Fikri Mülkiyet HukukuMarka Hukuku

Markanın İptali: Sebepler ve TÜRKPATENT Süreci

Yazar Yayın: 9 Ocak 2023Güncelleme: 30 Ağustos 2026No Comments15 dakikalık okuma
markanın iptali türkpatent güncel

Markanın iptali, geçerli bir marka tescilinin kullanmama, yaygın ad hâline gelme, yanıltıcı kullanım veya teknik şartnameye aykırılık gibi sonradan doğan nedenlerle tamamen ya da kısmen sona erdirilmesidir. 10 Ocak 2024’ten beri talep TÜRKPATENT’e yapılır; markanın hükümsüzlüğü ise tescil anındaki sakatlıklara dayanan ayrı bir mahkeme yoludur.

Yeni bir marka başvurusunun yıllardır kullanılmayan tescile takılması veya mevcut marka hakkında iptal talebi alınması, bu süreci gündeme getirebilir. Dosyanın yönü; iptal sebebinin, tescil tarihinin ve kullanım kayıtlarının hangi mal veya hizmetlerde kesiştiğine göre değişir. Beş yıllık sürenin dolması markayı kendiliğinden sicilden kaldırmaz.

Markanın İptali Nedir?

Marka iptali, geçerli biçimde tescil edilmiş bir markanın korumasının sonradan doğan bir sebeple tamamen veya kısmen sona erdirilmesidir. İptal sebepleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 26. maddesinde sınırlı olarak düzenlenmiştir.

İptal için yalnız markanın eski olması veya piyasada az görünmesi yeterli değildir. Kanundaki sebeplerden birinin oluşması ve ilgili kişinin talepte bulunması gerekir. İlgili kişi; örneğin yeni marka tescil başvurusu önceki kullanılmayan tescile takılan girişimci veya aynı alanda faaliyet gösteren ve iptal sonucunda hukuki durumu etkilenecek şirket olabilir. Her olayda talep sahibinin somut menfaat bağlantısı ayrıca değerlendirilir.

İptal süreci, bir markanın başkası tarafından izinsiz kullanılmasına karşı başvurulan marka hakkına tecavüz yollarından da farklıdır. İptalde tescilin devam edip etmeyeceği; tecavüz uyuşmazlığında ise marka hakkının ihlal edilip edilmediği incelenir.

Markanın İptali ile Hükümsüzlüğü Arasındaki Fark Nedir?

Markanın iptali ile hükümsüzlüğü arasındaki fark, hukuki sorunun tescilden sonra mı yoksa tescil anında mı ortaya çıktığına dayanır. Bu ayrım, başvurunun TÜRKPATENT’e mi yoksa mahkemeye mi yapılacağını belirler.

Karşılaştırma Markanın iptali Markanın hükümsüzlüğü
Sebep ne zaman doğar? Geçerli tescilden sonra Tescil başvurusu veya tescil anında
Başlıca neden Kullanmama, yaygın ad, yanıltıcı kullanım, teknik şartnameye aykırılık Mutlak veya nispi ret nedenleri
Güncel merci TÜRKPATENT Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Kararın temel etkisi Kural olarak iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarihten itibaren Kural olarak tescil başvurusundan itibaren
Kısmi karar mümkün mü? Evet Evet, şartları varsa

Örneğin marka baştan itibaren tanımlayıcıysa veya önceki bir hakla çatışıyorsa hükümsüzlük gündeme gelebilir. Marka tescil edilirken geçerli olduğu hâlde sonradan beş yıl ciddi biçimde kullanılmamışsa iptal yolu değerlendirilir. Karşılaştırmanın dayanağı 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.25-27 hükümleridir; hükümsüzlük nedenleri marka hükümsüzlüğü davası yazısında ayrıca açıklanmaktadır.

Bir işletmenin daha önce kullandığı adın başka kişi adına tescil edilmesi, her durumda kullanmama iptali sorunu değildir. Önceki kullanımın hak doğurup doğurmadığı, kötü niyet ve diğer ret nedenleri Kanun m.6 ve m.25 kapsamında incelenir. Henüz başvuru aşamasındaki işarete itiraz ile tescilli markanın sona erdirilmesi de aynı işlem değildir.

Başkasına Ait Kullanılmayan Markayı Alabilir Miyim?

Kullanılmayan markayı almak, yalnız iptal talebinde bulunarak marka hakkını kazanmak anlamına gelmez. İptal, mevcut tescilin ilgili kapsamda sona ermesini sağlar; hakkı talep sahibine devretmez. Önceki sahibinden devir alınması ile yeni marka başvurusu yapılması, Kanun m.7, m.26-27 ve m.148 bakımından ayrı hukuki işlemlerdir.

Yeni başvurusu önceki tescile takılan kişinin, önceki markanın hangi mal veya hizmetlerde kullanıldığını değerlendirmesi gerekir. Önceki tescilin bir bölümünün iptal edilmesi, başvurunun bütün engellerini kendiliğinden kaldırmaz. Korunan kapsam ve başkalarının önceki hakları, yeni başvurunun incelemesinde önemini sürdürebilir.

