Bilişim HukukuFikri Mülkiyet Hukukuİnternet Hukuku

Alan Adı İhlali

Yazar Yayın: 30 Temmuz 2022Güncelleme: 18 Eylül 2026No Comments13 dakikalık okuma
alan adı ihlali

Alan adı ihlali, bir internet adresinin başkasına ait marka, ticaret unvanı, işletme adı veya kişi adı üzerindeki hakkı hukuka aykırı biçimde etkilemesidir. Benzer bir adresin tescili her durumda ihlal oluşturmaz; önce korunan hak, kullanımın niteliği ve alan adının uzantısı incelenir. .tr uyuşmazlıklarında UÇM, belirli diğer uzantılarda UDRP ve somut hakka göre mahkeme yolu gündeme gelebilir.

Alan Adı İhlali Nedir?

Alan adı ihlali, internet adresinin korunan bir hakkı hangi koşullarda etkilediğiyle belirlenir. Bir işletmenin markasını içeren adres, kullanıcıyı o işletmenin sitesiyle bağlantı bulunduğuna inandırabilir. Aynı sözcüğü yıllardır kendi faaliyeti için kullanan başka bir işletmenin durumu ise kayıt tarihinden fazlasını anlatır: müşterilerin hangi hizmetle karşılaştığı ve bu kullanımın ne zaman başladığı önem kazanır.

İlk bakışta aynı görünen uyuşmazlıklar farklı haklara dayanabilir. Tescilli marka sahibi, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun sağladığı korumayı ileri sürebilir. Ticaret unvanı veya işletme adı sahibi için ticaret hukuku; kişinin kendi adı kullanılmışsa Türk Medeni Kanunu hükümleri öne çıkabilir. Bir internet adresinin başka birine tahsis edilmiş olması, bu haklar hakkında verilmiş bir karar anlamına gelmez.

Alan adının sonundaki .tr, .com veya .net uzantısı da önem taşır. Uzantı, uygulanabilecek alternatif uyuşmazlık çözüm mekanizmasını belirler. Hak sahibinin amacı alan adının devri veya iptaliyse, yalnız web sayfasına erişimin kesilmesi bu sonucu sağlamaz. İnceleme, adresin kime ve ne zaman tahsis edildiği; tarafların işaretleri ne zamandan beri kullandığı; sitede, reklamda ve e-postada ne yapıldığı sorularıyla başlar.

Alan adındaki işaret kimi zaman doğrudan adres olarak, kimi zaman da e-posta adresinin bir parçası olarak kullanılır. Web sitesinde içerik bulunmaması hâlinde bile adrese bağlı posta hesabıyla yazışma yapılmış olabilir. Tersine, üçüncü kişinin kayıtlı adresinde başkasının işaretine benzeyen bir sözcük bulunması, tüketiciyle temas veya ticari etki kurulmadan tek başına tamamlanmış marka tecavüzünü göstermez. Kullanımın teknik görünümü ile yarattığı hukuki etki birbirinden ayrılır.

Bir Alan Adı Ne Zaman Marka Hakkını İhlal Eder?

Bir alan adı, tescilli marka ile aynı ya da benzer işareti meşru bağlantı olmadan internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde kullandığında marka hakkı ihlali gündeme gelir. Bir ayakkabı markasıyla benzer adresin hangi ürünleri sunduğu ile yalnız sözlük anlamında kullanılan bir ibarenin site içeriği aynı karıştırılma sorusunu doğurmaz. İşaretlerin benzerliği, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerle ilişki ve karıştırılma ihtimali bu kullanım üzerinden incelenir. Tanınmış markalarda korumanın kapsamı ayrıca değerlendirilir.

Bu ayrımı doğrudan kuran hüküm 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.7/3-d içindedir:

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, m.7/3-d: "İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması."

Hükümdeki meşru bağlantı yokluğu ve ticari etki belirleyicidir. Ücretsiz görünen bir eğitim sitesi dergi satışı için reklam yayımlıyorsa ticari etki tartışması değişir; etkin olmayan bir adreste ise gelecekteki kullanıma ilişkin tehlike ayrıca gösterilmelidir. Yönlendirme adresi, sunulan ürün ve hizmetler ve arama reklamları bu sorulara cevap verir. Marka tescil belgesi hak sahipliğini gösterirken sitenin nasıl kullanıldığını göstermez.

