
Pazaryerinde taklit ürün, hak sahibinin izni olmadan markası veya korunan diğer unsurları taklit edilerek satışa sunulan üründür. Hak sahibinin belgeli şikâyeti, şartları taşıyorsa en geç 48 saatte yayından kaldırma sürecini işletir. Satıcının itirazı, ürünün orijinalliği ve platformun sorumluluğu ayrı değerlendirilir; kaldırma işlemi tazminat veya ceza sürecinin yerine geçmez.
Çevrim içi satışlarda taklit ürün şikâyeti, tek bir hukuki sorunun adı değildir. Ürünün sahteliği, ilandaki fotoğrafın izinsiz kullanılması veya satıcının kendisini yetkili mağaza gibi göstermesi farklı değerlendirmeler gerektirir. Alıcının bedel iadesi isteği de hak sahibinin ürünü satıştan kaldırmaya yönelik başvurusundan ayrıdır. Hangi hakkın, hangi ürün veya içerikle ihlal edildiğinin belirlenmesi, sonraki işlemlerin dayanağını oluşturur.
Pazaryerinde taklit ürün satmanın cezası, şikayet yolları, dava aşamaları ve ihtiyati tedbir gibi pek çok hususu bu yazımızda ele aldık.
Pazaryerinde Taklit Ürün Hangi Hakları İhlal Eder?
Bir ürünün markası, görünümü, teknik yapısı ve tanıtım içeriği farklı fikri hakların konusu olabilir. Ürünlerin birbirine benzemesi araştırmanın başlangıcıdır; hangi korumanın uygulanacağını tek başına belirlemez. Marka hakkına tecavüz, markanın koruma kapsamına giren izinsiz kullanımları ifade eder. Kanunun açıkça saydığı fiillerden biri şudur:
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.29/1-b: “Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.“
Markanın koruma kapsamı SMK m.7 ile birlikte değerlendirilir. Üreticinin markayı taklit etmesi ile bu markayı taşıyan ürünü başkasından alıp satan kişinin fiili aynı değildir. Satıcının sorumluluğunda m.29/1-c kapsamında taklidi bilmesi veya bilmesinin gerekmesi ayrıca önem taşır. Yalnız aracılık hizmeti sunan platformun konumu da bu iki kişiden ayrılır.
Tasarım koruması, SMK m.55 çerçevesinde ürünün veya ambalajın görünümüne ilişkindir. Tescilli tasarım ile ilk kez Türkiye’de kamuya sunulan tescilsiz tasarımın koruma koşulları kendi hukuki çerçevesinde incelenir. Patentte ise benzer görünümden çok, SMK m.89 uyarınca istemlerle belirlenen teknik koruma kapsamı önemlidir. Dolayısıyla iki ürün fotoğrafının yan yana konulması, patent ihlalini açıklamak için yeterli olmayabilir.
Bu ayrımlar başvurunun delillerini de değiştirir. Orijinal bir ürünün ilanında başkasına ait fotoğraf kullanılmış olabilir; fotoğraf ihlali iddiası, fiziksel ürünün de sahte olduğunu göstermez. Benzer biçimde farklı marka taşıyan bir ürünün görünümü tasarım yönünden incelenebilir. Başvurunun yalnız “taklit” sözcüğüne dayanması, hangi hakkın hangi unsurla ilişkilendirildiğini belirsiz bırakır.
Markamla Başkası Satış Yapıyorsa Her Kullanım İhlal Midir?
Başkasının markasıyla satış yapılması, ürünün kaynağı ve markanın kullanım biçimi bilinmeden tek başına ihlal olarak nitelendirilemez. Trendyol’da markasının başka satıcı tarafından kullanıldığını gören hak sahibi bakımından, taklit ürünle orijinal ürünün yeniden satışı ayrılmalıdır. Mağaza adı veya açıklama, gerçekte bulunmayan yetkili satıcılık ilişkisi de yaratabilir. Aynı ürün kartında yer almak ise tek başına bu ihtimallerden hangisinin gerçekleştiğini göstermez.
Ürün Fotoğraflarım Başka Satıcı Tarafından Kullanılırsa Ne Olur?
Ürün fotoğrafının izinsiz kullanımı, fotoğraf üzerindeki hak ve kullanım yetkisi belirlendiğinde fiziksel ürünün sahteliğinden bağımsız olarak değerlendirilebilir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m.1/B, eser için sahibinin hususiyetini taşıma ve ilgili eser kategorisine girme koşullarını arar. Ancak fotoğrafın eser sayılmaması, korumanın mutlaka ortadan kalkması anlamına gelmez. Aynı Kanun’un 84. maddesi ayrı bir koruma öngörür:
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m.84/3: “Eser mahiyetinde olmıyan her nevi fotoğraflar, benzer usullerle tesbit edilen resimler ve sinema mahsulleri hakkında da bu madde hükmü uygulanır.”
Fotoğrafı ilk tespit eden veya ticari amaçla haklı olarak çoğaltan/yayan kişi, üçüncü kişinin aynı vasıtadan yararlanarak fotoğrafı çoğaltmasını veya yaymasını engelleme hakkına sahiptir. İhlalde, fail tacir olmasa da haksız rekabet hükümleri uygulanır. Benzer ürün çekimi tek başına kopya değildir; kaynak dosya, önceki yayım ve kullanım izni incelenir.