Başvurusu önceki marka nedeniyle kısmen reddedilen bir şirket, o markanın bütün sınıflarda kullanılmadığını ileri sürmüştür. Ancak sunulan belgeler, güvenlik sistemleriyle bağlantılı belirli ürünlerde kullanımı ortaya koymuştur. Yargıtay’ın onadığı ilk derece gerekçesinde kapsam ayrımı şöyle kurulmuştur:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/476, K. 2024/8570, T. 03.12.2024: “[…] kullanımların sadece 09. sınıfta yer alan güvenlik sistemleri kapsamında kullanılan hizmet ve emtialara ilişkin olduğu, markanın tescilli olduğu diğer sınıf ve hizmetler bakımından herhangi bir kullanımın olmadığı […]”

Alıntılanan kararda önceki tescil bütünüyle kaldırılmamış, kullanımın ortaya konulduğu kapsam korunmuştur. Başvurusunun reddedilmiş olması, talep sahibine önceki markanın tamamını iptal ettirme hakkı vermemiştir. Sonucu belirleyen olgu, belgelerin hangi mal ve hizmetlere karşılık geldiğidir; karar yeni başvurunun daha sonra tescil edildiğini de göstermemektedir.

Kullanılmayan tescili ortadan kaldırma amacı ile yeni marka hakkı edinme amacı burada ayrılır. İptal talebinin başarıya ulaşması, tescil ya da kullanım için sınırsız bir güvence değildir. Yeni işaret, Kanun m.5-6 kapsamındaki engeller ve korunmaya devam eden haklar bakımından kendi incelemesinden geçer.

Marka Hangi Sebeplerle İptal Edilir?

Markanın iptali sebepleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.26/1 uyarınca dört başlıkta toplanır. Her sebebin olguları ve ispat araçları farklıdır.

Kullanmama nedeniyle markanın iptali değerlendirilirken, markanın tescilli olduğu mal veya hizmetlerdeki gerçek ticari faaliyet incelenir. Beş yıllık dönemde ciddi kullanımın gerçekleşmemesi veya kullanıma kesintisiz beş yıl ara verilmesi, haklı sebep yoksa iptale yol açabilir. Burada yalnız tescil belgesi değil, markanın pazardaki kullanımını gösteren kayıtlar önemlidir.

Yaygın ad hâline gelmede ise sorun, işaretin bir işletmenin ürününü ayırt etmekten çıkıp ürün türünün genel adına dönüşmesidir. Markanın çok tanınması tek başına bu sonucu doğurmaz. Dönüşümün marka sahibinin davranışından veya gerekli önlemleri almamasından kaynaklanması da incelenir.

Yanıltıcı kullanım, mal veya hizmetin niteliği, kalitesi ya da coğrafi kaynağı hakkında halkta yanlış izlenim oluşmasıyla ilgilidir. Bu sebeple soyut bir şikâyet değil, markanın nasıl kullanıldığı ve kullanımın hangi yanlış izlenimi yarattığı açıklanmalıdır. Tescilden sonra ortaya çıkan bu sorun, baştan sakat bir tescilden ayrılır.

Garanti ve ortak markalarda teknik şartname belirleyicidir. Kanun m.32/7, sürekli aykırı kullanımın önlenmemesini ve tanınan sürede düzeltme yapılmamasını iptal sebebiyle ilişkilendirir. İnceleme bu yüzden aykırılığın varlığında bitmez; düzeltme için işletilen sürecin sonucu da dosyaya girer.

Bu sebeplerden birinin ileri sürülmesi tek başına iptal sonucunu doğurmaz. Talepte hangi sebebe dayanıldığı, hangi mal veya hizmetlerin hedeflendiği ve olguların hangi belgelerle desteklendiği açıkça gösterilmelidir. TÜRKPATENT incelemesini talebin kapsamı ve tarafların süresinde sunduğu deliller üzerinden yapar.

Kullanılmayan Marka Kaç Yıl Sonra İptal Edilebilir?

Kullanılmayan markanın iptali, haklı sebep olmadan beş yıl ciddi kullanım gerçekleşmemesi veya kullanıma beş yıl kesintisiz ara verilmesi hâlinde gündeme gelir. Kanun, süreyi ilgili mal ve hizmetlerdeki kullanımla birlikte düzenler:

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.9/1: “Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir.”

Beş yıllık süre dolduğunda marka otomatik olarak silinmez. İlgili kişinin TÜRKPATENT’e iptal talebi sunması gerekir. Kullanılmama gerekçeli talebin yapıldığı tarihte markanın en az beş yıldır tescilli olması da idari usulde aranır.

Marka sahibinin haklı sebep savunması, kullanımın önündeki somut engelle açıklanmalıdır. Devir sözleşmesinin geçerliliğinin yaklaşık altı yıl tartışıldığı bir uyuşmazlıkta, devralanın yatırım yapmasının beklenebilirliği ve taraflar arasındaki bağlantı birlikte değerlendirilmiştir. Direnme kararının onandığı incelemede haklı sebep ölçütü şöyle ifade edilmiştir:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4398, K. 2023/5963, T. 18.10.2023: “Anılan maddenin gerekçesinde haklı neden, maddede belirtilen sürede markanın kullanılmasını imkansız kılan hukuki ve fiili engeller olup bu nedenlerin marka sahibinin kusurlu davranışından kaynaklanmaması gerektiği belirtilmiştir.”

Haklı sebep, yalnız bir davanın varlığına değil, uyuşmazlığın marka kullanımını somut olarak nasıl etkilediğine göre değerlendirilir. Bu kararda devrin geçerliliğinin yaklaşık altı yıl tartışılması, devralandan yatırım beklenip beklenemeyeceğiyle ilişkilendirilmiştir. Ayrıca iptal isteyen şirket ile önceki devir uyuşmazlığının tarafları arasındaki bağlantı, iyiniyet değerlendirmesinde rol oynamıştır.