Alan adındaki benzerlik değerlendirmesi, uzantıyı veya kısa bir ek sözcüğü mekanik olarak çıkarıp kalan harfleri karşılaştırmakla bitmez. İşaretin ayırt edici kısmı, kullanıcıların gördüğü bütün adres ve ulaştığı sayfa birlikte ele alınır. Bir markaya benzeyen adın rakip ürünlere yönlendirmesiyle, aynı sözcüğün ilgisiz bir anlamda ve meşru faaliyet için kullanılması aynı olgu değildir. Tescil kapsamındaki mal veya hizmetler ile adresin fiilî işlevi arasındaki bağ, karıştırılma iddiasının merkezindedir.

Marka korumasında fiilî kullanım ile önleme talebi arasında da ayrım vardır. Daha önceki mevzuat döneminde verilen bir kararda, davalı adına kayıtlı alan adının henüz etkin bir siteye bağlanmamış olması nedeniyle davanın reddedilmesi Yargıtay tarafından yeterli görülmemiştir. Daire, olası ticari kullanım ve karıştırılma tehlikesini değerlendirmiştir:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/6743, K. 2018/1054, T. 14.02.2018: "Tecavüzün önlenmesi davası, muhtemel bir tecavüz tehlikesinin (ihtimalinin) varlığı halinde de açılabilir. Bu durumda ise fiili kullanım koşulu aranmaz."

Adres boş görünürken hak sahibine satış teklifi gönderilmişse, olası ticari kullanım artık yalnız varsayıma dayanmaz. Yönlendirme yapılmışsa kullanıcıların nereye ulaştığı da görülebilir. Önleme talebinde aranan somut tehlike bu tür olgularla şekillenir. Karar mülga 556 sayılı KHK döneminde verilmiştir; bugünkü talebin dayanağı güncel SMK hükümleriyle kurulmalıdır.

İlk Tescil ve Meşru Kullanım Hak Sağlar Mı?

Bir alan adının önce tahsis edilmiş olması kullanım bakımından önemli bir olgudur; hakka ilişkin tartışma burada bitmez. Eski bir alan adını yıllarca belirli hizmetle ilişkilendiren kişi ile adresi yalnız kaydedip boş bırakan kişi aynı kullanım geçmişine sahip değildir. Sonradan alınan marka tescilinin etkisi de bu geçmişe göre değişir. Tahsis ve kullanım tarihi, sektör, işaretin ayırt ediciliği ve meşru bağlantı birlikte önem taşır.

Alan adının ilk tahsis tarihi ile işaretin kamuya dönük faaliyette kullanılmaya başlandığı tarih çoğu kez karıştırılır. Yargıtay'ın sigortacılık uyuşmazlığında 2004 tarihli alan adı kaydı ile 2011 tarihli site arşivi bu iki ayrı tarihi göstermektedir. Önceki kullanımın hangi hizmet ve coğrafi pazar için gerçekleştiği de tarihli arşiv ve ticari kayıtlarla anlaşılır.

Kararda yalnız tahsis tarihine bakılmamıştır. Davalının alan adının daha önce tahsis edildiği, internet arşivinde işaretin marka başvurusundan önce kullanıldığının görüldüğü ve ilgili hizmet yönünden kullanım kaynaklı öncelik bulunduğu değerlendirilmiştir. Ret kararı bu olgularla birlikte onanmıştır:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/2778, K. 2024/5312, T. 27.06.2024: "[…] davalının www.ekosigorta.com alan adlı alan adının 28.01.2004 tarihinde davacının alan adından önce tahsis edildiği, internet sitesi içeriği ve arşiv kayıtlarının incelenmesinde 28.01.2011 tarihli arşiv kaydında internet sitesi başlık ve logo kısmında "… Sigorta" kelimelerinin kullanıldığı ve davalının 36. sınıf yönünden … SİGORTA markasının kullanım suretiyle öncelik hakkına sahip olduğu anlaşılmakla, davacı tarafça davalının kullanımının önlenmesi ve refi talep edilemeyeceğinden […]"

Bu kararda alıntılanan bölüm, temyiz incelemesinde aktarılan istinaf gerekçesindendir; sonuç onanmıştır. İnternet arşivi, sigortacılık hizmetiyle ilişkili işaretin hangi tarihte görünür olduğunu ortaya koymuştur. Öncelik değerlendirmesi 2004 tarihli tahsisin yanında, 2011 arşivinde görülen ilgili hizmetteki kullanıma dayanır. Alan adının elde tutulması kendi başına işaret üzerinde marka hakkı doğurmaz.

Önceden kullanılan kişinin kendi adı veya işletme adı da meşru bağlantıyı destekleyebilir. Bunun için kayıttaki adla gerçek faaliyet arasında bağ aranır; yalnız bir unvan kaydı veya sonradan oluşturulan görüntü yeterli olmayabilir. Adın önceki kullanımını gösteren ticaret sicili kaydı, tarihli tanıtım materyali ve site içeriği birlikte okunur. Meşru bağlantı savunması, daha sonra yaratılan bir görünümden değil, uyuşmazlığın öncesine uzanan gerçek faaliyetten güç alır.