İnşaat ürünlerinin internet ve sosyal medya tanıtımlarına ilişkin bir uyuşmazlıkta fotoğrafların eser niteliği bulunmamıştır. Buna rağmen Yargıtayın onadığı bölge adliye mahkemesi gerekçesinde şu ayrım yapılmıştır:
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/6163, K. 2025/4170, T. 17.06.2025: “[…] dava konusu fotoğrafların eser niteliğinin bulunmadığı, ancak FSEK’in 84. maddesi hükmü gereğince eser niteliği taşımasa bile fotoğrafın ilk tespit sahibi davacıya FSEK kapsamında koruma sağlayacağı […]”
Dosyada fotoğrafların davacıya ait olduğu web içeriği ve delillerle belirlenmiş; davalı bu aidiyete karşı çıkmamıştır. Önceki ticari ilişkinin ardından kullanım izninin geri alınması da değerlendirilmiştir. Karar, her görselin otomatik eser sayıldığını değil, fotoğrafın kaynağı ve iznin ayrıca incelenmesi gerektiğini gösterir. Pazaryeri başvurusunda da ürün üzerindeki marka hakkı ile ilan fotoğrafına ilişkin iddianın ayrılması gerekir; bu karar platformun işlem süresini belirlemez.
Taklit Ürün İddiasında Hangi Deliller Önemlidir?
İlan, satıcı ve teslim edilen ürün arasındaki bağlantı kurulabildiğinde taklit iddiası daha sağlıklı değerlendirilebilir. Ekran görüntüsü çevrim içi görünümü belgeleyebilir; fakat ürünün kim tarafından gönderildiğini veya fiziksel özelliklerinin neden sahte sayıldığını her dosyada açıklamaz. Delillerin birbirini tamamlaması bu nedenle önemlidir.
Tam internet adresi, ürün kodu, mağaza unvanı, görüntüleme tarihi ve ilan açıklamaları belirli kullanımı tanımlar. Sipariş, ödeme, fatura ve kargo kayıtları ise o kullanımın somut satışla ilişkisini gösterir. Fiziksel ürün ve ambalajın incelemeye elverişli biçimde korunması, seri numarası, etiket veya malzeme farkı iddiasının sınanmasını sağlar. Hak sahibinin kendi değerlendirmesiyle teknik inceleme sonucu aynı ağırlıkta kabul edilmemelidir.
İlanın kaldırılması, geçmiş içeriğin daha sonra gösterilmesini güçleştirebilir. Delil tespiti, kaybolma veya sonradan ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşması riski bulunan deliller bakımından değerlendirilir. Temel koşul kanunda şöyle belirtilir:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.400/2: “Delil tespiti istenebilmesi için hukuki yararın varlığı gerekir.”
Bu yol, uyuşmazlık hakkında nihai hüküm verilmesiyle aynı işlem değildir. Çevrim içi görünümün noter aracılığıyla belgelenmesi ile ürünün teknik özelliklerinin bilirkişi tarafından incelenmesi farklı ihtiyaçlara cevap verir. Delilin neyi gösterdiği kadar, hangi soruyu cevapsız bıraktığı da değerlendirilmelidir.
Birden fazla satıcının aynı ürün kartında yer aldığı durumlarda bu ayrım daha belirginleşir. Bir satıcıdan alınan numune, bağlantısı gösterilmeden diğer bütün satıcıların ürünlerinin sahteliğine dayanak yapılamaz. İlan görselinin ortak olması da teslim edilen ürünlerin aynı kaynaktan geldiğini tek başına göstermez. Her satıcı için kullanım, satış ve numune ilişkisinin ayrı izlenebilmesi, kapsamı belirsiz bir ihlal iddiasını önler.
Pazaryerine Fikri Mülkiyet İhlali Bildirimi Nasıl Yapılır?
Fikri mülkiyet ihlali bildirimi, hak sahibinin korunan hakkını, şikâyet konusu ürünü ve ihlal delillerini gösterdiği başvurudur. Genel bir müşteri hizmetleri mesajından farklı olarak belirli belge ve içerik şartlarına bağlıdır. Kanun, kaldırma mekanizmasını bilgi ve belgeye dayanan şikâyet üzerine kurar:
6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun m.9/3: “Elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcı, hak sahibinin, fikri ve sınai mülkiyet hakkı ihlaline dair bilgi ve belgeye dayanan şikâyeti üzerine, elektronik ticaret hizmet sağlayıcının şikâyete konu ürününü yayımdan kaldırarak durumu kendisine ve hak sahibine bildirir.”
Başvurunun kanalı ve unsurları Elektronik Ticaret Aracı Hizmet Sağlayıcı ve Elektronik Ticaret Hizmet Sağlayıcılar Hakkında Yönetmelik m.12/1 ile belirlenir. Başvuru dâhili iletişim sistemi, noter veya kayıtlı elektronik posta (KEP) üzerinden yapılabilir. Hak sahipliği bakımından düzenlemede TÜRKPATENT tescil belgesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı bandrol formu veya FSEK kapsamındaki meslek birlikleri bakımından faaliyet belgesi sayılmıştır. Belge türü ilgili hak ve başvuranın sıfatıyla birlikte değerlendirilir; ticaret sicil kaydı tek başına marka tescil belgesinin yerine geçmez.
Gerçek kişi başvuranda ad, soyad, T.C. kimlik numarası, adres, e-posta ve varsa KEP bilgisi bulunmalıdır. Tüzel kişide unvan ve ilgili adres/iletişim bilgileri gerekir. Vekille yapılan başvuruda hem vekâlet verenin hem vekilin bilgileri ve temsil yetkisi belgesi önem taşır. Bir markayı fiilen kullanmak, sicilde hak sahibi veya usulüne uygun yetkilendirilmiş kişi olmakla her zaman örtüşmez.
