
İstanbul avukatlık bürosu olarak AEY Legal, Kartal'daki ofisinden ticaret, fikrî mülkiyet, dijital faaliyetler, sözleşmeler ve veri koruma alanlarında çalışır. Markanın alan adında kullanımı, limited şirket pay devri, mesafeli satış ve kişisel veri işleme farklı kurallara bağlıdır. Uyuşmazlığın niteliği, tarafların ilişkisi ve ilgili kayıtlar uygulanacak hukuki yolu belirler.
İstanbul'daki bir şirketin marka, ortaklık ve çevrimiçi satış sorunları aynı dönemde ortaya çıkabilir. Bu sorunların her biri için taraf sıfatı, sözleşme, sicil kaydı veya internet ortamındaki kullanım farklı önem taşır. AEY Legal, bu ilişkilerde hukuki danışmanlık, uyum ve uyuşmazlık takibi yürütür.
İstanbul Avukatlık Bürosu Hangi Alanlarda Çalışır?
AEY Legal'in uzmanlık alanları fikrî mülkiyet, e-ticaret ve bilişim, veri koruma ve siber güvenlik, ticaret ve şirketler, sözleşmeler, tüketici, start-up, freelancer, reklam ve medya hukukunu kapsar. Bir ürünün adı marka hakkını, satış kanalı e-ticaret kurallarını, kullanıcı verileri kişisel verilerin korunmasını, dağıtım modeli ticari sözleşmeyi ilgilendirebilir.
Bir tasarımın şirket tarafından kullanılması eser veya tasarım hakkını, ardından kullanım izninin kapsamını gündeme getirebilir. Bir girişimin yatırım görüşmesinde pay yapısı, kurucu sözleşmeleri ve fikrî hakların kime ait olduğu birbirine bağlanır. Bu ilişkilerde tarafların sıfatı ve işlemlerin tarihi, hangi belgenin hangi hukuki sonucu doğurduğunu belirler.
İstanbul avukatlık bürosu arayan kişi ve şirketlerin karşılaştığı hukuki sorunlar, çoğu zaman birden fazla çalışma alanını ilgilendirir. Marka tescilinin kapsamı, limited şirket sözleşmesinin hükmü veya çevrimiçi işlemin hangi tarihte yapıldığı, her uyuşmazlığın sonucunu farklı biçimde etkiler.
İstanbul Marka Avukatı: Marka ve Alan Adı Uyuşmazlığında Ne Önemlidir?
Marka ve alan adı uyuşmazlığının ilk sorusu, işaretin ticari faaliyette nasıl kullanıldığıdır. İnternet sitesindeki sunuluşu, mal veya hizmetlerle bağlantısı ve başka bir işletmeyle ilişki kurulmasına yol açıp açmadığı önemlidir. Bir alan adındaki tek harf farkı bile, sitede sunulan ürünlerle birlikte değerlendirildiğinde farklı bir hukuki sonuç doğurabilir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7. maddesi, tescilli markayla aynı veya benzer işaretin ilgili mal ve hizmetlerde kullanımını ve karıştırılma ihtimalini düzenler. İnternet ortamındaki kullanım için ayrıca 7/3-d bendindeki koşul belirleyicidir:
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, m. 7/3-d: "İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması."
Bu hüküm, sırf alan adı benzerliğini otomatik ihlal saymaz. İşaretin ticari etkisi, kullanım hakkı ve ilgili ürün veya hizmetler birlikte ele alınır. 29. madde izinsiz kullanımların marka hakkına tecavüz boyutunu, 149. madde ise koşulları gerçekleştiğinde ileri sürülebilecek tespit, durdurma ve zarar taleplerini düzenler. Tescil kapsamı ile izinsiz kullanımın sonuçları, İstanbul marka avukatı kapsamında farklı hukuki sorulardır.
Tescilli markaya çok yakın bir ibarenin alan adında ve ürün tanıtımında kullanıldığı olayda Yargıtay, alt mahkemenin bunu yalnız açıklayıcı ve dürüst kullanım saymasını yeterli görmemiştir:
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4273, K. 2026/1330, T. 05.03.2026: "Ancak davacının markası … unsuru ile "… …" ibaresinden oluşmakta olup, davacının ayrıca "…" isimli internet sitesi bulunduğu gözetildiğinde davalının, davacının tescilli markasının sonuna sadece "m" harfi eklemek suretiyle "…" alan adını alması ve kullanması SMK’nın 7/5-b bendi uyarınca dürüst kullanım olarak değerlendirilemez."
Karar, ürün türünü açıklayan genel bir kelimeyle rakibin işaretine yaklaşan alan adını ayırmıştır. Bozma gerekçesinde hem alan adının hem ürünün sunuluşunun rolü vardır. Bu nedenle başka bir sitede benzer sözcüğün geçmesi tek başına aynı sonucu vermez; tescilin kapsamı ve fiilî kullanımın bütünü incelenir.
Ticaret unvanı veya alan adının da markasal kullanıldığı uyuşmazlıklarda işaretin benzerliğinin ötesinde sunulan mal ve hizmetler önem kazanır. Tescil ve kullanımın başlangıcı, hak sahipliği ve işaretin ticari etkisi sonucu değiştirebilir. Unvanın tescilli olması, internet sitesindeki her kullanımına sınırsız koruma sağlamaz. Marka davalarında ileri sürülebilen talepler ve sonuçları bu ayrımla bağlantılıdır.
Marka ve Alan Adı Kullanımı Ürün Sayfası ile Reklamda Nasıl Değerlendirilir?
Alan adı, müşterinin karşılaştığı tek işaret değildir. Sitenin başlığı, ürün görseli, satıcının ticaret unvanı ve reklam bağlantısı, işaretin hangi işletmeye aitmiş gibi göründüğünü etkileyebilir. SMK'nın 7. maddesindeki internet kullanımına ilişkin düzenleme bu nedenle yalnız alan adının teknik kaydıyla sınırlı okunmaz. İnternet adresinin ilgili mal veya hizmetlerin tanıtımında ticari etki yaratıp yaratmadığı araştırılır.