Ticaret Unvanı ve Haksız Rekabette Hangi Ayrım Yapılır?

Alan adındaki ticaret unvanı veya işletme adı kullanımı, tüketicilerde işletmelerin bağlantılı olduğu izlenimini doğuruyorsa haksız rekabet ya da unvan hakkı bakımından incelenebilir. Bu değerlendirme, tescilli marka hakkının unsurlarıyla birebir aynı değildir. Yanıltıcı yönlendirme, başkasının ticari itibarından yararlanma veya faaliyeti karıştırma gibi davranışların ticari ilişkileri nasıl etkilediği belirlenir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.54/2 haksız rekabetin genel sınırını şöyle koyar:

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m.54/2: "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır."

Tescilli markaya yönelik tek fiili hem marka tecavüzü hem haksız rekabet olarak otomatik nitelemek ise doğru değildir. Spor yayıncılığı markasıyla aynı işareti taşıyan beinsports.com.tr alan adına ilişkin uyuşmazlıkta Yargıtay, kötü niyetli tahsis ve marka yönündeki sonucu esasen korurken aynı fiile ilişkin haksız rekabet kabulünü çıkarmıştır. Dairenin çoğunluk gerekçesi özel marka korumasının o somut kesişme alanında uygulanması yönündedir:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2235, K. 2025/695, T. 10.02.2025: "[…] somut olay bakımından, SMK ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı gözetilerek talebin, haksız rekabetin tespiti ve men'ine dair kısmı yönünden ret kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir."

Kararda karşı oy vardır. Çoğunluğun ele aldığı fiil, tescilli markanın alan adında kullanılmasından doğan aynı ihlal iddiasıdır. Alan adı üzerinden ayrıca başka işletmenin temsilcisi gibi davranılması veya bağımsız bir unvanın kullanılması ise farklı ticari davranışlar ortaya çıkarır; bunların haksız rekabet yönünden hukuki dayanağı ayrıca incelenir. Tescilsiz bir ticari işaretin korunması da kendi kullanım koşullarına bağlıdır.

Örneğin alan adını alan kişinin müşterilere kendisini başka işletmenin temsilcisi gibi tanıtması, satış teklifiyle adresi pazarlamasından da farklı bir davranıştır. İlki karıştırıcı iletişimin içeriğiyle, ikincisi teklifin amacı ve bedeliyle anlaşılır. Marka tecavüzü iddiasının yanında bağımsız bir ticari aldatma varsa haksız rekabetin men'i o davranışın delilleri üzerinden tartışılır.

Kişi Adının Alan Adında Kullanılması Nasıl Değerlendirilir?

Bir kişinin adının alan adında izinsiz kullanılması, özellikle o kişiyle bağlantı, onay veya temsil ilişkisi varmış izlenimi yaratıyorsa ad hakkı ve kişilik hakkı bakımından değerlendirilir. Bir sanatçının adıyla açılmış site, sanatçının resmî kanalı gibi sunuluyorsa ortaya çıkan sorunla aynı adı gerçekten taşıyan kişinin kişisel sitesindeki kullanım aynı değildir. Adın kime ait olduğu kadar ziyaretçiye ne söylendiği de önem kazanır.

Korumanın doğrudan dayanağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.26 hükmüdür:

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.26: "Adı haksız olarak kullanılan kişi buna son verilmesini; haksız kullanan kusurlu ise ayrıca maddî zararının giderilmesini ve uğradığı haksızlığın niteliği gerektiriyorsa manevî tazminat ödenmesini isteyebilir."

Maddenin kullandığı "haksız" ölçütü, yalnız benzer yazılışın değil, ad üzerindeki hakkın gerçekten zedelenmesinin incelenmesini gerektirir. Örneğin alan adının başka kişinin resmî sitesi izlenimi vermesi, adına ticari teklif yapılması veya kişinin itibarını etkileyen bir içeriğe yönlendirmesi ayrı sonuçlar doğurabilir. Bunun karşısında sırf aynı adın dürüstçe kullanıldığı, karıştırılma yaratmayan bir durumda ihlal varsayımı kurulamaz. Hak sahibinin adı marka olarak da korunuyorsa her hukuki temel kendi şartlarıyla değerlendirilir.

Kişi adına ilişkin uyuşmazlıkta talebin hedefi önemlidir: Hukuka aykırı kullanımın durdurulması, adın belirli içerikten çıkarılması, maddi veya manevi tazminat ve alan adı üzerindeki tasarruf aynı hukuki işlem değildir. Özellikle .tr için alternatif çözüm yolunun "sahip olunan ya da ticarette kullanılan" tanıtıcı işaret koşulları somut başvuruya göre incelenir. Kişilik hakkına dayalı mahkeme yolunun kapsamı bundan daha geniş bir hukuki değerlendirme gerektirebilir.

