
Marka ismini izinsiz kullanmak, işaret ticari alanda aynı veya benzer mal ve hizmetleri ayırt edecek biçimde kullanılıyor ve karıştırılma ihtimali doğuruyorsa marka hakkına tecavüz oluşturabilir. Ancak her isim anması suç değildir; tescil, kullanım biçimi, mal veya hizmet yakınlığı, meşru bağlantı ve somut deliller hukuk ve ceza sonuçlarını belirler.
Marka İsmini İzinsiz Kullanmak Ne Zaman İhlal Sayılır?
Marka ismini izinsiz kullanmak; tescilli işaretin aynısının aynı mal veya hizmetlerde kullanılması, benzer işaretin benzer mal veya hizmetlerde karıştırılma ihtimali doğurması ya da tanınmış markanın itibarından haksız yarar sağlanması hâllerinde ihlal sayılabilir. İki kelimenin benzemesi bu sonuca yetmez. Önce sicildeki koruma alanı ile işaretin piyasada bıraktığı bütünsel izlenim belirlenir; hedef tüketicinin algısı ve kullanım yüzeyi bu çerçevede anlam kazanır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7. maddesi, marka sahibinin önlenmesini isteyebileceği kullanımları üç temel durumda düzenler:
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, m. 7/2: “Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: […] tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.”
Aynı işaret ile aynı mal veya hizmet karşı karşıyaysa koruma daha doğrudandır. İşaret ya da faaliyet alanı yalnız benzerse, ortalama tüketicinin işletmeler arasında ekonomik veya kurumsal bağlantı kurma ihtimali önem kazanır. Tanınmış markalarda ise farklı mal veya hizmetlerdeki kullanım da markanın itibarından haksız yarar sağlıyor, itibarına zarar veriyor veya ayırt edici karakterini zedeliyorsa yasaklanabilir.
Kanun; işareti mal veya ambalaja koyma, işaret altında satış veya hizmet sunma, ithalat ve ihracat, iş evrakı, reklam, alan adı, reklam anahtar sözcüğü, ticaret unvanı ve işletme adı gibi kullanımları sayar. Bu örnekler, ihlalin yalnız ürün üzerindeki logodan doğmadığını gösterir. İnternet mağazası başlığı, sosyal medya hesabı, tabela, fatura, reklam metni ve alan adı da aynı değerlendirmeye girebilir.
İhlal sonucuna varmadan önce markanın sicilde gerçekten hangi mal ve hizmetler için korunduğu belirlenir. Aynı sözcüğün ilgisiz sektörlerde kullanılması, tanınmış marka koşulları yoksa, her durumda önceki tescilin kapsamına girmez. Sınıf numarası da incelemenin son sözünü söylemez. Ayrı sınıflardaki mal ve hizmetler; nitelikleri, kullanım amaçları, dağıtım kanalları veya tüketici çevreleri nedeniyle yakın kabul edilebilir.
Bu nedenle marka hakkına tecavüz incelemesinin başlangıç noktası, yalnız “isim aynı mı?” sorusu değil, işaretin piyasada hangi kaynağı gösterdiği ve tescil kapsamındaki ekonomik alana nasıl temas ettiğidir.
Her İzinsiz Marka Kullanımı Hukuka Aykırı Mıdır?
Hayır. İzin yokluğu incelemeyi başlatır, fakat sonucu tek başına belirlemez. İşaret gerçekten bir mal veya hizmetin kaynağını mı gösteriyor, yoksa gerekli bir açıklama mı yapıyor? Dürüst kullanım sınırı ve tüketicinin karşılaştığı sunum bu sorunun cevabını verir.
SMK m. 7/5, gerçek kişinin kendi adını veya adresini dürüstçe kullanmasına ve mal ya da hizmetin niteliği hakkında açıklama yapılmasına belirli sınırlar içinde izin verir. Aksesuar veya yedek parçada kullanım amacının belirtilmesi de bu kapsamdadır. Bir tamir işletmesinin hizmet verdiği ürün markasını açıklaması veya satıcının orijinal ürünün markasını belirtmesi gündeme gelebilir. Fakat marka, gereken ölçüyü aşarak işletmenin kendi adı gibi sunulursa koruma sınırı değişir.
Yargıtay, metro istasyonu yakınındaki bir işletmenin bilet ve kart satışı yaptığını anlatmak için marka kullanımını incelemiş; hizmeti açıklama ihtiyacı ile işletmenin marka sahibine bağlı olduğu izlenimini ayırmıştır. Karar, kullanımın boyutu ve sunum biçiminin hukuki sonucu değiştirebildiğini belirtmiştir:
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2018/5072, K. 2019/6194, T. 07.10.2019: “Daire uygulamalarında belirli markalı ürünler için servis hizmeti verilmesi halinde, hizmetin veriliş amacını aşmamak ve haddinden fazla büyük kullanmamak şartıyla o markanın işyeri tabela veya camekanında kullanımı hukuka uygun dürüst kullanım olarak kabul edilmektedir.”