Bu gerekçe, marka hakkında açılmış her davanın kullanmamayı haklı kıldığı anlamına gelmez. Haklı sebep savunmasında engelin niteliği, ilgili dönemle bağlantısı ve marka sahibinin davranışı birlikte açıklanmalıdır. Ticari faaliyette bulunmama tercihi ile kişinin kusurundan kaynaklanmayan gerçek bir engel aynı değerlendirmeye tabi tutulamaz.

Markanın izinle kullanılması marka sahibinin kullanımı sayılabilir. Ayırt edici karakter değişmeden farklı unsurlarla kullanım ve yalnız ihracat amacıyla mal veya ambalajlarda kullanım da Kanun m.9/2-3 kapsamındadır. Bu ayrımlar markayı kullanma yükümlülüğü yazısında ayrıntılı ele alınmaktadır.

Markayı Yeni Devralmak Beş Yıllık Süreyi Yeniden Başlatır Mı?

Marka devri, kullanma yükümlülüğü bakımından yeni bir beş yıllık süre başlatmaz. Devralanın yalnız kendi sahiplik dönemine bakması yeterli değildir; önceki sahibin ilgili dönemdeki kullanımı da değerlendirmeyi etkiler. Devir belgesi hakkın edinildiğini gösterirken ticari kullanımın gerçekleştiğini tek başına kanıtlamaz.

2007’de tescil edilen ve 2015’te devredilen bir markaya ilişkin uyuşmazlıkta, yeni sahip markanın yalnız üç yıldır kendisinde olduğunu savunmuştur. Yargıtay incelemesine konu ilk derece gerekçesi, sahiplik değişikliği ile kullanım geçmişini ayırmıştır:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5579, K. 2024/7144, T. 07.10.2024: “[…] markanın devri halinde kullanım için yeni bir beş yıllık süre başlamayacağı ve devralan, devredenin markayı kullanmamış olmasının sonuçlarından etkileneceği […]”

Bu kararda Daire, ayrıca dava tarihinden geriye beş yıllık dönemin dikkate alınması gerektiğini vurgulamıştır. Devralan, verilen süreye rağmen kullanım delillerini sunmadığı için karar sonucu itibarıyla onanmıştır. Dolayısıyla ilk derece gerekçesindeki eski başlangıç tarihi, her dosyada uygulanacak otomatik bir iptal tarihi olarak alınamaz.

Pratik sonuç, devir öncesi kullanım kayıtlarının da hukuki incelemenin parçası olmasıdır. Yeni sahibin kendi satışları kadar önceki dönemin belgelerinin erişilebilirliği, ilgili mal ve hizmetlerle bağlantısı ve varsa kullanım engelleri önem taşır. İptal kararının hangi tarihten itibaren etkili olacağı ise ayrı talep ve koşullara bağlıdır.

Ciddi Kullanım Nasıl İspatlanır?

Ciddi kullanım, markanın ilgili mal veya hizmetler için pazarda gerçek bir ticari işlev görecek biçimde kullanılmasıyla ispatlanır. Sembolik veya yalnız hakkı elde tutmaya yönelik kullanım yeterli olmayabilir. Marka kullanım ispatı bakımından kullanımın niteliği, yeri, zamanı, kapsamı ve markanın kullanım şekli birlikte değerlendirilir. Delil standardı, Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m.30 ve m.30/A/10-11 hükümlerinde düzenlenir.

Fatura ve satış kayıtları kullanımın tarihini, ürününü ve ticari kapsamını gösterebilir; ambalaj ile etiketler ise markanın ürün üzerindeki biçimini açıklar. Belgelerin birbirini tamamlaması gerekir. Üzerinde marka bulunan bir etiket, ilgili dönemde satış yapıldığını tek başına göstermeyebilir; faturadaki belirsiz ürün açıklaması da hangi tescilli malın satıldığını ortaya koymayabilir.

Bir internet sayfasının yayında olması, satışın gerçekleştiğini göstermez. Tarihli site kaydı, sipariş ve teslimat verisi aynı işlem zincirini doğruladığında kullanımın kapsamı görünür hâle gelir. Katalog, fiyat listesi ve reklamlar tanıtımı gösterebilir; bunların gerçek satış veya hizmet sunumuyla bağlantısı dosyadaki diğer kayıtlardan anlaşılır.

Lisans veya izin belgesi, kullanımın marka sahibinin rızasına dayandığını açıklayabilir; ancak fiilî kullanımın yerine geçmez. İhracat ve gümrük kayıtlarında da belgenin markalı ürün ya da ambalajla bağlantısı önemlidir. Bu belgelerin yalnız dosyada bulunması değil, ilgili kullanım dönemine ve tescil kapsamına ne ölçüde karşılık geldiği değerlendirilir.

Fatura Sayısı Tek Başına Yeterli Midir?

Fatura sayısı tek başına ciddi kullanımın ispatlandığını göstermez. Kullanımı veya kullanmamaya ilişkin haklı sebebi gösteren deliller marka sahibinden istenir. Tek satıcılık sözleşmesi, iki fatura, izinler ve ürün testleri sunulan güncel bir uyuşmazlıkta, belgelerin önemli bölümü piyasaya hazırlığı göstermiş; satışlar ise ilgili pazarda ciddi kullanım için yetersiz bulunmuştur. Yargıtayın onadığı gerekçede sözleşme ve satış miktarı birlikte değerlendirilmiştir:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4541, K. 2026/1721, T. 26.03.2026: “[…] salt böyle bir sözleşmenin imzalanmış olmasının markanın kullanıldığını ispat bakımından yeterli bir delil olmadığı […] 2021 yılına ait 2 adet fatura kapsamında toplamda 36 adet ürün sattığının görüldüğü, söz konusu ürün satışlarının da markanın ciddi biçimde kullanıldığını ispatlar nicelikte olmadığı […]”

Karar, belirli sayının altında kalan her satışın geçersiz olduğu yönünde sabit bir eşik koymaz. Ürünün pazarı, fiyatı, satışın sürekliliği ve markanın ilgili mal veya hizmette kaynak gösterme işlevi birlikte değerlendirilir. Sözleşme, ruhsat veya test raporu ticari hazırlığı destekleyebilir; fiilî pazara çıkışı kendi başına kanıtlamaz.