Bir işletme kendi ürününün türünü açıklayan kelimeyi kullanırken başka bir işletmenin tescilli işaretine yaklaşabilir. İlk durumda açıklayıcı kullanım savunması, ikinci durumda karıştırılma ihtimali gündeme gelebilir. Aradaki fark, kelimenin sözlük anlamından çok sunuluşuna, bütün ibareye ve ilgili pazardaki kullanıma bağlıdır. Alıntılanan 2026 kararında tek harflik ekin önemli olmasının sebebi de işaretin kalan kısmı ve alan adının ürünle birlikte kullanılma biçimidir.
Marka tescilinin sınıfları, kullanılan mal veya hizmet ve kullanım tarihi hak iddiasının sınırını çizer. Ekran görüntüsü internet sayfasının bir andaki görünümünü kaydeder; ilanı kimin verdiğini, ürünün kaynağını veya sitenin geçmişte nasıl göründüğünü her zaman açıklamaz. Bu nedenle marka ve alan adı uyuşmazlığının hukuki okumasında tescil belgesi ile fiilî kullanım kayıtlarının birbirine bağlanması gerekir. Başka bir kişinin aynı kelimeyi taşıyan unvanı veya alan adı varsa önce bu hakkın başlangıcı ve kapsamı belirlenir.
İstanbul'da Marka Hakkı ve Haksız Rekabet Nasıl Ayrılır?
Marka hakkı tescilli işaretin kullanımını, haksız rekabet ise ticari davranışın dürüstlük kuralına uygunluğunu ilgilendirir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54 ve 55. maddeleri dürüst rekabet ve karıştırılmaya yol açan davranışlara ilişkin çerçeveyi kurar. Tescilli markanın koruma alanıyla aynı fiil için hangi hükümlerin uygulanacağı ayrıca değerlendirilmelidir.
2026 tarihli bir Yargıtay kararında çoğunluk, tescilli markanın özel koruma alanıyla çakışan haksız rekabet talebinin aynı fiil bakımından ayrıca kabul edilemeyeceğine hükmetmiştir. Karşı oy birlikte uygulamayı savunmuştur:
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4825, K. 2026/2025, T. 15.04.2026: "Davacının ihlal edildiğini iddia ettiği marka hakkı Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olup SMK ile getirilen özel hükümler haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirerek düzenlendiğinden, tescilli markanın koruma alanı ile haksız rekabetin koruma alanının kesişmiş olduğu dava konusu olayda, yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacağından, özel hükmün yanında haksız rekabete ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektirir herhangi bir kanun hükmü de olmadığından, özel kanunla birlikte eş zamanlı olarak haksız rekabet hükümlerinin de uygulanmasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır."
Çoğunluk, markaya tecavüz sonucunu koruyup aynı eyleme ilişkin haksız rekabet kısmını hükümden çıkarmıştır. Bu ayrım, haksız rekabetin her durumda ortadan kalktığı anlamına gelmez: iddia edilen davranışın özel marka korumasıyla aynı alanda kalıp kalmadığı ve bağımsız bir ticari davranışın bulunup bulunmadığı incelenir. Markanın tescilli olmadığı veya başka bir fiilin ileri sürüldüğü uyuşmazlıkta hukuki nitelendirme değişebilir. Karşı oy, aynı fiilde iki korumanın birlikte uygulanabileceği görüşünü taşır.
Haksız Rekabet İddiasında Markadan Ayrı Ticari Davranışın Yeri
TTK'nın 55. maddesindeki karıştırılma örnekleri, markanın tescil durumu dışında da ticari davranışın dürüstlük kuralına uygunluğunu tartışmaya açabilir. Bir rakibin ürün görsellerinin kullanılması, işletmeler arasında ilişki varmış izlenimi veren açıklamalar veya müşteriyi yanlış yönlendiren sunum farklı olgular olabilir. Bunların hangi hükme girdiği, ileri sürülen somut fiile bağlıdır. Bir markaya benzer işaret bulunması, aynı uyuşmazlığa haksız rekabet sözcüğünün eklenmesini tek başına anlamlı kılmaz.
Alıntılanan kararın çoğunluğu, tescilli markanın koruduğu fiille çakışan bölüm için özel hükmü esas almıştır. Karşı oy ise iki korumanın birlikte değerlendirilebileceği görüşünü taşır. Bu gerilim, her marka uyuşmazlığında haksız rekabet talebinin dışlanacağı veya her iki talebin daima birlikte kabul edileceği sonucunu desteklemez. İşletmenin tanıtımında markadan ayrı bir yanlış bilgi veya karıştırıcı davranış varsa bunun hukuki niteliği kendi olgularıyla açıklanmalıdır.
Bir şirket açısından pratik mesele, hangi davranışın hangi menfaati zedelediğinin ayrılmasıdır. Tescilli işaretin izinsiz kullanımı, ticari itibara yönelen ayrı bir açıklama ve tüketiciye verilen yanıltıcı bilgi aynı olayda görülebilir. Bunların tarafları ve kanıtları her zaman aynı değildir. Marka hakkı ile haksız rekabet ayrımını görünür kılmak, hem hukuki sonucun kapsamını hem de rakibin davranışına yönelik açıklamanın isabetini artırır.
İstanbul E-Ticaret Avukatı: Pazaryerindeki Marka İhlalinde Ne Önemlidir?
Pazaryerindeki marka ihlalinde önce hak sahibi, satıcı ve aracı platformun rolü ayrılır. Örneğin bir pazar yerindeki sahte markalı ürün iddiasında tescil ve ilan bağlantısı önem taşırken, teslim edilen malın ayıplı olması bambaşka bir tüketici uyuşmazlığıdır. Her iki sorunu yalnız platformun varlığına bakarak aynı sorumluluk rejimine bağlamak doğru olmaz.