Kötü Niyet ve Tanımlayıcı İbare Nasıl İncelenir?

Alan adında kötü niyet, yalnız benzer bir adresin alınmasından çıkarılmaz; tahsis amacı ve sonraki kullanımın belirli olgularla gösterilmesi gerekir. İşareti hak sahibine yüksek bedelle satma amacı, sahibinin kullanımını engelleme, rakibin faaliyetini aksatma veya ziyaretçileri ticari kazanç için karıştırıcı biçimde yönlendirme önemli örneklerdir. .tr UÇM bakımından bu örnekler İnternet Alan Adları Uyuşmazlık Çözüm Mekanizması Tebliği m.19'da düzenlenmiştir. Bunlar sınırlı bir liste değildir; her olayın kayıtları ayrı incelenir.

Alan adındaki ibarenin ayırt edici olup olmaması da belirleyicidir. Herkesin belirli hizmeti anlatmak için kullanabileceği sözcükler üzerinde, yalnız alan adı kaydına veya zayıf bir markaya dayanılarak mutlak tekel kurmak mümkün değildir. Yargıtay, ucuzabilet ibaresine ilişkin uyuşmazlıkta tanımlayıcılık ve somut ayırt edicilik üzerinde durmuştur; marka tecavüzü kabul edilmeyen aynı kullanım için haksız rekabet gerekçesiyle alan adının iptal edilmesini çelişkili bulmuştur:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/2223, K. 2024/5751, T. 10.07.2024: "Tarafların markalarında ve internet alan adlarında ortak olarak yer alan "ucuza bilet" ibaresinin, sunulan hizmetin tüketicinin bütçesini korumaya yönelik, ucuz nitelikte olduğu yönündeki anlamı dışında, tüketicilerce anında ve kolayca marka olarak algılanmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığı, eş deyişle dava konusu ibarenin tarafların sundukları hizmetler bakımından somut ayırt ediciliğinin olmadığı anlaşılmaktadır."

Ucuza bilet ifadesi, bilet hizmetinin niteliğini anlatabilir. Özgün bir markanın küçük yazım farkıyla başka adrese yönlendirilmesi ise tüketiciyi farklı biçimde etkiler. Kötü niyet tartışmasında satış ilanı, taraflar arasındaki yazışmalar, yönlendirme ayarları ve rakiple ticari ilişki gibi kayıtlar önem kazanır. Bu kayıtların hangi alan adına ve hangi tarihe ait olduğu, genel bir niyet isnadından daha açıklayıcıdır.

TR Uzantılı Alan Adı Uyuşmazlığı Nasıl Çözülür?

.tr alan adlarında alternatif uyuşmazlık çözümü, BTK düzenlemesi kapsamındaki Uyuşmazlık Çözüm Hizmet Sağlayıcıları (UÇHS) üzerinden yürür. Bu yol genel bir marka davasının kopyası değildir. İnternet Alan Adları Yönetmeliği m.25 uyarınca üç koşulun birlikte ileri sürülmesi gerekir:

İnternet Alan Adları Yönetmeliği, m.25/1: "İhtilaf konusu alan adının, sahip olunan ya da ticarette kullanılan marka, ticaret unvanı, işletme adı ya da diğer tanıtıcı işaretlerle benzer ya da aynı olması ve […] Alan adını tahsis ettiren tarafın bu alan adı ile ilgili yasal bir hakkı ya da bağlantısının olmaması ve […] Bu alan adının alan adı sahibi tarafından kötü niyetle tahsis ettirilmesi veya kullanılması […] gerekmektedir."

Buradaki üç koşul birlikte aranır. İlk koşul hak sahipliği ve benzerliğe, ikinci koşul karşı tarafın meşru bağlantısına, üçüncüsü tahsis veya kullanımdaki kötü niyete bakar. Marka tescil belgesi ilk koşulu destekleyebilir; diğer ikisi için tahsis sahibinin faaliyeti ve davranışı incelenir. Hakem veya heyet, talebe göre iptal, devir ya da ret kararı verir. Tazminat bu mekanizmanın sonucu değildir. TRABİS sisteminin rolü ve alan adının iptal ve devir koşulları burada önem kazanır.

