Marka Hukuku

Marka İhlali Delil Tespiti

Yazar 17 Ocak 2023Ekim 3rd, 2023No Comments9 dakikalık okuma
Marka İhlali Delil Tespiti

Marka haklarının ihlali halinde en önemli şey durumu ispat edebileceğimiz elimizde bir delilin bulunmasıdır. Zira Marka Hukuku aşırı soyut bir alan olduğundan hukuksuzlukların da delillendirilmesi zor olmaktadır. Bu hali öngören kanun koyucu ise marka haklarımızın ihlal edildiği durumlarda, ispat için her türlü delilden istifade edebileceğimizi belirtmiştir. Peki bu kadar soyut ve maddi olmayan bir alanda delillerimizin kesinliği için ne yapabiliriz? Elbette marka ihlali delil tespit davası açabiliriz. Bu dava sonuçlandığında artık delillerimiz kesinleşecek ve markamızın haklarının ihlal edildiğini daha kolay ispat edebileceğiz. 

Pek tabi marka ihlali delil tespit davası görüldüğü zaman da hukuki destek almak çok önemlidir çünkü Marka Hukuku, dinamik ve yaşayan bir alandır. Henüz daha yeni ve gelişmektedir. Bundan dolayı Marka Hukuku gündemini sıkı takip etmek ve bu alanda tecrübe sahibi olmak gerekmektedir. Alanında uzman ve bilgin kadrosuyla büromuz sizlere hukuki destek ve danışmanlık sağlamaktadır. Avukatlık ve danışmanlık hizmetlerimiz için lütfen büromuzla iletişime geçiniz.

Marka İhlali Delil Tespiti Davası

Marka ihlali delil tespit davası, bilindiği üzere Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 400 maddesi ve Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 150. maddesi gereği doğmaktadır.

HMK Madde 400:

(1) Taraflardan her biri, görülmekte olan bir davada henüz inceleme sırası gelmemiş yahut ileride açacağı davada ileri süreceği bir vakıanın tespiti amacıyla keşif yapılması, bilirkişi incelemesi yaptırılması ya da tanık ifadelerinin alınması gibi işlemlerin yapılmasını talep edebilir.

(2) Delil tespiti istenebilmesi için hukuki yararın varlığı gerekir. Kanunda açıkça öngörülen hâller dışında, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimal dâhilinde bulunuyorsa hukuki yarar var sayılır.

HMK madde 400 delil tespitinin istenebileceği halleri açıkça bahsetmiştir ancak unutulmamalıdır ki delil tespiti istediğiniz konuda hukuki bir yararınızın olması elzemdir. Hukuki yarar bulunmadığı halde delil tespiti istenememektedir. Bununla birlikte Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 150. maddesine dayanarak da mahkemeden delil tespiti yapılmasını talep edebiliriz. Maddeye göre:

MADDE 150: 

(3) Hak sahibi, sınai mülkiyet hakkının ihlali iddiasına dayalı tazminat davası açmadan önce, delillerin tespiti ya da açılmış tazminat davasında uğramış olduğu zarar miktarının belirlenebilmesi için, sınai mülkiyet hakkının kullanılması ile ilgili belgelerin, tazminat yükümlüsü tarafından mahkemeye sunulması konusunda karar verilmesini mahkemeden talep edebilir. 

Marka ihlali delil tespit davası delil tespit davasının marka hukukuna bakan yüzüdür. Markaya bağlı haklarımızın ihlal edildiği durumlarda elde ettiğimiz deliller tespit edilmediği halde kaybolacaksa ya da ileri sürülmesi önemli ölçüde zorlaşacaksa yahut tespitten hukuki bir yararımız varsa delillerin tespitini talep edebiliriz. 

Marka ihlali delil tespit davası için yetkili mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu  madde 401/1’de gösterilmiştir: “Henüz dava açılmamış olan hâllerde delil tespiti, esas hakkındaki davaya bakacak olan mahkemeden veya üzerinde keşif yahut bilirkişi incelemesi yapılacak olan şeyin bulunduğu veya tanık olarak dinlenilecek kişinin oturduğu yer sulh mahkemesinden istenir.” ancak bu hal yalnızca henüz esas hakkında bir davanın açılmadığı durumlarda mevcuttur. Esas hakkında bir dava açıldıysa ve hala görülüyorsa HMK 401/4’e göre “Dava açıldıktan sonra yapılan her türlü delil tespiti talebi hakkında sadece davanın görülmekte olduğu mahkeme yetkili ve görevlidir.

Marka İhlali Delil Tespiti Davası Ne İşe Yarar?

Marka ihlali hallerini ispat edebilmek için delile ihtiyaç duyarız. Bahse konu deliller her türlü delil olabilir. Ticari defterler, hayati tehlikesi olan bir tanığın derhal dinlenmesi, kurum ve kuruluşlara müzekkere yazılmak suretiyle 3. kişi ve kurumlardaki bilgi ve belgelerin getirilmesi gibi  her türlü delilin tespiti mümkündür. Peki bu delillerin mahkeme tarafından tespit edilmesi bizim ne işimize yarar? 