6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 9/3. maddesi, fikri ve sınai mülkiyet hakkı ihlaline dair bilgi ve belgeye dayanan şikâyette ürünün yayımdan kaldırılmasını, satıcının belgeye dayanan itirazı üzerine yeniden yayımlanmasını düzenler. Elektronik Ticaret Aracı Hizmet Sağlayıcı ve Elektronik Ticaret Hizmet Sağlayıcılar Hakkında Yönetmelik'in 12–14. maddeleri ise şikâyet ve itirazın içerik, bildirim ve inceleme usulünü somutlaştırır. Bunlar hak sahibinin genel hükümlere göre hukuki yollara başvurmasını ortadan kaldırmaz.
Pazaryerindeki ilanın yalnız ekran görüntüsü, ürünün hakka gerçekten tecavüz edip etmediğini her durumda açıklamayabilir. Marka tescilinin kapsamı, ürünün kaynağı, ilanı veren satıcı, satışın niteliği ve itirazda sunulan belgeler ayrı ayrı anlam taşır. Çevrimiçi satışın tüketici yönünde ise 6502 sayılı Kanun'un 8 ve 11. maddeleri, malın ayıbını ve seçimlik hakları düzenler. İlanın teknik kayıtları ve platformun rolü, bilişim ve internet hukuku bakımından da önem taşır.
Pazaryeri Marka Şikâyeti ile Satıcının İtirazı Nasıl Ayrılır?
Güncel aracı hizmet sağlayıcı yönetmeliği, fikrî ve sınai hak ihlali şikâyetinde hak sahipliğini gösteren belgeyi, ürünün internet adresini ve ihlal gerekçesini arar. Aracı platform, 12. maddede öngörülen tam başvuru üzerine ürünü gecikmeksizin, en geç kırk sekiz saat içinde yayımdan kaldırıp tarafları bilgilendirir. Bu işlem mahkemenin marka hakkına tecavüzü kesin olarak tespit etmesiyle aynı değildir; yönetmelikteki platform mekanizmasının sonucudur.
Satıcının itirazı ise 13. maddede farklı belge kümesine bağlanmıştır. Ürünün orijinal olduğunu göstermeye elverişli fatura, tedarik zincirini veya hak sahibinin yetkisini ortaya koyan sözleşme ve başka kayıtlar burada önem kazanabilir. 14. madde, satıcının haklılığı sunulan belgelerden açıkça anlaşılıyorsa ürünün en geç yirmi dört saat içinde yeniden yayımlanmasını düzenler. Platformun incelemesi belirli belgelerle sınırlıdır; ilgililerin genel hükümlere göre hukuki yolları saklıdır.
Bu süreçte hak sahibinin markasıyla satıcının ürünü arasındaki benzerlik tek soru değildir. Orijinal ürünün meşru dolaşımı, lisans veya dağıtım yetkisi de itirazın sonucunu etkileyebilir. Bir pazaryerinin ilanı kaldırması, satıcının tüketicilere karşı mevcut teslim veya iade yükümlülüklerini kendiliğinden çözmez. Platform kararı ile taraflar arasındaki satış sözleşmesi farklı ilişkiler kurar. Bu fark, pazaryerinde marka ihlali iddiasını tüketici şikâyetiyle karıştırmadan ele almayı sağlar.
İstanbul'da Ticari Sözleşme ve Bayilik Feshinde Hangi Talepler Ayrılır?
İstanbul'daki bayilik ve distribütörlük ilişkilerinin feshinde, stok, teminat, ceza koşulu, kâr kaybı ve varsa denkleştirme talepleri ayrı değerlendirilir. Önce fesih sebebi ve sözleşmedeki bildirim usulü incelenir; ardından her talep kendi hukuki temeline bağlanır. Bir alacağın sözleşmede yazıyor olması, koşullarının gerçekleştiğini tek başına göstermez.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi, borçlu temerrüdü ve ifadan vazgeçme veya dönme seçeneklerinin şartlarını düzenler. 179. madde ise ceza koşulunun ifayla ilişkisini ele alır. Sürekli ticari ilişkilerde fesih, sözleşmeden dönme ve temerrüt sonuçları aynı kavramlar değildir; sözleşmenin türü ve olayın tarihi değerlendirmeyi etkiler.
Bir franchise ilişkisinde teminat mektubunun paraya çevrilmesi, birden fazla cezai şart ve diğer alacak kalemleri birlikte tartışılmıştır. Yargıtay, önce her kalemin dayanağının belirlenmesini gerekli görmüştür:
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/5869, K. 2023/6122, T. 24.10.2023: "Dairemiz bozma ilamında, dava konusu teminat mektubu bedellerinin hangi alacak kalemi için paraya çevrildiğinin […] belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olup […]"
Kararda bazı ceza koşulları farklı sonuçlara bağlanmış, mahkemenin alacağın tüm kalemlerini yeterince incelememesi bozma sebebi sayılmıştır. Sözleşme 2008'de kurulup feshedildiğinden kararın eski kanuna ilişkin geçiş değerlendirmesi bugünün her yeni sözleşmesine uygulanmaz. Güncel ilişki bakımından da temel soru somuttur: Teminat hangi borcu güvence altına alır, fesih hangi hükme dayanır ve zarar iddiası hangi kayıtlarla bağlantılıdır?
Sözleşmenin bitmesiyle stokun iadesi, kullanım hakkının sona ermesi ve rekabet yasağı da gündeme gelebilir. Bunların her biri ayrı hüküm ve ayrı zaman dilimi gerektirir. Örneğin bayinin sözleşme devam ederken kullandığı işaretin fesih sonrasında kullanılması bir marka veya haksız rekabet sorununa dönüşebilir. Ancak önce kullanım hakkının hangi sözleşme hükmüne dayandığı, sona ermenin ne zaman ve nasıl bildirildiği belirlenir. Fesih sonrası davranış ile fesih yüzünden doğduğu iddia edilen zarar aynı talep değildir.