Dosyadaki dönem ve usul, 10 Ocak 2024 sonrası TÜRKPATENT incelemesiyle birebir aynı değildir. Buna rağmen kararın güncel katkısı açıktır: marka kullanım ispatı, belge sayısından çok belgelerin gerçek ve dışa dönük ticari faaliyetle kurduğu bağlantıya dayanır. Delilin içeriği kadar hangi dönemi kapsadığı ve süresinde sunulup sunulmadığı da ayrıca değerlendirilir.

Etiket ve Ürün Belgeleri Nasıl Birlikte Değerlendirilir?

Etiketler, ürün belgeleri ve diğer kayıtlar, aynı dönemdeki ticari faaliyeti birbirini tamamlayarak gösterip göstermedikleri bakımından incelenir.

Gıda ürünleri için tescilli bir başka markanın iptali uyuşmazlığında ise tarihli etiketler ve ürün örnekleri birlikte değerlendirilmiştir. Bozma gerekçesi, ayrı belgelerin aynı ticari faaliyeti doğrulamasının önemini ortaya koymaktadır:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/5729, K. 2024/7840, T. 07.11.2024: “[…] davalı delillerinden 2014 yılı üretim tarihini gösteren ürün etiketleri, gönderilen 2013 yılı üretim tarihli ürün örnekleri ve sair delillerin bütünen değerlendirilmesi sonucu davalı faaliyetinin kanun ve içtihatça aranan ciddi kullanım anlamına geleceği […]”

Bozma kararında 2014 üretim tarihli etiketler, 2013 üretim tarihli ürün örnekleri ve diğer kayıtlarla aynı ticari faaliyete bağlanmıştır. Böylece tek başına açıklanamayan etiketin kullanım dönemi ve ürünle ilişkisi belirginleşmiştir. Karar her etiketi yeterli delil saymıyor; ayrı kayıtların aynı faaliyeti ne ölçüde doğruladığına bakıyor.

Fatura sayısına ilişkin kararla etiketlerin birlikte değerlendirildiği bozma kararı arasındaki fark, delillerin türünden çok birbirini doğrulama biçimindedir. İlkinde faturalar ticari defterlerdeki kayıt eksikliğini giderememiş; ikincisinde tarihli ürün ve etiketler diğer belgelerle aynı faaliyeti açıklamıştır. Bu karşılaştırma, kullanım savunmasının yalnız belge adlarını sıralamakla kurulamayacağını gösterir. Her kaydın hangi ürüne, döneme ve ticari harekete ilişkin olduğu açıklanabildiğinde dosyanın güçlü ve eksik yanları daha belirgin hâle gelir.

Güncel idari başvuruda delilin sunuluş biçimi Yönetmelik m.30/3 ve m.30/A/11 hükümlerine tabidir. Ürün numunesi yerine yeterli çözünürlükte ayrıntılı fotoğraf sunulması ve her olgunun ilgili belgeyle eşleştirilmesi gerekir. Mahkemelerdeki delil değerlendirmesi, güncel başvuru formunun veya süre kurallarının yerine geçmez.

Logoyu Değiştirerek Kullanmak İptale Yol Açar Mı?

Tescilli logodan farklı bir görünüm kullanılması, tek başına markanın kullanılmadığı anlamına gelmez. Belirleyici ölçüt, markanın ayırt edici karakteri korunarak kullanılıp kullanılmadığıdır. Kanun, kullanma kabul edilen hâller arasında şu durumu sayar:

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.9/2-a: “Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması.”

Bu hüküm, her yeni logo veya kısaltmanın eski tescilin kullanımı sayılmasını sağlamaz. Tescil edilen bütün ile piyasada kullanılan işaret birlikte incelenir. Değişen unsurun markanın tanınmasını sağlayan esas bölüm mü yoksa ikincil bir ayrıntı mı olduğu önemlidir.

Ürün tip kodlarının farklılaştığı bir uyuşmazlıkta, küçük harf ve rakamların tali unsur olduğu ve markanın esas unsuruyla ilgili mallarda yoğun biçimde kullanıldığı belirlenmiştir. Yargıtay’ın onadığı ilk derece gerekçesinde kullanım şöyle değerlendirilmiştir:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2086, K. 2025/486, T. 04.02.2025: “[…] marka sahibinin markasını esas unsurunu temel almak suretiyle tali unsurlarında değişiklik yaparak kullanmasının marka kullanımı niteliğinde olduğu […]”

Alıntılanan kararda görünüm farkı, korunan esas unsur ve tescilli mallardaki gerçek kullanımla beraber ele alınmıştır. Karar, esas bölümün kaldırıldığı veya bütünüyle başka bir işaretin kullanıldığı hâllere cevap vermez. Logo yenilenmişse tarihli ürün, ambalaj ve ticari kayıtlarda hangi görünümün yer aldığı açıkça izlenebilmelidir.

Son Üç Aydaki Kullanım İptali Engeller Mi?