Bu karar mülga 556 sayılı KHK dönemine aittir. Somut olayda işaretin büyük bir tabelada, tanımlayıcı açıklama olmadan ve marka sahibiyle bağlantı izlenimi yaratacak şekilde kullanılması tecavüz olarak değerlendirilmiştir. Güncel SMK m. 7/5 de dürüst ve ticari hayatın olağan akışına uygun açıklayıcı kullanım için benzer bir sınır kurar.
Bir haber veya eleştiri metninde markadan söz etmek, o ad altında mal satmakla aynı hukuki işleve sahip değildir. Ürün açıklamasındaki gerekli atıf da markanın sayfaya baskın logo gibi yerleştirilmesinden ayrılır. “Resmî”, “yetkili” veya “orijinal” ifadeleri ile alan adı, gerçekte bulunmayan bir ticari bağlantı izlenimini güçlendiriyorsa kullanım açıklama sınırından uzaklaşır.
Tescilli ve Tescilsiz Marka İsimleri Nasıl Korunur?
Tescilli marka, SMK’daki münhasır marka hakkından yararlanır; tescilsiz işaret ise kullanıldığı somut koşullara göre önceki hak ve haksız rekabet hükümleriyle korunabilir. “Tescil yoksa hiçbir hak yoktur” sonucu doğru değildir, ancak tescilsiz kullanım tescilli markayla aynı koruma paketini de sağlamaz.
SMK m. 7/1, kanunla sağlanan marka korumasının tescille elde edildiğini belirtir. Marka tescilinden doğan haklar üçüncü kişilere karşı tescilin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Başvurunun Marka Bülteni’nde yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve tescil edilmiş olsaydı yasaklanabilecek fiiller için başvuru sahibine tazminat davası açma yetkisi tanınmıştır; mahkeme tescil yayımlanmadan iddianın geçerliliği hakkında karar veremez. Bu ayrım, “başvuru yapıldığı gün bütün koruma kesinleşir” biçimindeki genellemeyi önler.
Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan başka bir işaret için başvuru tarihinden önce hak elde edilmişse, SMK m. 6/3 uyarınca sonraki marka başvurusuna itiraz edilebilir. Bu önceki hakkın varlığı; ilk kullanım tarihi, coğrafi yaygınlık, süreklilik, müşteri çevresi, satış ve tanıtım kayıtları gibi delillerle somutlaştırılır. Sadece bir alan adının alınmış olması veya kullanılmayan bir sosyal medya hesabının açılması, her olayda aynı ağırlığı taşımaz.
Türk Ticaret Kanunu’nun 54-56. maddeleri de rakiplerin, tedarikçilerin ve müşterilerin ilişkilerini etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı ticari davranışlara karşı koruma sağlar. Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleriyle karıştırılmaya yol açan önlemler haksız rekabet oluşturabilir. Tespit, men, sonuçların ortadan kaldırılması ve koşulları varsa tazminat talepleri bu hukuki zeminde gündeme gelebilir.
Tescilsiz işarette uyuşmazlığın hukuki dayanağı değiştiği için görevli mahkeme, süre ve ispat yükü de bu zemine göre belirlenir. Tescil belgesinin yerini kendiliğinden dolduran tek bir kayıt yoktur. İlk kullanım ve piyasadaki ayırt edicilik; tarihli satışlar, tanıtımlar ve müşteri çevresini gösteren ticari belgeler üzerinden açıklanır. Düzenli kullanım arşivi, olası ihlalin başlangıcını ve kapsamını görünür kılar.
Başka Bir Şirketin İsmini Kullanmak Yasal Mıdır?
Başka bir şirketin ismini kullanmak; ortak ibarenin yalnız sicildeki ticaret unvanında bulunması, mal veya hizmetleri ayırt etmek için öne çıkarılması ve tüketicide bağlantı ihtimali yaratması hâllerinde farklı sonuçlar doğurur. Ticaret siciline tescil, sonraki kullanımın marka hukukuna her koşulda uygun olduğuna dair dokunulmazlık sağlamaz.