Dağıtım, lisans ve franchise sözleşmelerinde tarafların ticari sıfatı da önemlidir. Sözleşme bir tüketici satışından farklı olarak iki işletme arasındaki devamlı ilişkiyi kurabilir. Sipariş verileri, teminat mektubu, cari hesap ve yazışmalar sözleşmenin fiilen nasıl yürütüldüğünü gösterebilir. Bayilik sözleşmesinin feshinde talep edilen her alacağın dayanağı ve hesap yöntemi ayrıca incelenir.
İstanbul Şirketler Hukuku Avukatı: Limited Şirket Pay Devrinde Ne Belirleyicidir?
Limited şirket pay devrinde yazılı ve noter onaylı sözleşme ile şirketin onayı farklı işlev görür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 595. maddesi, pay devri ve devir borcunu doğuran işlemlerde yazılı şekil ve imzaların noter tarafından onanmasını arar. Şirket sözleşmesinde aksi yoksa ortaklar genel kurulu onayı gerekir; kanun, başvurudan itibaren üç ay içinde ret kararı verilmemesine de sonuç bağlar.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 595/2 ve 595/7: "Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur." "Başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde onayı vermiş sayılır."
Pay devrine ilişkin ihtilaf, yalnız noterde imzalanan belgenin varlığıyla açıklanmaz. Şirket sözleşmesindeki devir sınırlaması, şirkete ulaşan başvuru, genel kurulun aldığı karar ve pay defterindeki durum birlikte incelenir. Payı devralan kişinin ortak sıfatı ile sicilde görünen kayıt arasında uyuşmazlık bulunabilir. Üç aylık süre de noter sözleşmesinin imza tarihinden otomatik olarak başlamaz; kanunun bağladığı başvurunun şirkete ulaşması belirleyicidir.
Noter devrinden sonra şirkete bildirilen ortaklığa kabul talebi ve şirketin sessiz kaldığı dönem, ortaklık sıfatına ilişkin uyuşmazlığın merkezindeydi. Yargıtay, bu olgulara dayanan kabul hükmünü onamıştır. İstinaf gerekçesinin kararda aktarılan kısmı şöyledir:
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1690, K. 2025/6595, T. 04.11.2025: "[…] pay devri sözleşmesinin 26.12.2022 tarihinde noter yolu ile davalı şirkete ve yetkili temsilciye iletildiği, ihtarnamenin 04.01.2023 tarihinde davalı şirkete ulaştığı, genel kurulun bu tarihten sonraki 3 aylık süre zarfında ortaklığa kabul konusunda herhangi bir karar vermediği gözetildiğinde yerel mahkemece verilen kararda bir isabetsizliğin bulunmadığı […]"
Burada sonucu taşıyan, devrin bildirimi ile karar alınmayan üç aylık dönemin kanıtlanmasıdır. Kararın dayandığı olgular, her noter sözleşmesinin kendiliğinden şirket ortaklığı doğurduğu anlamına gelmez. Şirket sözleşmesinin özel kısıtları veya zamanında verilmiş ret kararı başka bir değerlendirme gerektirebilir. Başvurunun ulaştığı tarih, limited şirketlerde pay devri bakımından da belirleyici kayıtlardan biridir.
Payın miras yoluyla geçmesi ise aynı onay kuralının basit bir tekrarından ibaret değildir. TTK'nın 596. maddesi, miras ve maddede sayılan diğer geçiş hallerinde hak ve borçların ilk aşamada genel kurul onayı olmadan iktisap edene geçmesini düzenler. Şirketin kanunda belirtilen koşullarda gerçek değer üzerinden devralma önererek onayı reddetmesi ayrıca mümkündür. Devir sözleşmesi ile miras intikalini aynı işlem gibi anlatmak, ortak sıfatı ve sicil kaydı sorularını yanlış yere taşır.
Şirketler hukuku uyuşmazlığı yalnız payın el değiştirmesinden doğmaz. Ortakların yönetim kararları, bilgi alma talebi, temsil yetkisi veya şirket sözleşmesinin yorumunda da farklı menfaatler karşı karşıya gelebilir. Şirketin limited veya anonim olması, payın türü ve işlem tarihi uygulanacak kuralları değiştirir. Anonim şirkette payın türüne göre devir kuralları ayrıca incelenir; limited şirketin noter ve genel kurul onayı düzeni oraya doğrudan taşınmaz.
Bir yatırım veya ortaklıktan ayrılma görüşmesinde "hisse devri yapıldı" ifadesi tek başına yeterince açık değildir. Taraflar arası borç, şirkete karşı ortaklık sıfatı ve ticaret sicilindeki görünürlük farklı aşamalarda doğabilir. Noter sözleşmesi, şirket sözleşmesi, başvurunun ulaşma kaydı, genel kurul tutanağı ve sicil işlemi bu aşamaları gösterir. Şirketle ilgili hukuki çalışma, bir belgeyi tamamlamaktan çok bu kayıtların hangi sonucu doğurduğunu ayırmayı gerektirir.
İstanbul'da Telif, Tasarım ve Reklam İçeriğinin Kullanım Hakkı Nasıl Belirlenir?