İptal talebinden önceki üç ayda gerçekleşen kullanım, iptal talebi beklentisiyle yapılmışsa dikkate alınmaz. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.26/4, beş yıl dolduktan sonra talep tarihine kadar gerçekleşen ciddi kullanımın iptali engelleyebileceğini düzenler; ardından şu istisnayı getirir:

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.26/4, ikinci cümle: “İptal talebinde bulunulacağı düşünülerek kullanım gerçekleşmişse talebin Kuruma sunulmasından önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanım dikkate alınmaz.”

Buradaki ölçüt, kullanımın gerçek bir ticari faaliyet mi yoksa yaklaşan talebe karşı oluşturulan görünüşte bir hareket mi olduğudur. Üç aydan önce başlayan ciddi kullanım ile kesintisiz devam eden ticari faaliyet farklı değerlendirilir. Fatura, sipariş, üretim, reklam ve dağıtım tarihlerinin birbiriyle uyumu bu nedenle önem taşır.

Gözlük ve ilgili ürünler için tescilli markanın iptali uyuşmazlığında, ithalat faturalarındaki ürünlerin satışı ve fatura tarihleri incelenmiştir. Kullanımın üç aylık dönemde gerçekleşmediği de değerlendirilerek verilen bozma kararında, satışın niteliği şöyle açıklanmıştır:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/7018, K. 2024/3235, T. 25.04.2024: “[…] ithalat faturalarında belirtilen ürünlerin davalı tarafından satışının sağlanmış olmasının, kanun ve içtihatça aranan ciddi kullanım anlamına geleceği […]”

İthalat kaydının gerçek satışla tamamlanması kadar, faaliyetin iptal talebine göre hangi tarihte gerçekleştiği de belirleyicidir. Kararın taşıdığı değer, ithalat faturalarını ürün satışıyla ve tarihleri aynı olay çizgisinde okumasıdır. Satışa bağlanmayan bir ithalat kaydı, bu gerekçeyle korunmuş sayılmaz.

Marka İptali TÜRKPATENT’e Nasıl Yapılır?

Markanın idari iptali, her tescilli marka için ayrı ve gerekçeli bir talebin TÜRKPATENT’e sunulmasıyla başlar. Hedeflenen mal veya hizmetler, hukuki sebep ve ilgili belgeler başvurunun kapsamını belirler.

Talebin hazırlanmasında tescil numarası, güncel hak sahibi ve iptali istenen mal veya hizmetler belirlenir. İddianın dayandığı kanun hükmü ile olay açıklaması birbiriyle uyumlu olmalıdır. Kullanmama dışındaki sebeplerde gerekçeyi destekleyen bilgi veya belgeler de talebe eklenir.

İmzalı formda talep sahibinin ve varsa vekilinin bilgileri, hukuki gerekçe ve kapsam gösterilir. Kurum ücreti ile emanet tutarı birlikte tahsil edilir; ödeme bilgisi taleple sunulur. Form veya ödeme yönünden eksiklik bildirilirse tamamlanması için bir ay verilir ve giderilmeyen eksiklik talebin reddine neden olur.

Şeklî incelemenin ardından marka sahibinin cevabı ve delilleri değerlendirilir. Kurum, gerektiğinde taraflardan ek bilgi, belge veya açıklama isteyebilir; inceleme dosya üzerinden yürütülür. Karar sonrasındaki itiraz, kesinleşme, sicile kayıt ve Bülten işlemleri ise birbirinden ayrı aşamalardır.

Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 30/A ve 30/B maddeleri, 15 Mart 2025’ten beri form, zorunlu bilgiler, eksiklikler, cevap süresi, deliller ve ücretin emanet kısmına ilişkin ayrıntıları düzenlemektedir.

Marka İptal Ücreti ve Emanet Tutarı Ne Kadardır?

30 Ağustos 2026 tarihinde kontrol edilen TÜRKPATENT marka işlem ücretleri sayfasında marka iptal ücreti 35.320 TL, emanet tutarı 35.320 TL’dir. Yeni talepte bu iki kalem için başlangıç ödemesi 70.640 TL’dir; tutar tüm hukuki sürecin maliyeti olarak değerlendirilmemelidir. Başvuru günündeki resmî tarife esas alınır.

Yönetmelik m.30/B uyarınca talep tamamen kabul edilirse emanet tutarı talep sahibine, tamamen reddedilirse marka sahibine, nihai karardan sonra talep üzerine ödenir. Kısmi kabulde taraflara ödeme yapılmaz; tutar Kuruma gelir kaydedilir. Şeklî eksiklik nedeniyle rette emanetin talep sahibine iadesi ayrı düzenlenmiştir. Yönetmelik geçici m.4 gereğince 15 Mart 2025 öncesi Kuruma sunulan talepler bu ücret rejiminden ayrılır.

İptal Talebine Cevap Süresi ve Savunma Belgeleri Nelerdir?

Marka sahibinin cevap ve delil sunma süresi, iptal talebinin tebliğinden itibaren bir aydır. Ek sürenin koşulu kanunda açıkça belirtilmiştir:

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.26/7: “Marka sahibi bir ay içinde talebe ilişkin delillerini ve cevaplarını Kuruma sunar. Söz konusu bir aylık süre içinde talep edilmesi hâlinde Kurum bir aya kadar ek süre verir.”

Ek süre kendiliğinden başlamaz; ilk ay içinde talep edilmesi gerekir. Yönetmelik m.30/A/7 uyarınca süresinde sunulmayan cevap ve deliller dikkate alınmaz. Marka sahibinin fiilen kullanıma devam etmesi, bu belgelerin süresinde dosyaya sunulması gereğini ortadan kaldırmaz.