Hukuk Genel Kurulu, aynı “MESA” ibaresinin benzer hizmet alanında ticaret unvanında kullanılmasını incelemiştir. Kurul çoğunluğu, hizmet sektöründe ticaret unvanının sunulan hizmetin kaynağını da gösterebilmesi nedeniyle marka işlevlerine zarar verme ihtimalini yeterli görmüştür:
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/446, K. 2023/61, T. 08.02.2023: “Bu bağlamda markasal kullanımın yanında, tecavüz iddiasının söz konusu olduğu markaların işlevlerinin zarar görme ihtimallerinin mevcudiyeti durumunda da marka hakkına tecavüzden söz edilebilir.”
Kararda tarafların benzer hizmetlerde faaliyet göstermesi, ortak ibarenin unvanların esas unsuru olması ve hizmetin kaynağı hakkında karışıklık ihtimali belirleyici olmuştur. Çoğunluk, ticaret unvanının markasal kullanımından daha geniş bir “ticaret alanında kullanım” yaklaşımı benimsemiştir. Karşı oy ise markasal kullanım bulunmadıkça ihlal oluşmayacağı görüşündedir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin daha yeni bir kararı, tam tescilli unvanın web sayfasında ortak ibare öne çıkarılmadan kullanılmasını farklı değerlendirmiştir:
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/5261, K. 2025/3619, T. 22.05.2025: “Anılan hükümler uyarınca davalının tescilli ticaret unvanı kullanımı ancak markasal kullanım teşkil ettiği takdirde davacı markasına tecavüz söz konusu olacaktır.”
Bu iki karar yan yana okunduğunda ayrım, ortak ibarenin sicilde bulunmasından çok piyasada nasıl gösterildiği noktaya gelir. İbare web sayfasında veya tabelada ayrı bir logo gibi öne çıkıyor ve benzer hizmetlerin kaynağını işaret ediyorsa ihlal ihtimali güçlenir. Tam tescilli unvanın bütün hâlinde, tali görünümle kullanılması ise farklı bir sonuca götürebilir.
Alan adı ve ticaret unvanı yalnız kaydedilmiş olabilir; fiili kullanım başladığında hukuki görünüm değişebilir. Yargıtay, “BAY ZARA” ibaresinin ürün tanıtımı, web sitesi ve alan adındaki kullanımında bu ayrımı ayrıca vurgulamıştır:
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/4776, K. 2022/9040, T. 14.12.2022: “Öte yandan, tek başına ticaret unvanı tescil ettirilmesi ya da alan adının tahsisi marka hakkına tecavüz teşkil etmeyip, ancak markasal olarak, diğer bir anlatımla mal veya hizmetlerin ayırt edici işareti olarak kullanılması halinde marka hakkına tecavüz teşkil edeceğinin kabulünden hareketle […]”
Şirket ismi uyuşmazlığında sicil tarihleri başlangıçtır; kullanım örnekleri ise ibarenin piyasadaki işlevini gösterir. Fatura ve ticari yazışmalar taciri, tabela, web sayfası, reklam veya ambalaj ise mal ve hizmet kaynağını öne çıkarabilir.
Alan Adı, Sosyal Medya ve Reklamlarda Marka İsmi Kullanılabilir Mi?
Haklı veya meşru bağlantısı bulunmayan kişi, marka adını internet ortamında ticari etki yaratacak bir alan adı, yönlendirici kod ya da reklam anahtar sözcüğü olarak kullanıyorsa yasakla karşılaşabilir. Ancak ekranda görülen sonuç, fiilin arkasındaki kişiyi ve teknik ayarı her zaman göstermez. Alan adı kaydı, sosyal medya hesabı ve reklam kampanyası farklı izler bırakır.
Alan adındaki ibarenin işlevini önce sitenin içeriği açıklar. Bir eleştiri veya bilgi sayfası ile aynı sektörde satış yapan mağaza aynı hukuki görünümü yaratmaz. Sosyal medya hesabında ise logo ve biyografi kadar ürün bağlantıları ile satış mesajları da hesabın marka sahibiyle resmî bağ kurduğu izlenimini doğurabilir.
Reklam anahtar kelimelerinde iki Yargıtay kararı, ihlal ölçütü ile ispat sorununu birlikte gösterir. Rakip markanın reklam sisteminde anahtar kelime olarak satın alındığı ve aynı sektördeki siteye yönlendirme yapıldığı olayda Yargıtay, tecavüz ve haksız rekabet tespitini onamıştır:
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/3612, K. 2022/7681, T. 02.11.2022: “Davalının davacıya ait ‘JOLLYTUR’ markasının esas unsurunu oluşturan ‘JOLLY’ ibaresini internet arama motorlarında anahtar kelime olarak kullanmasının, bu ibare ile kendi sitesi olan ‘tatilbudur.com’ alan adlı internet sitesine yönlendirme yapmasının ve sponsor bağlantı vermesinin engellenmesine karar verilmiştir.”