Sulh hukuk mahkemesi tarafından tespit edilen delilleri her türlü hukuki ilişkide ileri sürebiliriz. Marka ihlali delil tespit davası ile tespit edilmiş deliller artık kesin delil hükmünde olacağından doğruluğu sorgulanmaz ve mahkeme olduğu gibi kabul etmek zorundadır.

Marka hakkın ihlali tespiti davası, basit yargılama usulüne tabidir. HMK’nin basit yargılama usulüne dair, ilgili hükümleri uygulama alanı bulur. Bu davalar adli tatil süresince de görülmektedir.

Marka Hakkının İhlali

Marka hakkı bilindiği üzere soyut bir kavramdır ve bu kavramın kapsamı net bir şekilde belirlenememiştir. Hangi hakların kullanımı marka kullanımı sınırındadır kolayca belirlenemez ancak bu durum hukuki anlamda marka hakkının sıkı bir şekilde korunduğu gerçeğini de değiştirmemektedir. Net bir şekilde söylenebilir ki bir markanın lisansı ya da icazeti olmadan onun hiçbir hakkı kullanılamaz. İsmi başka herhangi bir ürün ve hizmette kullanılamaz, benzeri üretilemez, tescilli işareti ürünlere yerleştirilemez ve markanın ismi üzerinden reklam yapılamaz. Bütün bunlar aslında aşırı soyut kavramlar olmasından mütevellit ispatı da bir o kadar zordur ancak marka ihlali delil tespit davası aracılığı ile kolaylıkla delillerimizi kesin delil olarak sunabilmekteyiz.

Bir markanın haklarının ihlal edilebilmesi için öncelikle o markanın tescil edilmiş olması gerekmektedir. Tescil edilmemiş bir markanın haklarının ihlal edildiğini iddia etmesi mümkün değildir. 

Peki tescil ettirdiğiniz bir markanın haklarının, isminin kullanıldığını düşünüyor ya da iddia ediyorsanız bu bağlamda hem cezai hem de hukuki anlamda dava yoluyla korumalardan yararlanabilirsiniz. Peki bu dava yolları nelerdir?

1. Marka Hakkına Tecavüz Ceza Davası

6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 30. maddesinde marka hakkına tecavüz durumunda faile 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası öngörmektedir. SMK 30/1 “Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” demektedir.

2. Marka Hakkını İhlalden Doğan Zararın Giderilmesi İçin Açılan Maddi ve Manevi Tazminat Davaları

Zararımızın giderilmesini istediğimiz herhangi bir halde tazminat davası açabiliriz. Bu durum marka hakkının ihlali hallerinde de gerçekleşmektedir. Marka haklarının ihlali davalarıyla birlikte istenebileceği gibi ayrı bir dava olarak da hukuk mahkemelerinde açılabilmektedir. Maddi olan yani elde edemediğimiz gelirler ya da markamızın isminin kullanılmasından dolayı karşı tarafın elde ettiği gelirlerin talep edilmesi maddi tazminat davası ile mümkündür. Manevi zararlarımızın örneğin markamızın kalitesine verilen zarar ya da müşteri kaybına yol açan fiiller karşısında zararlarımızın giderilmesini istersek manevi tazminat davası açmamız mümkündür. 

3. Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması ve Kaldırılması Davaları

Marka hakkına tecavüzden doğan bir diğer dava türü ise tespit, önleme, durdurma ve kaldırma davalarıdır. Somut olayın özelliklerine göre uygulanması gereken dava türleri farklılık gösterebilmektedir. Eğer marka hakkının ihlali, ihlalin önlenildiği anda devam ediyorsa bu durumda durdurma davası açılması gerekmektedir ancak henüz var olmayan ancak gerçekleşmesi muhtemel bir ihlal varsa bu durumda öncelikli olarak önleme davası açılması gerekmektedir. Görüldüğü üzere açılacak davalar çeşitlilik gösterebilmekte ve istenilen sonuç somut olaya göre değişebilmektedir.

Telaffuz benzerliğinden dolayı marka ihlali delil tespit davası ile marka haklarına tecavüzün tespiti davaları birbirleri ile karıştırılabilmektedir ancak bu davalar oldukça birbirlerinden farklı ve talep edilen şeyler de birbirinden bir o kadar alakasızdır. Tecavüzün tespiti davasında mahkeme olayın esası hakkında karar vermektedir ancak marka ihlali delil tespiti davası esastan bağımsız yalnızca delilin doğruluğuna karar verilmesi için esasa girmeden karar verilen bir davadır.

AEY Legal

AEY Legal, faaliyet göstermekte olduğu Fikri Mülkiyet Hukuku, E-Ticaret ve Bilişim Hukuku, Veri Koruma ve Siber Güvenlik Hukuku, Ticaret ve Şirketler Hukuku, Sözleşmeler Hukuku, Freelancer Hukuku, Tüketici Hukuku, Start-up Hukuku, Reklam ve Medya Hukuku başta olmak üzere birçok hukuk dalında ulusal ve uluslararası düzeydeki uyuşmazlık ve ihtilaflarla ilgili olarak Hukuki Danışmanlık, Uyum Yönetimi & Regülasyon, Dava Takibi & Uyuşmazlık Çözümü hizmetlerini müvekkillerine sunmaktadır.

Scan the code