Kurumun sonradan ek bilgi veya belge istemesi, kaçırılan cevap süresini kendiliğinden yeniden başlatmaz. Yönetmelik m.30/A/8 kapsamında istenen açıklamalar için bir ay verilir; bunlar sunulmazsa inceleme mevcut dosya üzerinden yapılır. İlk cevap süresi, ek süre talebi ve Kurumun ayrıca istediği belgeler farklı işlemlerdir.

Marka sahibinin savunması yalnız “markayı kullanıyorum” açıklamasından oluşmamalıdır. Kullanımın hangi mal veya hizmette, hangi tarihlerde, nerede ve ne ölçüde gerçekleştiği belgelerle ilişkilendirilmelidir. Kullanmamaya ilişkin haklı sebep ileri sürülüyorsa somut engeli ve ilgili dönemi gösteren dayanaklar da değerlendirilir.

Yönetmelik m.30/A/10, kullanmama talebinde marka sahibinden ciddi kullanım veya haklı sebep delili sunulmasını ister. Süresinde delil sunulmaması ya da belgelerin ilgili mal veya hizmetlerde ciddi kullanımı gösterir nitelikte olmaması, Kurumun iptal talebini kabul etmesine yol açabilir. Bu nedenle cevap verilmesi ile yeterli ve ilgili delil sunulması aynı şey değildir.

Markanın İptali Davası Hâlâ Açılır Mı?

10 Ocak 2024’ten itibaren yeni iptal talepleri TÜRKPATENT’e yöneltilir; markanın iptali davası anlatımı geçiş dosyalarından ve Kurum kararının yargısal denetiminden ayrılmalıdır. Kuruma yetki veren hüküm, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.192/1-a uyarınca bu tarihte yürürlüğe girmiştir. Önceden açılmış davalar için ise şu kural uygulanır:

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu geçici m.4/2: “26 ncı maddenin yürürlüğe girdiği tarihte mahkemeler tarafından görülmekte olan iptal davaları mahkemeler tarafından sonuçlandırılır.”

Bu dosyalar sırf yetki değişikliği nedeniyle yeni bir idari başvuruya dönüşmez. TÜRKPATENT’in nihai kararına karşı yargısal denetim ise farklı bir dava konusudur; görevli ve yetkili mahkeme Kanun m.156/2 uyarınca Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesidir.

10 Ocak 2024 sonrasında açılan iptal davasındaki görev sorunu Anayasa Mahkemesinin önüne de gelmiştir. Marka tecavüzü davasına karşı 15 Mayıs 2024’te açılan iptal davasında, Kuruma yetki veren hükümlerin Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülmüştür. Mahkeme, iptal talebini değerlendirme yetkisinin Kurumda olduğunu belirterek şu sonuca ulaşmıştır:

Anayasa Mahkemesi, E. 2024/155, K. 2024/153, T. 05.09.2024: “Bu itibarla bakılmakta olan davanın itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin görev alanına girmediği anlaşılmaktadır.”

Bu kararda başvuru, esas incelenmeden mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddedilmiştir; Kurum yetkisinin Anayasa’ya uygunluğu hakkında esastan verilmiş bir karar değildir. Karşıoyda ise esas incelemesine geçilmesi gerektiği savunulmuştur. Uygulama bakımından önemli ayrım, 2024 öncesinde derdest olan davalarla daha sonra karşı dava yoluyla ileri sürülen iptal talebinin aynı geçiş kuralına tabi olmamasıdır.

Marka Kısmen İptal Edilebilir Mi?

İptal sebebi yalnız belirli mal veya hizmetler bakımından oluşmuşsa kısmi iptal kararı verilir; diğer mal veya hizmetlerdeki tescil korunur. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.26/5 uyarınca tescilin tamamının iptali için sebebin bütün ilgili kapsamı etkilemesi gerekir.

Örneğin aynı marka giyim, perakende ve eğitim hizmetleri için tescilli olabilir. Marka yalnız giyim ürünlerinde ciddi biçimde kullanılmışsa diğer mal veya hizmetler yönünden iptal incelemesi yapılabilir. Ancak kısmi karar, tescildeki marka örneğini değiştirecek veya yeni bir marka oluşturacak biçimde verilemez.

Kısmi iptalde yalnız sınıf numarasına bakmak yeterli değildir. Aynı sınıf içindeki mal veya hizmetlerin niteliği ve kullanım delillerinin hangilerine karşılık geldiği ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle talep kapsamı ile fatura, katalog ve satış belgelerindeki ürün açıklamaları birbiriyle eşleştirilmelidir.

Taşımacılık hizmetleri veren bir şirketin markasına ilişkin uyuşmazlık, aynı sınıf içindeki kapsam ayrımını göstermektedir. Sunulan kara, hava ve deniz taşımacılığı faturaları, iptali istenen araba parkı ve garaj kiralama gibi ayrı hizmetleri doğrulamamıştır. Yargıtay’ın onadığı ilk derece gerekçesinde eksiklik şöyle belirtilmiştir:

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4861, K. 2024/6450, T. 17.09.2024: “[…] dosya kapsamında markanın belirtilen sınıf ve emtialar yönünden kullanımına ilişkin belge bulunmadığından […]”

Bu kararda işletmenin genel olarak faal olması veya taşıma faturaları sunması, talep edilen ayrı hizmetler yönünden yeterli görülmemiştir. Şirketin sektör tanımı ile sicildeki her hizmetin kullanımı aynı değildir. Gerekçe, incelenen hizmetlerle ve dosyadaki belgelerle sınırlıdır. Başka bir taşımacılık dosyasında yan hizmetlerin kullanımı farklı kayıtlarla ortaya konulabilir.