Buna karşılık bir reklamın marka aramasında görünmesi, reklamverenin o markayı özellikle seçtiğini her durumda göstermez. Geniş eşleme, otomatik reklam sistemleri ve kullanıcının geçmiş davranışları sonucu etkileyebilir. Yargıtay 2024 tarihli kararında, yalnız arama ekranına dayanan tespiti teknik bakımdan yetersiz bulmuştur:
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/2722, K. 2024/4977, T. 12.06.2024: “Bilirkişi raporunda açıklandığı üzere geniş eşlemeli anahtar kelimeler nedeniyle alt kısımda davalının internet sitesinin gösterilmesinin, davalının anahtar kelime olarak reklam verdiğini göstermeyeceği […]”
İlk karar bilinçli anahtar kelime kullanımının hukuki etkisini, ikinci karar ise bu fiilin nasıl ispatlanması gerektiğini açıklar. Arama sonucu ekranı görünürlüğü ve zamanı gösterebilir; reklam hesabı dökümleri, kampanya ayarları, fatura kayıtları, hedefleme ve tıklama bağlantıları ise reklamverenle fiil arasındaki teknik bağı tamamlayabilir.
Orijinal Ürün Satılırken Marka Adı Kullanılabilir Mi?
Orijinal ürünün marka sahibi veya onun izniyle piyasaya sunulmasından sonra ürünün yeniden satılması kural olarak marka hakkının kapsamı dışında kalır. Bu “hakkın tüketilmesi” ilkesi, satıcının ürünün markasını dürüstçe belirtmesine imkân verebilir. Ancak ürünün değiştirilmesi, kötüleştirilmesi veya sunumun yetkili bayi ve kurumsal bağlantı izlenimi yaratması ayrı bir ihlal tartışması doğurur.
SMK m. 152, hak sahibi ya da onun izniyle piyasaya sunulan ürünlerle ilgili sonraki fiilleri koruma dışında bırakır. Marka sahibi, ürünün üçüncü kişilerce değiştirilerek veya kötüleştirilerek ticari amaçla kullanılmasını önleyebilir. Uyuşmazlık bu noktadaysa ürünün nereden geldiği ve ilk kez kimin izniyle piyasaya çıktığı önem kazanır; sonraki değişiklikler de tüketilme savunmasının sınırını belirler.
Ürün sayfasında marka adını ürünün kimliğini açıklamak için kullanmak mümkündür. Satıcı aynı adı mağaza başlığına, alan adına veya baskın logoya taşıdığında artık kendi işletmesinin kaynağını da o markayla anlatmaya başlayabilir. Gerçek bir yetkiye dayanmayan “yetkili servis” veya “resmî satıcı” ifadeleri bu yanılgıyı artırır. Sayfanın genel görünümü ve satıcının kendi ticaret unvanını ne ölçüde açıkladığı burada belirleyicidir.
Yargıtay, internet sitesinde markanın yetki gösterilmeden kullanılmasını ve ayrıca istenen itibar tazminatını farklı koşullarla değerlendirmiştir:
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/3860, K. 2024/347, T. 16.01.2024: “İtibar tazminatına hükmolunabilmesi için marka hakkına tecavüz edenin markayı ‘kötü’ veya ‘uygun olmayan bir şekilde’ kullanması ve böyle bir kullanım sonucunda ‘markanın itibarının zarara uğraması’ koşullarının ispatı gerektiği […]”
Bu olayda internet sitesindeki markasal kullanım ihlal kabul edilmiş; itibar zararının koşulları ayrıca ispatlanamadığı için ilgili tazminat talebi reddedilmiştir. Böylece ürünün orijinal olup olmadığı, marka kullanım yetkisi, tüketicide yetkili satıcılık izlenimi ve tazminat şartları birbirinden ayrılmıştır.
Marka İsminin İzinsiz Kullanımı Nasıl İspatlanır?
İspatın iki ayağı vardır: marka hakkının kapsamı ve karşı tarafın ticari fiili. Tescil belgesi ilk ayağı açıklar. İkinci ayak için ilanı, ürünü, hesabı veya reklamı kullanan kişi ile kullanım tarihi ve ilgili mal ya da hizmet arasında bağ kurulması gerekir.
Sicil kaydı marka numarasını, hak sahibini, başvuru ve yayım tarihlerini, korunan mal ve hizmetleri gösterir. İnternet kullanımında tam URL ile tarih kaydı önce gelir; sayfa başlığı, satıcı veya hesap kimliği ve iletişim bilgileri kaydın kime ait olduğunu destekler. Fiziksel üründe ise ambalaj ve etiket, fatura veya numune ile aynı satış zincirine bağlanabildiği ölçüde değer kazanır.
