak kod ve sonraki geliştirme koşulları sözleşmelere göre incelenir.

Kişisel Veri Sızıntısı ile Her Sistem Arızası Aynı Mıdır?

Hayır. Olayda kişisel veriye yetkisiz erişim, açıklama veya başka bir ihlal bulunup bulunmadığı; etkilenen bilgi ve veri sorumlusunun yükümlülükleri yönünden ayrıca değerlendirilir.

Kartal’daki Avukatla Çalışılması Davanın Kartal’da Açılacağı Anlamına Gelir Mi?

Hayır. Mahkemenin görev ve yetkisi, tarafların konumu, sözleşme ilişkisi ve varsa özel veya kesin yetki hükmüyle belirlenir. Büronun konumu tek başına yargı yerini tayin etmez.

Av. Erkam Yılmaz

Avukat Abdullah Erkam Yılmaz, 10 yılı aşkın süredir iş hayatının içinde yer almakta, çeşitli girişimlere öncülük etmekte ve müvekkillerine iş dünyasının içinden gelen bir avukat olarak hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmetleri sağlamaktadır. İstanbul 1 No'lu Barosu'na (Sicil No: 77061) bağlı olarak avukatlık faaliyetlerini yürütmekte olan Yılmaz, başta KVKK, Bilişim Hukuku, Fikri Mülkiyet Hukuku, Ticaret Hukuku, Marka Hukuku, Patent Hukuku, Telif Hukuku, Alan Adları Hukuku, Yabancılar Hukuku, Ceza Hukuku, İdare Hukuku, Sözleşmeler Hukuku olmak üzere hukukun tüm alanlarında etkin uyuşmazlık çözümü gerçekleştirmekte, müvekkillerinin hak ve menfaatlerini etkin bir şekilde korumak adına önleyici hukuki danışmanlık yapmakta, dava takibi ve uyum yönetimi işlemlerini gerçekleştirmektedir. İçerikler genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık, öneri veya teklif yerine geçmez. LinkedIn YouTube WhatsApp E-posta

Scan the code