Fikrî hak uyuşmazlığında eserin hazırlanması, nüshasının teslim edilmesi ve mali haklarının devri ayrı olaylardır. Bir şirketin web sitesi için görsel, metin, yazılım arayüzü veya reklam filmi hazırlatması, bütün kullanım biçimlerinin kendiliğinden şirkete geçtiğini göstermez. Önce ortaya çıkan ürünün ilgili mevzuat kapsamında hangi korumaya girdiği, sonra kullanım izninin hangi hakları kapsadığı belirlenir. Marka ve tasarım tesciliyle telif hakkı da aynı hukuki yapı değildir.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 52. maddesi, mali haklara ilişkin sözleşme ve tasarrufun şeklini kısa ve belirleyici biçimde düzenler:
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, m. 52: "Mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır."
Bir markanın tanıtım görseli için yapılan ödeme, görselin başka kampanyalarda, farklı mecralarda veya üçüncü kişilere devredilerek kullanılmasını tek başına açıklamaz. Sözleşmedeki hak listesi, kullanım süresi ve işin teslim belgeleri birlikte önem taşır. Telif haklarının devri ile belirli bir kullanım izni arasındaki ayrım özellikle ajans, medya ve freelancer ilişkilerinde görünür. Devredilen mali hakların yazılı olarak ayrı ayrı gösterilmesi, telif haklarının devri ve sözleşmesinde de belirleyicidir.
Bir televizyon yapımından alınan görüntünün ticari reklamda kullanıldığı uyuşmazlıkta, reklam verenin ajanslardan aldığı e-posta teyitleri ile gerçek hak sahibinin izni ayrı değerlendirilmiştir. Yargıtay, izinsiz kullanıma ilişkin hükmü onamış; kararında aktardığı istinaf gerekçesinde şu ayrım yer almıştır:
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/3631, K. 2026/904, T. 11.02.2026: "[…] reklam ajanslarının e-posta teyitlerinin hukuken geçerli bir izin yerine geçmeyeceği […]"
Bu olayda eserin 21 saniyelik bölümünün reklamda kullanılması, kullanımın kısa olmasına dayanılarak hak sahibinin izni sorununu ortadan kaldırmamıştır. Ajans ile reklam veren arasındaki sözleşme, sözleşmenin tarafı olmayan eser ve bağlantılı hak sahipleri karşısında farklı değerlendirilmiştir. E-posta teyidinin etkisi, kullanım iznini verme yetkisi ve devredilen mali hakkın kapsamıyla birlikte incelenir. Reklam metninin tüketiciye karşı doğruluğu ise telif izninden ayrı bir hukuki sorudur.
Bir start-up'ın kurucuları arasında hazırlanan yazılım, tasarım veya içerik de benzer ayrımı doğurur. Şirketin kurulması, kurucunun önceden yarattığı bütün fikrî hakların otomatik devri anlamına gelmez. Ürünün kim tarafından, hangi ilişki içinde ve ne zaman üretildiği; varsa iş veya hizmet sözleşmesinin kapsamı; mali hak veya lisans belgesi ayrı incelenir. Bu değerlendirme yatırım veya pay devri sürecinde de önem kazanabilir. Şirketin ürünü kullanma yetkisinin hangi kayıtlarla kurulduğu belirlenmelidir.
Freelancer ve Ajans Sözleşmesinde Telif Hakları Nasıl Devredilir?
Freelancer ilişkisinde teslim edilen dosya ile üzerinde kullanılabilecek mali haklar farklı sorular doğurur. Bir şirketin reklam görselini teslim alması, eser niteliği varsa çoğaltma, işleme veya umuma iletim gibi kullanımların her birini hangi ölçüde kazandığını açıklamaz. Tersinden, sözleşmede belirli bir mecra için kullanım izni verilmesi de yaratıcının bütün haklarının terk edildiği anlamına gelmez. Kanunun yazılılık ve hakların ayrı gösterilmesi şartı bu yüzden sözleşme kurulurken ve uyuşmazlık çıktıktan sonra aynı derecede belirleyicidir.
Güncel dijital üretimde tek içerik birçok yerde görünebilir: şirket sitesi, sosyal medya reklamı, pazar yeri ilanı veya başka bir markanın kampanyası. Kullanımın mecrası ve amacı değiştiğinde ilk anlaşmanın bunu kapsayıp kapsamadığı incelenir. Bir ajansın alt yükleniciyle yaptığı sözleşme, reklam verene sahip olmadığı bir hakkı kendiliğinden aktaramaz. Yukarıdaki reklam kararı tam da hak zincirinin hangi noktada kopabildiğini somutlaştırır. İleri sürülen hakkın eser sahibine, bağlantılı hak sahibine veya sözleşmeyle yetkilendirilen kişiye ait olması sonuca etki eder.
Tasarım ve marka tarafında ayrıca tescil ve hak sahipliği kayıtları gündeme gelir. Tek bir görselin hem telif hem tasarım hem marka kullanımında yer alması mümkündür; bu olasılık her hukuki korumanın şartını ortadan kaldırmaz. Fikrî mülkiyet hukuku incelemesi, korunan ürünü ve ilgili hakkı doğru adlandırarak başlar. Reklam ve medya çalışmasının sözleşme, telif ve tüketici boyutları bu nedenle birbirine bağlanabilir; yine de her başlığın kanıtı ayrı gösterilmelidir.
İstanbul'da Tüketici Hukuku ve Mesafeli Satışta Hangi Haklar Ayrılır?
Çevrimiçi satışta ön bilgilendirme, cayma, teslim ve ayıplı mal iddiaları farklı koşullara bağlıdır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 48. maddesi, mesafeli sözleşmede tüketicinin sözleşmeden önce açık ve anlaşılır biçimde bilgilendirilmesini düzenler. Bilgilendirmenin yapıldığını ispat görevi satıcı veya sağlayıcıya aittir. Platform aracılığıyla kurulan ilişkilerde aracı hizmet sağlayıcının kanunda sayılan ayrı yükümlülükleri de bulunur.
Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği'nin 5. maddesi, malın temel niteliği, toplam fiyat, teslim, cayma ve iletişim gibi ön bilgilerin içeriğini gösterir. Sipariş ekranında bir metnin bağlantısının bulunması ile o bilgilerin somut satışta doğru ve anlaşılır biçimde sunulması aynı şey değildir. Ürün sayfası, sipariş özeti ve gönderilen teyit, işlemin zamanındaki bilgilendirmeyi farklı yönlerden gösterebilir.
Genel kural olarak mesafeli sözleşmede on dört günlük cayma hakkı vardır. Yönetmeliğin 9. maddesi sürenin mal ve hizmet sözleşmesinde nasıl başladığını; 15. maddesi ise belirli istisnaları düzenler. Örneğin kişisel ihtiyaca göre hazırlanan mallar ile belirli dijital teslimler aynı kategoriye konulmaz. Cayma iddiasında ürünün niteliği, teslim ve bilgilendirme tarihi, işlemin gerçekten mesafeli sözleşme olup olmadığı belirlenir. İstisna maddesinin bazı bentlerinin sonradan değişmiş veya iptal edilmiş olması nedeniyle eski şablonlardaki istisna listesini güncel kural gibi tekrarlamak özellikle sakıncalıdır.
Ayıplı mal iddiası başka bir soruyu yanıtlar: teslim edilen ürün sözleşmede kararlaştırılan niteliklere uygun mudur? 6502 sayılı Kanun'un 8 ve 11. maddeleri ayıp ve seçimlik hakları düzenler. Cayma süresi ile ayıp nedeniyle ileri sürülebilecek haklar aynı hukuki gerekçeye dayanmaz. Bir ürünün reklamında gösterilen özellik ile teslim edilen ürün uyuşmuyorsa, satış metni ve ürünün gerçek durumu incelenir; yalnız "iade" sözcüğü uyuşmazlığı doğru nitelendirmeye yetmez.
Reklam ve medya çalışması tüketici ilişkisini de etkileyebilir. Bir kampanyada kullanılan görselin telif izni bulunması, o kampanyadaki ürün iddiasının tüketici hukukuna uygunluğunu kendiliğinden sağlamaz. Tersinden, satış koşulları doğru açıklanmış olsa bile başkasının korunan görselinin izinsiz kullanımı ayrı bir fikrî hak sorunu yaratır. İstanbul'da dijital faaliyet yürüten bir işletme için bu iki katmanı birlikte görmek yararlıdır; her iddia kendi şartlarına göre incelenir.
E-Ticarette Satıcı, Platform ve Tüketici Arasındaki İlişki
Satıcı ürünü veya hizmeti sunar, aracı platform sözleşmenin kurulmasına ortam sağlayabilir, tüketici ise sözleşmenin diğer tarafıdır. Bu roller her olayda birbirinin yerine geçmez. 6502 sayılı Kanun'un 48. maddesinde aracı hizmet sağlayıcıya getirilen yükümlülükler, platformun bütün satış ilişkilerinde satıcı gibi kabul edildiği anlamına gelmez. Ön bilgilendirmeyi kimin sisteme girdiği, bedeli kimin tahsil ettiği ve şikâyet veya cayma bildiriminin hangi kanaldan iletilebildiği farklı sonuçlar yaratabilir.
Mesafeli satış metninin kapsamı da somut işlemden koparılamaz. Ürün sayfasında başka, ödeme ekranında başka, sözleşme teyidinde başka teslim bilgisi varsa tüketiciye verilen bilginin içeriği tartışılır. Yönetmelik, satışın temel niteliklerini ve toplam bedeli ön bilgilendirmenin parçası sayar. İspat bakımından işlemin yapıldığı döneme ait sürüm önem taşır; bugün sitede görünen düzeltilmiş metin geçmiş siparişte tüketiciye sunulan bilgiyi tek başına göstermez.
Bir ürünün kusurlu çıkmasıyla cayma hakkından yararlanılması farklı gerekçelerdir. Ayıpta malın sözleşmeye uygunluğu, caymada kanunun tanıdığı süre ve istisnalar incelenir. Ürün kişiye özel hazırlanmışsa istisna tartışması doğabilir; buna karşılık ayıplı teslim edildiği iddiası ayrıca değerlendirilir. Satışın koşulları ve ürünün niteliği, hangi hakkın ileri sürülebileceğini belirler.
Reklam ve Medyada Ticari İddianın İspatı
Bir reklamın görsel kullanım izni bulunması, reklamın ürün hakkında söylediklerinin doğru olduğunu kanıtlamaz. 6502 sayılı Kanun'un 61. maddesi, ticari reklamın doğru ve dürüst olması esasını düzenler; reklam verenin reklamdaki iddiaların doğruluğunu ispatlaması gerekir. Görselin telif haklarıyla ürünün niteliğine ilişkin iddia bu nedenle iki ayrı hukuki incelemedir. Bir kampanyanın ajans tarafından hazırlanması da reklam verenin kendi iddiasının dayanağı sorununu ortadan kaldırmaz.
"En hızlı", "tamamen güvenli" veya belirli bir sonuç vaat eden sözler, kampanyanın bağlamına göre nesnel olarak doğrulanabilir iddialar yaratabilir. Uygun değerlendirme, sloganın yalnız seçilmiş kelimelerine değil; ürün sayfasına, görsele, dipnota ve tüketicinin karşılaştığı sunuma birlikte bakar. Bir ürünün geçmiş fiyatına göre indirim duyurulması da fiyat ve dönem kaydının gerçekte ne gösterdiğiyle ilişkilidir. Bu alanda hukuki sorun çoğu zaman tek cümlede değil, kampanya materyallerinin toplam etkisinde ortaya çıkar.