Tahsis tarihi ayrıca geçiş hükmünü gündeme getirir. TRABİS, 14 Eylül 2022'de faaliyete geçmiştir. Yönetmeliğin geçici m.1/9 hükmüne göre bundan önce tahsis edilen alan adları için UÇM'ye başvuru yapılamaz; ancak TRABİS faaliyete geçtikten sonra yenilenen alan adları yönünden başvuru mümkün olur. Bu nedenle eski bir .com.tr adresine ilişkin uyuşmazlıkta yalnız ilk tahsis yılına değil, sonraki yenileme kaydına da bakılır. Geçiş hükmünün uygulanmaması, hak sahibinin bütün yargısal yollarının kapandığı anlamına gelmez.

UÇHS incelemesinde karşı tarafın yasal hak veya bağlantı savunması dinlenir; şikâyetçinin yalnız kendi hakkını göstermesi yeterli görülmez. Kötü niyet iddiasında satış amacı, rakibi engelleme veya karıştırıcı yönlendirme gibi davranışların somut dayanağı aranır. Tahsis sahibinin meşru kullanımına ilişkin tarihli kayıtlar da sonucun parçasıdır. UÇM'nin sınırı, ilgili adresin iptali veya devri üzerinedir; markaya ilişkin bütün ticari zarar ve diğer uzantılar aynı kararla çözülmez.

İnternet Alan Adları Uyuşmazlık Çözüm Mekanizması Tebliği m.15-16 gereğince alan adı uyuşmazlık sırasında dondurulur. Kararın uygulanmasında ise ilgili konuda mahkemeden alınmış ihtiyati tedbirin UÇHS'ye bildirilmesi ve on iş günlük süre belirleyicidir. Bu düzen, UÇM sonucuyla mahkeme korumasının birbirini nasıl etkilediğini gösterir. Başvuru koşulları, belgeler ve süreç ayrıntısı her somut alan adı için güncel yetkili UÇHS kaydı ve düzenlemelerle kontrol edilmelidir.

Genel Üst Düzey Alan Adlarında UDRP Ne Sağlar?

.com ve .net gibi genel üst düzey alan adlarında UDRP, marka temelli kötü niyetli alan adı kayıtlarına ilişkin idari çözüm yoludur. ICANN UDRP Politikası uyarınca şikâyetçi; alan adının hak sahibi olduğu marka veya hizmet markasıyla aynı ya da karıştırılacak ölçüde benzer olduğunu, alan adı sahibinin hakkı veya meşru menfaati bulunmadığını ve alan adının kötü niyetle tescil edilip kullanıldığını birlikte göstermelidir.

Bu üçüncü unsur, .tr Yönetmeliği'ndeki "kötü niyetle tahsis ettirilmesi veya kullanılması" ifadesiyle aynı değildir. UDRP'deki bağlaç ve uygulanacak politika metni, başvurunun sonucunu etkiler. Ayrıca UDRP doğrudan bütün kişi adı veya ticaret unvanı iddialarını çözmek için kurulmuş genel bir usul değildir; marka veya hizmet markası hakkı temelinde işler. Kişinin adı bu nitelikte ayrıca hak doğuruyorsa değerlendirme değişebilir. .com ve .net kapsamı WIPO'nun resmi açıklamasında da yer alır.

UDRP sonunda alan adının iptali veya şikâyetçiye devri kararlaştırılabilir; bu idari süreçte tazminata hükmedilmez. Tarafların yetkili mahkemeye başvurma imkânı politika gereği korunur. İlgili tescil sözleşmesi, uzantı ve sağlayıcının kuralları başvuru öncesi saptanmalıdır. Uzantıların birbirine benzediği bir uyuşmazlıkta, bir .com adresi için verilen kararın ayrı bir .tr adresini kendiliğinden kapsamayacağı da unutulmamalıdır.

UDRP'de alan adı sahibinin meşru menfaati de yalnız kayıt belgesine indirgenmez. İhtilaftan önce iyi niyetli mal veya hizmet sunumu, alan adıyla tanınma ya da dürüst ve ticari olmayan kullanım iddiası somut koşullara göre incelenebilir. Hak sahibi açısından da markanın varlığı kadar alan adının kötü niyetli kayıt ve kullanımına ilişkin olgular gerekir. Bu nedenle bir ülkedeki marka belgesini sunmak, bütün uluslararası uzantıların devri için otomatik sonuç üretmez.

Alan Adı İhlalinde Mahkemeden Ne İstenebilir?

Alan adı ihlalinde mahkemeden istenebilecek koruma, ileri sürülen hakka ve talep edilen sonuca göre değişir. Marka hakkı bakımından SMK m.149, tecavüzün tespiti, muhtemel tecavüzün önlenmesi, fiilin durdurulması, kaldırılması ve koşulları varsa maddi veya manevi zararın tazmini gibi talepleri düzenler. Haksız rekabette TTK m.56, ad hakkına müdahalede TMK m.26 uygulanabilir. Bu yolların şartları aynı değildir; aynı dilekçede sözcük olarak sayılmaları, her birinin kabul edileceği anlamına gelmez.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.149/1'in alan adı uyuşmazlığında ilgili olabilecek talepleri şöyle düzenlenmiştir:

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, m.149/1-a-ç: "a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c) Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini."