HMK m. 199, elektronik ortamdaki verileri uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli olduğunda belge kabul eder. Ekran görüntüsü bu nedenle delil olabilir; fakat kırpılmış bir görsel yalnız o anda ekranda görünen kısmı taşır. Adres çubuğu, tarih, hesabın sahibi veya sayfanın işlemle bağlantısı görünmüyorsa eksik kalan halka başka kayıtlarla tamamlanır.
İnternet içeriğinin kaldırılması, reklam kampanyasının kapanması veya ürünün piyasadan çekilmesi ihtimali varsa delil tespiti gündeme gelebilir. HMK m. 400, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı veya ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimalinde hukuki yararı kabul eder. Noter tespiti, e-Tespit, mahkemece keşif veya bilirkişi incelemesinin hangisinin uygun olduğu, uyuşmazlığın teknik ve fiziksel yapısına göre belirlenir.
Marka ihlali delil tespiti sayfasında yöntemlerin ayrıntıları ele alınmaktadır. Delil tespiti mevcut durumu korur; satışı veya yayını durdurmaz. Devam eden kullanım ciddi zarar doğuruyorsa geçici hukuki koruma için ihtiyati tedbir şartlarının da bulunması gerekir.
Marka İsmi Kullanımının Durdurulması İçin Hangi Hukuki Yollar Vardır?
Kullanımın durdurulması için izlenecek yol, ihlalin sürüp sürmediğine ve delilin kaybolma riskine göre değişir. İhtarname karşı tarafa talebi bildirir; delil tespiti mevcut durumu kayda geçirir; ihtiyati tedbir ise yargılama sürerken geçici koruma sağlayabilir. Esas dava, ihlal ve nihai talepler hakkında karar verilmesini amaçlar.
İhtarname genel bir dava şartı değildir. Hak sahipliğini, itiraz edilen kullanımı ve talebin kapsamını karşı tarafa bildirebilir; gönüllü durdurma veya lisans görüşmesine zemin hazırlayabilir. Bununla birlikte önceden bildirim, değiştirilebilir dijital içerik veya taşınabilir stok bakımından delil kaybı riski yaratabilir. Bu yüzden ihtarın işlevi ve zamanı, eldeki kayıtlarla birlikte düşünülür. Ayrıntılı çerçeve marka hakkının ihlali nedeniyle ihtarname sayfasında açıklanmaktadır.
SMK m. 149 uyarınca hak sahibi; fiilin tecavüz olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün önlenmesini, süren fiillerin durdurulmasını, sonuçların kaldırılmasını ve şartları varsa maddi veya manevi zararın tazminini mahkemeden isteyebilir. Tecavüz konusu ürünlere ve belirli üretim araçlarına el koyma, işaretlerin silinmesi, şeklin değiştirilmesi veya kaçınılmazsa imha gibi sonuçlar da kanunda düzenlenmiştir. Mahkeme, istenen önlemi somut ihlal karşısında gerekli ve ölçülü bulmalıdır.
İhtiyati tedbir, yargılama sonundaki hükmün etkisiz kalmasını önlemeye yöneliktir. SMK m. 159, tecavüzün gerçekleştiğinin veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığının ispatını arar. HMK m. 389 da gecikme nedeniyle ciddi zarar doğması ya da hakkın elde edilmesinin zorlaşması riskini düzenler. Satışın durdurulması, içeriğin kaldırılması veya ihlalli ürünlere el konulması gibi önlemler talebin konusu ve ölçülülükle sınırlanır.
Platform bildirimi, çevrim içi içeriğin hizmet sağlayıcının kuralları uyarınca kaldırılmasını sağlayabilir. Bu sonuç mahkemenin esas hakkında ihlal kararı verdiği anlamına gelmez. Hatalı veya aşırı geniş bildirim, karşı tarafın meşru kullanımını etkileyebilir. Daha geniş karar yolu markamı başkası kullanıyor, ne yapmalıyım rehberinde kanal ve amaç ayrımıyla incelenmektedir.
Marka İhlalinde Tazminat Nasıl Belirlenir?
Marka ihlalinde tazminat sabit bir tarifeye göre belirlenmez. İhlalin varlığından sonra zarar, kusur, illiyet, kullanımın süresi ve boyutu, markanın ekonomik önemi ve seçilen hesap yöntemi somut deliller üzerinden incelenir.