Şikâyet konusu ürünün hakkı nasıl ihlal ettiği gerekçe ve delillerle açıklanır; doğrudan ürün adresi de başvurunun zorunlu unsurudur. Ayrıca bilgi ve belgelerin gerçeğe aykırılığından doğabilecek zararlara ilişkin sorumluluk beyanı bulunur. Yalnız mağaza ana sayfasının gösterilmesi, belirli ürüne ilişkin iddiayı belirsiz bırakabilir. Başvurunun ulaştığı zamanı gösteren teslim kaydı veya işlem numarası, sonraki süre ve sorumluluk incelemesinde ayrıca değer taşır.
Markanın şirket yetkilisi adına kayıtlı olduğu güneş koruyucu ürün uyuşmazlığında, başvuran şirketin hakkı ile ürünlerin sahteliği ayrı ayrı tartışılmıştır. Şirketin inhisari lisansı ve sahteliği gösteren belgeleri ortaya koyamaması, onanan ilk derece gerekçesinde birlikte değerlendirilmiştir:
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/6632, K. 2025/4268, T. 18.06.2025: “[…] davacının markalar üzerinde hak sahibi olduğunu ve ürünlerin sahte olduğunu yaklaşık olarak ispat edebilecek belge ve delillerini davalı tarafa sunması gerektiği […]”
Karardaki yaklaşık ispat değerlendirmesi, iki farklı eksikliği görünür kılar: Başvuranın hakla ilişkisi ve şikâyet edilen ürünün taklit niteliği. Başvuruyu inceleyen marka avukatı açısından da temsil veya lisans belgesinin bulunması, ürünün taklitliğinin ispatlandığı anlamına gelmez. Dosyada platformun bazı satıcılardan belge istediği, belge sunulmayan satışları durdurduğu da değerlendirilmiştir. Buna karşılık markayı taşıyan bütün ürünlerin satışını engelleyen geniş talebi destekleyen yeterli dayanak bulunmamıştır.
Bu sonuç, şirketlerin hak sahibi adına hiçbir zaman işlem yapamayacağı anlamına gelmez. Temsil veya lisans ilişkisinin içeriği ile somut ürün delilleri değerlendirmeyi değiştirebilir. Marka hakkı ihlali ihtarnamesi bakımından da önemli olan yalnız ihtarın gönderilmesi değil, hangi hakka dayanılarak hangi kullanımın bildirildiğinin anlaşılabilmesidir.
Trendyol’da Sahte Ürün Şikâyeti Hangi Başvuruya Karşılık Gelir?
Trendyol’da sahte ürün şikâyeti, başvuranın sıfatına göre farklı işlemleri ifade edebilir. Marka sahibinin ilan kaldırma talebi, alıcının iade talebiyle aynı değildir. Trendyol’un Orijinallik Takip Sistemi açıklaması, ön kontroller ile bildirimlere dayanan belge incelemesini ayrı süreçler olarak sunar. Bu nedenle panelde orijinallik kontrolü görülmesi, her olayın Yönetmelik m.12–14 kapsamındaki hak sahibi şikâyeti olduğunu göstermez. Başvurunun dayanağı ve satıcıya bildirilen gerekçe esas alınır.
Pazaryeri Ürünü Kaç Saat İçinde Kaldırır?
Pazaryeri ürün kaldırma yükümlülüğü, şartlarını taşıyan şikâyetin ulaşmasından itibaren en geç 48 saat içinde yerine getirilmelidir. Bu süre, iki iş günü olarak düzenlenmemiştir. Yönetmelik’te pazaryeri aracısı ETAHS, satış yapan hizmet sağlayıcı ETHS kısaltmasıyla anılır. Süreyi ve bildirimi belirleyen hüküm şöyledir:
Elektronik Ticaret Aracı Hizmet Sağlayıcı ve Elektronik Ticaret Hizmet Sağlayıcılar Hakkında Yönetmelik m.12/3: “ETAHS, şikâyet başvurusunun kendisine ulaşmasından itibaren kırk sekiz saati geçmemek üzere gecikmeksizin şikâyete konu ürünü yayımdan kaldırarak durumu ETHS’ye ve hak sahibine bildirir.”
Gecikmeksizin işlem şartı, platforma bütün başvurularda 48 saatin sonunu bekleme serbestisi vermez. Satıcıya yapılan bildirimde itiraz yöntemleri de belirtilir. Başvurunun oluşturulma saati ile platforma ulaşma saati farklıysa, süre incelemesi açısından teslimin doğrulanması gerekir.
Ancak zorunlu unsurları bulunmayan başvuruyla eksiksiz başvuru aynı şekilde değerlendirilmez. Yönetmelik m.12/2 uyarınca eksik başvuru işleme alınmaz ve eksiklikler başvurana bildirilir. Bu nedenle eksik dosya için yalnız “inceleme uzayabilir” denilmesi hukuki sonucu doğru yansıtmaz. Hangi unsurun eksik gösterildiği ve tamamlanan dosyanın ne zaman ulaştığı uyuşmazlıkta önem kazanabilir.
Kaldırma işlemi, ürünün taklit olduğuna dair kesin mahkeme hükmü değildir. Platform, özel bildirim mekanizmasındaki yükümlülüğünü yerine getirir; satıcının itirazı ve tarafların yargısal başvuru hakları devam eder. İlanın kapanması da mevcut delillerin korunmasını veya geçmiş zararın değerlendirilmesini gereksiz hâle getirmez.