Önleme talebi henüz gerçekleşmemiş fakat muhtemel bir tecavüze, durdurma talebi sürmekte olan fiile yönelir. Tazminat içinse ihlal ve ilgili zarar koşullarının ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Hangi talebin hangi adrese ve hangi kullanıma ilişkin olduğu da hükmün sınırını belirler.

Talep sonucu somut alan adıyla uyumlu olmalıdır. Yargıtay, e-imzatr.com hakkında açılan uyuşmazlıkta yargılama sırasında alınan e-imzatr.com.tr adresinin dava konusu olmadığını belirtmiştir. Buna rağmen ikinci adresin de iptaline hükmedilmesini bozma nedeni saymıştır:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/1159, K. 2024/6826, T. 26.09.2024: "Ancak davalının yargılama sırasında aldığı "e-imzatr.com.tr" alan adı eldeki davanın konusu değildir. Buna rağmen dava konusu edilmeyen alan adının da hüküm kısmında iptal ve terkinine karar verilmesi doğru görülmemiş […]"

Kararın pratik sonucu, benzer görünen uzantıların usulen ayrı nesneler olduğudur. Alan adının tam yazılışı, kime tahsis edildiği, ne zaman alındığı ve hangi hukuki sonucun istendiği netleştirilmeden genel bir "bütün domainler iptal edilsin" talebi güvenilir olmaz. Yargılama sürecinde yeni bir alan adı ortaya çıkması da kapsamı kendiliğinden genişletmez. Talebin ve varsa ihtiyati tedbirin kapsamı, teknik adresle ve hukuki gerekçeyle eşleştirilir.

Mahkeme yolu ile UÇM/UDRP arasında sonuç farkı da vardır. İdari mekanizma genellikle iptal veya devir üzerinde yoğunlaşır. Mahkeme, ilgili maddi hukuk şartları ispatlandığında kullanımın önlenmesi ve zarar gibi daha geniş uyuşmazlıkları değerlendirebilir. Bir alan adı ihtilafında karşı tarafın gerçek kimliği, kayıt kuruluşu, içerik sağlayıcı ve muhtemel diğer fiillerin doğru belirlenmesi de hükmün uygulanabilirliğini etkiler. Bu yüzden alan adı uyuşmazlıklarının çözüm yolu tek bir genel işlemden ibaret değildir.

Erişimin Engellenmesi ile Alan Adının Devri Aynı Şey Mi?

Erişimin engellenmesi ile alan adının devri farklı sonuçlar doğurur: ilki belirli internet yayınına ulaşmayı etkiler, ikincisi alan adının tahsis sahibini değiştirir. Alan adının iptali ise tahsisin sona ermesidir. İhlal iddiasında bu üç işlemi eş anlamlı kullanmak, hem talebi hem hukuki dayanağı belirsizleştirir.

5651 sayılı Kanun m.9, geçmişte kişilik hakkı ihlali iddiasına dayalı erişim engelleme kararlarında uygulanmıştır. Anayasa Mahkemesinin E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararı ile madde iptal edilmiş ve iptal hükmü yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla m.9'a dayanarak her marka, unvan veya ad ihtilafında erişim engelleme vaadinde bulunulamaz. Başka bir kanuni koruma ihtimali varsa o da kendi olgusu, amacı ve sınırıyla değerlendirilir; alan adı devrine otomatik dönüşmez.

Bir sitenin içeriği başlı başına özel hayatı, kişilik hakkını veya başka bir hakkı zedeliyor olabilir. İçerik ile adresin tahsisinin aynı uyuşmazlıkta görünmesi, ikisinin aynı hukuki sorun olduğu anlamına gelmez. Sadece web sayfasının kaldırılması, alan adının başka kişiye yeniden yönlendirilmesine veya ileride kullanılmasına ilişkin meseleyi çözmeyebilir. Buna karşılık alan adının devri de daha önce yayımlanmış içeriğin bütün sonuçlarını ortadan kaldırmaz. Uygun koruma, hangi fiilin durdurulmak istendiğine göre belirlenir.

İhlal Nasıl İspatlanır ve Hangi Tarihler Önemlidir?