Kullanım savunmasının hangi hizmeti koruduğu, hizmetin adı ile belgelerdeki işlemin karşılaştırılmasıyla anlaşılır. Aynı sınıfta bulunmak, farklı hizmetlerin tamamı için kullanım ispatlandığı anlamına gelmez. Böylece talep kapsamının gereksiz genişletilmesiyle gerçek ticari kullanımın eksik gösterilmesi arasındaki iki ayrı sorun görünür hâle gelir.

İptal Kararı Hangi Tarihten İtibaren Etkili Olur?

İptal kararı kural olarak talebin TÜRKPATENT’e sunulduğu tarihten itibaren etkili olur. Daha erken etki tarihi talep edilebilmesi için kanun şu koşulu öngörür:

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.27/2, ikinci cümle: “Ancak talep üzerine, iptal hâllerinin daha önceki bir tarihte doğmuş olması hâlinde iptal kararının bu tarihten itibaren etkili olacağına karar verilebilir.”

Yönetmelik m.30/A/6 uyarınca bu tarih iptal talebinde açıkça belirtilmelidir. Sebebin önce doğmuş olması ile kararın kesinleşmesi aynı tarih değildir.

Kararın etkili olduğu tarih ile sicile işlendiği aşama birbirinden ayrıdır. Daha erken etki tarihi için ayrıca talep ve o tarihte iptal sebebinin oluştuğunu gösteren dayanak gerekir; kararın kesinleşmesi bu koşulun yerine geçmez. Kesinleşen kararın sonucunun sicile kaydedilmesi ve Bülten’de yayımlanması ise Kanun m.27/7 çerçevesinde yürütülür.

Kararın etkili olduğu tarih, lisans ilişkileri ve önceki uyuşmazlıklar bakımından önem taşır. Ancak geçmişe etkili kararın bütün sözleşmeleri veya önceki mahkeme kararlarını kendiliğinden ortadan kaldırdığı söylenemez. Kanun m.27/3-4, uygulanmış sözleşmeler ve kesinleşip uygulanmış tecavüz kararları için özel sınırlar içerir; tazminat ve bedel iadesi ayrı değerlendirilir.

TÜRKPATENT’in İptal Kararına Nasıl İtiraz Edilir?

TÜRKPATENT kararından zarar gören tarafın Kurum nezdindeki itiraz süresi, kararın bildiriminden itibaren iki aydır:

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.20/2, ilk cümle: “İtiraz, kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde yazılı ve gerekçeli olarak Kuruma yapılır.”

İtiraz gerekçelerinin, ücretin ve ödeme bilgisinin aynı süre içinde tamamlanması gerekir. Süre bittikten sonra yeni gerekçe eklenemez; mevcut gerekçeleri destekleyen belgelerle yeni bir itiraz sebebi birbirinden ayrılır. İnceleme, Kanun m.21 ve Yönetmelik m.31 çerçevesinde yürütülür.

İlk kararın gerekçesi ve tebliğ tarihi, hem itirazın kapsamı hem de sürenin hesabı bakımından belirleyicidir. Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından yapılan inceleme, ilk kararın doğrudan mahkemeye taşınmasıyla karıştırılmamalıdır. Kurum içi itiraz ile nihai kararın yargısal denetimi farklı aşamalardır.

Kurumun nihai kararlarına karşı açılacak davalarda Kanun m.156/2 uyarınca Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi görevli ve yetkilidir. Mahkeme aşamasındaki süre ve talep kapsamı, kararın türü ile tebliğ bilgisine göre ayrıca hesaplanmalıdır. Kurum içi itiraz süresi ile sonraki dava süreci birbirine karıştırılmamalıdır.

Marka İptal Sürecinde Hangi Belgeler Hazırlanmalıdır?

Hazırlanacak belgeler, iptal talebinde bulunan kişi ile marka sahibi bakımından farklıdır. Her iki taraf da iddiasını veya savunmasını tarihlendirilebilir ve birbiriyle uyumlu belgelerle kurmalıdır.

Talep sahibi bakımından kimlik, şirket, iletişim ve varsa temsil bilgileri ile hedeflenen tescilin numarası başvuru dosyasını tanımlar. Mal veya hizmet kapsamı ve iptal sebebi, incelemenin hangi alanla sınırlı olacağını gösterir. Ücret ve emanet ödemesine ilişkin bilgi de dosyanın şeklî koşullarındandır.

Marka sahibi yönünden ise belgelerin ortak işlevi, ilgili dönemdeki kullanımın tescilli mal veya hizmetle bağlantısını açıklamaktır. Satış, tanıtım ve izin kayıtları birbirinden kopuk ekler olarak değil, aynı faaliyeti tamamlayan deliller olarak değerlendirilmelidir. Haklı sebebe dayanılıyorsa kullanmayı engelleyen olgunun varlığı ve süresi ayrıca ortaya konulmalıdır.

Belgeler sonradan kolayca üretilebilen ekran görüntülerinden ibaret bırakılmamalıdır. Tarih, kaynak ve ticari işlem bağlantısı mümkün olduğunca doğrulanabilir olmalıdır. Dijital kullanımın uyuşmazlığın merkezinde olduğu dosyalarda marka ihlali delil tespiti yöntemleri de olayın niteliğine göre değerlendirilebilir.

Kullanmama iddiasıyla diğer iptal sebeplerinin belge düzeni aynı değildir. Yönetmelik m.30/A/4-d ve 10, kullanım veya haklı sebep delilini marka sahibinden isterken diğer gerekçelere ilişkin bilgi ve belgelerin talepte sunulmasını öngörür. Bu ayrım, başvuruda hukuki sebebin doğru belirlenmesini önemli kılar.