Ürünüm Satışa Kapatıldı: Marka Şikâyetine Nasıl İtiraz Edilir?
Marka şikâyetine itiraz, kaldırılan ürünün ileri sürülen hakkı ihlal etmediğini açıklayan gerekçe ve belgelerle yapılır. Ürünü satışa kapatılan satıcının yalnız orijinallik beyanında bulunması, özel başvuru şartlarını karşılamaz. Yönetmelik m.13, itiraz edenin kimliği veya unvanı ile varsa temsilci ya da vekilin yetki belgesini arar. İtirazın gerekçeleri, ihlal bulunmadığını gösteren deliller ve gerçeğe aykırı bilgi verilmesinden doğacak zararlara ilişkin sorumluluk beyanı da dosyada yer alır.
Faturam Var ama Ürünüm Neden Açılmıyor?
Fatura, kaldırılan ürünle eşleştiğinde ve orijinal kaynağa uzanan ticari ilişkiyi gösterdiğinde itirazı destekler. Trendyol orijinallik belgesi ise her uyuşmazlığı çözen standart bir resmî sertifikanın adı değildir. Yönetmelik, fatura veya yerine geçen belgeyle yetinmez; satıcıdan geriye doğru hak sahibini ya da onun izniyle ürünü piyasaya sunan kişileri gösteren sözleşme ve diğer belgeleri de arar. İncelenen konu, ürünün satın alınmış olması kadar tedarik kaynağıdır.
Faturada yalnız genel ürün adı yazıyorsa kaldırılan ilandaki model veya varyant açık kalabilir. Birden çok tedarikçiden mal alan satıcı bakımından aynı sorun stok düzeyinde ortaya çıkar. Belgenin tarihi, ürün tanımı ve ilgili satış kaydı arasındaki bağ bu yüzden önemlidir. Eksiklik, faturanın baştan geçersiz sayılmasını değil, hangi ürünü ve hangi kaynağı doğruladığının açıklanmasını gerektirir.
İtiraz Kabul Edilirse Ürün Ne Zaman Yeniden Açılır?
Belgelerden haklılığı açıkça anlaşılan itirazda ürün, başvurunun ulaşmasından itibaren en geç 24 saat içinde yeniden yayımlanır. İtiraz dâhili sistem, noter veya KEP üzerinden yapılır. Yönetmelik m.13/2 gereğince eksik itirazlar işleme alınmaz; eksiklikler başvurana bildirilir. Yeniden yayımın koşulu şöyledir:
Elektronik Ticaret Aracı Hizmet Sağlayıcı ve Elektronik Ticaret Hizmet Sağlayıcılar Hakkında Yönetmelik m.14/1: “ETHS’nin itirazında haklı olduğunun 13 üncü madde kapsamında sunulan bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılması halinde ETAHS, şikâyete konu ürünü itiraz başvurusunun kendisine ulaşmasından itibaren en geç yirmi dört saat içinde yeniden yayımlar ve durumu hak sahibi ile ETHS’ye gecikmeksizin bildirir.”
Yirmi dört saatlik süre, platformun değerlendirmeyi bitirdiği anda değil, itirazın ulaştığı anda başlar. Yeniden yayım için satıcının haklılığının sunduğu belgelerden açıkça anlaşılması gerekir; Yönetmelik m.14/3 de incelemeyi bu belgelerle sınırlar. Ürünün yeniden açılması, platform dosyasındaki bu değerlendirmenin sonucudur. İleride yapılacak teknik inceleme veya mahkeme değerlendirmesi bakımından genel bir satış izni değildir.
Ürün Yeniden Yayımlanırsa Tekrar Şikâyet Mümkün Mü?
Aynı ürün ve aynı iddia hakkında tekrar şikâyetin işleme alınması, ihlali ispatlayıcı yeni belge sunulmasına bağlıdır. İlk dosyanın farklı sözcüklerle yeniden gönderilmesi bu koşulu karşılamaz. Yönetmelik, tekrar başvurunun sınırını açıkça belirler:
Elektronik Ticaret Aracı Hizmet Sağlayıcı ve Elektronik Ticaret Hizmet Sağlayıcılar Hakkında Yönetmelik m.14/2: “ETAHS, fikri ve sınai mülkiyet hakkı ihlalini ispatlayıcı yeni belgeler sunulmadıkça, aynı ürün ve iddiaya ilişkin şikâyet başvurularını işleme almaz ve bu durumu başvuru sahibine bildirir.”
Yeni belgenin önceki dosyaya ne kattığı anlaşılmalıdır. Aynı ürünle eşleşen teknik inceleme, daha önce sunulan orijinallik belgelerinin ürün üzerindeki karşılığını tartışmaya açabilir. Başka bir satıcıdan alınan numuneye ilişkin rapor ise şikâyet edilen satıcı ve ürünle bağlantı kurulmadıkça bu işlevi görmez.
Ürün yeniden listelendiğinde yeni bir adres oluşabilir; ancak adres değişikliği tek başına yeni bir ürün, satıcı veya ihlal iddiası yaratmaz. Önceki başvurudaki ürün kodu, satıcı ve ihlal gerekçesi yeni kayıtla karşılaştırılır. Böylece gerçekten tekrarlanan başvuruyla farklı bir kullanıma yönelen yeni şikâyet birbirinden ayrılır.