SMK m. 150, tecavüz fiilini işleyen kişinin hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlü olduğunu düzenler. Marka kötü veya uygun olmayan biçimde kullanılmış ve bu nedenle hakkın itibarı zarar görmüşse ayrıca itibar tazminatı istenebilir. Böyle bir talep için yalnız izinsiz kullanımın gösterilmesi yetmez; kullanımın niteliği ile itibar zararı arasındaki bağın da ortaya konulması gerekir.
Yoksun kalınan kazanç için SMK m. 151 üç yöntem öngörür: ihlal edenin rekabeti olmasaydı hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir, ihlal edenin net kazancı veya hukuka uygun lisans verilseydi ödenmesi gereken lisans bedeli. Satış miktarı, kâr marjı, lisans sözleşmeleri, kullanım süresi, bölge ve ihlalin ürüne talepteki etkisi yöntemin elverişliliğini belirler.
Karşı tarafın aynı işareti sonradan tescil ettirmesi önceki hak sahibine karşı mutlak savunma oluşturmaz. SMK m. 155, daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahibinin tecavüz davasında sonraki sınai mülkiyet hakkının savunma olarak ileri sürülemeyeceğini düzenler. Yargıtay, bu kuralın tazminat hesabındaki etkisini şöyle ayırmıştır:
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/2797, K. 2022/7133, T. 18.10.2022: “Bu olguların varlığı halinde, hak sahibi SMK’nın 151/2. maddesindeki hangi seçeneği seçerse seçsin, Mahkemelerce yoksun kalınan kazanç miktarına müdahale edilebilecektir.”
Karar, sonraki tescilin ihlali ortadan kaldırmadığını; yine de kullanım süresi, benzerlik düzeyi, tescil durumu ve ihlalin boyutunun tazminat miktarını etkileyebileceğini kabul etmiştir.
Marka ihlalinde tazminat ve seçimlik haklar rehberi, bu üç yöntemin delil ve hesap farklarını ayrıntılı olarak ele almaktadır.
İzinsiz Marka Kullanımı Cezası Nedir?
İzinsiz marka kullanımı cezası, SMK m. 30/1’deki suç oluştuğunda bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezasıdır. Bu yaptırım, her marka adı anmasında uygulanmaz. Markanın Türkiye’de tescilli olması, iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ve kanunda sayılan ticari fiillerin gerçekleşmesi gerekir.
Gündelik dilde “patentli ismi kullanma cezası” denilse de isim, kelime veya logo için ilgili sınai hak çoğunlukla markadır; patent teknik buluşları korur. Ceza değerlendirmesi de marka tescili ve SMK m. 30 üzerinden yapılır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, m. 30/1, 5 ve 6: “Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. […] Bu maddede yer alan suçlardan dolayı cezaya hükmedebilmek için markanın Türkiye’de tescilli olması şarttır. […] Bu maddede yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır.”
İktibas, markanın aynının veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kullanılması; iltibas ise benzer işaret nedeniyle halkta bağlantı veya karıştırılma ihtimali doğması bağlamında değerlendirilir. İşaret, mal veya hizmet ve tüketici algısı birlikte ele alınır. Üründe yalnız benzer bir şekil bulunması, suçun diğer unsurlarını kendiliğinden tamamlamaz.
Ceza Genel Kurulu, farklı marka adı, renk, tasarım ve üretim özellikleri bulunan ayakkabılarda bütünsel izlenimi incelemiş; karıştırılma ihtimali görmediği için suç unsurlarının oluşmadığına karar vermiştir:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2017/369, K. 2019/621, T. 22.10.2019: “İltibas suretiyle marka hakkına tecavüz suçunun teşekkülü için öncelikle şu şartların varlığı gerekmektedir. 1- Tecavüz teşkil eden işaretin tescil edilmiş markanın aynısı veya benzeri olması, 2- Mütecavizin kullandığı işaretin, tescil edilmiş markanın tescil edildiği mal ve hizmetlerin aynı veya benzer mal ve hizmetlerde kullanılması, 3- Halk tarafından tecavüz teşkil eden işaretle tescilli marka arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunması aranmaktadır.”
Karar suç tarihinde yürürlükteki 556 sayılı KHK’yı uygulamıştır; metinde güncel SMK ile ceza miktarı ve unsurlar yönünden sanık lehine değişiklik bulunmadığı da değerlendirilmiştir. Güncel olaylarda doğrudan SMK m. 30 esas alınır. Hukuk mahkemesinde bir kullanımın durdurulması veya tazminat koşullarının tartışılması, aynı fiil için cezai sorumluluğun da oluştuğunu göstermez.