Alan adı ihlalinin ispatında en önemli kayıtlar, hak sahipliğinin tarihi ile alan adının tahsis ve kullanım kronolojisini gösteren belgelerdir. Marka tescilinin kapsamı ve başvuru/yayım tarihleri, ticaret sicili ve işletme adı kayıtları, alan adı tahsis ve yenileme bilgileri, ilgili sitenin arşiv görüntüleri ve yönlendirmeleri farklı soruları yanıtlar. Bu kayıtların bir kısmı sonradan değişebilir; içeriğin hangi tarihte nasıl göründüğünün güvenilir biçimde ortaya konması gerekir.

Alan adını yazan kişinin görünen kimliğiyle gerçek tahsis sahibinin aynı olup olmadığı da incelenir. Kayıt kuruluşu verisi, e-posta ve yönlendirme ayarları, satış teklifleri, reklam ekranları veya karıştırılma ihtimalini gösteren somut ticari temaslar ayrı değer taşır. Her kayıt her ihlal türü için aynı ağırlıkta değildir. Marka dosyasında ticari etkiyi gösteren ekran görüntüsü önemli olabilirken, eski tahsis tartışmasında tarihli arşiv ve önceki faaliyet delili belirleyici olabilir.

TRABİS öncesi .tr tahsislerinde yenileme tarihinin neden kritik olduğu, geçiş hükmünden kaynaklanır. UDRP'de ise kötü niyetli tescil ile kullanımın birlikte gösterilmesi gerekir. Mahkeme talebinde başka uzantının ayrıca uyuşmazlık konusu edilip edilmediği önemlidir. Deliller, bu hukuki sorulara cevap verecek biçimde değerlendirilir; tek bir teknik kayıtla bütün sonuçlar çıkarılmaz. Kötü niyetli tahsis ve kullanım tartışmasında özellikle davranışın zaman sırası belirleyicidir.

Alan Adı İhlalinde Tazminat Hangi Şartlarda Gündeme Gelir?

Alan adı ihlali iddiasında tazminat, yalnız benzer bir adresin bulunmasıyla otomatik olarak doğmaz. Hangi hakkın ihlal edildiği, zarar, nedensellik bağı ve ilgili hükmün aradığı diğer koşullar incelenir. SMK m.149 marka tecavüzünde maddi ve manevi zarar taleplerine yer verir; TTK m.56 haksız rekabetin farklı tazminat koşullarını düzenler. Kişi adı bakımından TMK m.26, maddi zarar için kusur ve manevi tazminat için uğranan haksızlığın niteliği ölçütünü ayrıca söyler.

Haksız rekabette zarar istemi bakımından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.56/1-d ve e bentlerindeki koşullar açıktır:

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m.56/1-d-e: "d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini,"

Maddi tazminat yönünden kusur, manevi tazminat yönünden ayrıca TBK m.58'in koşulları önem taşır. Marka ihlalindeki talep ile haksız rekabete dayalı tazminat aynı olguya yönelse dahi hukuki dayanak ve ispat ayrı incelenir.

Yargıtay'ın bir marka ve alan adı uyuşmazlığında marka ihlali saptandığı hâlde manevi tazminat isteminin reddedilmesi ve artırılan maddi tazminata karşı zamanaşımı savunmasının değerlendirilmemesi bozulmuştur. Karar, bir yandan manevi tazminatın somut koşullarını, diğer yandan maddi talebe yönelen usulî savunmayı birbirinden ayırır:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4172, K. 2024/6066, T. 05.09.2024: "Mahkemece, davacının markası ile iltibas oluşturacak alan adının kullanılması sebebiyle hukuka aykırılık ve davacının marka hakkının ihlal edildiği tespit edildiğine göre manevi tazminat şartlarının oluştuğu gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken manevi tazminat isteminin reddi yerinde görülmemiş […]"

Mahkemenin marka ihlalini saptamış olması, manevi tazminat yönünden kararda belirleyici olmuştur. Maddi tazminatta ise artırılan talebe karşı ileri sürülen zamanaşımı def'i ayrıca değerlendirilmelidir. Tutar bakımından kullanımdan elde edilen gelir, hak sahibinin zararı ve kanundaki hesaplama yöntemleri gündeme gelebilir. Aynı adresin farklı sürelerde ve farklı biçimlerde kullanılması, zarar döneminin sınırını da değiştirebilir.

Alan adının devredilmesi veya bir sitenin kapatılması geçmişteki zararı her zaman ortadan kaldırmaz; fakat zararın sürdüğü veya büyüdüğü de varsayılamaz. Talep edilen dönem, fiilî kullanım ve zarar bağlantısı somut kayıtlara dayanmalıdır. Özellikle farklı uzantılar veya birden çok site varsa hangi davranışın hangi zarara yol açtığı ayrıştırılır. Bu değerlendirme, uyuşmazlığın teknik ve hukuki yönlerini birlikte ele alan bir marka hukuku incelemesi gerektirebilir.