Bu sınırlama yalnız platformdaki özel başvuru mekanizmasıyla ilgilidir. Yönetmelik m.14/4 adli ve idari başvuru haklarını saklı tutar. Platformun ürünü yeniden açması, tarafların uyuşmazlığın esasını yetkili merciler önüne taşımasına engel değildir. Teknik değerlendirme gerektiren ihtilaflarda platform incelemesinin sınırı özellikle önem kazanır.
Orijinal Ürünün Yetkisiz Satışı Marka İhlali Midir?
Yetkili bayi olmamak, tek başına taklit ürün satmak anlamına gelmez. Hakkın tükenmesi, hak sahibinin veya onun izniyle piyasaya sunulan orijinal ürünlerin sonraki ticari dolaşımı bakımından değerlendirilir. Kanunun temel kuralı şöyledir:
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.152/1: “Sınai mülkiyet hakkı korumasına konu ürünlerin, hak sahibi veya onun izni ile üçüncü kişiler tarafından piyasaya sunulmasından sonra bu ürünlerle ilgili fiiller hakkın kapsamı dışında kalır.”
Bu hüküm uyarınca dağıtım ağı dışında satış yapılması, orijinal ürünün yeniden satışını engellemek için kendi başına yeterli değildir. SMK m.152/2 ise değiştirilmiş veya kötüleştirilmiş ürünlerin ticari kullanımını önleme hakkını saklı tutar. İnceleme önce ürünün kaynağına, ardından piyasaya sunulduktan sonra fiziksel durumunda veya sunumunda değişiklik olup olmadığına yönelir.
N11’deki satışların düşük fiyatlı ve izinsiz olduğu ileri sürülen eski mevzuat dönemine ait bir dosyada, taklit kullanımı kanıtlanmamıştır. Yargıtay, orijinal satış ile marka taklidinin birbirine karıştırılmaması bakımından şu hususu değerlendirmiştir:
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2014/6429, K. 2014/12088, T. 25.06.2014: “[…] davalının yer sağlayıcısı olduğu web sitesinde satışa sunulan davacı markasını taşıyan ürünlerin markanın taklidi suretiyle kullanıldığının iddia ve ispat edilmemiş bulunmasına […]”
Dosyada düşük fiyat ve yetkisiz satış iddiaları, ürünün taklit olduğunu kanıtlamamıştır. Yargıtayın onadığı sonuç, marka sahibinin dağıtım tercihinin sonraki her satışı yasaklayan bir yetkiye dönüşmediğini gösterir. Ürünün tanıtımında gerçekte bulunmayan bir yetkili satıcılık ilişkisi kurulması ise ürünün orijinalliğinden farklı bir kullanım sorunudur.
Güncel bir uyuşmazlıkta SMK m.152 uyarınca ürünün kaynağı, fiziksel durumu ve tanıtım biçimi birlikte ele alınır. Mağaza, orijinal ürünü satarken gerçekte sahip olmadığı resmî bağlantıyı ima etmişse tanıtım biçimi ayrıca hukuki sonuç doğurabilir. Aynı dosyada yeniden satışın serbest olduğu, buna karşılık ilan metni veya mağaza sunumunun hukuka aykırı bulunduğu bir değerlendirme bu nedenle mümkündür.
Pazaryerinin Sorumluluğu Ne Zaman Doğar?
Pazaryerinin sorumluluğu, platformun işlemdeki rolü, aldığı bildirimin kapsamı ve bildirimden sonra ne yaptığı üzerinden belirlenir. Satışı bizzat yapan veya içeriği oluşturan işletme ile yalnız aracılık eden platform farklı fiillerden sorumlu tutulabilir. Bu nedenle inceleme, ilanın platformda bulunmasından çok, platformun belirli ihlalle nasıl ilişkilendiğine odaklanır.
6563 sayılı Kanun m.9/1, diğer kanunlardaki aksi hükümleri saklı tutarak aracının genel sorumsuzluk esasını düzenler. Hukuka aykırılığın öğrenilmesiyle ikinci fıkradaki gecikmeksizin kaldırma ve ilgili kamu kurumlarına bildirim yükümlülüğü devreye girer. Fikri hak şikâyetlerinde süreç daha somuttur: üçüncü fıkra ile Yönetmelik’in belge, kaldırma ve itiraz hükümleri uygulanır.
Taklit kozmetik ürünlerin aracı sitede satışına ilişkin bir dosyada, platformun ihlale iştirakinden doğan sorumluluğu tartışılmıştır. Hukuk Genel Kurulu, eski mevzuat dönemindeki uyuşmazlıkta haberdarlık ile kusur arasındaki ilişkiyi şöyle açıklamıştır:
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/1138, K. 2014/16, T. 15.01.2014: “[…] kusur şartının gerçekleşmesi ve dolayısıyla da davalının iştirak halinde sorumluluğuna gidilebilmesi için önceden haberdar edilmesi ve buna rağmen haklı veya yasal bir neden olmaksızın ihlal oluşturan içeriğin davalı tarafından web sitesinden çıkartılmaması gereklidir.”
Dava öncesinde ayrı bir bildirim bulunmaması bu dosyada incelemeyi sona erdirmemiştir. Platform, dava dilekçesinin tebliğiyle ihlalden haberdar olmuş; içeriği bundan sonra da kaldırmaması direnme kararının bozulmasında etkili olmuştur. Kararın ölçütü belirli biçimde haberdarlık ve bu andan sonraki davranıştır.