Marka koruması işaretini yetkisiz kaldırma ve başkasına ait marka hakkı üzerinde yetkisiz devir, lisans veya rehin işlemi için SMK m. 30’da ayrı suçlar ve cezalar vardır. Tüzel kişi faaliyeti çerçevesindeki suçlarda tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirleri gündeme gelebilir. Taklit ürün ve ceza süreci marka taklit suçu ve cezası sayfasında daha ayrıntılı incelenmektedir.
Şikâyet, Arabuluculuk ve Zamanaşımı Süreleri Nelerdir?
Marka uyuşmazlığında tek bir süre yoktur. Ceza şikâyeti, tescilli markadan doğan özel hukuk tazminatı, tescilsiz işarete dayalı haksız rekabet ve ihtiyati tedbir sonrası işlemler ayrı sürelere tabidir.
SMK m. 30 kapsamındaki suçlar şikâyete bağlıdır. TCK m. 73 uyarınca şikâyet hakkı olan kişi, fiili ve faili öğrendiği günden itibaren altı ay içinde şikâyette bulunmalıdır; ceza zamanaşımı üst sınırı saklıdır. Öğrenme tarihi, yalnız markanın internette ilk yayımlandığı tarih olmayabilir; fiil ile faili birlikte öğrenmeye ilişkin kayıtlar önem taşır.
SMK m. 157, sınai mülkiyet hakkından doğan özel hukuk taleplerinde Türk Borçlar Kanununun zamanaşımı hükümlerine gönderme yapar. TBK m. 72 uyarınca tazminat istemi, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yıl ve her hâlde fiilden itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Fiil daha uzun ceza zamanaşımı gerektiren bir suç oluşturuyorsa bu süre uygulanabilir.
Tescilsiz işarete dayalı haksız rekabet davalarında TTK m. 60; hakkın doğumunun öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her durumda doğumdan itibaren üç yıllık süre düzenler. Fiil aynı zamanda daha uzun ceza zamanaşımına tabi bir suç niteliğindeyse bu uzun süre hukuk davasında da uygulanabilir. Süregelen veya tekrarlanan kullanımlarda başlangıç, fiilin ve talebin niteliğine göre belirlenir.
Fikrî mülkiyet hukukundan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerinde TTK m. 5/A uyarınca dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuru dava şartıdır. Salt tespit, önleme veya durdurma talepleri para talepleriyle aynı kapsamda genellenmez. Talepler birlikte ileri sürülüyorsa güncel usul yaklaşımı ve talep yapısı ayrıca incelenir.
HUAK m. 18/A, arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağa kadar zamanaşımının duracağını ve hak düşürücü sürenin işlemeyeceğini düzenler. Dava öncesi ihtiyati tedbir alınmışsa esas dava süresine arabuluculuk döneminin etkisi de aynı madde kapsamında değerlendirilir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?
Tescilli marka hakkından doğan hukuk davalarında görevli mahkeme fikrî ve sınai haklar hukuk mahkemesi, ceza davalarında fikrî ve sınai haklar ceza mahkemesidir. Bu ihtisas mahkemelerinin kurulmadığı yerlerde belirlenen asliye hukuk veya asliye ceza mahkemesi görev yapar.
SMK m. 156’ya göre marka sahibinin üçüncü kişiye karşı açacağı hukuk davasında davacının yerleşim yeri, hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yer veya fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesi yetkili olabilir. İnternet kullanımında içeriğin erişildiği her yerin somut olaydan kopuk biçimde yetkili sayılması yerine, fiil ve etki bağı değerlendirilir.
Tescilsiz işaretin yalnız haksız rekabet hükümlerine dayandığı uyuşmazlıklarda görev ve yetki, ticari dava kuralları ile tarafların sıfatlarına göre ayrıca belirlenir. Bir uyuşmazlıkta marka, ticaret unvanı, haksız rekabet, alan adı ve tazminat taleplerinin birlikte bulunması hukuki nitelendirmeyi etkileyebilir.
Marka Avukatı İncelemesinde Hangi Belgeler Önem Taşır?
Marka avukatı incelemesinde ilk belge markanın güncel sicil kaydıdır. Bu kayıt, korunan mal ve hizmetleri, başvuru ile yayım tarihlerini ve hak sahibini gösterir. Karşı tarafın unvanı, alan adı, reklam veya satış örnekleri aynı zaman çizelgesine yerleştirildiğinde tescil ile fiili kullanım arasındaki temas görülebilir.