Alan Adı Kaydı Tek Başına Marka Hakkı Verir Mi?

Hayır. Alan adı tahsisi adresi belirli süre kullanma imkânı sağlar; marka hakkının tescil ve korunma koşulları ayrıdır. Önceden gerçek kullanım veya meşru bağlantı bir uyuşmazlıkta önemli olabilir, ancak salt kayıt üçüncü kişilerin haklarını bertaraf etmez.

Markamı İçeren Her TR Uzantılı Alan Adı Devredilir Mi?

Hayır. .tr UÇM bakımından işaret benzerliği, tahsis sahibinin yasal hakkı veya bağlantısının bulunmaması ve kötü niyetli tahsis veya kullanım koşulları birlikte aranır. Mahkeme yolunda ise ileri sürülen hakkın kendi şartları incelenir.

Daha Önce Alınmış Bir TR Uzantılı Alan Adı İçin UÇM'ye Başvurulabilir Mi?

TRABİS'in 14 Eylül 2022'de faaliyete geçmesinden önce tahsis edilmiş .tr alan adlarında, geçiş hükmü gereği sonraki yenileme olup olmadığı belirleyicidir. Bu yenileme yoksa UÇM yolu bakımından engel doğabilir; yargısal koruma ayrıca değerlendirilir.

COM Uzantılı Alan Adında Kişi Adımı Görürsem UDRP Uygulanır Mı?

UDRP esas olarak marka veya hizmet markası hakkına dayalıdır. Kişi adının alan adında yer alması tek başına UDRP koşullarını tamamlamaz. Adın marka niteliği ve diğer unsurlar yoksa kişi adı hakkına dayalı uygun hukuk yolu ayrı incelenir.

Kullanılmayan Bir Alan Adı İçin İhlal İddiası Olabilir Mi?

Etkin web sitesi yokluğu her durumda uyuşmazlığı bitirmez. Marka hakkı bakımından somut muhtemel tecavüz tehlikesi ve meşru hak durumu değerlendirilebilir. Buna karşılık pasif kaydın her zaman tamamlanmış ihlal sayılması da doğru değildir.

Alan Adının İptali ile Devri Arasındaki Fark Nedir?

İptal tahsisin sona ermesi, devir ise alan adının hak sahibi olduğu belirlenen kişiye geçirilmesidir. UÇM ve UDRP bakımından hangi sonucun istenebileceği ilgili kurallara, mahkeme bakımından talep ve maddi hukuka göre belirlenir.

Alan Adı İhlalinde Erişim Engeli İstenebilir Mi?

Alan adının başkasına tahsis edilmesi, tek başına genel erişim engelleme hakkı vermez. Özellikle eski 5651 m.9'un iptali sonrası bu maddeye dayalı otomatik çözüm anlatımı geçerli değildir. İçeriğe ilişkin başka bir hukuki koruma ihtimali, alan adı devrinden ayrı değerlendirilir.

Alan Adı Uyuşmazlığında Hangi Belgeler Belirleyicidir?

Marka ve ticaret sicili kayıtları, tahsis/yenileme tarihi, tarihli site arşivi, yönlendirmeler, reklamlar ve taraflar arasındaki yazışmalar sorulan hukuki meseleye göre önem kazanır. Her belgenin güvenilirliği ve hangi tarihi gösterdiği ayrıca incelenir.

Av. Erkam Yılmaz

Avukat Abdullah Erkam Yılmaz, 10 yılı aşkın süredir iş hayatının içinde yer almakta, çeşitli girişimlere öncülük etmekte ve müvekkillerine iş dünyasının içinden gelen bir avukat olarak hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmetleri sağlamaktadır. İstanbul 1 No'lu Barosu'na (Sicil No: 77061) bağlı olarak avukatlık faaliyetlerini yürütmekte olan Yılmaz, başta KVKK, Bilişim Hukuku, Fikri Mülkiyet Hukuku, Ticaret Hukuku, Marka Hukuku, Patent Hukuku, Telif Hukuku, Alan Adları Hukuku, Yabancılar Hukuku, Ceza Hukuku, İdare Hukuku, Sözleşmeler Hukuku olmak üzere hukukun tüm alanlarında etkin uyuşmazlık çözümü gerçekleştirmekte, müvekkillerinin hak ve menfaatlerini etkin bir şekilde korumak adına önleyici hukuki danışmanlık yapmakta, dava takibi ve uyum yönetimi işlemlerini gerçekleştirmektedir. İçerikler genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık, öneri veya teklif yerine geçmez. LinkedIn YouTube WhatsApp E-posta

Scan the code