Kanun'un aynı maddesi örtülü reklamı da düzenler. Haber veya içerik görünümündeki bir tanıtımın ticari niteliğinin açıkça gösterilip gösterilmediği, reklam veren ile içerik üreticisi arasındaki ilişkinin nasıl kurulduğu gibi olgular önem taşır. Reklam ve medya hukuku çalışmasında kampanya sözleşmesi, içerik üreticisinin hakları, tüketiciye yönelen iddia ve kişisel veriye dayanan hedefleme birlikte görülebilir. Ancak bunların her biri farklı kaynağa ve ayrı ispat konusuna bağlıdır; bir alandaki uygunluk diğerini otomatik sağlamaz.
İstanbul'da KVKK, Çerez ve Veri Güvenliği Uyuşmazlıkları Nasıl Ayrılır?
Kişisel verilerin korunması alanında bir internet sitesinin üyelik formu, satış kaydı ve çerezleri aynı amaçla veri işlemez. Sözleşmenin ifası için gerekli bilgi ile reklam veya analiz amaçlı izleme farklı dayanaklara ihtiyaç duyabilir. Tek bir genel onay kutusu bu farkı kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 4, 5 ve 10. maddeleri, ölçülülük ve amaçla sınırlılık ilkelerini, veri işleme şartlarını ve aydınlatma yükümlülüğünü düzenler. Açık rıza dışında kanuni işleme şartı mevcutsa her veri işleme için ayrıca rıza gerektiği söylenemez. Buna karşılık aydınlatma yapılmış olması, rızanın gerektiği bir işlem için rıza alındığı anlamına gelmez.
Bir oyun platformunun internet sitesindeki zorunlu olmayan çerezlerin incelendiği Kurul kararında, ziyaretçilere aydınlatma yapılmaması ve reklam/istatistik amaçlı izlemenin dayanağı somut olarak değerlendirilmiştir:
Kişisel Verileri Koruma Kurulu, Karar No. 2022/1358, T. 23.12.2022: "İlgili kişinin iddiaları kapsamında yapılan incelemede sitenin ziyaret edilerek çok sayıda çerezin mevcut olduğunun görüldüğü bu çerçevede herhangi bir aydınlatma yapılmadığı, zorunlu olmayan ve kullanıcı hareketlerini reklam veya istatistik gibi amaçlar için takip eden çerezler için veri sorumlusu tarafından açık rıza alma yoluna gidilmediğinin tespit edildiği"
Kurul, bu sitedeki çerezlerin niteliği ile sunulan metinleri inceleyerek idari yaptırım ve düzeltme talimatı vermiştir. Her çerezin rızaya bağlı olduğu gibi genel bir sonuç çıkarılmaz; zorunluluk, amaç, ilgili işleme şartı ve ziyaretçiye verilen bilgi ayrı incelenir. Bir e-ticaret sitesinin reklam ölçümü, üyelik ve sipariş süreçleri bu nedenle aynı veri haritasında görünse bile farklı hukuki sorular yaratır.
KVKK Uyumunda Çerez Tercihi, Aydınlatma ve Veri Güvenliği
Bir internet sitesinde üyelik, ödeme, reklam ölçümü ve müşteri desteği aynı kişinin verisini farklı amaçlarla işleyebilir. 6698 sayılı Kanun'un 4. maddesindeki amaçla bağlantılı ve ölçülü işleme ilkesi, her verinin sırf teknik olarak toplanabiliyor diye süresiz saklanmasını haklı kılmaz. 5. madde ise işlemenin hangi hukuki şarta dayandığını sorgular. Aydınlatma metni, bu şartı açıklama yükümlülüğünün bir parçasıdır; her işlem için ayrı bir açık rıza kutusunun yerine geçtiği veya tüm işlemleri meşrulaştırdığı varsayılamaz.
Çerezler bakımından temel fark, sitenin istenen hizmeti sunması için zorunlu olan teknik işlev ile kullanıcının davranışını reklam veya istatistik amacıyla izleyen işlev arasında ortaya çıkar. Üstteki Kurul kararında belirleyici olan da çerezlerin gerçek amacı ve ziyaretçiye verilen bilgidir. Bir çerezin adının "analitik" veya "performans" olması tek başına hukuki niteliğini belirlemez; hangi veriyle hangi amaç için ne yaptığı incelenir. Çerez panelinde seçilen tercihle arka plandaki teknik davranışın uyuşmaması, metnin düzgün yazılmış olmasından bağımsız bir sorundur.
Kişisel verilerin korunması yalnız aydınlatma ve rıza metinlerinden oluşmaz. Kanun'un 12. maddesi, veri sorumlusuna hukuka aykırı işleme ve erişimi önlemek, verileri korumak için uygun teknik ve idari tedbirleri alma yükümlülüğü yükler. Dış hizmet sağlayıcısının veri sorumlusu adına işlem yaptığı ilişkide de sorumluluk düzenlenmiştir. Bu nedenle bulut altyapısı veya pazarlama hizmeti kullanılması, hangi veriye kimin eriştiği ve sözleşmenin hangi güvenlik yükümlülüklerini kurduğu sorusunu ortadan kaldırmaz.
Verilerin kanuni olmayan yollarla elde edildiği bir olayda bildirim ve güvenlik incelemesi ayrıca gündeme gelir. Kanun'un 12/5. maddesi, veri sorumlusunun durumu en kısa sürede ilgili kişiye ve Kurula bildirmesini düzenler. Ancak her teknik arıza aynı olgu değildir; verinin elde edilip edilmediği, olayın kapsamı ve veri sorumlusunun rolü ayrılır. Veri koruma ve siber güvenlik çalışması bu güvenlik boyutunu da içerir. Şirketin teknik ve idari tedbirleri, KVKK uyum sürecinin veri güvenliği ayağını oluşturur.
İstanbul'da AEY Legal ile İletişim Nasıl Kurulur?
AEY Legal'in ofisi Kartal'dadır. Bu yerel bilgi, İstanbul'daki her uyuşmazlığın yetkili mahkemesinin Kartal'da olduğu anlamına gelmez; görev ve yetki uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir. Görüşme ve güncel ulaşım bilgileri iletişim sayfasında yer alır. Kartal avukatlık bürosu sayfası ise ilçe odaklı yerel bilgileri açıklar.