İptal talebi alan marka sahibinin bir aylık cevap süresi kısa olduğundan, kullanım kayıtlarının tescilli mal ve hizmetlere göre önceden sınıflandırılması yararlı olur. Ancak delilin yeterliliği her dosyanın dönemi, sektörü, pazar yapısı ve tescil kapsamına göre ayrı değerlendirilir.

İptal, hükümsüzlük ve ihlal yollarının kesiştiği dosyalarda talep, merci, süre ve delil stratejisinin birlikte hukuki değerlendirmeye alınması gerekir. Bir marka avukatının bu süreçteki çalışması formu doldurmanın ötesinde, tescil kapsamını kullanım kayıtlarıyla eşleştirmeyi gerektirir. İstanbul marka avukatı desteği; Kurum başvurusu, YİDK itirazı ve olası mahkeme denetimi arasındaki ayrımların somut dosyada korunmasına hizmet eder. Uygun talep ve ispat düzeni için profesyonel hukuki değerlendirme gerekir.

Markanın İptali Nereye Yapılır?

Markanın iptali talebi 10 Ocak 2024’ten beri TÜRKPATENT’e yapılır. Talepte iptali istenen tescil numarası, ilgili mal veya hizmetler, yasal gerekçe, talep sahibinin bilgileri ve ücret bilgisi bulunmalıdır. Marka hükümsüzlüğü ise farklı nedenlere dayanır ve mahkemede ileri sürülür.

Kullanılmayan Marka Kaç Yıl Sonra İptal Edilebilir?

Tescilli marka, haklı bir sebep olmadan tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmazsa iptal talebine konu olabilir. Kullanıma beş yıl kesintisiz ara verilmesi de aynı sonucu doğurabilir. Beş yılın dolması markayı kendiliğinden sicilden silmez; ilgili kişinin TÜRKPATENT’e talepte bulunması gerekir.

Marka Sahibi İptal Talebine Ne Kadar Sürede Cevap Vermelidir?

Marka sahibi, iptal talebinin tebliğinden itibaren bir ay içinde cevap ve delillerini TÜRKPATENT’e sunmalıdır. Bu bir aylık süre içinde talep edilirse Kurum en çok bir ay ek süre verebilir. Süresinde sunulmayan cevap ve deliller kural olarak incelemede dikkate alınmaz.

Marka Kullanımını Hangi Belgeler İspatlar?

Faturalar, ambalaj ve etiketler, fiyat listeleri, kataloglar, reklamlar, ürün fotoğrafları, satış kayıtları ve internet satış verileri kullanım delili olabilir. Belgeler; kullanımın yerini, zamanını, kapsamını, niteliğini ve markanın hangi biçimde kullanıldığını birlikte göstermelidir. Tek ve denetlenemeyen bir belge her dosyada yeterli sayılmaz.

Markanın İptali ile Hükümsüzlüğü Arasındaki Fark Nedir?

İptal, marka geçerli biçimde tescil edildikten sonra ortaya çıkan kullanmama veya yanıltıcı kullanım gibi nedenlere dayanır ve TÜRKPATENT’ten istenir. Hükümsüzlük ise tescil anında var olan mutlak veya nispi ret nedenlerine dayanır ve mahkemede talep edilir. Kararların zaman bakımından etkileri de farklıdır. Markanın iptali geleceğe etkiliyken; markanın hükümsüzlüğü geçmişe etkilidir.

Marka Yalnız Bazı Mal veya Hizmetler İçin İptal Edilebilir Mi?

Evet, iptal sebebi yalnız belirli mal veya hizmetlerde varsa marka kısmen iptal edilebilir. Örneğin marka üç sınıfta tescilli olup yalnız bir sınıfta ciddi biçimde kullanılıyorsa, kullanılmayan mal veya hizmetler yönünden iptal gündeme gelebilir. Karar, marka örneğini değiştirecek biçimde verilemez.

Son Üç Ayda Başlayan Kullanım Markayı İptalden Kurtarır Mı?

Her zaman değil. İptal talebinde bulunulacağını düşünerek başlatılan kullanım, talebin TÜRKPATENT’e sunulmasından önceki üç ay içinde gerçekleşmişse dikkate alınmayabilir. Daha önce başlayan gerçek ve ciddi kullanım ise tüm delillerle birlikte değerlendirilir. Tarihler ve kullanımın ticari kapsamı bu nedenle önemlidir.

TÜRKPATENT’in İptal Kararına Nasıl İtiraz Edilir?

Kurum kararından zarar gören taraf, bildirimin ardından iki ay içinde yazılı ve gerekçeli olarak TÜRKPATENT nezdinde itiraz edebilir. İtiraz gerekçesi ve ücret bilgisi süresinde sunulmalıdır. Kurulun nihai kararı sonrasında Kurum kararına karşı açılacak davalarda görevli ve yetkili yer Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesidir.

AEY Legal

AEY Legal, faaliyet göstermekte olduğu Fikri Mülkiyet Hukuku, E-Ticaret ve Bilişim Hukuku, Veri Koruma ve Siber Güvenlik Hukuku, Ticaret ve Şirketler Hukuku, Sözleşmeler Hukuku, Freelancer Hukuku, Tüketici Hukuku, Start-up Hukuku, Reklam ve Medya Hukuku başta olmak üzere birçok hukuk dalında ulusal ve uluslararası düzeydeki uyuşmazlık ve ihtilaflarla ilgili olarak Hukuki Danışmanlık, Uyum Yönetimi & Regülasyon, Dava Takibi & Uyuşmazlık Çözümü hizmetlerini müvekkillerine sunmaktadır.

Scan the code