Uyuşmazlık eski 556 sayılı KHK dönemine aittir; karardaki iştirak incelemesi bugünkü 48 saat kuralını kurmaz. Güncel başvurularda süre doğrudan Yönetmelik’ten gelir. Karar yine de bildirimin kapsamıyla sonraki davranış arasındaki bağı açıklar: hangi ürünün bildirildiği saptanamıyorsa daha sonra görülen ilanın aynı ihlalin devamı olup olmadığı da gösterilemez.
N11 hakkındaki başka bir uyuşmazlıkta ise bildirilen içeriklerin kaldırıldığı ve platformun kusurlu biçimde ihlali sürdürdüğünün kanıtlanamadığı değerlendirilmiştir. Yargıtayın onadığı bölge adliye mahkemesi gerekçesinde belirleyici husus şöyledir:
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/3952, K. 2025/3386, T. 14.05.2025: “[…] davalının bu yönde kusurunun varlığı ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesinin yerinde görüldüğü […]”
Platformun 2018 ve 2019 bildirimleri üzerine ilgili içerikleri kaldırdığı işlem kayıtlarından anlaşılmıştır. Daha sonra başka satıcıların yeni ilan açabilmesi, önceki bildirimin cevapsız bırakıldığı biçiminde değerlendirilmemiştir. Bu dosyada belirleyici olan, şikâyet edilen ilanlarla kaldırma kayıtlarının eşleşmesidir. Sonraki ekran görüntüsünün değeri de önceki ilanla aynı kullanımın kesintisiz sürdüğünü gösterip göstermemesine bağlıdır.
TV kutusu ilanlarına ilişkin bir dosyada ise noter bildiriminin ardından kullanımın devam etmesi farklı sonuca yol açmıştır. Onanan bölge adliye mahkemesi gerekçesi, haberdarlık sonrası hareketsizliğin etkisini ortaya koyar:
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/7, K. 2024/3680, T. 08.05.2024: “[…] davalının haberdar edilmiş olmasına rağmen içeriği kaldırmaması nedeniyle sorumlu olduğu […]”
Bu dosyada Haziran 2017’de ulaşan noter bildirimi, Aralık 2017’de devam eden kullanımla eşleştirilmiştir. Sorumluluk bakımından belirleyici olgu, bildirimin ardından aynı kullanımın sürmesidir. Kararda tartışılan tazminat tutarı ve platform komisyonu başka uyuşmazlıklar için tarife oluşturmaz; zarar, ilgili satış dönemi ve platformun davranışıyla bağlantısı kurularak hesaplanır.
Bu üç kararın tarihleri, dayandıkları olayların tabi olduğu mevzuat dönemini değiştirmez. Yönetmelik m.35 uyarınca özel şikâyet hükümleri 1 Ocak 2023’te yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten sonraki başvurularda 48 saatlik sınır doğrudan güncel düzenlemeden uygulanır; eski olaylardaki makul süre tartışması onun yerine kullanılamaz.
İlanın Kaldırılması Dava ve Tedbirin Yerine Geçer Mi?
İlanın kaldırılması geçmiş zararı karşılamaz; başka satış kanallarındaki ihlali de kendiliğinden durdurmaz. Platform işlemi ürünün görünürlüğüne ilişkindir. Hukuk davasında ise hakkın ihlal edildiğinin tespiti, ihlalin önlenmesi veya durdurulması gibi farklı sonuçlar gündeme gelebilir. SMK m.149/1-ç bunlardan birini şöyle düzenler:
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.149/1-ç: “Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.“
İhlalin sona erdirilmesi ile zararın karşılanması aynı işlevi görmez. Ürünlere el konulması veya imha gibi taleplerin de kendi şartları ve uygun muhatabı vardır. Yukarıda alıntılanan TV kutusu kararında yalnız platformun davalı olması ve fiziksel ürünleri elinde bulundurmaması, ürünlere yönelik taleplerin değerlendirilmesini etkilemiştir. İstanbul marka avukatı ile yürütülen hukuki değerlendirme, bu nedenle talebin kime yöneltileceğini de kapsar. Satıcıya yöneltilebilen her talep aracıya karşı aynı sonucu doğurmaz.
İhtiyati Tedbir ve Delil İlişkisi
İhtiyati tedbir, esas hakkında verilecek hükmün etkili olmasını sağlamaya yönelik geçici korumadır. SMK m.159/1, mahkemeden bu korumanın istenebilmesini belirli kullanım ve ispat koşullarına bağlar:
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.159/1: “[…] dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla […]”
Somut ihlal ve koruma kapsamı açıklanmadan her ilanın tedbiren kapanacağı söylenemez. Belirli taklit ürünün satışını durdurmakla bütün marka ürünlerini satıştan kaldırmak farklı genişlikte taleplerdir. Sunulan delilin hangi talebi desteklediği önemlidir. Platform için belirlenen 48 saat, mahkemenin tedbir hakkında karar vereceği süre olarak kullanılamaz.
Zarar, Görevli Mahkeme ve Arabuluculuk
Marka ihlalinde tazminat hesabında fiili kayıpla yoksun kalınan kazanç birbirinden ayrılır. Kanun, zararın kapsamını bu iki unsurla belirler:
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.151/1: “Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar.”
Aynı maddenin ikinci fıkrası, hak sahibinin elde edebileceği gelir, ihlal edenin net kazancı veya varsayımsal lisans bedeli gibi seçimlik yöntemler öngörür. Bunlar her dosyada üst üste eklenen bağımsız kazanç kalemleri değildir. Satış bedeli veya platform komisyonu da kendiliğinden hak sahibinin bütün zararına eşit sayılmaz.