Karşı taraf, markayı yalnız açıklama amacıyla kullandığını, kendi adına veya önceki hakkına dayandığını ya da orijinal ürün sattığını ileri sürebilir. Yetkili satıcılık, sonraki tescil ve kullanmama savunmaları da dosyanın yönünü değiştirebilir. Bu savunmalar erken okunduğunda hangi dijital kaydın korunacağı, devam eden satış için tedbir gerekip gerekmediği ve tazminat hesabında hangi mali belgelere ihtiyaç duyulduğu daha açık hâle gelir.
Uygun hukuki yol somut olayın özelliklerine göre belirlenir. Taraflar arasındaki yazışma veya lisans görüşmesi bazı uyuşmazlıkların sınırını açıklığa kavuşturabilir. Değiştirilebilir internet içeriği ya da taşınabilir stok varsa delilin korunması daha erken bir karar noktasıdır. Marka avukatı incelemesi kapsamında yapılacak profesyonel hukuki değerlendirme, bu kayıtların hangi talebi desteklediğini ve hukuk veya ceza yolundaki sürelerin nasıl ayrıldığını ortaya koyar.
Marka İsmini İzinsiz Kullanmak Suç Mudur?
Her kullanım suç değildir. SMK m. 30 kapsamında markanın Türkiye’de tescilli olması, iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ve kanunda sayılan üretim, hizmet sunma, satış, ithalat, ihracat, ticari bulundurma gibi fiiller gerekir. Özel hukukta ihlal sayılan bir kullanımın ceza unsurları ayrıca ispatlanır.
İzinsiz Marka Kullanımında Şikâyet Süresi Kaç Aydır?
Şikâyete bağlı marka suçunda TCK m. 73 uyarınca süre, fiil ile failin öğrenildiği günden itibaren altı aydır. Ceza zamanaşımı üst sınırı saklıdır. Öğrenme tarihi ve şikâyet hakkı somut kayıtlara göre belirlenir; hukuk davası ve tazminat süreleri bu altı aylık süreden farklıdır.
Marka Tescil Edilmeden İsim Korunabilir Mi?
Tescilsiz işaret, tescilli marka hakkıyla aynı korumaya sahip değildir. Bununla birlikte önceki kullanımdan hak doğmuşsa SMK m. 6/3 uyarınca sonraki başvuruya itiraz ve koşulları varsa TTK’nın haksız rekabet hükümleri gündeme gelebilir. İlk kullanımın tarihi, sürekliliği ve ticari çevresi delillerle gösterilmelidir.
Başka Şirketin Adını Alan Adında Kullanmak Yasak Mıdır?
Alan adı kullanıcısının meşru bağlantısı yoksa ve işaret ticari etki yaratıp tüketicide kaynak veya bağlantı yanılgısı doğuruyorsa marka hakkına tecavüz oluşabilir. Alan adının yalnız kaydedilmiş olması ile aynı alanda mal veya hizmet sunmak için fiilen kullanılması farklı değerlendirilir.
Orijinal Ürün Satıcısı Marka Adını Kullanabilir Mi?
Orijinal ürünün yeniden satışında marka, ürünü tanıtmak için dürüst ve gerekli ölçüde kullanılabilir. Markanın mağaza adı veya baskın logo gibi gösterilmesi, gerçekte bulunmayan yetkili bayi ilişkisi izlenimi yaratılması ya da ürünün değiştirilmesi ve kötüleştirilmesi korumanın sınırını değiştirebilir.
Marka İhlalinde Ekran Görüntüsü Yeterli Midir?
Ekran görüntüsü elektronik belge niteliği taşıyabilir ve belirli bir anda görülen içeriği gösterebilir. Tam URL, tarih, hesap veya satıcı kimliği ve ticari işlem bağı görünmüyorsa reklam hesabı, fatura, platform kaydı, noter veya e-Tespit ve bilirkişi incelemesi gibi tamamlayıcı deliller gerekebilir.
Marka İhlalinden Önce İhtarname Zorunlu Mudur?
İhtarname genel bir dava şartı değildir. Gönüllü durdurma veya müzakere için işlevli olabilir; buna karşılık önceden bildirim değiştirilebilir içeriğin ya da taşınabilir stokun kaybolması riskini artırabilir. İhtarın zamanı, kapsamı ve delil koruma ihtiyacı olayın özellikleriyle birlikte belirlenir.
Marka İhlalinde Tazminat Miktarı Sabit Midir?
Hayır. Tazminat; fiilî kayıp, yoksun kalınan kazanç, ihlalin süresi ve boyutu, marka değeri, satış ve lisans kayıtları ile seçilen hesap yöntemine göre belirlenir. Manevi veya itibar tazminatı da her ihlalin otomatik sonucu değildir; ilgili zarar ve nedensellik ayrıca incelenir.