Başvurunun marka, platform, sözleşme veya veri işleme yönlerinden hangisine ilişkin olduğu, incelenecek kayıtları da değiştirir. Birden fazla başlık iç içeyse hak ve yükümlülükler ayrı ayrı nitelendirilir; örneğin sahte ürün ilanındaki marka iddiası ile satıcının tüketiciye karşı satış yükümlülüğü birbirinin yerine geçmez.
Hukuki değerlendirme, marka uyuşmazlığında işaretin kullanımını; bayilikte fesih bildirimini; çerez meselesinde veri işleme amacını esas alır. Aynı şirketin karşılaştığı sorunlarda dahi uygulanacak hükümler ve incelenecek kayıtlar değişir.
Markaya Benzeyen Alan Adında Hangi Kullanım İhlal Tartışması Doğurur?
Tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerle bağlantılı, ticari etki yaratan ve meşru kullanma hakkına dayanmayan işaret uyuşmazlık doğurabilir. Çok küçük yazım farkları dahi sunumun bütünü içinde önemli olabilir.
Pazaryerinde Markayı İhlal Ettiği İddia Edilen Ürün İçin Hangi Kurallar Geçerlidir?
6563 sayılı Kanun'un 9. maddesi ve güncel aracı hizmet sağlayıcı yönetmeliğinin 12–14. maddeleri, belgeye dayalı şikâyet ve itiraz mekanizmasını düzenler. Ürünün gerçekten ihlal oluşturup oluşturmadığı ayrıca tescil, kullanım ve sunulan kanıtlara göre değerlendirilir.
Ayıplı Ürün ile Marka İhlali Hangi Noktada Ayrılır?
Satın alınan malın sözleşmeye uygunluğu tüketici haklarını ilgilendirir; başkasına ait markanın izinsiz kullanımı ise sınai mülkiyet hukuku sorusudur. Aynı ilan iki sorunu birden doğursa da tarafların sıfatı ve ileri sürülebilecek talepler değişir.
Bayilik Feshinden Sonra Kâr Kaybı Hangi Koşullarda Tartışılır?
Önce feshin dayanağı ve sözleşmedeki bildirim düzeni, ardından iddia edilen kâr kaybının dayanağı ile zarar arasındaki bağ incelenir. Teminatın paraya çevrilmesi veya ceza koşulu başka bir alacak kalemi doğurabilir.
İnternet Sitesindeki Çerezlere Hangi Veri İşleme Şartı Uygulanır?
Çerezin amacı ve veri işleme şartı belirleyicidir. Zorunlu olmayan izleme çerezleri bakımından başka geçerli bir şart yoksa açık rıza gerekebilir. Aydınlatma, rıza gerekip gerekmediğinden ayrı bir yükümlülüktür.
Ofisin Kartal'da Olması İstanbul'daki Davanın Yerini Belirler Mi?
Hayır. Ofisin bulunduğu ilçe ile mahkemenin görev ve yetkisi aynı soru değildir. Uygulanacak yetki kuralı, taraflar, uyuşmazlığın konusu ve varsa geçerli yetki anlaşmasına göre değerlendirilir.
Girişim Kurucusunun Ürettiği Yazılım Şirkete Kendiliğinden Geçer Mi?
Şirketin kurulması, kurucunun önceden ürettiği yazılımın mali haklarının kendiliğinden devredildiğini göstermez. Eser niteliği, üretim ilişkisi, varsa sözleşme ve devredilen hakların yazılı kapsamı incelenir. Kullanım yetkisinin sınırı yatırım ve pay devri görüşmelerinde de önem taşıyabilir.
Limited Şirket Payının Noterde Devri Ortaklık İçin Yeterli Mi?
Noter onaylı sözleşme gerekli şekil unsurudur; şirket sözleşmesi ve TTK'nın 595. maddesindeki genel kurul onayı veya kanuni onay sonucu ayrıca önem taşır. Şirkete yapılan başvurunun tarihi ile varsa ret kararı, ortaklık sıfatı hakkındaki değerlendirmeyi değiştirebilir. Miras yoluyla intikal için 596. maddede farklı kurallar bulunur.
Freelancer Tarafından Hazırlanan Görselin Tüm Hakları Teslimle Geçer Mi?
Eser niteliği taşıyan bir çalışmanın nüshasını teslim etmek, mali hakların tamamının devriyle aynı şey değildir. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 52. maddesi yazılı sözleşmeyi ve devredilen hakların ayrı ayrı gösterilmesini arar. Somut kullanımın kapsamı, taraflar arasındaki ilişki ve hak zinciriyle belirlenir.
Çevrimiçi Satışta Cayma ile Ayıp Nedeniyle İade Aynı Hak Mı?
Cayma, mesafeli sözleşme için kanunda tanınan süre ve istisnalara; ayıba dayanan haklar ise teslim edilen malın sözleşmeye uygunluğuna bağlıdır. Satıcı, platform ve tüketici arasındaki roller de talebin yöneldiği kişiyi etkiler. Somut ürün ve işlemin tarihi incelenmeden yalnız "iade" ifadesiyle hukuki sonuç kurulamaz.
Reklam Görselinin Kullanım İzni Reklamdaki İddiayı da Geçerli Kılar Mı?
Görselin kullanılabilmesi telif veya lisans ilişkisine bağlıdır; reklamın ürün hakkında doğru bilgi vermesi ise tüketici hukukuyla ilgilidir. 6502 sayılı Kanun'un 61. maddesi reklam verenin ticari reklamdaki iddialarını ispat yükünü düzenler. Ajansla yapılan anlaşma, hak sahibinin izni veya ürün iddiasının doğruluğu yerine geçmez.