SMK m.150/3, zararın belirlenmesi bakımından ilgili mali belgelerin mahkeme aracılığıyla sunulmasının istenebilmesine imkân verir. Hangi kayıtların hangi döneme ve ihlale ilişkin olduğu bu incelemenin parçasıdır. Marka ihlalinde tazminat ve seçimlik haklar bu nedenle satış hacmi kadar talebin hukuki dayanağıyla birlikte ele alınır.
Görevli mahkemeyi belirleyen hüküm hukuk ve ceza yargılamasını ayırır:
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.156/1: “Bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir.“
Sınai hak hukuk davalarında fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi; bulunmadığı yerlerde belirlenen asliye hukuk mahkemesi görev yapar. Hak sahibinin üçüncü kişiye karşı davasında yerleşim yeri, fiilin gerçekleştiği veya etkilerinin görüldüğü yer yetki açısından önem taşır. Parasal ticari taleplerde ayrıca dava şartı arabuluculuk değerlendirilir:
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.5/A/1: “Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.“
Platforma bildirim bu dava şartının yerine geçmez. Parasal ve parasal olmayan taleplerin birlikte ileri sürülmesinin etkisi de talep bileşimine göre incelenir. İlanın kaldırılması, tazminat ve geçici koruma aynı dosyada gündeme gelebilse de her birinin koşulları ayrı gösterilmelidir.
Taklit Ürün Satışı Ceza Soruşturmasına Yol Açar Mı?
Taklit ürün satmanın cezası, marka hakkına tecavüz suçunun unsurları oluştuğunda gündeme gelir; satışa arz etme de kapsamda olabilir. Bu fiiller için kanunda öngörülen yaptırım şöyledir:
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.30/1: “[…] bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.”
Her tasarım, patent veya telif uyuşmazlığına marka suçunun cezası uygulanamaz. Ayrıca cezaya hükmedilmesi için özel bir tescil koşulu vardır:
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.30/5: “Bu maddede yer alan suçlardan dolayı cezaya hükmedebilmek için markanın Türkiye’de tescilli olması şarttır.”
Ürünün ilanında replika olduğunun belirtilmesi, marka sahibinin izni yerine geçmez. Buna karşılık cezai sorumluluk yalnız ilandaki etikete bakılarak belirlenemez; isnat edilen fiil, suçun unsurları ve deliller birlikte değerlendirilir. SMK m.30/6 suçları şikâyete bağlar. Başvurunun yöneltilebileceği merciler ceza muhakemesi düzeninde gösterilir:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.158/1: “Suça ilişkin ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir.”
Pazaryeri panelindeki ihlal bildirimi bu başvuruyla aynı işlem değildir. Platformdan kaldırma talep edilmiş olması, ceza dosyasında hangi eylemin şikâyet edildiğini tek başına belirlemez. Özellikle tedarik zincirine uzanan soruşturmalarda başvurunun kapsamı ayrıca önem taşır.
Gardrops üzerinden parfüm satışına ilişkin soruşturmada tedarikçilere uzanan yazışma ve ödeme kayıtları incelenmiştir. Ancak başka soruşturmadaki dilekçenin hangi eyleme yöneldiği ayrıca tartışılmıştır. Kanun yararına bozma incelemesinde şikâyetin kapsamı şöyle belirtilmiştir:
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2025/3211, K. 2026/1854, T. 23.02.2026: “Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/11528 soruşturma sayısına kaydedilen 28.02.2023 tarihli şikâyetin, inceleme dışı şüpheli …’in eylemine hasredildiği anlaşılarak yapılan incelemede; […]”
Dosyada tedarik ilişkisinin ortaya çıkarılması, farklı dosyadaki şikâyetin incelenen eylemi de kapsadığının kabulü için yeterli görülmemiştir. Delillerin kişileri birbirine bağlaması ile şikâyetin yöneldiği fiilin belirlenmesi farklı değerlendirmelerdir. Bu ayrım, birden fazla satış, tedarikçi veya soruşturma bulunan olaylarda önem kazanır.
Karar bir mahkûmiyet hükmü değildir; her iştirakçi için mutlaka ayrı şikâyet gerektiği biçiminde genellenemez. Pratik sonuç, başvurunun eylem kapsamının soruşturma kayıtlarıyla birlikte incelenmesidir. Suçun unsurları taklit ürün satmanın cezası, başvurunun kapsamı ise marka ihlali suç duyurusu çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.
Şikâyet ve Tazminat Süreleri Nasıl Ayrılır?
Platformun işlem süresi, hak sahibinin ceza şikâyeti süresi ve tazminat zamanaşımı farklı işlemlere ilişkindir. İlkinde başvurunun platforma ulaşması; diğerlerinde fiil, fail, zarar veya sorumlunun öğrenilmesi gibi farklı olaylar önem taşır. Bu nedenle bütün başvurular için tek bir son gün hesabı yapılamaz.
Marka suçunda şikâyet süresinin genel dayanağı şöyledir:
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.73/1: “Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.”
Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre süre, dava zamanaşımı aşılmamak koşuluyla fiilin ve failin kim olduğunun bilinmesi veya öğrenilmesiyle başlar. Pazaryerine bildirim yapılması veya platform cevabının beklenmesi, yetkili makama yöneltilen ceza şikâyetinin yerini tutmaz. Öğrenme tarihinin yalnız tahmine değil, dosyanın kayıtlarına göre değerlendirilmesi gerekir.
Tazminatta ise SMK m.157’nin gönderme yaptığı Türk Borçlar Kanunu hükümleri önemlidir. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat için genel kural şöyledir:
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.72: “Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.”
Tazminat daha uzun ceza zamanaşımı öngörülen bir fiilden doğuyorsa bu uzun süre uygulanır. Devam eden kullanımın niteliği, öğrenme tarihleri ve istenen korumanın türü ayrıca incelenir. Bu süreler, ihlalin durdurulması dâhil bütün fikri hak taleplerine tek kalıp hâlinde uygulanamaz.
Platformdaki 48 saatlik kaldırma ve koşullu 24 saatlik yeniden yayımlama ise farklı bir işlev taşır. Bunlar platformun işlem yükümlülüğüne ilişkindir; mahkemeye başvuru için tanınmış genel süreler değildir. Süre değerlendirmesinin hangi işlem için yapıldığı açıklanmadan yalnız rakamların karşılaştırılması hak kaybı riskini görünmez bırakabilir.
Pazaryerinde Taklit Ürün Nereye Şikâyet Edilir?
Hak sahibinin ürün kaldırmaya yönelik başvurusu pazaryerinin dâhili iletişim sistemi, noter veya KEP üzerinden yapılabilir. Hak belgesi, ihlal gerekçesi, deliller ve ürün adresi başvurunun temel unsurlarıdır. Ceza şikâyeti ise savcılık veya kolluk makamlarına yöneltilen ayrı bir işlemdir; platforma bildirim bu başvurunun yerine geçmez.
Alıcının İade Talebi ile Hak Sahibinin Şikâyeti Aynı Mıdır?
Hayır. Alıcının teslim aldığı ürüne ilişkin bedel iadesi talebi ile marka veya diğer fikri hak sahibinin ihlal bildirimi farklı hukuki ilişkilere dayanır. Yönetmelik’in burada açıklanan mekanizması, hak sahibi başvurusu ve ürünün yayımdan kaldırılmasıyla ilgilidir; alıcının sözleşmeden doğan haklarının tamamını düzenlemez.
Ekran Görüntüsü Taklit Ürünü Kanıtlamak İçin Yeterli Midir?
Ekran görüntüsü ilanın belirli andaki içeriğini gösterebilir; ürünün sahteliğini ve satıcıyla bağlantısını her dosyada tek başına kanıtlamaz. İnternet adresi, tarih, sipariş ve fatura kayıtlarıyla eşleşmesi önemlidir. Fiziksel ürünün niteliği tartışılıyorsa numune ve teknik inceleme de değerlendirilebilir; kullanılacak delil yöntemi somut uyuşmazlığa göre belirlenir.
Marka Tescili Bulunmaması Bütün Hukuki Korumayı Ortadan Kaldırır Mı?
Marka tescilinin bulunmaması, bütün fikri hak türlerinin ve bütün hukuki yolların aynı şekilde ortadan kalktığı anlamına gelmez. Ancak Yönetmelik’in özel başvuru belgeleri ile marka suçunda Türkiye’de tescil koşulu ayrı değerlendirilir. Tasarım veya eser iddiasında korumanın koşulları ve hak sahipliği o hakkın kendi düzenlemesine göre incelenir.
Satıcının Fatura Sunması Ürünün Otomatik Açılmasını Sağlar Mı?
Hayır. Fatura, kaldırılan ürünle eşleşmeli ve itirazın diğer bilgi ve belgeleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Yönetmelik orijinalliği gösteren belgeler yanında hak sahibine veya yetkilendirdiği kişilere uzanan tedarik bağlantısını da arar. Yeniden yayımlama, itirazın haklılığının sunulan belgelerden açıkça anlaşılmasına bağlıdır; yalnız belge yüklenmesi yeterli değildir.
Satıcı İtirazındaki 24 Saatlik Süre Ne Zaman Başlar?
Süre, itiraz başvurusunun pazaryerine ulaşmasıyla başlar; platformun sonradan değerlendirmeyi tamamlamasıyla başlamaz. Bununla birlikte yeniden yayımlama yükümlülüğü için itirazın haklılığı sunulan bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmalıdır. Bu nedenle her itirazın 24 saat sonunda otomatik kabul edildiği veya ürünün mutlaka açılacağı sonucu çıkarılamaz.
Aynı Ürün İçin Tekrar Taklit Şikâyeti Yapılabilir Mi?
Aynı ürün ve aynı iddia hakkındaki başvurunun yeniden işleme alınması, fikri hak ihlalini ispatlayıcı yeni belgeler sunulmasına bağlıdır. Önceki belgelerin tekrar iletilmesi tek başına yeterli değildir. Yeni belgenin ürünle ve iddiayla bağlantısı açıklanmalı; platform işleminin adli ve idari başvuru haklarını ortadan kaldırmadığı dikkate alınmalıdır.
Platforma Bildirim Altı Aylık Ceza Şikâyeti Süresini Korur Mu?
Platform bildirimi ceza şikâyetinin yerine geçmez. Marka suçlarında altı aylık süre, dava zamanaşımı aşılmamak üzere fiilin ve failin öğrenilmesine göre değerlendirilir. Pazaryerinin cevabını beklemek, yetkili makama yapılması gereken ceza şikâyetinin süresini kendiliğinden korumaz. Öğrenme tarihi ile şikâyetin kişi ve eylem kapsamı dosya üzerinden belirlenmelidir.



